Archive for Kasım 2008
You are browsing the archives of 2008 Kasım.
You are browsing the archives of 2008 Kasım.
Pimentayon :
Gebelikte, böbrek üstü bezinin hormonal faaliyetinde ve bilhassa bu bezin kalığında muayyen değişiklikler husule gelir. Zona fascicularis ve zona reticularis’te hipertrofi zuhur eder. Yağdan zenginleşerek guddenin ağırlığı artar. Bu değişiklikler, gebenin hareket kabiliyeti ve canlı olarak kalması için elzemdir. Gebelikte böbrek üstü bezinin insufizansı ile ilgili belirtiler görülmesi, guddedeki bu değişikliklerin bazan kâfi [...]
Karın cildinde değişiklikler :
Keza deride ve bilhassa karın duvarında husule gelen değişiklikler de, gebelik diyagnozu için ehemmiyet arzeder. Derideki gebelikle alâkalı spesifik değişiklikler bütün organizmada husule gelir. Bu arada bilhassa karın derisinde hususi bir yumuşama meydana çıkar ve neticede gerilme çizgileri, gebelerin % 90 ında görülür. Bunlara striae cutis distancae gravidarum veya stria gravidarum denir. [...]
lividite:
Fekondasyona uğramış olan ovum’un corpus uteri içine imp-lantasyonuridan hemen sonra uterus ve komşu organlarda, embriyonun bünyesine ayak uydurabilme bakımından, gelişmeler meydana gelir. Bu arada pek aşikâr bir hiperemi, damar dilatasyonlarıyla alâkalı olarak, meydana çıkar ve venöz bir staz meydana gelir. Zamanla bütün genital organlarda bir gevşeme zuhur eder. Staz ile ilgili olarak, vulva, vajina ve [...]
Memelerde ki değişiklikler :
Memelerde gebelikle alâkalı olarak husule gelen değişiklikler, bilhassa primiparlarda daha büyük bir mana ifade eder. Memeler, fekondasyona uğramış olan ovum’un etkisi altında, daha gebeliğin birinci ayının devamı esnasında aşikâr değişikliklere duçar olurlar. Bir yandan gudde, yağ ve bağ dokusunda artma olurken, bu dokuların damar ve lenf bezlerinde de hipertrofi meydana gelir. [...]
Bulantı ve Kusma
Şüpheli gebelik semptomlarından olan bulantı ve kusmalar (emesis gravidarum), gebelerin hemen % 50 – 60′ında husule gelen ve bilhassa gebeliğin ilk aylarında kendisini gösteren, en erken olarak gebeliğin başlamasından 2 – 4 hafta sonra başlayan bir belirtidir. Primiparlarda, mültiparlara nisbeten daha sık olarak husule gelir. En çok sabahları zuhur eder ve genel olarak, [...]
Menstruasyonun kesilmesi veya gecikmesi:
Cinsi olgunluk çağında olan ve her ay muntazam âdet gören sıhhatli kadınlarda, beklenen âdetkı görülmemesi, gebeliğin mevcudiyetini gösteren ehemmiyetli semptomlardandır. Zira gebeliğin mevcudiyeti ile ovarium’da artık foUikül olgunlaşması ve ovulasyon husule gelmez. Fakat buna rağmen, amenore hiçbir zaman tek başına gebeliğin kat’î olarak mevcudiyetini gösteren bir semptom değildir. Diğer taraftan gebeliğin husulüne [...]
GEBELİĞİN TEŞHİSİ
Gebeliği teşhis edebilmek için;
a) Hastanın ifadesine göre tesbit edilen semptomlardan,
b) Hastanın muayenesi ile elde edilen bulgulardan,
c) immünolojik ve biyolojik laboratuvar testlerinden,
d) Bazı laboratuvar ve klinik tetkiklerinin neticelerinden istifade olunur.
Bu bakımdan bir gebeliğin mevcut olup olmadığını anlamak için, bu tetkiklerin ve araştırmaların büyük bir dikkatle yapılmasa icabeder. [...]
