Archive for Ekim 2008

You are browsing the archives of 2008 Ekim.

Böbrek Hastalığı

Hidronefroz, nefrotik sendrom ve Akut glomarulo Nefritte de bazen Hidrotoraks görülür.

AKCİĞER DIŞI HASTALIKLARA BAĞLİ PLEVRAL EFFÜZYON

immünolojik Hastalıklar
SLE’li hastaların yarısında (yaklaşık olarak) pievral effüzyon meydana gelir. Bunların %10′unda izole plevra tutulumu vardır. Mayii birikimi azdır. % 30-50 hastada röntgende kalp büyümüş olarak görülür.
Romatoid artritli hastalarda pievral effüzyon gelişebilir. Genellikle orta yaşlı erkeklerdir. Effüzyon genellikle tek taraflıdır. Ve sağ taraf daha fazla tutulur. Akciğer bulguları ile pievral effüzyon arasında ilişki yoktur.
Kardiovasküler Hastalıklar
Konstriktif [...]

PLEVRAL EFFÜZYON

Plevra boşluğunda 300 ml’den daha az mayii bulunduğunda fizik muayene hormal olabilir. Genel olarak plevra boşluğunda 1000 ml’den daha fazla mayii bulunması mediastenin ters tarafa kaymasına sebep olur. Bu kritik seviyeden daha fazla mayii bulunduğu halde mediasten karşı tarafa doğru yer değiştirmemişse akla şunlar gelmelidir: Aynı taraf akciğerinde ana bronşa bası yapıp atelaktaziye sebep olan [...]

PLEVRA HASTALIKLARI

Plevra hastalıklarında en sık semptom plöretik ağrıdır. Solunuma bağlı göğüs ağrısı, bazen refleks yoldan solunumu inhibe eder. Plevra ağrısı plevra veya diyafrağmadaki sempatik sinirlerle iletilir. Visseral plevra sempatik lifler ihtiva etmez.
Plevra ağrısı, omuz üzerinde 3-5. servikal sinirler boyunca hissedilir. Plevrayı tutan hastalıklarda dinlemekle frotman duyulabilir. Pievral effüzyon oluşursa, plevra ağrısı, frotman azalır.

Ewing sarkomu (Hemanjioendotelioma)

Ewing sarkomda ateş ve halsizlik gibi sistemik semptomlar yanında ağrılı ve sıcak (hararetli) göğüs duvarı kitlesi gibi lokal bulgular da mevcuttur. Röntgende “Soğan Zarı” şeklinde kalsifikasyon görülmesi karakteristiktir. Çok malign bir tümördür. İlk teşhis edildiğinde % 30-7 5 vakada iskeletin başka bölümlerinde de lezyon vardır. Teşhis iğne ile konulmalıdır, çünkü cerrahi olarak çıkarılması hayat süresini [...]

Malign İskelet Tümörleri

l.Kondrosarkom: Kondrosarkomlar, göğüs duvarının en sık görülen primer malign tümörüdür. Tüm iskelet konrosarkomlarının % 15-20’si sternum ve kostalardadır. En sık 20-40 yaşlarında görülür. En sık bulundukları yer kostakondral birleşim yeridir. Fakat kostanın herhangi bir yerine de yerleşebilir. Birlikte, Plevra, komşu kostalar, kas, diyafragma ve diğer yumuşak dokular da tutulabilir. Ağrı nadirdir ve hastaların çoğu sadece [...]

Benign İskelet Tümörleri

l.Kondroma, Osteokondrama ve Miksokondrama: Kıkırdak tümörleri genellikle tektir ve çocukluktan 4.dekata kadar olan yaşlar arasında erkek kadın oranı eşittir. Genellikle ağrısızdır. Paransternal bölgede veya kosta kenarı boyunca önde yerleşir. Geniş lokal çıkarılması tedavi için yeterlidir.
2.Fibröz displazi: Fibröz displazi (Kemik kisti, ,Fibröz osteoma, Fibrosis ossifikans)göğüs duvarının iskelet tümörlerinin üçtebirinden fazlasını oluşturur. Bu kistik kemik [...]

