Archive for Eylül 2009
You are browsing the archives of 2009 Eylül.
You are browsing the archives of 2009 Eylül.
TIP TERMİNOLOJİSİ
SOZLUK
Adjuvant terapi: Bir birincil tedaviyi arttıran tedavi. Örneğin, bir hasta ameliyat ya da radyasyonla tedavi olduktan sonra kansere karşı kemoterapi uygulanması.
Aerobik: Oksijen gerektiren bir sürece ait olma. Örneğin, aerobik egzersiz, yüksek miktarda oksijen alımını gerektirir.
Afazi: Merkezi konuşamama hali; bir beyin yaralanması sonrasında oluşur.
Akut: Hızlı oluşan ve kısa süreli ve şiddetli semptomlar şeklinde görülen durum.
Alerjen: [...]
Yenidoğan bebekte herpes virüs hominis infek siyonu hemen daima doğum sırasında annenin genital organlarından bulaşma sonucu görülür. Annede vaginada ağrılı veziküler herpes lezyon ları, inguinal lenfadenopati, ateş olabilir. Bazı anneler asemptomatiktir. Plasenta yolu ile herpes virüsünün geçmesi ise son derece nadir görülen bir durumdur. Transplasenter infeksiyon genellikle abortusa neden olur. Canlı doğanlarda mik rosefali ve [...]
Avrupa’nın büyük kentlerinde yenidoğanda gonokoksik oftalmi sıklığı %o 1 8 olarak bildirilmektedir. Kuluçka dönemi birkaç saat ile 10 gün arasında değişir. Yenidoğanda genellikle doğumdan sonra 3. Günde gözde cerahatli akıntı ve or bital ödem ile dikkati çeker. Tedavisiz bırakılan vakalarda kornea hasarı sekel olarak kalır.
Sistemik penisillin g 30.000 ü/kg her 12 saatte bir kas içine [...]
Gebe kadınların % 10 20 sinde vaginal candi diasis saptanır. Fungus, çocuğa genellikle doğum kanalından bulaşır. Preterm bebeklerde ve antibiyotik alanlarda infeksiyon daha sıktır. Can didia’lar deride, tırnakta, ağız mukozasında ve perianal bölgede yerleşir. Ağız, damak ve dilde beyaz lezyonlar görülür. Kolay kaldırılamaması ile süt pıhtılarından ayrılır. Ağır infeksiyon da emme güçlüğüne neden olabilir. Nadir [...]
Bu yolla infeksiyon oldukça nadirdir. Zarların erken yırtılması ya da korioamnionit varlığında en sık görülür. E. Coli veya l. Monocyto genes gibi etkenler zarlar yırtılmadan da amnios sıvısının infeksiyonuna neden olabilir. Annede üriner infeksiyon, korioamnionit için önemli bir risk faktörüdür. Kongenital infeksiyon riski olan doğumlarda kordon ve plasentanın korion bölümünün histolojik olarak incelenmesi tanıda yardımcıdır.
Kongenital [...]
B hepatit virusu, kızamıkçık virusu, sitome galovirus, toxoplasma ve t. Pallidum antenatal dönemde anneden çocuğa geçerek diğer belirtilerinin yanı&ıra kongenital hepatite neden olan başlıca etkenlerdir.
Hepatitis a virusu anneden plasenta yoluyla çocuğa geçmez. Neonatal b hepatiti vakalarının % 5 inin infeksiyonu antenatal dönemde, geri kalanının doğum sırasında aldıkları bildirilmektedir.
B tipi hepatit virüsünü taşıyan annelerin çocukları bu [...]
Coxsackie b virusları yenidoğanda menenjit ya da miyokardit olmak üzere iki değişik klinik tabloya yol açabilir.
İnfeksiyon çocuğa transplasenter yolla ya da ilk saat veya günlerde postnatal olarak bulaşır. Genellikle öykü ile doğumdan bir hafta önce annenin gripal bir durum geçirdiği saptanır. Çocukta belirtiler doğumda veya ilk günlerde ortaya çıkar.
Miyokardit vakalarında genel durum bozukluğu, emme güçlüğü [...]
