Akciğer Yaralanması

Ani parankimal sarsıntıya bağlı olan pulmoner kontüzyon, kunt travma veye yüksek hızlı mermi ile yaralanmadan sonra meydana gelir. Pulmoner kontüzyon yelken göğüslü hastaların %75’inde ortaya çıkar, fakat kaburga kırığı olmaksızın kunt travmayı takiben de olur. Kanın damar dışına çıkması ve sıvıların transüdasyonu ile alveoler yırtılma erken bulgulardır. Yırtılmış alveollerden kan ve sıvı alveoler boşluklara ve bronşlara girerler ve mevczi hava yolu tıkanıklığı ve atelektazi oluştururlar. Artmış müköz salgılar ve aşırı intravenöz sıvı tedavisi , ıslak akciğer ve daha fazla atelektazi üretmek için birleşebilirler. Öksürmek ve sekresyonları temizlemek için hastanın gücü, kırıklardan oluşmuş mekanik yetersizlik veya göğüs duvarı ağrısından dolayı zayıflamıştır. Akciğerlerin elastikiyeti azalmıştır. Hava akımına direnç yükselir ve böylece nefes alıp verme işi artar, kan oksijeni ve pH’ı düşer PC02 yükselir. Bu hastalann %35’i kadarı eşlik eden myokardial kontüzyona sahip oldukları için kalbin telafi edici cevabı yetersiz olabilir. Klinik ve röntgen bulguları yaralanmadan 12-24 saat sonrasına kadar görünmediği için tedavi sıklıkla geciktirilir. Klinik bulgular kanla boyanmış sık sık, bol salgı çıkması; göğüs ağrısı, huzursuzluk, endişe ve güçlükle yapılan solunumlardır. Sonunda dispne, siyanoz, taşipne ve taşikardi gelişir. Röntgen değişiklikleri yamalı tarzında parankimal opasifikasyon veya yaygın opasifikasyona ilerleyebilen lineer peribronşial dansitelerdir (tamamen beyaz).

Mekanik solunum desteği yeterli alveoler ventilasyona ve zenginleştirilmiş oksijen karışmalarının kullanımına izin verir. Böylece solunum işi azalır. Kan gazlarına sık sık bakılmalıdır ve arterial satürasyon yeterli olarak devam ettirilmelidir. Sıvı tedavisi için en iyi rejim üzerine bazı tartışmalar vardır, ama aşırı hidrasyon ve kan transfüzyonundan kaçınılmalıdır. Optimal tedavi tercihan termodilüsyonla kalp debisini ölçmek için termistor tipli Swan-Ganz kateterinin pulmoner arter içine yerleştirilmesini gerektirir. Seri olarak merkezi venöz basıncın, pulmoner arteriel basıncın, kama basınçların, karışmış venöz oksijen satürasyonunun ve kalp debisinin ölçümleri düşük ya da fazla transfüzyondan kaçınmaya yardım eder. Optimal tedaviye rağmen pulmoner kontüzyonlu hastaların yaklaşık %15’i ölür.

Çoğu akciğer zedelenmeleri (laserasyon) genellikle mevcut olan hemopnömotoraks ve nüfuz edici (penetran) yaralanmalar tarafından oluşturulurlar. Devam eden kaçakları gözlemek, plevral hava ve kanı boşaltmak için tüp torakostomi endikedir. Akciğerin genişlemesi (ekspansiyon) laserasyonu tampone ettiği için çoğu inatçı hava kaçaklarına yol açmazlar.

Akciğer hematomları lokal parankimal tahribat ve kanamanın sonucudurlar. Röntgen görünümü, başlangıçta zayıf olarak belirlenmiş, dansitedir. Bu durum yaralanmadan sonra birkaç günden iki haftaya kadar çepeçevre daha belirgin bir hal alır. Eğer hasar genişse bazen kistik kaviteler gelişir. Çoğu hematomlar bekleyen tedavisi ile layıki ile çözünürler.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