Sütçocuğu beslenmesi

Binlerce yıldanberi sütçocuğu beslenmesinde anne sütü tek kaynak olmuş ve bundan yoksun kalan çocuklar çok uzun yaşamlı olmamışlardır. 1920’li yıllarda ilk olarak inek sütünün kısmen buharlaştırılması (evapore ve konsantre sütler), ya da tamamiyle kurutulması (toz sütler) şek­linde başlatılan süt endüstrisi giderek gelişmiş ve bileşimi değiştirilerek anne sütüne yakmlaştı rılmış inek sütlerinden oluşan süt formülleri (adapte sütler) piyasaya çıkarılmıştır. Süt en­düstrisindeki gelişmenin yanısıra çalışan kadın sayısının artması, kadınların bağımsız olma is­tekleri, endüstriyel sütlerle beslenen çocukların genelde sağlıklı geliştiklerinin gözlenmesi, en­düstriyel kuruluşların reklamları gibi etmenler, batı ülkelerinde anne sütüyle beslenme oranının 1930 lardan başlayarak yavaş, 1960’dan sonra hız­la düşmesine yol açmıştır. Ancak, bir taraftan an­ne sütünün biyolojik ve biyokimyasal özellikle­rine yönelik bilimsel çalışmalarla küçük sütço cukları için ideal besinin anne sütü olduğunun ve hiçbir endüstriyel sütün bu özelliklere tam olarak erişemeyeceğinin kanıtlanması, diğer ta­raftan batı toplumlarının özellikle aydın kesimin­de doğal besinlerin en uygun besinler olduğu inancının giderek kökleşmesi, 1970 75 yıllarından bu yana birçok avrupa ülkesinde ve abd’de an­ne sütü ile beslenmenin yeniden yaygınlaşması ile sonuçlanmıştır. Anne sütü ile beslenmeyi özendirici kampanyalar da bu konuda yardımcı olmuştur. Tablo 7.6.1 ve 7.6.2 de abd ve isveç’de 1970’den bu yana anne sütü ile beslenme oran­larındaki belirgin artış görülmektedir.

Gelişmekte olan ülkelerde ise yapay sütler­le beslenme batı ülkelerine kıyasla daha yakın yıllarda yayılmaya başlamış ve son 15 20 yılda bir moda şeklinde yaygınlaşmıştır. Şili, meksi­ka, filipin, singapur gibi ülkelerde ve ülkemizde elde edilmiş veriler, anne sütü ile beslenme ora­nının özellikle kentlerde giderek azaldığım ve bunun yerini endüstriyel süt formüllerinin aldı­ğını doğrulamaktadır. İstanbul’un değişik yöre­lerinde yapılmış çalışmalarda, 3 aylık bebeklerde

yalnız anne sütü ile beslenme oranımn % 9 % 33 arasında değiştiği bildirilmiştir.

Gelişmekte olan ülkelerde anne sütü ile bes­lenen bebek sayısının hızla azalması gelişmiş ül­kelere kıyasla çok daha olumsuz bir durum ya­ratmaktadır. Gereğinden fazla koyu hazırlanan sütler sindirim güçlüklerine ve ishale, aşırı sulan­dırma yetersiz beslenmeye ve beslenme bozuk­luklarına, aseptik koşullara özen gösterilmeme­si barsak infeksiyonlarına yol açar. Jelliffe’ye gö­re «gelişmemiş toplumlarda çocuğun anne sütü ile beslenip beslenmemesi, çocuğun hayatta ka­lıp kalmayacağını tayin eden en önemli faktör­dür». Aynca var olan bir besinin çocuğa ve­rilmemesi, ekonomik güçlük içinde bulunan top­lumlar için önemli bir kayıptır. Anne sütü ye­rine endüstriyel sütlerin verilmesi halinde bunun getirdiği parasal yükün düşük gelirli kesimlerde aylık gelirin 1/3 üne ulaşabildiği hesaplanmıştır.

Sütçocuğu beslenmesinde anne sütünün en uygun besin olduğu bugün çok iyi bilinmekte­dir. Anneleri, bebeklerini anne sütü ile besleme

Ye özendirmek hekimlerin ve tüm sağlık eleman­larının en doğal görevi olmalıdır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