Archive for Eylül 2008
You are browsing the archives of 2008 Eylül.
You are browsing the archives of 2008 Eylül.
Beyin Absesi
Travma öyküsü yok.
Travma öyküsü veya cerrahi girişim var.
Menenjit
Sağlıklı kişi 15-60 yaş:
Sağlıklı kişi 60 yaş üstü:
S. viridans
Anaerobik streptokoklar
Bacteriodes spp.
S. aureus Enterobacteriaceae Pseudompnas spp.
Pneumococci N. menengitidis
Pneumococci Enterobacteriaceae L. monocytogenes
Post travmatik kapalı kafa kırığı: (rinore ve otoresi olan)
Post travmatik açık kafa kırığı veya beyin cerrahisi sonrası:
Pneumococci
S. aureus
Enterobacteriaceae
Pseudomonas
Penicillin G ve Metronidazole veya Sulbactam/Amplcillin
Sulbactam/Ampicillin
ve
Ceftazidime [...]
Akut bakterial infeksiyon hastalıklarının önemli bir bölümünde acil veya empirik antibiyotik tedavisine gerek yoktur. Bu infeksiyonların bir kısmı kendiliğinden iyileşir, yani konakçının savunma mekanizmaları, antibiyotik olmaksızın, etkeni yok edebilir. İnfeksiyonların bir kısmında ise empirik antibiyotik tedavisi verilmesi gerekir.
Bir hastada infeksiyon hastalığı şüphesi ile karşılaşıldığı zaman önce şu üç soruya cevap [...]
Granüloma inguinale tedavisinde uygulanacak şemalar şunlardır:
Tetracycline günde 4 kez 500 mg, en az 3 hafta, PO.
Sulfisoxazole günde 4 kez 500 mg, en az 3 hafta, PO.
Ayrıca, ampicillin, chloramphenicol, gentamicin, TMP-SMX kullanılabilir. Hastalar tedavi edildikten sonra bir kaç hafta daha takip edilmelidir. Bu dönemde relapslar olabilir. Relapslarda aynı şekilde tedavi [...]
Hastalık etkeni Calymmatobacterium granulomatis, gramnegatif bir bakteridir. İmmünolojik olarak Klebsiella grubu bakterilere benzerlik göstermektedir. Ancak kesin olarak da bu gruba sokulamamaktadır. Bugün için kesin taksonomik sınıflaması yapılamamaktadır. Fakültatif intrasellüler parazittir. Bu nedenle ernbrio sarı kesesinde ve hücre kültürlerinde üretilebilmektedir. Ancak üretilmesi çok zordur. Bu nedenle hastalığın tanısında kültür [...]
İnkübasyon süresi birkaç gün ile birkaç ay arasındadır. İlk klinik belirti genital bölgede hızla ülsere olan bir papüldür. Ülser kenarları düzensiz, çentikli ve deriden kabarıktır. Tabanı kirli kırmızı renkte ve kaldırım taşı görünümündedir. Ülser ağrılıdır, pürülan olmayan bir akıntısı vardır. Ülserin yanında yine inguinal bölgede deriden kabarık, yuvarlak şişlikler mevcuttur. [...]
Granüloma inguinale (GI) gramnegatif bakteri Calymmatobacterium granulomatis’in neden olduğu, esas olarak genital, inguinal ve anal bölge cilt ve ciltaltı dokusunu tutan, cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır.
Hastalık, Asya, Afrika ve Amerika’nın subtropikal bölgelerinde sıktır. Gelişmiş ülkelerde nadirdir. 1972 yılında İngiltere’den 5, ABD’den 168 vaka bildirilmiştir, sosyoekonomik durumu düşük olan toplumlarda, [...]
LGV tedavisi için Önerilen şemalar şunlardır:
Tetracycline günde 4 kere 500 mg, en az 2 hafta, PO.
Doxycycline günde 2 kez 100 mg, en az 2 hafta, PO.