Yumuşak Doku Tümörleri

1.Lipomlar: Lipomlar, göğüs duvarının en sık rastlanan tümörleridir. Bazen çok büyük, lobüllü ve halter şeklinde olabilir. Bazen ileri derecede büyüyerek sternumun altından bir vertebral foramen içinden endotorasik fasiaya kadar uzanabilirler. Nadiren mediasten veya supraklavikular bir lezyon ile irtibatlı olabilirler.
2.Nörojenik tümörler: İnterkostal veya yüzeysel sinirlerden köken alabilir. En sık soliter nörofibroma, ikinci sıklıkta nörolemmomaya rastlanır.
3.Kavernöz hemanjiomlar: [...]

GÖĞÜS DUVARI TÜMÖRLERİ

Göğüs duvarı tümörleri genişlemiş kosta kıkırdakları, göğüs duvarı, enfeksiyonları, kırıklar, skorbit, hiperparatiroidizm gibi durumları taklit edebilir. İnsizyonel biyopsi ve iğnebiyopsisi nadiren faydalıdır. Bütün bir tümör dokusunun değerlendirilmesi ve kanser mevcut ise geniş rezeksiyon gereklidir.

MONDOR HASTALIĞI

Mondor hastalığı anterolateral göğüs duvarında lokalize tromboflebittir. Daha çok kadınlarda görülür ve nadiren radikal mestektomiden sonra görülür. Hassas bir koron şeklinde yapısının mevcudiyetinden başka çok az semptom vardır. Hastalık kendi kendine düzelir ve tromboembolizm gibi komplikasyonlar gözlenmez. Muhtemel bir enfeksiyon kaynağı ve neoplazma ekarte edilmelidir.

TİETZE SENDROMU

Tietze sendromu kostokondral kıkırdakların ağrılı, nonsüpüratif inflamasyonudur. Sebebi bilinmemektedir. Lokal şişlik ve hassasiyet tek belirtileridir. Bunlar tedavisiz genellikle düzelirler. Sendrom tekrarlayabilir. Tedavisi semptomatiktir. Analjezik ve lokal veya sistemik kortikosteroidler verilir. Klinik seyir neoplazmı düşündürürse tutulan kıkırdağın eksizyonu gereklidir, böylece tedavide yapılmış olur.

Göğüs Duvarının Rekonstriksiyonu

Travma, cerrahi rezeksiyon veya enfeksiyonları takiben göğüs duvarının konstrüksiyonu gerekebilir. Son zamanlarda muskulokutanoz flepleri ve bunların zemininde sertleştirici olarak kullanılan Methylerylate ve Mar-lex meshler kullanımı, onarımlarda büyük kolaylık sağladı.
Masif göğüs duvar defektlerinde bölgenin vaskülarizasyonu şarttır. Bu amaçla omen-talflepler, pektoralis, latissimus dorsi ve rektus flepleri gibi başarılı bir şekilde kullanılabilir. Geniş reaksiyonlu ve aktif defektlerin tamirinde [...]

Kosta Kıkırdakları ve Xiphoid’in Enfeksiyonları

Kosta Kıkırdakları ve Xiphoid’in Enfeksiyonları
Kosta kıkırdaklarının enfeksiyonları antibiyotik tedavisine dirençlidirler. Çünki perikondal vaskülarite kesilirse kıkırdak ölür ve yabancı cisim gibi rol oynayarak enfeksiyonun devamına ve sinüs oluşumuna neden olur. Septiseminin seyri sırasında enfeksiyon gelişebilir, fakat en sık sebep diğer cerrahi enfeksiyonların (Yara enfeksiyonu subfrenik abse gibi) direkt yayılımıdır. Torakoabdominal insizyon gibi bir cerrahi müdahale sırasında [...]

Kosta Osteomyeliti

Eskiden kosta osteomyelitinin en sık sebebi tifo veya tüberküloz idi. Günümüzde çocuklar dışında hematojen osteomiyelit problem olmaktan çıkmıştır. Torakotomi insizyonları osteomyelite sebep olabilmektedir.
Sternum Osteomyeliti
Sternum enfeksiyonu en sık stemotomi insizyonunu takiben gelişir ve postoperatif yara enfeksiyonu veya mediastenit şeklinde görülür. Tedavisi açık drenaj veya antibiyotiklerle kapalı irrigasyon drenajı şeklindedir. Sistemik antibiyotik de verilebilir. Cerrahi olarak tutulan [...]