Poliomiyelit aşısının bütün dünyada yaygın uygulanmasıyla kongenital poliomiyelit bugün artık görülmemektedir. Gebelikte poliomiyelit infeksiyonu geçiren bir kadının çocuğu felçli olarak doğabilir. Ateş, hareketsizlik, beslenme ve solunum bozukluğu vardır. Serebrospinai sıvıda hücre artışı saptanır. Serebrospinai sıvıdan ve dışkıdan virüs üretilebilir. Apne ile seyreden vakalarda bulber poliomiyelit sözkonusudur ve solunum aygıtına bağlanmayı gerektirir.
Kongenital varicella zoster virusu infeksiyonu çok nadirdir. Gebeliğin ilk yarısında suçiçeği veya zona geçiren kadınlarda abortus sıktır. Canlı doğanlarda deride nedbeleşmiş lezyon lar, ekstremite veya parmak hipoplazisi veya at rofisi, fetal malnütrisyon, konvülziyon, göz de fektleri, kortikal atrofi gibi bulgular görülebilir. Neonatal mortalite yüksektir. Doğuma yakın günlerde infeksiyon geçiren annelerin çocukları suçiçeği deri belirtileri ile [...]
Gebeliğin son trimestrinde çiçek aşısı uygulanan kadınların çocuklarında nadir olarak jeneralize vaccinia oluşabilir. Çiçek aşısı artık uygulanmadığından bu hastalık görülmemektedir.
Rübella virüsünün teratojenik etkisi 1941 yılında gregg tarafından gösterilmiştir. Kongeni
Tal rubellanın katarakt ve diğer belirtileri ile annenin gebeliğin ilk trimestrinde geçirdiği kızamıkçık arasındaki ilişki artık iyi bilinmektedir.
Kongenital rübella’nın sıklığı toplumun bağışıklık durumu ile ilişkilidir. Çocukluk yaşlarında infeksiyonların sık olduğu toplumlarda gebelerde bağışıklık oranı yüksektir ve kongenital rubella nadirdir. Batı ülkelerinde sıklık 1:4000 olarak bildirilmekte, ancak [...]
Nadir olmakla birlikte yenidoğanda p. Falci parum, p. Vivax ve p. Malariae infeksiyonu bildirilmiştir. Bulaşmanın, basit transplasenter geçiş ile değil, plasenta damarlarının yırtılması ve plasenta sinüslerinde bulunan parazitlerin çocuğa geçişi ile oluştuğu kabul edilmektedir. Yenidoğanda klinik belirtiler ilk ay içinde, en erken 10
Uncu gün ortaya çıkar. Sıtmanın endemik olduğu bölgelerde yenidoğan bir bebekte ateş, sarılık, [...]
Torch grubundan bir protozoa enfeksiyonudur. Fetusa transplasenter bulaşmanın ancak annenin akut primer infeksiyonu süresinde olduğu kabul edilmektedir. İnfeksiyon çocuğa genellikle gebeliğin ikinci ya da son trimestrinde geçer. Bununla birlikte daha erken dönemde de bulaşma olabilir. Çocukta hastalığın ağırlık derecesi, bulaşma zamanı ile ilişkilidir. Erken gebelikte infeksiyon çocuk için en tehlikeli olanıdır ve abortus, ölü doğum [...]
Annede ağır campylobacter infeksiyonu abortusa neden olur. Transplasenter infeksiyon sonucu yenidoğanda fulminan meningoanse falit ve gastroenterit gelişebilir. Mikroorganizmanın serebrospinal sıvıdan izole edilmesi ile kesin tanı konulur. Tedavide erythromicin kullanılır.
Listeria monocytogenes kısa, pleomorfik, gram pozitif bir basildir. İnsana hayvansal ma teryelle kontamine olmuş besinlerle bulaşır. Gebelerde infeksiyon grip ya da gastroenterit belirtileri ile seyreder, bu arada transplasenter bulaşma olabilir. Erken gebelikte oluşan infeksiyon genellikle düşük ile sonuçlanır. Daha sık olarak bulaşma 16. Gebelik haftasından sonra olur ve ölü doğum, erken doğum ya da canlı [...]