İMPLANTASYON
Tuba’nın ampuller kısmında olgun bir spermium’un ovum’un içine girmesiyle husule gelen impregnasyondan sonra, erkek ve dişi cinsiyet hücrelerinin pronucleus’iarı da kaynaşarak konjugasyon veya konsepsiyon meydana gelir ve fekondasyona uğramış olan ovum, cavum uteri’ye doğru tuba içindeki yoluna devam ederken segmesntasyon başlamış olur. Mitotik bölünme ile meydana gelen bu hücreler blastomere adını alır. Ortalama 8 -16 [...]
CİNSİYET TEŞEKKÜLÜ
Morula safhasında olan ve blastoınere’ler tarafından teşkil edilen hücre yığının impiantasyonu hakkında gerekli izahatı vermeden evvel, cinsiyetin husulü hakkında konuşmak yerinde olacaktır.
Bilindiği gibi cinsiyet, MENDEL kanunlarına göre ebeveyinler-den tevarüs edilen bir hususiyettir. Her şahıs, anne ve babasından kromozomlar tevarüs eder. Her canlı, bu arada her insan, hücrelerinde muayyen bir kromozom sayısına sahiptir. Bu bakımdan [...]
FEKONDASYON
împregnasyon (impregnation) ve fekondasyon hadiseleri birbirine karıştırılmamalıdır. Ovum’u fekondasyonu için, ovum ve spermium gibi iki cinsiyet hücresinin nüvelerinin birbiriyle kaynaşması lâzımdır..
Spermium, corona radiata’yı delerek içeri girince, baş ve gövde, koparak kuyruk kısmından ayrılır ve kuyruk dışarıda kalır. Zaten Sfpermium’uıı başı, ovum’u delince kuyruğun, apermium’u ovum’a yaklaştırma vazifesi de sona ermiş olmaktadır.
Kuyruğun kopmasıyla ovum’un içinde kalan [...]
İMPREGNASYON (inseminlasyon)
Spermimum’lar, etrafı corona radiata hücreleri ile çevrilmiş övam’a, tuba’nın ampuller kısmında rastlar. Yukarıda izah edildiği şekilde, cumulus cophorus ve corona rudiata – biüereleri dağılarak, etrafı sadece zona pellicuda ile çevrili olan çıplak oyum’a yapışır. Bu esnada çok kısa bir zamanda, ortalama 1 dakika içinde ovam’a, daha iyi bir ifad© ile zona pellicuda’da diğer spermium’ların [...]
CAPACİTATİON
Spermatozoid’ler de ovum içine girmedenı önce bazı yapısal değişikliğe uğrarlar. Buna, capaeitation denir ve insanda 3 saat kadar sürer. Bunun için evvelâ akrozom dağılır ve içindeki proteaz fermenti açığa çıkar ve ovumun etrafındaki zona pellicuda’yı ve zarı delmesine yardım eder. Bilindiği gibi, ovumun spermatozoid’lere karşı özel bir çekiciliği (taxis) vardır. Spermatozoid’in başı ovuma deyince hemen [...]
KOPULASYON
Kopulasyon, emsi münasebet, koitus veya kohabitasyon teriminin karşılığıdır. Normal bir kiotus esnasında vajina arka fprnik-isne ejekülasyon ile atılmış olan spermium, evvelâ reseptaculum vazifesi gören arka fornikste toplanır.Spermatazoid’ler bilindiği gibi, testis’lerin tubuli contorti’lerinin iç yüzünü döşeyen spermatogoni hücrelerinden ürerler. Bunlardan da şıfa-siyle spermatocyt, spermatide ve nihayet spermatozoid’ler oluşur. Spermatozöid’ler; baş, boyun, gövde ve kuyruktan oluşmuşlardır. Boyları [...]
OVUMUN TRANSPORTU
Burada transportu temin eden faktörler, bizzat tuba’nın muhtelif kısımlarının anatomik yapısı ile alâkalıdır. Ovulasyon zamanı yaklaşırken tuba’nın ampuller kısmı ve bilhassa fimbria’ları, her an biraz daha konjesyone bir hal alırlar ve erektil bir durum gösterirler ve uzun adale liflerinin kontraksiyonları neticesinde, tıpkı bir elin parmakları gibi, ovarium’uıı sathı üzerinde kavrayıcı hareketler yapmaya başlarlar. Fakat [...]