GÖĞÜS DUVARI ENFEKSİYONLARI

Kosta, kıkırdak, stenum ve plevral mesafeden enfeksiyonların dışarı doğru yayılmasıyla deri ve yumuşak dokular enfekte olabilirler. Yüzeysel enfeksiyonların drenajı sonucu enfeksiyon derin dokulara doğru ilerleyip plevral mesafeye ulaşıp ampiyeme sebep olabilir.
Subpektoral apse, Axiller lenf nodlarının süpüratif adeniti, kosta veya plevra enfeksiyonları, meme apsesinin posteriora doğru yayılımı veya göğüs duvarı operasyonlarının (Mastektemi, Pacemaker yerleştirilmesi gibi) komplikasyonları [...]

AKCİĞER HERNİSİ

Bir pnömatosel anormal gelişme, travma veya cerrahinin sebep olduğu göğüs duvarındaki bir defekten akciğerin bir herniasyonudur. Çoğu pnömatosel toraks içi lokalizasyonudur. Fakat Sibson fasiası defekti olan cervikal veya diayfragmatik herniasyon zaman zaman meydana gelebilir. Akciğer hernileri genellikle Asemptomatiktir. Fakat bazı hastalarda lokal hassasiyet, ağrı veya orta derecede dispne tesbit edilebilir. Eğer semptomlar varsa external destekle [...]

Kompüterize Tomografi

Kompüterize tomografi aortanın anevrizmal dilatasyonunu kesin olarak mediastinal kitleye bağlı diğer lezyonlardan ayırabilir. Torasik kavitedeki sıvı birikiminin belirlenmesinde yardımcıdır. Ve ampiyemi Akciğer parankimal apselerinden ayırmada kullanılır. Akciğer metastazları CT-Scan ile diğer metodlardan daha iyi gösterilebilir. Pulmoner enfarktlar düz göğüs filmindeki şüphe üzerine bazı vakalarda tesbit edilebilir. CT karsinoma yaygınlığını tesbit edilmesinde de büyük değeri vardır.

Balgam Analizleri

Eksfoliyatif balgam sitolojisi akciğer kanserinin ortaya çıkarılmasında çok kıymetlidir. Spesmenler derin bir öksürükle, bir fırça kullanarak veya bronşial yıkama teknikleri kullanarak elde edilir. Spesmenler sabah birikti-rilmeli ve derhal laboratuara verilmelidir. Sellüler elementleri konsantre etmek için filtrasyon veya Santrüfüj kullanılabilir. Primer akciğer kanserinde balgam sitolojisi % 30-60 pozitiftir. Tekrarlanan balgam tetkikleriyle kıymetli teşhis elde edilir. İlk [...]

Akciğer Biyopsisi

A.İğne Biyopsisi: Perkütan iğne biyopsisinin endikasyonları iyi tesbit edilmemiştir. Diffüz parankimal hastalıklar ve bazı lokalize lezyonlu hastalarda endike olabilir. İnterstisiyel pnömoni, karsinoma, sarcoidosis, hipersensitif akciğer hastalıkları, lenfoma, pulmoner alveoler proteinosis ve milier tüberküloz teşhisi bu metodla tesbit edilmektedir. İğne biyopsileri 3 teknikten biri, kesici iğne ile aspirasyon, trephinle veya hava matkabı (aird-rill) ile yapılmaktadır. İğne [...]

Açık Biyopsi

Açık biyopsi özellikle plevral effuzyonun olmadığı vakalarda veya iğne biyopsisinin başarılamadığı vakalarda faydalıdır. Spesmenin kalitesi ve patalojiyi gösterme ihtimali iğne biyopsisinden daha iyidir. Fakat açık biyopsi daha şümullü bir metoddur.

îğne Biyopsisi

Bu metod plevral effüzyon geliştiği zaman sıvının analizinin yapılması için veya tbc’den şüphelenildiği zaman endikedir. Vim-Silverman, Cope veya Abrams (Harefield) iğnelerinden herhangi biri kullanılabilir. Tüberküloz veya kanser vakalarının %60-80 inde pozitif teşhis elde edilebilir. Başlıca komplikaşyonu pnömotoraksdır. Biyopsi spesmeni %5-10 teşhis için yeterli değildir.

