Archive for Ağustos 2009
You are browsing the archives of 2009 Ağustos.
You are browsing the archives of 2009 Ağustos.
Genellikle ilk belirti memelerde büyümedir. Nadir olmayarak meme büyümesi tek taraflı olarak başlar. Meme gelişmesini, hemen aynı yıl içinde pubiste kıllanmanm başlaması izler. Bazı çocuklarda pubis ve aksilla kıllanması meme gelişmesinden önce ortaya çıkabilir. Boy büyümesinde hızlanma da bu klinik belirtilerle aynı zamanda, ergenliğin erken döneminde görülür. Kız çocuklarında ergenlikteki boy hızlanması, erkek çocuklardaki kadar [...]
Doğumda överlerin ağırlığı 0.5 g kadardır. Överde oosit sayısı tamamlanmış durumdadır. Oositlerin etrafı tek bir hücre tabakası ve bazal membran ile çevrilidir cprimordial follikül). 7. Fetal aydan başlayarak primordial folliküller teker teker ve sürekli olarak olgunlaşmaya başlar. Ergenlik öncesinde olgunlaşma süreci, primordial follikülde oosit çevresinde hücre proli ferasyonu (zona granulosa) ve oosit ile zona granulosa [...]
Kız çocuklarda hormonal değişiklikler
Ergenlik öncesinde düşük olan kan fsh ve lh düzeyleri, 6 7 yaşlarından başlayarak yavaş yavaş yükselir. Erkek çocuklarda olduğu gibi fsh artması, lh a kıyasla daha erken başlar ve erişkin düzeyine erişme daha erken yaşta olur. Yaklaşık 13 yaşta kız çocuklarının çoğunluğunda fsh düzeyleri erişkin değerlerine erişmiştir. Fsh etkisiyle överlerden estrojen salgısında [...]
Erkek çocuklarda ergenliğin ilk gözlenen belirtisi testis ve skrotumdaki değişikliklerdir. Ergenlik öncesinden çapı 2 cm (veya orkidometre ile ölçülen hacmi 2 mi) den küçük olan testisler büyümeye, skrotum derisi pigmante olmaya ve pürtüklenmeye başlar. Bazı çocuklarda testislerde hassasiyet ve koltuk altında terleme de erken pü berte belirtilerindendir. Testislerdeki ilk değişikliğin belirlenmesinden 8 [...]
întrauterin dönemde testisler, plasenta tarafından salgılanan human korionik gonadotro pin (HCG) uyarısı altındadır. Bu nedenle Leydig hücreleri hipertrofiktir ve plazma testosteron düzeyi oldukça yüksektir. Doğumdan sonra Leydig hücreleri mezenşimal hücrelere dönüşür, testosteron düzeyi de azalır.
Yaklaşık 6 yaşlarında testislerin histolojik yapısı değişmeye başlar. Bu dönemde seminifer tubuluslarm lumeni gelişir. Lumen duvarı gono sitlerden oluşur. Ergenlikte, LH [...]
Yanmalar güneşten, sıcak bir madde ya da yüzeyden, bir kimyasaldan ya da elektrik akımından kaynaklanabilir.Yanıklar ciddiyet derecelerine göre sınıflandırılır; birinci derece yanıklar en az ciddi olanlarıyken üçüncü ya da dördüncü derece yanıklar en tehlikeli olardandır.
Enfeksiyon riski yanığın ciddiyeti ve nüfuz alanı ile birlikte artar. Yanan bölgeyi uzun bir süre soğuk su altında tutmak acıyı ve [...]
Erkek Çocuklarda Hormonal değişiklikler
Ergenlik öncesinde kan FSH, LH ve testosteron düzeyleri düşüktür. 9 11 yaşlarında kan FSH düzeyleri artmaya başlar ve bu artış ergenlik ortalarına kadar devam ederek yaklaşık 15 yaşta erişkin düzeyine erişir.
Seminifer tubulilerde lumen oluşumu başlaması (6 7 yaş)
Testislerin büyümeye başlaması
Primer spermatosit yapımı
Pubiste hafif kıllanma
Sekonder spermatosit yapımı
Skrotum derisinde kabalaşma ve [...]