çocukları infekte kabul edilir. Geçiş hemen daima infekte plasenta ve amnios sıvısından bulaşma iledir. Plasentada milier tüberküller saptanması kongenital tüberküloz tanısını koydurur. Yenidoğan tüberkülozunda ölüm oranı yüksektir.
İntrauterin infelfsiyonda primer fokus karaciğerdedir. Primer kompleks de genellikle karaciğerdedir. Porta hepatis civarındaki lenf bezlerinin hiperplazisi nedeniyle sarılık ve hepatome gali görülebilir. Ductus venosus yoluyla basillerin akciğerlere geçmesi ile [...]
O Yakın geçmişte vücudun bir organı ya da başka bir parçası hastalandığında, yaralandığında ya da yıprandığında kişiler ya bu fonksiyonun eksikliğiyle yaşarlar ya da ölürlerdi.
Artık doktorlar vücudun birçok parçasını – kalçadan kalbe ve aradaki birçok parçayı – mekanik cihazlar ve organ nakli ile değiştirebiliyorlar. Tıp araştırmaları yavaş da olsa hücre nakli ile sağlıklı bir kişiden [...]
Sifilis
Treponema pallidum, gebelikte erken dönem sifilis geçiren kadınlardan fetusa transplasenter olarak geçer. Günümüzde oldukça nadir bir in feksiyondur. Geç düşükler ve ölü doğum sıktır. Canlı doğanlarda belirtiler değişkendir. Çocuk hydrops, hidrosefali veya yaygın müko kütane lezyonlarla doğabilir. İlk günlerde hepatosplenomegali, sarılık görülebilir; ya da daha sık olarak, çocuk doğumda normal görünümdedir ve belirtiler haftalar, aylar, [...]
Maternal risk faktörleri
a) Üriner sistem infeksiyonları
b) Sosyo ekonomik düzey : sosyo ekonomik
Düzeyi düşük kadmlarda perine ve genito üriner sistemde potansiyel infeksiyon etkenlerine daha sık rastlanır. Amnionitis ile fakirlik arasında direkt korelasyon bulunmuştur. Sosyo ekonomik düzeyi düşük olan annelerin çocuklarında prematürelik ovanı yüksektir. Bu grupta gebelik bakteriürisi de sıktır.
c) Antenatal infeksiyon: gebeliğin son üç ayında oluşan [...]
Fetus, infeksiyonlara karşı annenin immun sistemi, plasenta ve zarları ile korunmaktadır. Oysa doğumdan sonra, antijen uyarılarına yenidoğan bebeğin bizzat kendisinin, kendi olanakları ile yanıt vermesi gerekmektedir.
Lenfoid doku
Yenidoğanda timus bezi tüm vücut ağırlığına oranla büyüktür ve iyi gelişmiştir. Akciğer grafilerinde timus bezinin bulunmayışı ağır bir infeksiyonu veya stres durumunu düşündürür. Nadir bir immun yetersizlik hastalığı olan [...]
Yenidoğan döneminde infeksiyonlar en önde gelen mortalite ve morbidite nedenini oluştururlar.
Fetal yaşamda infeksiyon sıklığı % 2, doğumda ve doğumu izleyen ilk ayda ise yaklaşık % 10 dur. Yenidoğan otopsilerinde % 25 oranında inf lamatuar lezyonlar bulunmuştur. Değişik istatistiklere göre neonatai sepsis sıklığı 1000 canlı doğumda 1 ile 8 arasında değişmektedir.
Çeşitli faktörler neonatai infeksiyonlarm sıklığını ve [...]
İlk kez 1958 yılında preterm bebeklerde güneş ışığına ya da mavi ışına maruz kalma sonucu serum bilirubin düzeyinin düştüğü bildirilmiştir. Bunu izleyerek fototerapi yenidoğan sarılıklarının korunma ve tedavisinde önemli bir yer almıştır. Frofilaktik fototerapinin uygulanması ile ilk haftada görülen sarılığın % 30 50 oranında azaldığı bildirilmektedir.
Tartısı 1500 g altında olan preterm bebeklerde ilk 24 saatte [...]