Skalen Lenf Nodu Biyopsisi

Skalen lenf nodu biyopsisi pulmoner hastalıkların değerlendirilmesinde mediastinoskopinin yerini, aynı bilgiyi ortaya koyması nedeniyle geniş olarak almaktadır. Fakat bu metod daha az güvenilirdir. Mediastendeki lenf nodları değerlendirilemez. Akciğer kanserinin değerlendirilmesinde palpabl servikal nod olmadığı zaman skalen lenf nodu biyopsisi yaklaşık %15 pozitif, palpabl olduğu zaman ise %85 pozitifdir. Majör komplikasyon riski yaklaşık % 5 dir. [...]

Plöroskopi

Plöroskopi ya direkt ya da mediastinoskopi ile birlikte kombine olarak, torasik hastalıkların teşhisinin doğruluğunu artırabilir, veya kanserin yayılımının anlaşılmasına yardımcı olabilir. Spesifik çalışmalarda plöroskopi tedavi amacıyla (Meselâ: İntraplevral yabancı cisim, plöral yapışıklıklar) kullanılabilir.

Anterior Parasternal Mediastinotomy

Bu metod mediastinal nodları görmek için faydalı bir alternatiftir. Özellikle sol üst lob’un lenfatik drenajının olduğu anterior mediastinal zincir nodları izlenir. 2 cm’lik bir insizyon yapılır, kostal eklemler rezeke edilir ve mediastinoskopi hiler nodlar ve anterior mediastinal zincirlerden spesmen almak için içeri sokulur. Bu metod mediastinoskopiden daha uygundur, fakat bu metodla sol anterior nodal gruba [...]

Mediastinoskopi

Mediastinoskopi torakotomi yapmadan paratrakeal ve karinal lenf nodlarından direkt biyopsi alınmasına imkan verir. Akciğer kanserli vakaların %40′ında bu teknikle tümör yakalanır. Negatif biyopsili hastaların nispeten uygun cerrahi tedavi imkanı vardır. Mediastinoskopi sarkodosis teşhisinde hemen hemen kesin netice verir. Tüberküloz, histoplazmoz, silikosis, metastatik karsinom, lenfoma, özefagus karsinomlarında da teşhis için faydalıdır. Mediastinal tümörlerde kesin eksizyon için [...]

Bronkoskopi

Bronşiyal obstrüksiyon, teşhis edilmemiş pnömoni, yabancı cisim, karsinom şüphesi, belirlenmemiş hemoptizi, aspirasyon pnömonisi, ve akciğer apsesinin röntgenografik belirtilerinin sadece birkaçında bronkoskopi endikasyonu vardır. İşlem lokal veya genel anestezi altında standart içi boş metal veya fiberoptik flexible bronkoskop kullanılarak yapılmaktadır. Yıkama genellikle sitolojik araştırmalar ve bakteriel veya fungal kültür için yapılır. Görülebilen lezyonlardan direkt olarak biyopsi [...]

Laringoskopi

İndirek laringoskopi, akciğer karsinomu şüphelenilen hastalarda, özellikle bir ses tonu değişikliği olduğu zaman vokal kord hareketliliğinin değerlendirilmesi için kullanılır. Laringoskopi servikal lenf bezlerinde metastaz veya balgamda gizli malign hücrelerin kaynağını araştırmak için yapılmalıdır.

Deri Testleri

Deri testleri Tbc, histoplazmosis ve coccidioidomycosis’de teşhis için kullanılır. Tüberkülin testi genellikle purified protein derivate (PPD) kullanılarak intradermal enjekte edilerek yapılır. Orta kuvvetteki PPD, aktif hastalık ihtimali olana hastalarda kullanılmalıdır. Enjeksiyon yerinde 48-72 saat sonunda 10 mm veya daha fazla endurasyon olması testin (+) pozitif olduğunu gösterir ve hastalığın aktif veya kontrol edilmiş olduğunu belirtir.
Genellikle [...]

LENFATİK SİSTEM

Lenfatikler intersegmental septaların merkezinden parenkimal yüzeye ve oradan subplevral şebekeye gider. Drenaj devamlı olarak kanallar içinde bronş ve pulmoner arterleri izleyerek hilusa doğrudur. Lenfatikler ilerde akciğerin majör fissüründeki, hilustaki ve paratrakeal bölgedeki lenf nodlarına girerler.
Lenfatiklerin drenaj yönü ilk noktalarına bakılmaksızın başa doğrudur. Ve genellikle ipsilateraldir. Fakat herhangi bir lobdan ters tarafa bir akım oluşabilir. Sol [...]