Ergenlik döneminde baş kemikleri dışında tüm iskelet sisteminde belirli bir sıra düzeni içinde büyüme hızlanması gözlenir. İlkönce el ve ayakların büyümesi hızlanır, bunu izleyerek Önkol ve bacaklar, daha sonra üstkol ve uyluklar uzar. Uzunlamasına büyümeyi vücudun enine büyümesinde hızlanma izler. Kalçalar ve göğüs, bunları izleyerek omuzlar genişler. Ekstremite uzaması durduktan sonra gövde uzaması bir süre [...]
Çocuklarda Boy büyümesi
İlk 4 yaştan sonra büyüme hızı her iki cinste yılda 5 7 cm arası oldukça stabil bir gidiş gösterir. Bazı çocuklarda 6 8 yaşlar arasında büyüme hızında geçici hafif bir artma gözlenir (orta çocukluk büyüme hızlanması). Bu olay, bu yaşlarda artmaya başlayan sürrenal korteks hormon salgısı ile ilişkili olabilir.
Ergenlik belirtilerinin başlaması ile birlikte, [...]
Vücutta ergenlik sürecini başlatan primer olayın ne olduğu kesin olarak bilinmemektedir. Yüksek beyin merkezleri ile ilgili bir değişiklik olarak tanımlanan bu primer olayın etkisiyle hî potalamustaki reseptörlerde bir değişiklik oluşur. Şöyle ki ergenlik öncesi dönemde hipotala mustaki reseptör merkezler, ileri yaşlara kıyasla cins hormonlarının etkisine çok daha duyarlıdır ve infantil gonadlardan kana salgılanan çok az [...]
Ergenlik (püberte), çocukluktan erişkinliğe geçiş sürecidir. Bu süreç hormonal etkiyle ortaya çıkar. Gonadlarm ve sekonder cins belirtilerinin gelişmesi, büyüme ve kemik olgunlaşmasında belirgin hızlanma, vücut oranlarında ve vücut yapısında değişiklik ergenlik sürecinin özel likliklerini oluşturur.
Vücutta ergenliğe yol açan hormonal değişiklikler daha erken (6 8 yaşlarda) başlamakla birlikte ergenliğin ilk klinik belirtileri kız çocuklarında 10, erkeklerde [...]
Çocuklarda Büyüme hormonu eksikliği
Genellikle doğumsaldır. Çoğu kez sporadik olmakla birlikte cinse bağlı resesif veya otoso mal.resesif formaları da vardır. Edinsel olanları en sık kraniöfiaringeomaya bağlı olarak gelişir. Eksikliğinde vücut orantılı olarak küçüktür. Yüz görünüşü infantil, ses ince, kemik yaşı ve özellikle kalıcı diş çıkışı geri kalır. Püberte çok geç oluşur (19 20 yaş). Eğer diğer [...]
Büyüme geriliği, kronik bir hastalığın çoğu kez önde gelen bir bulgusudur. Kronik hastalığı olan bir çocukta besin alımında azalma, besinlerin emiliminde yetersizlik, alınan besinlerin ütilizasyonunda bozukluk, kronik doku hipok sisi, asidoz, metabolizmada artma, hipotalamu sun baskılanması veya psikolojik nedenler ile büyüme hızı bozulmuştur. Büyümeyi yavaşlatan kronik hastalıkları aşağıdaki gibi sıralamak olasıdır.
Gastrointestinal sistem hastalıkları :
Regional ileit [...]
Malnütrisyon özellikle gelişmekte olan ülkelerin çocuk yaş gruplarını etkileyen yaygın ve önemli bir sağhk sorunudur. Yurdumuzda okul yaşma kadar olan çocuk grubunda % 20 40 gibi yüksek oranlarda hafif ve orta derecede malnütrisyon olduğu çeşitli araştırmalarla gösterilmiştir. Özellikle klinik belirtilerin belirgin olmadığı hafif, ancak kronik malnütrisyon olguları ve bunun sonucu boy kısahğı ülkemizde en sık [...]