Özellikle erkeklerde belli bir yaştan sonra görülen saç dökülmeleri erkeklerin psikolojilerini bozacak derecede önemli bir sağlık sorunu. Saç dökülmesini çeşitli yöntemler kullanarak önlemek mümkün.
Saç dökülmelerinden yakınanların saç dökülmelerinin önüne geçmek için kullanabilecekleri birden fazla yöntem ve bu yöntemlere bağlı alternatif tedavi ve koruma yöntemleri vardır. Birçoğu tıbbi ürünlerle yapılan bu tedavi ve önlemlerde kullanabileceğiniz ilaçları [...]
En büyük sorunlardan biri de bölgesel yağlanma. Bu bölgelerden biri de göbek. Sağlık yönünü bir kenara bırakırsak görsel açıdan hiç hoş değil. Bu yüzden göbeği bir an önce eritmek lazım. İşte bu soruna Ender Saraç çözüm sunuyor:
• Pek çok kişi hala istediği formda olamamaktan şikayetçi. Bazı kişiler biraz zayıfladıysa bile istediği yerlerden (göbek, bel, basen) [...]
Eritrosit antijenlerinin dna kromozomu üzerinde belirli bir gen lokusu vardır. Bu gen loku sunun işaret ettiği eritrosit antijenleri belirli birKan grubu sistemini oluşturur. Eritrositlerdeki a ve b antijenlerine göre aglütinasyon reaksiyonları ile insanlar a, b, ab ve o olmak üzere dört kan grubuna ayrılırlar.
A, b ve o antijenleri allel genlerin kontro lündedir. A geni a [...]
İnsanların % 85 i rh (+), % 15 i rh (—) dir. Yapılan çalışmalar rh antijenlerinin, bir antijen kompleksinin parçası olduğunu ortaya koymuştur. Dna daki rh genlerinde birbiriyle ilişkili üç allel gen çifti vardır (cc, ee, dd). Bunlar 8 ayrı kombinasyon gösterir (cde, cde, cde, cde, cde, cde, cde, cde). Rh antijenlerinden ilk keşfedileni d [...]
Bilirubin ensefalopatisi olan kernikterus, konjüge olmamış bilirubinin mss nin bazal ganglionlar, hipokampus ve subtalamik alanlarına yerleşmesi, bu alanlardaki nöronların sarıya boyanması ve nekrozu ile belirlenen patolojik bir tablodur. Letarji, rijidite, opistotonus, tiz ağlama, ateş ve konvülziyonlarla belirlenen toksik ensefalopati klinik tablosu bu patolojiye eşlik eder. En sık rh uyuşmazlığına bağlı hemolitik hastalıkta olmak üzere yenidoğanda [...]
Yenidoğanda fizyolojik olarak hiperbilirubi nemiye eğilim vardır. Miadında doğmuş sağlıklı yenidoğanlarm yaklaşık % 60 mda, erken doğanların % 80 inde doğumdan sonraki 2 3. Günlerde başlayan fizyolojik sarılık (icterus neona torum) görülmektedir.
Yenidoğanda fizyolojik sarılığın oluşmasında birçok etmen rol oynar:
İndirekt bilirubinin konjüge olarak direkt bilirubine dönüşmesi için gerekli glükuronil transferaz enzimi ilk günlerde yetersizdir. Bu enzim [...]
Bakteriyel csepsis)
Viral (sitomegalik inklüzyon hastalığı, herpes simplex) hematom, ekimoz, kanamalar shunt hiperbilirubinemisi
77. Transport bozukluğu
Hipoproteinemi
Kompetisyona giren maddelerin varlığı (sül fisoksazol, salisilatlar, serbest yağ asitleri)
Iıı. Karaciğerde yakalama ve konjügasyon bo
zukluğu
1. Gilbert hastalığı . Y ve z proteinleri ek
Sikliği (indirekt bilirubin hücre tarafından alınamaz)
2, glükuronil transferaz enzimi eksikliği
a) Crigler najjar sendromu (indirekt bilirubin konjüge olarak direkt bili rubine [...]