Erythromycin günde 4 kere 500 mg, en az 2 hafta, PO.
Sulfamethoxazole günde 2 kez 1 gr, en az 2 hafta, PO.
Tetracycline ilk tercih edilmesi [...]
LVG tanısı ya lezyondan alınan materyalden kültürde Chlamydia’nın gösterilmesi ya da serolojik testlerle konur. Chlamydialar intrasellüler olarak üreyebilen ajanlar olduğundan kültür ya embrio sarıkesesi ya da doku kültürlerinde yapılabilir. İnfekte lenf bezlerinden aspirasyon ile elde edilen materyelde Chlamydlalan direkt olarak, Immunofloresans yöntemlerle de göstermek mümkündür. Ancak rutinde sık kullanılan [...]
Inkübasyon süresi 5-21 gündür. Takiben gelişen klinik bulgular erkek ve kadınlarda değişiktir. Erkeklerde kuluçka dönemini takibeneksternal genital organlar üzerinde 1-3 mm çaplı, belli belirsiz, ağrısız bir papül gelişir. Genellikle fark edilmeden 1-2 günde kendiliğinden iyüeşir. 7-30 gün, bazen de aylar sonra bölgesel lenf bezlerinde tutulum meydana gelir. İnguinal ve femoral [...]
Lenfogranuloma venereum (LGV), lenf kanallarını tutan, kadın ve erkekte değişik klinik bulgularla seyreden, Chlamydia cinsi mikroorganizmaların neden olduğu cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır.
Hastalık özellikle tropikal ve subtropikal iklimlerde olmak üzere tüm dünya ülkelerinde görülür. ABD ve Afrika ülkelerinde endemik olarak bulunur. Sosyoekonomik durumu düşük olan toplumlarda daha sıktır. 1972 yılında [...]
H. ducreyi’nin antibiyotik duyarlılığı bölgelere göre değişiklik göstermekle beraber önerilen şemalar şunlardır:
Erythromycin günde 4 kez 500 mg, 7 gün, PO.
Ceftriaxone 250 tek doz, İM.
TMP-SMX (160/800 mg) günde iki kez, 7 gün,
TMP-SMX 640/3200 mg tek doz. PO.
Amoxicillin 500 mg clavulanic acid 125 mg günde 3 kez, 7 gün,
Cinsel partnerler de aynı şekilde [...]
Yumuşak şankr lezyonlan, sifiliz, herpes genitalis, lenfogranuloma venereum, granuloma inguinale ve travmatik lezyonlardan ayrılmalıdır. Özellikle sifıliz ve herpes genitalis ile sık karışır. Bir arada oldukları durumlarda oldukça sıktır. Bu nedenle şüphelenildiğinde özellikle sifiliz için serolojik testler mutlaka yapılmalıdır.
Yumuşak şankrda tanı lezyonun tipik görünümü, lezyondan yapılan direkt yaymalarda bakterinin gösterilmesi ya da kültürde üretilmesi ile konur. Tanı için cilt testi veya serolojik bir test yoktur. Kültür, lezyon üzerindeki nekrotik materyal serum fizyolojik ile yıkanarak kaldırıldıktan sonra kültür çubuğu lezyon kenarlarına sürülerek, ya da infekte lenf bezlerinden aspirasyon ile [...]
İnkübasyon süresi genellikle 3-5 gündür. Bakterinin virulansına göre 2 ile 14 gün olabilir. Tipik lezyon sonraları vezikül, püstül sonuçta da keskin kenarlı, ağrılı bir ülser haline gelen inflamatuar bir makûldür. Ülserin tabanı, gri renkli bir eksuda ile kaplıdır, kaldırıldığında altından iltihabi granülasyon dokusu çıkar. Genellikle çevre cilt dokusu eritematözdür. [...]
Yumuşak şankr gramnegatif basil Hemophilus ducreyi’nin neden olduğu cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır.