Çocuğun sağlıklı büyümesi için çevresel ortamın uygun olması gerekir. Çevresel koşulların iyi olmadığı çocuklarda büyümenin durakladığı bilinir. Bunun en iyi örneği anneden ayrılmaya bağlı olarak hastanede uzun süre yatırılan çocuklarda görülen büyüme duraklaması dır (hospitalismus). Evde anne ve babadan birinin gerçek anne veya baba olmaması veya ev içi ilişkilerin sağlıklı olmaması sonucu bir çocukta büyüme [...]
Boy kısalığı dışında fizik muayene bulguları normal, ancak kemik yaşı geri olan çocukların büyük çoğunluğu bu gruba girer. Erkek çocuklarda daha sıktır. Doğumda normal tartı ve boyda olmaları bu çocukların önemli bir özelliğidir. Genellikle ilk 1 2 yıl büyüme temposu normaldir. Büyüme hızı 3 5 yaşlar arasında azalır, çocuğun tartı ve boyu 3. persantil değerlerine [...]
Bir kaza anında hayati önem taşıyan durumlar oluşabilir, ne yazık ki toplum olarak ilk yardım hakkında yeterli bilgi ve donanıma sahip değiliz. Hafif ya da ağır yaralanma, kalp krizi ya da suda boğulma gibi çok çeşitli tehlikeli durumlarla hergün karşılaşılıyor. Hatta ev kazaları, evler çocuklar için özellikle yeterince güvenli olmayabiliyor çoğu zaman.
İlkyardım gerektiren durumlarda [...]
İskelet büyümesi, iskelet sistemi dışındaki nedenlerle bozulmuştur. Büyüme ve kemik yaşı çoğu kez aym derecede geri kalmıştır. Sekonder büyüme bozukluğunda normal erişkin boyuna erişme potansiyeli çok zaman korunur.
Sekonder büyüme bozukluğuna yol açan nedenler arasında konstitüsyonel büyüme gecikmesi, psikososyal boy kısalığı, beslenme bozuklukları, kronik hastalıklar ve endokrin bozukluklar sayılabilir.
Bu gruba etiolojisi bilinmeyen ve tipik feno tipleri ile tanınan bazı sendromlar girmektedir. Bu hastalarda sistemik bir hastalığın bulguları yoktur. Hepsinde sendroma özgü tanı koydurucu fenotipik özellikler dikkati çeker. Kemik yaşı genellikle geri değildir. Eğer geri bulunuyorsa hastanın boy kısalığı, kemik yaşı geriliğinden daha belirgindir. Spesifik tedavisi yoktur ve erişkin yaşta kısa boylu kalırlar. Bunların [...]
Metafizde veya epifizde mineralizasyon kusuru ile karakterizedirler. Lezyon vertebra cisimlerini de tutabilir. O zaman spondilometafizer ya da spondiloepifizer dizostoz adını alır. Bu gruba giren pekçok iskelet bozukluğu vardır. Metafiz değişiklikleri radyolojik olarak rahitise benzer. Hastalığın lokalizasyonuna ve derecesine göre değişmek üzere birçok subgruba ayrılırlar. Boy kısalığının derecesi de hastalığın ağırlığına göre hafif bir kısalıktan, ağır [...]
Hastalık akondroplazinin hafif formasına birçok yönü ile benzemekle birlikte, kesin olarak
ayrı bir antite olup aynı ailede görülmez. Otosomal dominant olarak geçer. Akondroplaziden farklı olan en önemli özelliği baş ve yüz görünüşünün normal olmasıdır. Hipokondroplazik hastalar, akondroplaziklerden daha uzun boyludurlar. Kulaç uzunluğu, akondroplazik çocuklarda olduğu gibi boy uzunluğundan kısadır. Parmaklar kısadır, ancak yelpaze görünümü yoktur. Radyolojik bulgular [...]
En sık rastlanılan kondrodistrofidir. Epifiz kıkırdaklarının gelişim kusuru sonucunda olu şan7 özellikle üst kol ve uyluğun kısa olması ile karakterize otosomal dominant bir hastalıktır. Olguların % 80 i yeni gen mütasyonları sonucu sağlam anne ve babalardan doğan çocuklarda görülür. Baba yaşının ileri olması etiolojide sorumlu bir faktör olarak görülmektedir. Hastalık doğumda tanınabilir. Vücut oranları bozulmuştur, [...]