AKCİĞERLERİN ANATOMİSİ

Bronkopulmoner segmentler, lob denilen geniş akciğer ünitelerini teşkil eder. Sağ akciğerin üst, orta ve alt lob olmak üzere 3 lob’u vardır. Sol akciğer üst ve alt lob olmak üzere 2 lob’u ihtiva eder. Solda üst lobun lingulası sağ orta lob’un homologudur. Sağ tarafta loblar iki fissürle ayrılır. Majör veya oblik fissür üst ve orta lobları [...]

MEDİASTEN ANATOMİSİ

Mediasten plevral kaviteler arasındaki bölgedir. Mediasten önde suprastemal çentikten ksifaid çıkıntıya kadar ve arkada birinciden onbirinci torokal vertebraya kadar uzanır; üstte boynun fasial düzlemleriyle direk ilişkilidir; altta retroperitoneal fasial düzlemle ilişkili diyafragmatik açıklıklara rağmen diyafragma ile sonlanır.
Burkell’in sınıflandırmasına göre :
Anterior mediastende, timus bezi, lenfnodları, ascenden ve transvers aorta, büyük damarlar ve areolar doku bulunur.
Orta mediastende; [...]

Plevra Boşluğun Fizyolojisi

A.Basınç: Plevral kavite basıncı normalde göğüs duvarı ve akciğerin elastik geri çekilmesi nedeniyle negatiftir. Sakin bir respirasyonda basıncı inspirasyon sırasında -15cm Su.dan expirasyonda +30 cm suya değişebilir. Yerçekimi nedeniyle apexdeki plevral basıncı vücut dik olduğu zaman daha negatiftir. Ve bu değişiklik vertikal yüksekliğin her cm’si için yaklaşık 0,2 cm su’dur.
B.Sıvı Yapımı ve Reabsorbsion: Plevral boşluğun [...]

GÖĞÜS DUVARI VE PLEVRANIN FİZYOLOJİSİ Solunum Mekaniği

Nefes almak göğüs kafesinin elevasyonu diyafragmanın aşağı inmesiyle torasik volümün genişlemesini gerektirir. Bunun birincisi erkeklerde, ikincisi kadınlarda dominantdır. İnfantlarda diyafragmatik solunum yeterli ventilasyonu sağlamak için gereklidir. Çünkü kotların henüz oblik kontum olmadığı farz edilir.
Expirasyon başlıca pasiftir ve akciğerin derin bir solunumu hariç elastik geri çekilmesine bağlıdır. Abdominal kaslar kasıldığı zaman kosta kafesini aşağı çeker ve [...]

GÖĞÜS DUVARI VE PLEVRANIN ANATOMİSİ

Göğüs duvarı hava geçirmeyen, genişleyebilen, koni şeklinde bir kafesdir. Akciğer ventilasyonu toraks içinde negatif basıncın gelişmesiyle kosta kafesinin kendiliğinden ekspansiyonu ve diyafragmanın aşağı doğru hareketiyle olur.
Göğüs kafesinin ön duvarı en kısa ebatlısıdır. Bu supra sternal çentikten ksifoid kadar yaklaşık 18 cm’lik bir mesafede uzanır. Dikey olarak manibrium sternum, ksifoid ve ilk on kostanın eklemleri sıralanmıştır. [...]

JİNEKOMASTİ

Erkek memesinde hipertrofi değişik birçok nedenlerden olabilir. Püberte hipertrofisi erişkinlik (adolescence) döneminde sık görülür ve areola altında 2-3 cm. çapında hassas disk biçimi meme hipertrofisidir. Vakaların çoğunda çift taraflıdır ve bir yıl içinde de kendiliğinden kaybolur. Altmış beş yaşım geçmiş erkeklerde jinekomasti sıklığı hele kilo almışlarda oldukça artmıştır.
Karaciğer sirozu, hipertiroidizm, Addison hastalığı, testis tümörleri (özellikle [...]