Afrika, Uzak ve Orta Doğu, orta ve güney Amerika’da sık görülür. Bu bölgelerde sifilizden daha yaygındır. Hijyenik şartları düzgün olan ülkelerde oldukça nadirdir. 1972 yılında İngiltere’den 49, A.B.D.’den 12987 vaka bildirilmiştir. Ülkemizde sıklığı ile ilgili yapılmış bir çalışma [...]
Tüm gebe kadınlara ilk prenatal kontrolde nonspesifik serolojik testlerden biri yapılmalıdır. Sifiliz için riskli olan kişilerde test üçüncü trinestirde tekrar edilmelidir. Bebekler için ilerideki takiplerde başlangıç değer olmak üzere kord kanından da sifiliz antikorları mutlaka test edilmelidir.
Seropozitif hastalar hemen öykü, fizik muayene ile değerlendirilmeli, nonspesifik serolojik testler kantitatif olarak tekrar [...]
(Nörosifiliz hariç 1 yıldan daha uzun süredir devam eden her türlü sifiliz vakası) : Benzathine penicillin G haftada 1 kez 2.4 milyon ünite, İM, takip eden üç hafta süreyle. Tedavi süresi erken sifilizdeki gibi kesin değildir. Genel olarak daha uzun süredir devam etmekte olan vakalar, daha uzun süre tedavi gerektirirler. [...]
Primer, sekonder ve 1 yıldan daha kısa süreli latent sifiliz vakaları) : Benzathine penicillin G tek doz 2.4 milyon ünite İM ile tedavi edilir. Penicillin allerjisi olan kişilerde tercih edilecek ilaç: Tetracyclin HCI günde 4 kez 500 mg, 15 gün PO dir. Penicillin allerjisi olup, Tetracyclin tolere edemeyen hastalarda ise Erytromycin [...]
Treponemal antikorları göstermek için uygun bir testtir. Ancak FTH-ABS testinden daha az hassastır.
TPHA ve FTH-ABS testleri nonspesifik testleri teyit etmek amacıyla yapıldığında çok hassas testlerdir. Normal populasyonda tarama amacıyla kullanıldıklarında % 1 civarında falsepozitif sonuç verir.
Geç dönemdeki sifiliz hastalarında VDRL testi % 30 vakada negatiftir. Bu nedenle geç sifiliz vakalarında FTA-ABS [...]
Sifiliz tanısı için serolojik testler infeksiyonun seyri sırasında gelişen iki tür antikorun gösterilmesi esasına dayanır. Bu antikorlar nonspesifik reaginik antikorlar ve spesifik antitreponemal antikorlardır.
Nontreponemal reaginik antikorlar T.pallidum ile konak hücreleri etkileşimi sonucu meydana gelen lipoidal antijenler ve mikroorganizmin kendi lipoidal antijenlerine karşı gelişmiş IgG ve IgM grubu antikorlardır. [...]
Yukarıda sözü edilen lezyonlardan aynı yöntemle alınan örnek lam üzerine yayılır. Üzerine fioresein ile konjüge edilmiş antiTreponema pallidum antikoru ilave edilir. Eğer örnekte Treponema pallidum varsa antikor ona yapışır. Ultraviole ışıkta immunfloresan mikroskopta görünür hale gelir. Örnek alınan yerde bu inceleme yapılamıyorsa materyel lama yayılıp kurutularak incelemenin yapılacağı merkeze [...]
Örnek alınacak yara serum fizyolojik ile temizlenir. Temizlikte başka maddelerin kullanılması organizmanın görülme şansını azaltır, kurulanır. Eldiven giymiş olarak kenarlarından sıkılır. Genellikle bir iki dakikalık manüplasyonla yeterince sızıntı mayii elde edilir. Bu materyel lam lamel arasında karanlık alan mikroskobunda incelenir. Yeterli sızıntı mayii alınamazsa, yaranın üzeri kazınarak elde [...]