Diyabeti olan kişiler kanlarındaki çok fazla ya da çok az şekerden dolayı hasta olabilirler ve bu iki durum da aciliyet gerektirebilir.Konuşma zorluklan, kafa karışıklığı, aşın terleme, ajitasyon, güçsüzlük, kriz, nöbet , aşın uyku hali, tepkisizlik ya da koma yaşayan diyabetlilerin kan şekeri düşmüş olabilir; acil tedavi edilmesi gereken bir durumdur.
Anında bakını: Hemen 112′i arayın. Kişiye [...]
İskelet displazilerine bağlı boy kısalığı, primer büyüme bozuklukları grubuna girer. Bu grupta sayısı yüzden fazla klinik durum tanımlanmıştır. Çoğunlukta vücudun oranları ve dış görünümü değişik derecede bozulmuştur. Genellikle kalıtsal geçiş gösteren bozukluklardır. Belirtileri doğumdan başlayarak görülebilir veya tanı ancak ileri çocukluk ya da genç erişkin yaşlarında konulabilir. Bu gruba çeşitli iskelet sistemi bozuklukları girmektedir. İskelet [...]
Klinefelter sendromu ve XYY sendromu dışındaki kromozom bozukluklarının çoğu büyüme geriliği ile birlikte gider. Kromozom bozukluklarının birçoğu erken dönemde düşük veya ölümle sonuçlanır. Kromozom anomalileri arasında büyüme bozulduklarına yol açan ve klinikte en sık rastlanan Down ve Turner sendromu-dur.
Genetik boy kısalığı olan bir ailenin 14 yaşındaki kız çocuğu
Çocuklarda Down sendromu (Mongolismus)
En sık olarak [...]
Fetusun büyümesini bir veya birçok faktör engellemiş olabilir. Kural olarak prenatal gelişmeyi etkileyen faktörün büyümeyi baskılayıcı etkisi, postnatal normal büyüme ve’ gelişmeyi de engeller. Ancak bu kuralın dışına çıkan durumlara da az oranda rastlanabilir. Sağlıklı olup çoğul gebelik sonucu düşük tartılı doğan birçok çocuk ise doğumdan sonra optimal bir. bakım sağlanması koşulu ile doğumu izleyen [...]
Boy büyümesinin genetik geçişi mültifak-töryeldir. Anne ve babası uzun boylu olan çocukların uzun, anne ve babası kısa boylu olan çocukların ise kısa boylu olmaları beklenir (şekil 4.2.1 ve 4.2.2J. Ancak genetik nedenler mülti-faktöryel olduğu için anne ve baba boyu ile çocuğun erişkin boyu arasında her zaman sıkı bir ilişki bulunamayabilir. Genetik boy kısalığının en belirgin [...]
Boy kısalıklarının etiopatogenezi çok çeşitlidir. Bazı durumlarda bir olguda birden fazla nedenin etken olduğu da görülebilir. Bu nedenle gruplanması oldukça güç olan bu faktörleri inceleme kolaylığı bakımından büyüme bozuklukları primer ve sekonder olmak üzere iki ana gruba ayrılır (tablo 4.2.1).
Primer boy kısalığı ,* İskelet sisteminin büyümesini engelleyen intrensek bir nedene bağlı olan boy kısalığı, primer [...]
Klonlama genel anlamda kopyalama işlemidir. Estetikten önce genetik alanında DNA’nın bir kısmının bir genin kopyasının oluşturulduğu yöntemdir. Araştırmacılar ileri teknolojiyi de kullanarak estetik alanında da klonlama yöntemini uygulamaya başladılar. Ciltteki yaşlanma sürecini geciktirme de denilebilir bu işlem için.
Cildimiz yirmili yaşların sonuna kadar kendini yenilemeyi sürdürür canlılığını korur yalnız yirmili yaşlardan sonra iç dünyamızdaki dalgalanmalar ve [...]
Bu hastalarda büyümedeki gerilik çoğunlukla doğumdan önce başlar. Kemik diafizindeki kısalık kemiğin olgunlaşma geriliğinden daha belirgindir. Bu vakaların bir bölümünde antehatal bozukluk kalıcıdır, erişkin boyu kısa kalır. Bazı vakalar ise daha sonra normal boyu yakalayabilir.