OVULASYON
Üremi fonksiyonunun en mühim ve mes’uiiyetli kısmı, tabiat tarafından anne organizmasına yükletilmiştir. Böylece erkek, koitus esnasında, bir insan taslağının husulü için lâzım olan iki cinsiyet hücresinden birisini, yani spermium’u anne vajina’sına boşaltmakla üremi fonksiyonundaki vazifesini tamamlamış olur. Halbuki buna karşılık anne organizmasında bu vazife, henüz başlamıştır.
Embriyonun ilk taslağı olan fekonde ovum’un husulü için sper-miunVujn yumurta [...]
ULTRASONOGRAFİ
Son yıllarda jinekoloji ve obstetrikte kendisinden teşhis yönün-’ den istifade edilen çok kıymetli bir metod da ultrasonografidir. Bu gün artık modern kadın hastalıkları ve doğum kliniklerinde kullanılan bir araştırma ve teşhis metodu haline gelmiştir.
Ultrason dalgalan, tıpkı ışık dalgaları gibi, bir yüzeye çarpınca yansıyan, derinler© nüfuz edebilen, orada kırılabilen ve dağılan dalgalardır. Böylece organ dokularını birbirinden [...]
POST KOİTAL TESTİ
Sterüite vakalarının tetkikinde kendisinden en çok istifade edilen ve jinekolojide çok kullanılan teslerden bir tanesi de post kpi-tal testidir CSinıs-Hühner testi). Bu test ile cinsel ilişkiden sonra, serviks müküsü içinde canlı permatozitlerin mevcut olup olmadığı araştırılır. Bunun için hataya, ovulasyon günü civarında, ortalama olarak âdetin 12 -13. cü günleri arasında, 4-5 günlük, koitus [...]
SERVİKS MÜKÜSÜNDE İPLİKLENME TESTİ
Bilindiği gibi, serviks bezlerinden salgılanan müküR, f>vpr hnr-monlarmın etkisiyle, bütün siklus boyunca değişiklikler gösterir. Bu değişiklikler bilhassa siklusun ilk yansında, özellikle ovulasyona yakın günlerde aşikâr bir şekilde kendisini belli eder. Bu devre kadın organizmasının ileri derecede östrogfem hormonunun etkisinde olduğu devredir. Östrogen hormonunun etkisi ile miktarı, rengi ve viskositesi değişen serviks müküsü, [...]
HORMON ANALİZLERİ
Jinekolojide ve obstetrikte sık sık başvurulan muayene metod-larından birisi de hormon analizleridir. Bir çok vak’alarda (sterüi-£e, habituel abortus, surmaturasyon, hormon bozukluklarının her çeşiti, galktore, interseksualite, hirsutismus, v.s.) hormon analizlerine ihtiyaç duyulabilmektedir. Gün geçtikçe daha modern hormon analizi metodları ortaya atılmaktadır. Oldukça pahalı ve zaman alan bu metodların inandırıcı olabilmesi için, analizi yapari laböra-’ tuvarların [...]
GALAKTOGRAPHİE
Memede, süt verme dışında bir sekresyon mevcutsa, bu gibi1 durumlarda memede lokal bir doku değişikliğinin mevcut olup olmadığım anlamak için galagtografiden istifade edilmektedir. Bunun için süt kanallarına kontras madde doldurulduktan sonra çe-; kilen filimlere bakarak ve süt kanallarının içine doldurulmuş olan kontras maddenin seyrini ve durumunu inceleyerek kanallardaki patolojik değişiklikler kolayca tesbit edilebilmektedir.
MAMMOGRAPHİE
Meme kanserinin veya memedeki doku değişikliklerinin tetkiki için son zamanlarda memenin röntgen ile muayenesinden geniş ölçüde istifade edilmektedir. E5u muayene ile memedeki iyi ve kötü huylu doku değişikliklerini kolayca tespit etmek mümkündür. Böylece memenin elle muayenesinde ele gelmeyen doku değişiklikleri kolayca teşhis “edilebilmektedir. Bunun için muayene edilecek olan memenin üsten ve yanlardan özel bir teknikle [...]
