ANESTETİK AJANLARIN FARMAKOLOJİSİ

Genel anestetikler reversibl etkiyle hücre fonksiyonunu deprese ederler. Sinir dokusuna ilgi gösterirler. Kalıcı yan etkileri yoktur. Substansların farklılığı daha ziyade kimyasal yapılarındandır. Çoğu organik (N2O harici) olup bu tarife uyar. Pratikte kulllanılmaları için bu substansların santral sinir sisteminde her iki yönde süratle geçişini mümkün kılacak fiziksel ve kimyasal özelliklere sahip olması lazımdır. Kandaki eriyebilirliklerinin uygun olması esastır. Ajanlar ister gaz ister uçucu likidlerin buharı olsun yanıcı olmamalı, solunum sistemini çok az veya hiç irrite etmemeli ve fena kokulu olmamalıdır. Enjektabl olanlar verildikleri yerde (ven gestrointestinal sistem veya subkutanöz doku) doku harabiyeti veya ağrı meydana getirmemelidir.

Solüsyondaki ajanın dozu ve potansı istenen etkiye göre hasta kilosuna düşecek miligram olarak hesaplanabilmelidir. İhhalasyon ajanlarının potansı en iyi hastaların %50 sinde deri insizyonuna hareketle cevabı önleyecek minimum alveolar konsantrasyon (MA) le tanımlanır.

İnhalasyon anestezisinde indüksiyonun sürati inspirasyondaki konsantrasyon, akciğer ventilasyon volümü, ajanın kandaki eriyebilirliği, alveolden gelen ajanların kardiak output’tan geçişine bağlıdır. Eğer solubilite büyük ise alveolar konsantrasyon ve kan basıncı yavaşça yükselirken ajanın büyük bir volümü dolaşan kana geçer ve anestezi indüksiyonu uzar.

Bunun aksine, anestezinin bitiminde kan soluble ajanlar tuttuğu için uyanma yavaş olur. İntravenöz ajanların indüksiyon hızı ise sadece sirkülasyon zamanı ve injeksiyon hızıyla sınırlandırılmıştır. Beyin kardiak out-put’un %20 sini alır, böylece periferal vene injekte edilen ajanında %20 sini alır. Tek doz thiopentolden anesteziden uyanma çabuktur. Çünkü anestetitler beyinden perfüzyonu daha az olan dokulara gönderilirler. Bununla beraber thiopentalin hızlı enjeksiyonu sonuçta bütün dokuları sature eder, uyanma ilaçların metabolizmasının hızına bağlıdır. İntramüsküler yolla kullanımda etki yavaş ve daha az belirgindir. Bu düşünüş ketamin indüksiyonu ile değişti, çünkü i.m. verilişi takiben bir dakika içinde şuur kaybı meydana getirir. Gastrointestinal emilim yavaş ve değişkendir. Ancak bebek ve çocuklarda inhalasyonla indüksiyon veya intravenöz iğne takılmasındansa rektal veriliş tercih edilir.

Santral sinir sisteminin genel anestetiklerle depresyonun izahı muhtelif teorilere rağmen tam açıklık kazanmıştır.

Lipid solubilite ile anestetik etkinin ilişkisini gösteren hipotez mekanizmayı izah etmemektedir. Oksijen kullanımı için gerekli enzimlerin etkileşmesi, hücre membran permeabilitesinin ionlar için değişim göstermesi bütün bu açıklamalar içindedir.

Mekanizmalara bakmaksızın toksik belirtiler reversible ve kontrol edebilirse cerrahi için gerekli anestezi derinliği sağlanır.

Anestetik ajanların farklı organlardaki depresyonu farklı derecededir. Eşit konsantrasyonlara muhtelif ajanların sebeb olduğu karaciğer, uterus, kardiak depresyonlar aynı değildir. Mesela, uterus kanamasının bir problem veya ıntrauterin maniplasyonun gerekli olduğu hallerde Halotanın derin uterus relaksanyonu önemli olabilir.

Klinik anestezide bir ajanın diğerine üstünlüğünün gösterilmesinin çok az (örneği) vardır. Ve bu tanımlama uygun olmaz. Hasta tek bir organ ve hastalık taşımaz anestekik ajanların hedef organlarla birlikte diğer organlarada etkisi olabilir. Mesela Halotan küçük hava yollarını dilate, myokarda fonksiyonunu deprese eder. Bu durumda kardiak yetmezliği olan astımlılarda anestezi seçimi zor bir konu haline gelebilir. Daha komplike durumlarda organlara farmakolojik etkileri bakımından ajanların seçimi daha da zorlanır. Dolaşım üzerinde Halothan ve enflurne çok depressanken NO , narkotik karışımı böyle değildirler. Yine de ciddi kalp hastalığı olanlarda iyi bir seçimle uygulama yapılmalıdır.

İlaç etkileşmeleri sinerjik veya additive etki gösteren iki veya daha fazla ilacın aynı anda kullanılması ile yeni veya hiç beklenmedik bir etki ortaya çıkar. İlaçların sıvılar ve dokulara girişi ve buraları terk edişi, depolanması, dağılması, alınması farmakokinetik çalışmalardır. Okuyucu spesifik ajanların farmakolojileri hakkında detaylı bilgi almak isterse bu konu ile ilgili kitaplara başvurmalıdır. Anestezide kullanılan ilaçların farmakolojik etkileri bir veya bir kaç mekanizmanın kombinasyonudur. Birçok uçucu (volatik) ajanlar esas olarak akciğerden ekspirasyon havasına atılırlar. Buna karşın geçmişte bu inhalasyon zamanlarda Halothan hepatiti ve “methoxyflurannın rehal toksisitesinin” ancak toksik metabolitlerle oluştuğu düşünüşü hakimdir. Yeni bir inhalasyon anestetiği üzerinde yapılan araştırmada minimal biodegrasyonları çok önemli karakteristikleridir. Anestezide kullanılan enjektabl ilaçların metabolizması gastrointestinal ve renal atılımla etkisinin ortadan kalkmasına bağlıdır. Karaciğer, böbrek hastalıkları ve enzim etkinliği ou ajanların verilmesi ve dozunun ayarlanmasında karar verme bakımından önemlidir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