Sifiliz etkeni Treponema pallidum, T. pertenue ve T. carateum ile beraber patogenik spiroketlerdendir, ince heliksiel bir yapısı vardır. Etrafında 6-14 spiral bulunur. Gramnegatif bakterilerin genel yapısal özelliklerini taşır. Ancak gram boyası ile gösterilemeyecek kadar incedir. Mikroaerofilik, aerofiliktir. İnvitro kültürde üretmek mümkün değildir. Tavşanlara inokülasyon ile virulansını kaybetmeden pasajlar yapılabilir. Treponema [...]
Sifilizin tüm dönemlerinde kesin tanıya mikroorganizmanın kendinin canlı olarak gösterilmesi ya da hasta serum, beyin omurilik sıvısında spesifik antikorların bulunması ile konur.
Tipik olarak primer infeksiyondan 10 ile 20 yıl sonra meydana gelen, progresif olarak kortikal fonksiyonların bozulması ile seyreden kronik bir meningoensefalittir. Başlangıçta irritabilite, baş ağrıları, unutkanlık, kişilik değişiklikleri gibi bulgular vardır. Giderek hafıza bozuklukları, konfüzyon ve derin bir depresyon gelişir. Paralizi ve afazi olabilir. Beyin omurilik sıvısında VDRL testi [...]
Primer süîlizin seyri sırasında herhangi bir zaman, genellikle bir yıl içerisinde akut veya subakut bir menenjit tablosu meydana gelir. Genellikle beyin tabanını tutar. Tek ya da iki taraflı kranial sinir felçleri ile seyreder. Beyin omurilik sıvısı incelemesinde VDRL testi hemen daima pozitiftir. Protein düzeyi yüksek, şeker düzeyi düşüktür, Lenfositik pleomorfizm [...]
Nörolojik semptom ve bulgular olmadan beyin omurilik sıvısında VDRL testinin pozitif olması halidir. False pozitif sonuçlar travmaya bağlı meydana gelebilir, ancak nadirdir. Beyin omurilik sıvısında genellikle protein düzeyi yüksektir. Lenfositik pleositoz vardır. Beyin omurilik sıvısında FTA-ABS testi de yapılabilir. Ancak bu test beyin omurilik sıvısı için hem iyi standardize [...]
Nörosifiliz 4 şekilde olabilir. Asemptomatik, meningovasküler, tabes dorsalis, genel parezi. Klinik ayırım çok kesin değildir. Birbiri içine geçmiş klinik tablolar olabilir.
Geç benign sifîliz de denir. Sifilizin en sık rastlanan komplikasyonudur. Primer sifilizden 1 ile 10 yıl sonra gelişir. Tüm organları tutabilir. Tuttuğu organda çabuk hasar meydana getirir. Ancak tedaviye çok iyi cevap verdiğinden benign gidişli kabul edilir. Gom kesitlerinde, ortada bir nekrotik alan, etrafta fibroblastlar, epiteîoid hücreler ve nadiren dev [...]
Geç ya da tersiyer sifiliz, hastalığın hasarlarının meydana geldiği dönemidir. Bu döneme ait geç sifilitik komplikasyonlar son yıllarda yeni vakaların azalması nedeni ile giderek daha az oranda görülmesine rağmen halen daha tıbbi problemdir.
Geç sifîliz döneminde hasta infektif değildir. Hemen her organ tutulumu olabilir. Esas olarak üç klinik şekli vardır. Gommatöz [...]
Primer ve sekonder sifiliz yüzeysel lezyonları iyileştikten sonra, hasta pozitif serolojik testler dışında, hiçbir hastalık belirtisi olmayan latent bir döneme girer. Bu hastaların üçte biri, bundan sonra hayatları boyunca hiçbir semptom vermeden, tüm testleri negatif hale gelerek tam olarak kendiliğinden iyileşirler. Bir diğer 1/3 grup hasta, hiç semptomu olmayan, [...]