VASOGRAFİ
Jinekolojik bir muayenede küçük pelvisin derinliklerindeki yumuşak organ veya tümörler bazan: palpasyon ve tuşe vajinal ile yeterince ele gelmiyebilir. Bu gibi durumlarda bölgede seyreden lenf damarlarının (lenfegrafi), arterlerin (arteriografi), veya venaları-nın (veöngrafi) içine kontras madde zerketmek suretiyle o bölgelerin röntgen filimleri alınır. İşte bu işlemlere vasografi adı verilir. Böylece adı geçen damarların normal veya patolojik [...]
CHROBAK TESTİ
Normal portio dokusunda, ucu kunt bir sonda ile dokunulacak olursa herhangi bir bulgu alınmaz. Yani herhangi bir kanama veya harabiyet görülmez. Fakat bu bölgede – portio’yu örten mukoza değişikliğe uğramışsa, sonda kolayca dokuyu tahrip ederek doku içine girebilir veya kanamaya sebep olabilir. Böylece bölgeler de ma-lignîte bakımından şüpheli olarak kabul edilir. Bu bölgelerin derhal [...]
SCHİLLER TESTİ
Portio’yıı örten yassı epitel bol miktarda glikojene sahiptir. Bu bakımdan bu bölgeye Lugol mayii denen ve içinde iode, rotasium iodure ve damıtık su bulunan karışım sürülecek olursa, dokudaki glikojen, karışımdaki iodu tutarak kahverengi – koyu kırmızı bir renk alır. Dokunun bu rengi almasına iyod pozitif veya Schiller negatif denir. Eğer mukozada doku değişiklikleri varsa [...]
KROMOZOM ANALİZİ (kromozom, moz&yığının tayini)
Bazan yeni doğan çocuğun cinsiyetinin tayini, sadece dış geni-tal organlara bakarak mümkün olmıyabilir. Bu gibi durumlarda çocuğun cinsiyetinin nüfus kütüğüne doğru bir şekilde kaydettiri-lebilmesi için bazı muayene metodlarına başvurmak icabeder. İşte bu metodlardan birisi de kromozom analizidir.
İnsan hücrelerinde 23 kromozom çifti, yani 46 kromozom vardır. Bunların 22 çifti otosomaldir, yani somatiktir. [...]
DRUM STİCK TAYİNİ (tromet çomağı tayini metodu)
1954 yılında Davidson ve Smith normal kadınların periferik; kan nötrofilleri çekirdeklerinde, davul tokmağına benzeyen bir kromatin parçacığı bulmuş, incecik bir sapla asıl çekirdeğe bağlı 1,5 mikron büyüklüğündeki bu cisme «drum ştick» adı verilmiştir. Drumstik diğer hücrelerdeki seks – kromatine denk sayıldığından onunki gibi varyasyonlar gösterir ve interseksüalite vak’alarmın teşhisinde [...]
BAHR TESTİ (cinsiyet kromatini tayini)
1949 yılında Barr ve arkadaşlarının tespit ettikleri özel bir kromatin kitlesi zamanla büyük bir klinik önem kazanmıştır. Çünkü bu cisimcikler sadece kadınların somatik hücre çekirdeklerinde bulunur. Bunun için seks – krmoatini yahut Barr cisimciği diye adlandırılmıştır. Bütün somatik hücrelerde bulunan bu kromatin kitlesi genellikle çekirdek zarına yapışmış olup 1,1 mikron büyüklüğünde-dir. [...]
CERVİCAL MÜKÜS (ARBORİZASYONU)
PAPANİCOLAOU 1945 de, cervical müküsün bir lam üzerine yayılıp kurumaya terkedilirse, arborizasyon şeklinde bir kristalleşme olduğuna ve âdeta bir eğrelti otu manzarası gösterdiğine dikkati çekmiştir. ABOU – SHABANAH ve PLOTZ’un da gösterdiği gibi bu görünüm, ifrazın ihtiva ettiği elektrolit konsantrasyonuna tabidir. Bu manzara östrojen sekresyonu sebebiyle siKİPB11T1 j1k yaşında meydana gelir. Bu hormontesiri [...]