Primer büyüme bozuklukları genetik boy kısalığı, intrauterin büyüme geriliği, kromozom anomalileri, iskelet displazileri ve etiolojisi bilinmeyenler olarak sınıflandırılır.
1. Primer büyüme bozuklukları
• Genetik boy [...]
Boy kısalıklarının tanısında kemik yaşının yanısıra oturma yüksekliği, üst/alt vücut yarısının birbirine oranı, kulaç uzunluğu, baş çevresi gibi antropometrik vücut ölçümleri de yardımcı olur. Bu ölçümler daha çok ekstremite büyümesi ile gövde büyümesi arasındaki uyumsuzlukların değerlendirilmesinde yararlıdır. Çok variasyon gösteren bir olgunlaşma kriteri olmakla birlikte, diş gelişimi genelde kemik gelişimine paralel gider. Bu nedenle büyüme [...]
İşitme ve sesleri lokalize etme. İşitme kontrolü, basit olarak çocuğun bir ses kaynağına tepkisini gözlemekle yapılır. Bunun için çocuk annesinin kucağına oturtulur. Ses kaynağı çocuğun görme alanı dışında olacak şekilde (örneğin masaya vurularak kuvvetli ses, kağıt hışırdatılması, konuşmak, kaşığı fincana değdirmek veya çıngılaklı bir oyuncağın sallanmasıyla) sesler çıkarılır. Aynı işlem her iki kulak için tekrarlanır. [...]
Çocuklarda İşitme, Ses Çıkartma ve Konuşma
İşitme temel olarak çocuğun bir ses kaynağına tepkisini gözlemekle yapılır. Bunun için çocuk annesinin kucağına oturtulur. Ses kaynağı çocuğun görme alanı dışında olacak şekilde (örneğin masaya vurularak kuvvetli ses, kağıt hışırdatılması, konuşmak, kaşığı fincana değdirmek veya çıngıraklı bir oyuncağın sallanmasıyla) sesler çıkarılır. Aynı işlem her iki kulak için tekrarlanır. Çocuk [...]
Kemik yaşı tayini, büyüme geriliklerinin sınıflandırılması yönünden çok önemli bir muayene yöntemidir. Büyüme gerilikleri kemiklerin olgunlaşma derecesine göre iki grup altında toplanır. Bu grupiama ile bir ölçüde büyüme geriliğinin, tedavi edilebilir veya edilemez gruba girdiğini söylemek kabaca mümkün olabilir. Birinci grup epifiz olgunlaşmasında gecikme olmadan kemik diafizinin kısalığı ile giden boy kısalıklarıdır. Bu gruba giren [...]
Ayakta dik pozisyonda rahat durabilen her çocukta boy ölçümü ayakta yapılır. Çocuk dura¬bileceği en dik pozisyonda iken boyu ölçülmeli¬dir. Ölçümde topuk, kalça, sırt kostaları ve başın arka kısmının ölçüm tahtasına temas etmesine dikkat edilmelidir. Ölçülen çocukta çene, iki ta¬rafta mandibula köşesinden yukarıya doğru itil-melidir. Sütçocukları ve küçük çocuklarda (0-2 yaş) yatarak boy ölçülmesi uygundur. Bu [...]
Boy artışı, organizmada iç salgı bezleri (en¬dokrin bezler) ile iskelet sistemi arasındaki kompleks bir etkileşim ile düzenlenir. Büyümeye etkili hormonların başında büyüme hormonu gelir. Ayrıca tiroksin, kortikosteroid hormonlar, insülin ve gonadal hormonların da büyüme üze¬rine önemli etkileri vardır.
Büyüme hormonu ön hipofizin somatotrop hücrelerinde yapılır. Salgılanması merkezi sinir sistemi ve hipotalamusun kontrolü altındadır. Hipotalamustan çıkan GHRF [...]
Normal büyüme, ancak organizma sağlıklı ise mümkündür. Bu nedenle sağlık değerlendiril¬mesinde tartı ve boy ölçümlerinin dikkate alın¬ması esastır.