SORU:
31 yaşındayım. Varikosel İçin ürologa muayene oldum. Ameliyat olmam gerektiğini söyledi. Şikayetim ise sol yumurtalıktan başlayan şiddetli ağrının sol bacağımı da kaplamasıydı. Ağrı hâlâ devam ediyor. Doktor geç kalma riskinin olmadığını söyledi. Ayırca kısırlık riski de yokmuş. Bu ameliyat lazer yöntemi ile oluyor mu?
CEVAP:
Testisin toplardamarlarında ergenlik çağında başlayan genişleme sonucu oluşan varikosel testisin mikro-dolaşımını bozarak [...]
SORU:
Bende erkek tipi saç döküimesi var. Bunun için dermatoloji uzmanına gittim. Bana bir ilaç verdi ve “6 ay, 1 yıl kadar kullan. Sonuca göre tedaviye devam ederiz” dedi. ilacın yan etkilen başladı. Bu ilacın yan etkileri için kalıcı ve kısır yapıyor diyen internet siteleri var. Sizce bu ilacı bırakmalı mıyım ya da yan etkileri ilacı [...]
Hipotiroidi
Yenıdogan sarılıklarının patogeneze göre sınıflaması
Î. Fazla bilirubin yapımı sonucu olan sarılıklar
İntraeritrositer defekte bağlı aşırı hemoliz
Enzim eksiklikleri i glükoz 6 fosfat . De
Hidrogenaz, piruvat kinaz, heksoki
Naz, 2 3 difosfoglikuromutaz
Kongenital hemolitik anemiler : thalas
Semia, orak hücreli anemi, herediter
Sferositoz, herediter eliptositoz, pik’ nositoz ekstraeritrositer nedenlerle aşırı hemoliz materno fetal transfüzyon abo, rh izoimmünizasyonu toksik nedenler
K vitamini (sentetik) sulfometoksipiridin [...]
Yenidoğan sarılıklarında sarılığın başlama zamanı ve gidişi, etiolojik tam yönünden yol göstericidir ve mutlaka dikkate alınmalıdır.
İlk 24 saat içiıvle başlayan erken sanlık
Eritroblastosis fetalis
Diğer erken sarılık nedenleri
Kongenital sferositoz
Kongenital rubella
Kongenital toksoplasmoz
Kongenital sifiliz
Cmv (sitomegalovirus) infeksiyonu
Eritrosit enzim eksiklikleri (glükoz 6 fosfat dehidrogenaz, piruvat kinaz, dif osf oglikur omutaz)
Günde başlayan sarlık
Fizyolojik ikter
Crigler najjar sendromu (fanıilyalnon he Molitik ikter) ilk 24 [...]
Bilirubinin ana kaynağı (% 80), 90 120 günlük yaşam süresini dolduran eritrositlerin hemolizi ile ortaya çıkan hemoglobindir.
Şekil 6.13.1 de bilirubin metabolizması özetlenmiştir.
Albümine bağlanarak karaciğer hücresine taşınan indirekt bilirubinle kompetisyona, (yarışmaya) giren bazı maddeler vardır. Bunlar serbest yağ asitleri, salisilat ve sülfonamid gibi maddelerdir. Asidoz, hipoksi ve hipoglisemi, bilirubin transportunu engelleyen faktörlerdir. Hücre içinde bulunan y [...]
Sarılık cikter, icterus, bilirubin birikmesine bağlı olarak deri ve mukozaların sarıya bo yanmasıdır. Normal yenidoğanda kan bilirubin değeri 2 4 mg/dl arasında değişir. Yenidoğanda bilirubin değeri 4 7 mg/dl den fazla olduğu zaman ikter ortaya çıkar.
İleride gelişmesi olası zararları açısından yenidoğan döneminde sarılığın dikkatle incelenmesi gerekir. Doğumu izleyen ilk iki gün içinde gelişen sarılık daima [...]
Kalsiyum gibi magnezyum da gestasyon süresinde anneden fetusa aktif olarak taşınır. Bu taşıma plasental yetersizlik, hastalık ya da kötü beslenme nedeniyle annede oluşan hipomagne zemi durumlarında azalabilir.
Normal yenidoğanda serum mg düzeyi 1.5 2.8 mg/dl (1.4. 2.2 meq/l) dir ve annenin serum düzeyi ile direkt olarak ilişkilidir. İlk haftada mg düzeyleri, serum kalsiyum ve fosfor değişiklikleriyle [...]