BAZAL TEMPERATÜRÜN ÖLÇÜLMESİ
Vücut ısısıyla menstruel siklusun alâkası çok eskiden beri, tetkik konusu olmuştur. Nihayet TOMPKİNS (1945) ve NİEBURG’un (1946) çalışmaları ile bazal temperatür grafiklerinin ovulasyon manın tayininde kullanılabileceği kafi olarak ortaya konmuştufy Bazal temperatür ayrıca bize normal ve patoıojıic şikiusiarm tanın-masında, sterilite tedavisinde ve tatbik edilmiş olan hormon tedavisinin kontrolunda kıymetli faydalar sağlar, över ve [...]
PNÖMOPERİTONEUM
Pnömoperitoneum, kendisinden istifade edilir bir muayene metodu olarak jinekolojide kullanılmaktadır.
Kadısı genital organları, röntgen ışınını geçirme bakımından farksız olduğu için doğrudan doğruya çekilen röntgen filmleriyle genital organların durumları hakkında iyi bir malûmat almaya imkân yoktur. Fakat karın boşluğuna uygun miktarda hava verilmesiyle bu boşluktaki yabancı cisimlerin, konglomerat tümörlerin, kemik teşekküllerinin ve ovarial tümörlerin daha iyi tetkiki [...]
PERİTONEOSKOPİ
Peritoneoskopide ise yine özel bir endoskop (Resim: 193) ile karın içi organlarının tetkiki bahis konusudur. Burada optik alet; DOUGLAS boşluğu yoluyla değil, fakat göbek altındaki veya göbeğin iki parmak üstünde ve solundaki bir noktadan karın boşluğuna sokulur. Keza buradada hastanın narkoz altında olması, sırt üstü yatması ve müdahale esmasında asepsi ve antisepsi kaidelerine riayet edilmesi [...]
KÜLDOSKOPİ
Bu metod optik olarak DOUGLAS boşluğu yoluyla karın ic organlarnın tetkikine yarar. Küldoskopiye. duofflaskooi de denir, EndosSÖp” ile DOUGLAS boşluğundan girip karın organlarının tetkikine yarar. Hasta uyutulduktan sonra özel bir masada diz dirsek (Resim : 189), diz göğüs veya yan yatış pozisyonunda yapılır.
HİSTEROSALPİNGOGRAFİ
Bu metod ilk defa 1923 senesinde CARY ve KENNEDY tarafından ifade edilmiştir. Teknik bakımdan pertubasyondan farklı değildir. Aynı aletle yapılır. Burada gaye, uterus ve tuba’larm cüz’i tazyik altında kontras bir madde ile doldurulması ve radyog-rafik olarak tuba’larm açık olup olmadıklarının ve cavum uteri’nin durumunun tesbit edilmesidir. Injekte edilen kontras maddenin miktar itibariyle fazla olmamasına bilhassa [...]
PERTUBASYON (Pertiukation)
Kadında karın boşluğu; yani periton, tuba’lar vasıtasıyla ve cavum uteri yoluyla harici alemle iştirak halindedir. Keza tuba’lar ovarium’la cavum uteri arasında birleştirici bir yol olup ovum, fekonde olduktan sonra bu yol vasıtasıyla uterus boşluğuna yuvarlanır, gu hale göre normal bir frQb ip[in jnıjiiir.
Prensip, cervix’den doğru, cavum uteri ve tuba uterina’lar yoluyla karın boşluğun aıava [...]
Leukoplakie
bağ dokusu s eptuml arından alırlar. Bu septanlar satha kadar damar ihtiva ederler ve üzerini örten epitel altından kırmızı hatlar şeklinde görülürler.
Felderung, SCHÎLLER. testinde iyod negatif olarak teabit edilir. Münferit tarlalar muhtelif büyüklüktedir. Yuvarlak, oval veya poligonal bir şekle sahip olabilir. Mukoza seviyesinde veya daha yüksektir.
Kolposkopik muayenelerde elde edilen bulguların hastaya ait dosyaya, aynen görüldüğü [...]
liarîalaşma (feldjerung) :
Patolojik epitelin üçüncü klasik şekli küçük, yuvarlak veya gayri muntazam olarak hudutlanmış sahalar şeklini alan tarlalaş-madır. Felderung tabiri poligonal tarlalar şeklinde, adeta bir mo-zayik tablosunun husule gelmesi dolayısıyla kullanılmaktadır.Tarlalar atipik parakeratoz ve keratoza uğramış [...]
