Asit Sekresyonun İnhibe Edilmesi:

Sekresyonu kısıtlayan sistemler olmasaydı, kontrolsüz asit üretimi ciddi bir klinik problem haline gelebilirdi. Bu inhibe edici mekanizmaların işleyişine karışan cerrahi müdahelelerden sonra asid üretiminin arttığı örnekler gösterilebilir (Mesela artık antrumlu Billroth II gastrektomi).

1.Antral inhibisyon: Antrumda pH değerinin 2,5’un altında olması (uyaran ne olursa olsun) uyarana bağlı olmadan gastrinin serbest bırakılmasını inhibe eder. pH 1,2 ye vardığında gastrinin serbest bırakılması hemen hemen tamamen bloke edilir. Parietal hücre mukozasının antral mukoza ile normal ilişkisi, asitin, gastrin üretilen bölgenin civarından akmasına engel olacak şekilde değiştirilirse serum gastrini ehemmiyetli asid dürtüleriyle yüksek miktarlara çıkabilir. . Gastrik antral hücrelerde bulunan somatostatin gastrinin serbest bırakılmasında inhibe edici olarak fizyolojik bir rol oynayabilir (Parankim fonksiyonu).

2.1ntestinal inhibisyon: Barsaklar asid sekresyonunun kontrol edilmesine gastrinin salgılanmasını ve parietal hücreler üzerindeki etkileri inhibe eden hormonları serbest bırakarak katkıda bulunurlar. Sekretin ve CCK-PZ asit sekresyonunu deneysel şartlar altında bloke ederler, fakat şu anda bunların etkisinin fizyolojik bir faaliyet olmadığı düşünülmektedir. Barsaklardaki yağ, gastrinin salgılanmasına ve uyarılmasına etki eden en güçlü inhibisyon metodudur. Yağ tarafından serbestleştirilen CCK-PZ ve GIP, yağın inhibe edici tüm husisiyetlerini açıklamaya yetemketedir. Ve burada etkili olduğu farzedilen hala tanımlanmamış hormon için de enterogastron terimi kullanılmaktadır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