Uzmanlar ‘Sezaryen mi, normal doğum mu?’ sorusunu “Eğer tıbbi bir sorun yoksa normal doğum tercih edilmeli” diye yanıtlıyor. Bebeğin fazla iri olması, rahimde yan pozisyonda durması ve kordon sarkması sezaryeni zorunlu kılıyor.
Dr. Alper Mumcu: Oksijen ve besin maddelerini bebeğe taşıyan göbek kordonunun uzunluğu yaklaşık 50, kalınlığı ise. 1.3 santimetre civarındadır. Bebeğin ağırlığı 3 kilonun üzerindedir [...]
Etioloji ne olursa olsun, neonatal tetani vakalarında acil tedavi şarttır. Acil tedavi olarak 2 ml/kg (18 mg/kg elemental kalsiyum) % 10 luk kalsiyum glükonat kalp atımları dinlenerek damardan 10 dakika içinde yavaşça verilir. Bra dikardi oluşursa uygulama durdurulur.
Kan kalsiyum düzeyleri kontrol edilerek çocuğun tedaviye yanıtına göre 2 12 saatlik aralarla aynı dozda damardan kalsiyum glükonata [...]
Daha nadir olarak hipokalsemi ilk 48 saatten sonra başlar. Bu tip neonatal hipokalseminin patogenezinde yüksek fosfor içerikli ve ca/p oram düşük olan besinlerle beslenmenin rolü vardır. Yenidoğanda glomerül filtrasyon hızının düşük olması nedeniyle hiperfosfatemi ve bununla birlikte hipokalsemi kolaylıkla gelişir. Bu vakalarda hipokalsemi sıklıkla hipomagnezemi ile birliktedir.
Son yıllarda yenidoğan beslenmesinde fosfat düzeyi anne sütündekine yakm [...]
Hipokalseminin en sık şekli olan erken neo natal tetani, yaşamın ilk iki gününde serum kal
Siyumundaki fizyolojik düşmenin aşın bir şekli olarak ortaya çıkar. Preterm doğanlar, gestasyon yaşma göre tartısı düşük yenidoğanlar, d vitamini eksikliği olan anne çocukları, hipoparatiroi dili anne çocukları, solunum güçlüğü, hipoglisemi gibi patoloji gösteren yenidoğanlar, erken neonatal hipokalsemi yönünden riskli gruplardır. Düşük [...]
Fetal yaşamda plasenta aktif olarak kalsiyumun materno fetal transportunu sağlar. 28. Gestasyon haftasından doğuma kadar olan sürede fetusun ağırlığı üç kez artarken, vücutta kalsiyum miktarı dört kez artış gösterir. 28 36. Haftalarda anneden çocuğa geçen kalsiyum miktarı günde 250 mg, gebeliğin son ayında ise günde 350 mg kadardır.
Annede beslenme bozukluğu, plasental yetersizlik ve fetal malnütrisyon [...]
Diyabetli anne çocuklarında fetal ve neona tal asfiksi sıktır. Doğuma yakın dönemde oluşan plasental yetersizliğin in utero hipoksiye neden
Olduğu düşünülmektedir. Makrosomik çocuklarda doğumun güç olması intrapartum asfiksiye yol açmaktadır.
Diyabetli anne çocuklarında hyalin mem bran hastalığı önemli bir ölüm nedenidir. Son 20 yıl içinde bu çocuklarda hyalin membran hastalığının görülme sıklığı % 30 dan % 3 [...]
Günümüzde birçok insanda görülen ve ortama rahatsızlık veren ağız kokusu birkaç yöntemle ortadan kaldırılabiliyor. Uzmanlar dişeti hastalığı, diş çürüğü, problemli dolgu ve ağzında tükürüğün az bulunmasını sebepleri arasında gösterdiği ağız kokusunun, düzenli fırçalama ve diş hekimine gidilmesiyle ortadan kaldırılabileceğini ifade ediyor.
Ayrıca, bu zamana kadar çok duymadığımız dilin fırçalanması da kokunun engellemesinde fayda sağlıyor.
Diş Hekimi Murat [...]