Lökopliakî zemini (grund) :
Karakteristik zemin (grund) tablosu, sathî epitel örtüsünün pa-rakeratoz veya keratoz dolayısıyla spontan ve artifisiyel olarak döküldüğü her yerde görülür. Artifisiyel tesirler; lavaj kohabitasyon veya portio’nun doktor tarafından silinmesidir. Epitel dökülmesiyle hafif çukur satıhlar meydana gelir, bunlar hafif sanmtrak renk tonuna sahiptir ve kırmızı noktalar, bağ dokusuna ait x papilllarm sathî kapiller uzantılarıyla [...]
Lökoplaki (Ijeukoplakie) :
Müsait şartlarda makroskopik olacak bile görülen lökoplaki, kendisini beyaz bir leke şeklinde belli eder.Burada, sebep, bütün atipik epitelin parakeratozudur. %3 lük Asemik asit tatbik edildiği zaman lökoplakinin beyaz renk tonu, çok defa aşikâr olarak meydana çıkar. Histolojik strüktürü, dolayısıyla SCHİLLER testinde iyod almaz, yani iyod negatiftir, keskin bir hudut gösterir. Bazan ovula Nabothi [...]
Patolojik değişiklikler
Portio’da kolposkopik olarak evvelce ifade, edilen normal epitel değişikliklerine uymayan tablolar da tesbit edilir. Bunlara patolojik portiö epiteli değişiklikleri denir. Bu tabloların ehemmiyet arzet-mesi, bunların sathî kanserin manifestasyon şekillerini ve hatta başlamış invaziv kanserin figürlerini ihtiva etmesindendir. Patolojik portio epitelinin müşterek hususiyetlerinden birisi, cüz’i glikojen ihtiva etmesidir. Bundan dolayı da SCHİLLER testi ile renk [...]
İltihaplar
Kolposkopik tetkik esnasında iltihaplar da ehemmiyetli bir yer işgal ederler. Sebepler arasında vajinal akıntının mevcudiyetinde yapılan tedavinin her zaman muvaffakiyete götürmemesi, hastalığın sebebinin tam tesbit edilmemesi sayılabilir. Bilhassa eksojen menşeli fluor’un mevcudiyetinde vajina ve collum’un kolposkopik olarak iyice tetkikiyle sebep tesbit edilebilir. Fluor, vajina’da bulunan bir odaktan, kronik bir cervix katarından, portio’daki laseras-yon ektropium’undan, corpus [...]
RejıetaieTasSyon sahası (umwandlımgsfcone) :
Portio’da kolpcskopik olarak tesbit edilen bulgulardan birisi de re jenerasyon sahasıdır. Portio’daki ektopi devamlı olarak kalmaz ve ektopiyi meydana getiren esas sebebin ortadan kalkmasıyla, yani nemli ve ütihabi vasatın gerilemesiyle ve hipersekresyonun azalmasıyla, ektopi sahasının kenarından silindirik epitel sahasına doğru, yassı epiteliri gelişmeğe başladığı görülür.Bu esnada aşikâr bir vaskülarizasyon göze çarpar. Burada [...]
Ektopi:
Canalis cervicalis dışındaki portio kısmında, yani yassı .epite-lin olması lâzım gelen yerde cervix’in siîindirik epitelinin bulunması haline ektopi adı verilir.
Normal bir gelişme durumunda, fötal zamanın sonunda portio’-nun yassı epiteli ile canalis cervicalis’in tek katlı müküz ifraz eden^ siîindirik epiteli arasındaki hudut, tam orificium externum’da bulunur. Canalis cervicalis’in epitelinin portio üzerine doğru yayılması genel olarak 1-2 [...]
Erobio vetfa:
Çok eski bir tabir olan erozyon, portio’da makroskopik olarak* görülen her kırmızı mıntıka için kullanılmış bir kelimedir. Manası «epitel defekti» dir. Erosio vera deyince hakiki erozyon anlaşılır Halbuki psödo erozyonlar, bunlardan ayrılır. Portio’nun normal epiteli pek mukavemetlidir. Fakat travmatik olarak veya her doğum hadisesinde canalis cervicalis’in açılması ve fötüsün başının çıkışı esnasında, genital [...]