Sekonder sifiliz ayırıcı tanısı pek çok hastalığı içerir. Pityriasis rosea, cilt kat yerlerindeki üzeri deskuame madalyon lezyonları, psoriasis, tırnaklarda çukurlaşma, saçlı deri, dirsek, kalçalarda, bazen peniste tipik deskuame lezyonları ve lichen planus tipik papular lezyonları ile ikincil sifilizden ayrılabilir. Kızamıkta görülen morbiliform rash, ateş, gözlerde sulanma, kızamıklı hasta ile [...]
Vulva, penis, damak ve tonsilîer dahil ağız içi mukozalarında yüzeysel, eritematöz, gribeyaz renkli, düz lezyonlar şeklindedir. Bu lezyonlar da infektiftir.
Bu dönemdeki hastalarda ayrıca, halsizlik, anoreksi, ateş gibi sistemik belirtiler, iritis, alopesi, periostitis, sifilitik nefropati olabilir. Nadir olarak hastalık kendisini baş ağrısı, papil ödem, görme kaybı, tinnitus, işitme kaybı semptomları ile [...]
Yuvarlak tepeli, nemli, gri renkte büyük papüllerdir. Bazen birleşip geniş plaklar haline gelebilirler. Vulva, skrotum, anus civarı, memelerin altı gibi nemli bölgelerde bulunurlar. Sifilitik condylomata çok infektiftir. Lezyondan alınan örneklerin karanlık alan incelemesinde bol miktarda Treponema gösterilebilir.
Sifilitik şankr sonucu olarak büyüyen inguinal lenf bezleri dışında, değişik bölgelerde lenfadenopati meydana gelebilir. Servikal, submental, periaurikuler, postaurikuler, epitroklear ve aksiller bölgeler sık rastlandığı yerlerdir.
Değişik şekillerdedir. Maküler, makülopapüler, büyük ya da küçük papüler, papüloskuamöz, psoriatik, nadiren de püstüler olabilir. Kaşıntılı değildir. Skar bırakmadan iyileşir.
Sekonder sifiliz klinik bulguları şankrın görülmesinden 1-6 ay içinde ortalama 6-8 hafta sonra başlar. Semptomların şiddeti hastadan hastaya değişir. Nadiren hiç bir semptom olmayabilir.
Sifilitik şankr özellikle Herpes simplex infeksiyonlarından ayrılmalıdır. Herpes infeksiyonları, tekrarlamaları, lezyonun çok yüzeysel ve çok ağrılı olması ile ayrılabilir. Molluscum contagiosumda lezyonlar, 1-50 arası çok sayıda ince, pembe papüller şeklinde, yalnız genital bölgede değil, abdomen ve baldır iç kısımlarına da yayılmıştır. Condylomata acuminata da ise, ince papillomatöz lezyonlar bir araya [...]
10-90 gün, ortalama 21 günlük kuluçka süresinden sonra giriş yerinde bir papül oluşur. Bu papül kısa sürede ülserleşip, sifilitik şankr haline gelir. Sıklıkla anogenital bölgede, tek, ağrısızdır. Şankr etrafındaki indüre alan sert olarak palpe edilir. Görünüm değişik şekillerde olabilir. Bu nedenle “aksi ispat edilene kadar bütün genital yaralar sifiliz olarak [...]
T. pallidum, sağlam mukoza, travmatize deriden kolaylıkla girer ve birkaç saat içerisinde lenf ve kana karışır. Bu nedenle inkübasyon süresinde hastanın kanı infektedlr. İnkübasyon süresi ortalama 21 gündür. 10-90 gün arasında olabilir.
İnokülasyon yerinde primer lezyon meydana gelir. 2-6 haftada kendiliğinden iyileşir. Lezyonun patolojik incelemesinde plazma hücreleri ve histiyositlerden oluşan perivasküler [...]
Nadiren cinsel temas dışı bulaşma bildirilmiş ise de esas bulaşma şekli cinsel temastır. Bulaşma genital, anal bölge ve ağız çevresinde bulunan lezyonlardan direkt temas ile olur.