Günümüzde beslenmeden kozmetiğe kadar pek çok alanda, özellikle de hastalıkların önlenmesi ve tedavisi konusunda doğaya dönüş akımı yaşanıyor. Yapay yolla elde edilen ilaçların her geçen gün yeni bir yan etkisinin bulunması, insanları bitkisel ürünlere yöneltiyor.
Doğru kullanıldığında şifa veren bitkiler, bilinçsizce tüketilirse çok ciddi sorunlara hatta ölümlere yol açabilirler. Bu yüzden bitkileri çok iyi tanımalı ve [...]
Kadınlar normalde 25-40 gün arasında adet görür. Düzenli adet, adetin her zaman aynı gün olacağı anlamına gelmez. Kadınlarda adet döngüsü, dört fazda incelenir.
İlk dönem yumurtanın büyüdüğü proliferasyon fazıdır. Bu dönemde, beyinde, hipofizden salgılanan FSH hormonu, yumurtalıklara etki ederek, yumurtayı ihtiva eden folikülün büyümesini uyarır. Büyüyen folikül içindeki granüloza hücreleri, estrojen salgılarlar. Estrojen seviyesi yükseldikçe, rahim [...]
Titreme, istemsiz olarak tekrarlayan ince ritmik sarsılma hareketleridir. Vücudun her yanında görülebilmekle beraber en çok elleri ve başı tutar. Zaman zaman da ayak ve bacaklarda belirti verir. Ailevi olarak da görülebilen sebebi bilinmeyen tip titremeler, en sık karşılaşılan şekillerdir. Bu tür titremeler en çok bir bardak kaldırırken ya da el ile bir şeyi işaret ederken [...]
Kontakt Lensler, ince, şeffaf, gözünüze ayarlanmış plastik disklerdir. Gözünüzün yüzeyini kaplayan yaşların üstünden kayarak korneanın üstünde durur. Kontakt lens kullanımından kaynaklanan göz rahasızlığı, korneada hasar oluşması gibi, göreceli olarak nadirdir; ancak, doğru olmayan mercek bakımı ve hijyenden ötürü, ciddi kornea enfeksiyonları oluşabilir.
Çok uzun zaman kontakt lens taşımaktan dolayı, gözde yaşlanma, ağrı, kızarıklık ve korneadaki oksijen [...]
Ciddi bir alerjik reaksiyon (yemeklere, ilaçlara ya da böcek sokmalarına) olan anafilaksi, yaşamı tehdit edici bir durum olabilir.Belirtileri arasında nefes almada ya da yutkunmada zorluklar; yüzün, boynun ya da ağzın şişmesi; öksürme; hırıltılı soluma; tıkanma; dengesizlik; kaşınma; kurdeşen; ciltte kırmızılık; şok ve baygınlık sayılabilir.
Kişi konuşabiliyorsa ona alerjisi olup olmadığını ve reaksiyonu azaltan epinefrin taşıyıp taşımadığım [...]
Hiperbilirubinemi konusunda prematürite, polisitemi, eritrosit yaşam süresindeki kısalık, hem dönüşümündeki artış, bilirubin klirensinde gecikme gibi farklı açıklayıcı hipotezler ileri sürülmesine karşın patogenez henüz açıklığa kavuşmamıştır. Venöz hematokritin % 65 in üzerinde olması ile karakterize polisitemi, diyabetli anne çocuklarında % 20 40 oranında görülür. Po lisiteminin, hipoksi uyarısı ile eritropoietin sentezinde artma sonucu oluştuğu kabul edilir.
Diyabetik [...]
insüline bağımlı diyabetik annelerin yaklaşık % 50 sinin çocuğunda, yaşamlarının ilk 3 gününde hipokaîsemi gelişir. Gestasyonel diyabetik anne çocuklarında hipokaîsemi sıklığı daha azdır. Hipokal seminin sıklığı ve derecesi, anne diyabetinin derecesi ve bu durumun üstüne eklenen doğum asfiksi ile ilişkilidir. Diyabetli anne çocuklarında görülen hipokalseminin nedeni bilinmemektedir. Normal yenidoğanda doğumdan sonraki ilk günlerde oluşan paratiroid [...]