Sütçocukluğunda büyümenin değerlendiril¬mesi için vücut tartısı Önemli bir indekstir. Bir yaşından büyük çocuklarda ise büyümeyi yan¬sıtan en iyi ölçek boy uzamasıdır.
Yaşa göre boy uzunluğunun normal sınırla¬rın üzerinde olması nadirdir. Buna karşın boy kısalığı çok sık rastlanılan bir durumdur. [...]
Yeni Doğmuş Çocuklarda Görme ve El-Göz Koordinasyonu
8 haftalık bir çocuk, 25-30 cm uzaklıkta bir oyuncağa dikkatle bakar, bunu başı ve gözleriyle izler (12 haftalığa uzayan şaşılık daima patolojiktir). 2 aylıktan sonra çocuk, en fazla insanların yüzleri ile olmak üzere etrafı île ilgilidir. «Stycar» basitleştirilmiş gelişme testinde a) değişik büyüklükte beyaz toplar, b) birbirinin eşi olan [...]
ÇOCUKLARDA POSTÜR VE HAREKET
Çocuğun duruş pozisyonunun ve hareketlerinin gözlenmesidir. Örneğin çocuk ellerinden çekilerek oturur pozisyona getirildiğinde, yenido-ğanda baş arkaya düşer, 3. ayda baş gövdeyi takip ederek dik durur. 6-7 aylık bir çocuk birkaç dakika desteksiz oturabilir, 9 aylıkta uzun süre desteksiz oturur. 5 aylıktan küçük bebeğin ayakları bastırılmaya çalışılırsa dizleri [...]
ÇOCUKLARIN NÖROMOTOR GELİŞİMİ VE DEĞERLENDİRİLMESİ
Özellikle ilk 3-4 yaş arasında nöromotor-zekâ-ruh gelişmesinin değerlendirilmesi muayenenin önemli bir bölümüdür. Çocuklar belirli yaşlarda belirli beceriler kazanırlar. Bu becerilerin kazanılması için normal bir zekâ yeteneğinin yanısı-ra, sinir-kas sisteminin sağlıklı olması, görme ve işitme yeteneklerinin de bulunması gereklidir. Çocuğun kazandığı becerilerin basit olarak klinik değerlendirilmesi anne ile konuşarak bilgi alma (çocuğun ilk yürüdüğü, [...]
ÇOCUKLARDA ZEKÂ VE RUH GELİŞMESİ (PSİKOLOJİK GELİŞME)
İnsan yavrusu, doğduğu zaman yaşamını kendi başına yürütebilecek yeteneğe sahip olmaz. Motor aktivite subkortikal karakterdedir yani yüksek merkezlerin kontrolü henüz yoktur. Yenidoğan bebeklerda yalnızca emme, ağlama, yutma gibi refleksler vardır. Bu dönemde çocuk ancak başkasının yardımıyla beslenebilir, temizlenebilir, giyinebilir, bir yerden bir yere gidebilir… İsteğini, genelde ağlama şeklinde ifade [...]
Yaşını Doldurmuş Çocuklarda Dışkı ve İdrar Kontrolü
Dışkı kontrölü için, 1 yaş civarında çocukların hangi saatlerde dışkı yaptığına dikkat edilerek, çocuk o saatlerde ve yemek saatlerinin ardından kısa bir süre tuvalet iskemlesine oturtulur. Fakat, çocuğa dışkı yapması için ısrar edilmemeli, yapmıyor ise iskemleden kaldırılmalıdır. Dışkı saatleri düzensiz olan çocukları, tuvalete alıştırmak daha zordur. Bu gibi durumlarda [...]
Bir kemik eklem yerinden çıktığında çıkık oluşur. Düşme ya da darbe alma gibi bu eklemin ani bir etkiye maruz kalması en sık rastlanan sebeptir. Çıkıklar genelde omuz, dirsek, el ya da ayak parmaklan, dizkapağı ya da kalçada meydana gelir. Eklem görünür şekilde deforme olabilir (görülmesi zor olan kalça ve omuz çıkıkları dışında). Aşın bir ağrı [...]
Çocuğun etrafı ile ilişki kurabilmesinde, bilgi ve deneyim kazanabilmesinde duyu organlarının payı büyüktür.