Epidemiyolojik olarak sifiliz, bulaştıran (erken), ve bulaştırmayan (geç) sifiliz olmak üzere iki kısımda incelenir. Erken sifîliz, inkübasyon, primer ve sekonder sifiliz; geç sifiliz, geç latent [...]
Sifiliz değişik dönemler halinde seyreden, kronik, sistemik ve esas olarak cinsel yolla, bulaşan bir hastalıktır. Etkeni bir spiroket olan Treppnema pallidum’dur.
Sifiliz Hipokrat zamanından beri bilinmektedir. Bilimsel olarak 1905 yılında, Schaudinn ve Hofiman tarafından etkeni izole edilip, tanımı yapılmıştır. Özellikle 1947-1957 yıllan arasında tüm dünyada çok yaygm olarak bulunan sifiliz, ülkeler [...]
Gonoreden özel bir korunma yöntemi yoktur. Cinsel, temas sırasında kondom kullanılması koruyucu olabilir.
Tüm gebe kadınlardan ilk prenatal muayenede gonore aranması için endoservikal kültür yapılmalıdır. CBH yönünden riskli gebelerde ilave olarak son trimestirde gonokok ve C. trachomatis için bir kültür daha alınmalıdır.
Gebelik sırasında gonokoksik infeksiyon tesbit edilen hastalarda tercih edilmesi gereken tedavi şemaları: amoxiciîlin 3 gm veya ampicillin 3.5 gm PO veya ceftriaxone [...]
Bakteremi ve artriti olan hastalar ceflriaxone 2 gm/gün IV, 10 gr 7-10 gün, veya ceflizoxime ya da cefotaxime günde 3 kez 1 gr İV, 2-3 gün, takiben cefuroximeaxetil günde 2 kez 500 mg PO, toplam tedavi süresi 7-10 güne tamamlanacak şekilde tedavi edilmelidir. Menenjit olan hastalarda 10 gün, endokardit olan hastalarda [...]
Özellikle kesin tanı konamayan hastalar, pürülan sinovial effüzyon, endokardit, menenjit gibi komplikasyonlar gelişmiş hastalar mutlaka hastaneye yatırılarak tedavi edilmelidir.
Tek doz ceftriaxone 150 mg İM veya ciproiloxacin 500 mg PO.
Gonore tedavisi için uygun antibiyotik şemaları seçilirken bir takım faktörler gözönüne alınmalıdır. Bunlar:
1. Gonokokal infeksiyonlar % 45′e varan oranlarda Chlamydial infeksiyonlarla beraberdir. Beraber olmasalar bile klinik tablolar birbirine çok benzer. Bazen laboratuvar çalışmaları ile bile ayırd etmek mümkün olmayabilir. Bu nedenle tedavi her iki ajanı da kapsamalıdır.
2. Gonokoklarda sık olarak meydana [...]
Erkekde üretrit, kadında üretrit, servisit ve salpinjite neden olan gonokok, aynı klinik bulguları meydana getiren diğer mikroorganizmlerden ayrılmalıdır.
Gonokokal epididimit’i, C. trachomatis ve coliform bakterilerin neden olduğu epididimit vakalarından klinik olarak ayırmak mümkün değildir. Ancak kültür çalışmaları ile ayrılabilir. Gonokjokal epididimit vakaları ayrıca travma, tümör, testis torsiyonu gibi acil ürolojik [...]
Gonorenin kesin tanısı akıntı yayması mikroskobik incelemesi ve kültür çalışması ile konur. Güvenilir bir kan testi yoktur.
Erkek hastalarda üretral akıntıdan yapılan Gram boyamanın hassasiyeti % 90-98, spesifikliği % 95-98′dir. Bu nedenle semptomatik erkek hastalarda yapılan Gram incelemesinde lökositler içerisinde ve etrafında gram negatif diplokoklar gösterilmiş ise kültür çalışması mutlaka [...]