MEME ABSELERİ

Çocuk emzirme döneminde memelerde kızarıklık, hassasiyet ve indürasyon alanları oldukça sıkça görülür. İlk dönemlerde anne emzirmeye devam ederken antibiyotik vermekle geçebilir. Lezyon ilerlerse ve lokal ve sistemik belirtileriyle abse teşekkül ederse emzirme kesilmeli ve abse drene edilmelidir.
Emzikte olmayan genç kadınarda sübareolar abse gelişebilir. Bu infeksiyonlar, drenaj ve insizyonlara rağmen, ilgili duktus meme başı kaidesinden çıkarılmadıkça [...]

YAĞ NEKROZU

Yağ nekrozu seyrek görülen bir durumdur. Fakat kitle yapması, deri ve meme başı çekintisi yapmasıyla kanserle ayrılması güçlüğünden klinik önem taşır. Hastaların ancak yarısı travma hikayesi vermesine rağmen etyolojik faktörün travma olduğu kabul edilir. Kitle yakınında ekimoz görülebilir. Hassasiyet bazen vardır bazen de yoktur.
Tedavi edilmese de bir süre sonra kitle kaybolur. Fakat en emin yol [...]

MEME BAŞI AKINTISINDA AYIRICI TANI

Emzikli olmayanlarda meme başı akıntısı nedenleri sıklık sırasıyla şöyledir: Intraduktal papilloma, karsinoma, meme displazisi ve duktus ektazisi, Fizik muayene ve hasta hikayesinden ortaya çıkartılması  gerekli olan akıntı karakteri ve diğer faktörler ise şunlardır:
(1) Akıntının yapısı (seröz, kanlı veya diğer biri)
(2) Tek veya çift taraflı oluşu
(3) Tek kanaldan veya çok kanaldan akıntı [...]

FİBROADONOMA

Sık görülen bu benign neoplazm genç kadınlarda ekseriyetle püberteden itibaren yirmi yıl içerisinde görülür. Siyahlarda beyazlara göre daha erken yaşlarda ortaya çıkmakta ve daha çok görülmektedir. Hastaların %10-15′inde bir veya her iki memede mültipl kitleler halinde görülebilmektedir.
Tipik fibroadenoma 1-5 cm. çapında, hassas olmayan, oldukça hareketli, sert, yuvarlak tek tek tümörlerdir. Kitle ekseriyetle rastlantı sonucu bulunur. [...]

Meme displazisi Prognoz

Menapozla semptomlar ortadan kalkıncaya kadar ağrı, hassasiyet ve kist oluşması herhangi bir zaman ortaya çıkabilir. Hastalara her ay adetten sonra kendi kendini muayene etmesi kitle tesbit edince de doktorunu haberdar etmesi tavsiye edilir. Meme displazili kadınlarda meme kanseri riski genel kadın nüfusuna göre daha yüksektir. Düzenli aralıklarla kontrol muayeneleri bu yüzden düzenlenmektedir.

Meme displazisi Tedavi

Klinik bulgularla meme kanserinden ayırd etmek çoğu zaman mümkün olmadığından meme displazilerinde şüpheli lezyondan genellikle de lokal anestezi altında, biyopsi tavsiye edilir. Başlıca amaç kanserden ayırt etmek olduğundan cerrahi konservatif olmalıdır. Basit mastektomi veya büyük miktarda meme dokusu çıkartılması, düşünülmez ya da çok nadirdir.
Daha önceki biyopsilerle meme displazisi tanısı konulmuşsa ve hasta anemnezi de klasik [...]

Meme displazisi Ayırıcı Tanı

Ağrı, hacim değişikliği ve çok sayılılık lezyonu meme kanseri ve fibro adenomasından ayırd etmekte yardımcıdır. Kesin tanı biyopsi iledir. Mamografi bazen yardımcı olabilir.

Meme displazisinde Klinik Bulgular

Meme displazisi rastlantı sonucu ele gelen semptomsuz kitle oluşturduğu gibi ağrı ve hassasiyete neden olan kitle de yapabilir Meme başı akıntısı da olabilir. Memelerde rahatsızlık vardır veya bu kistlerin daha da büyüdüğü adet öncesi dönemde artabilir. Hacim değişiklikleri ve memedeki kitlenin birden ortaya çıkması veya kaybolması kistik hastalık için tipiktir. Bir memede birçok veya her [...]