Görme . Yenidoğan çocuk, görme alanı içinde olan parlak bir cismi farkedebilir. İki haftalık bir yenidoğan, eşyayı kısa süre ve 45-90 derecelik açıda takip eder. 2 aylıkta 180° takip eder, 4 aylıkta görme fonksiyonu daha da gelişmiştir. Çocuk eşyayı görür ve uzanıp almak [...]
Sinir ve kas kontrolünün kazanılması demektir. Nöromotor gelişmenin normal olabilmesi için sinir sisteminin ve kas sisteminin sağlam olması gereklidir. Yüzükoyun yatırılan yenido-ğamn tipik postürü, pelvisin yukarda, dizlerin karnına çekilmiş durumda oluşudur. Yaklaşık 6 haftalıkta yüzükoyun pozisyonda çocuk, pelvis ve bacakları yattığı yere değecek şekilde yatar. Bu dönemde çenesini hafifçe kaldırabilir, 12-14 haftalıkta el ve kollarını [...]
Büyüme ve gelişmenin değerlendirilmesinde kullanılan en iyi ölçülerden birisi kemiklerin olgunluk derecesinin saptanmasıdır. Kemik olgunlaşması, somatik dokuların olgunlaşmasını yansıtır. Kemik olgunlaşma düzeyinin değerlendirilmesi,
a) Kronolojik yaşın saptanması gereken durumlarda (örneğin adli raporlarda),
b) Çocuğun erişkin yaşta ulaşacağı boy uzunluğunun hesaplanmasında,
c) Büyüme-gelişme bozukluklarının tanısında kullanılan bir muayene yöntemidir.
Uzun kemiklerin büyümesi kıkırdak dokunun proliferasyonu ile oluşur (kondroplazi). Osteogenez (kemikleşme) [...]
Çocuğun gerek doğum öncesi, gerekse doğum sonrası dönemde büyüme ve gelişmesinin normal ve düzenli olabilmesi için ilk koşul sağlıklı bir genetik yapıya sahip olmasıdır. Kalıtım faktörünün yanı sıra iç ve dış ortam faktörlerinin de büyüme ve gelişme üzerinde önemli etkisi vardır.
Genetik faktörler . İnsan organizmasında yaklaşık 50.000 gen taşınır. Çocuğun döllenme anında edindiği genetik yapı [...]
Çocukluk çağı, döllenme (konşepsiyon) anında başlar ve ergenliğin tamamlanmasına kadar devam eder- Bütün diğer canlılara kıyasla insanda çocukluk çağı çok daha uzundur (16-18 yıl). Tek hücre olarak hayata başlayan insan yavrusu haftalar, aylar ve yıllar boyunca büyür, gelişir; birçok kompleks becerileri yapabilen, düşünme ve düşüncelerini ifade edebilme yeteneği olan, kişilik sahibi bir yetişkin şeklini alır.
Büyüme, [...]
Kalp atımı, solunum sayısı, nabız, vücut ısısı gibi vital fonksiyonlar, çocuğun yaşma ve o andaki fizyolojik duruma göre değerlendirilmelidir.
Çocuklarda Deri reaksiyonları
Deri renk, ısı, ter sekresyonu yönlerinden değerlendirilir. Tüm vücutta ter sekresyonunun azlığı söz konusu olduğunda ektodermal displazi akla gelmeli, dişler incelenmelidir. Periferik sinir hastalıklarında lokal anhidroz gelişebilir. Horner sendromunda myosis ve ptosis bulgularının yanı sıra [...]
Duyu muayenesinin süt çocuğu ve küçük çocukta uygulanması sınırlıdır. Ağrıya yanıt iğne batırarak çocuğun geri çekilmesi ve emosyonel yanıtın değerlendirilmesi ile belirlenir. Bu muayene periferik ağrı liflerinin ve ağrı yollarının talamus düzeyindeki sağlamlığını gösterir.
Ancak duyu kusuru şüphesini uyandıran bir öykü ya da bulgu varlığında yüzeysel, derin ve kortikal duyu fonksiyonları ayrı ayrı değerlendirilerek ayrıntılı duyu [...]