Normal portio:
Üzerine kilitli yassı. epitşlüs. 5rtülm.ü§_oIaııL_nomal portio, kolposkopik olarak solulc kırmızı bir renk gösterir. Çünkü mukoza, altındaki submukoz damar ağının görünmesini sağlar. Epitel tabakası ne kadar kalın ise, portio’nun rengi de p kadar beyaz olur. Buna mukabil, damar ağı ne kadar bol ve [...]
KOLPOSKOPİ tcolposcopie) :
Artık dünyanm bütün modern jinekoloji kliniklerinde collum kanserinin erken teşhisi .için kullanılan vasıtalar arasında kolkos-kopi büyük ve ehemmiyetli bir yer işgal etmeğe başlamıştır. Kadın genital organlarına ait kanserlerin % 85 inin uterus kanseri olduğu v© bunun ‘% 90 nisbetinde colum’da husule geldiği düşünülecek olursa collum kanserinin erken teşhisinin değeri kendiliğinden anlaşılmış olur.
Tecrübeler, collum [...]
REKTOSKOPİ (FECTOSCOPIE)
Barsağm en aşağı kısımlarının optik olarak tetkik edilmesini sağlıyan alete restoskop (rectoscop) veya proktoskop (proktoşcop), bu tetkike de restosk,opi denir. Rektoskop, jinekoloji kliniklerinde sık kullanılan bir alettir. Colum, corpus ve ovarium kanserlerinde rectum’un hastalığa iştirak edip etmediği araştırılır. Keza fistül recto-vajinal.muayenelerinde fistül deliğinin yerini tesbit ve durumunu tetkik etmek için ve ureter’lerin rectum’a bağlanması [...]
ÎNTRÂVENÖZ PİYELÖGBAFİ (İNTRAVENÖZ PYELOGRAPHİE)
RöntgenoİGjik olarak üriner sistemin tetkikini sağlıyan intrave-nöz piyelografiye, ürografi. veya .dessejgjgn pıyelogral’i de denity Jinekolojik kliniklerinde kendisinden oldukça sık istifade edilen bir. metoddur.
Teknik kısaca şöyledir: Hastanın evvelâ ‘ lavman veya yağlı bir müshil ile purje edilmesi lâzımdır vs- muayeneden evvelki 12 saat içinde ağızdan herhangi bir yiyecek almaması hastaya söylenmelidir. Hasta [...]
ENJEKSİYONLAR
Deri altı enjeksionu:
Yapıldığı yer: Kol veya uyluğun dış kısmmın derisi, damar ve sinirden oldukça yoksun olduğu için deri altı enjektıonlan için tercihan kullanılırlar.
Teknik: Enjektion yapılacak yer tentürtiyot, alkol iyode veya her» hangi bîr antiseptik solüsyonla temizlenir. Ampuldeki ilaç enjektöre çekilir, havası boşaltılır… Enjekte edilen ilaç yağlı ise kaim çaplı iğne kullanılmalıdır. Enjektıon yapılacak deri sol [...]
DÎŞHEKİMİNİN MARUZ KALABİLECEĞİ HASTALIKLAR
Günlük pratikte diş hekimi, devamlı çalışmasına bağlı olarak, muayyen bazı hastalıklara predispoze durumdadır. Bundan başka gerek hastanın musap oiduğu hastalıkların diş hekimine intikalinin mümkün olması gerekse diş hekiminin kullandığı alet, ilaç ve malzemeye bağlı olarak birtakım hastalıklara yakalanması daima mümkündür.
A — Devamlı çalışmaya bağlı arızalar :
1 — Refraksıon bozukluğu, göz yaşı [...]
DİŞ HEKİMLİĞİ AÇISINDAN BAZI FİZYOLOJİK VE PATOLOJİK DURUMLAR
1 — Yaş ile cerrahi müdahalelerin ilgisi: Dişhekimliği yönünden yaş önemli bir faktör değildir. Çocuklarda yapılacak süt dişi çekimlerinde, hele dişin eruptionu da yaklaşmışsa, lokal veya rejyo-nal anestezi tatbiki tavsiye edilmeyecektir. İğne korkusu çocuğu yapılacak işten daha çok huzursuz yapacaktır. Etil klorürle yapılacak püskürtme anestezisi yeterlidir. Yalnız [...]