MEME DİSPLAZİST

Tanıda Esaslar
_Memede sıklıkla bilateral ve çok sayıda ağrılı kitleler
_Kitle hacminde hızlı değişiklikler
_Adet öncesi dönemde sıklıkla ağrı şiddetlenmesi ve kitle büyümesi
En çok görüldüğü yaşlar 30-50 olup menapozdan sonra çok nadir.
Genel Görüşler
Kronik kistik mastitis veya fibrokistik hastalık olarak bilinen bu durum memede en sık görülen lezyondur. En sık 30-50 yaşlar arasında görülmesi ve menapozdan sonra ise ender [...]

Erkeklerde meme kanseri Prognoz

Genellikle lokal ilerlemiş olarak teşhis edildiğinden erkeklerde meme kanseri kadınlardan daha kötü prognoza sahiptir. Evre bir erkek meme kanserli hastalarda kaba 5 ve 10 yıllık yaşama oranları sırasıyla %58 ve %38 dir. Evre II hastaları için ise bu oranlar %38 ve %10 dur. Tüm yaşama oranları ise beş yıl için %36, on yıl için %17 [...]

Erkeklerde meme kanseri tedavisi

Operabl vakalarda modifiye radikal mastektomiden ibarettir. Seçim kadın hastalardaki ayni kriterler kullanılarak yapılır. İrradiasyon semptomlara sebeb olan lokalize kemik metastazlarının tedavisinde ilk adımdır.
Erkeklerde meme kanseri sıklıkla ilerlemiş hastalık olduğundan tedavisinde hormonal tedavi önem taşır. Kastrasyon ilerlemiş hastalıkta en başarılı palliatif yöntemdir ve kadınlardaki aynı girişimden daha yararlı olmaktadır. Regresyonun somut kanıtları kastrasyon yapılanların %60-70/inde görülmektedir [...]

ERKEKLERDE MEME KANSERİ Klinik Bulgular

Ağrısız ve bazen de meme başı akıntısı, retraksiyon veya ülserasyonla birlikte olan kitle başlıca şikayettir. Muayenede sert, düzensiz kenarlı, meme başı veya areola altında kitle bulunur. Seyrek olmamak üzere jenekomasti ya meme kanseri öncesi veya meme kanseriyle birlikte vardır.
Bantu erkeklerinde yüksek sıklıkta jinekomasti ve meme kanseri vardır. Bunun vitamin B yetersizliğiyle karaciğer harabiyeti sonucu östrojenin [...]

ERKEKLERDE MEME KANSERİ

Tanıda Esaslar
_Elli yaş üzerindeki erkeklerde areola altında ağrısız kitle
_Meme başı akıntısı, retraksiyon ve ülserasyon görülmesi
Genel Düşünceler
Erkeklerde meme kanseri nadir hastalıklardandır ve kadınlardakinin %1 i kadar insidens gösterir. Ortalama görülme yaşı, kadınlardakinin oldukça üzerinde 60 civarındadır. Evre I hastalarında bile prognoz kadınlara göre kötüdür. Erkek hastaların ilk tedavilerinde genellikle kan yoluyla yayılım vardır. Metastazlar latent olabilir [...]

Malign Plevra Sıvı Toplanması

Bu durum meme kanserli hastaların hemen hemen yarısında çıkabilir. Sıvı birikmesi ileri derecede ve inatçı ise en iyisi plevra su altı drenajı ile sklerozan madde instülasyonu yapmaktır. İnterkostal aralıklardan tüple su altı drenajı yapılıp aspirasyonla mümkün olduğu kadar çok sıvı çekildikten sonra 500 mgr. tetracycline 30 mi. serum fizyolojik içersinde tüpten verilir ve altı saat [...]

İlerlemiş meme kanserinde Kemoterapi

Metastatik meme kanseri olan hastalarda şunlarda kemoterapi düşünülür,
(1) iç organ metastazları varsa
(2) hormonal tedavi başarısız olmuşsa veya ilk başlarda cevap verdiği halde artık cevap alınamıyorsa
(3) tümör östrojen reseptör negatif ise. Bugün için en etkili tek ilaç %40-50 oranında iyi cevap ortaya çıkartan Doxorubiçin (adriamycine)dir. Cevap süresi kısadır ve tek ilaçla tedavi tavsiye edilmemektedir.
Evre IV hastalarının [...]

Sayfa 10 of 27« İlk...«6789101112131415»20...Son »