Ay Mağarasını Aşkla Sevmek

Bu yorum Valentin Chu’nun Yin-Yang Kelebek adlı eserinden alınmış­tır ve size on dördüncü yüzyılda Çin’de uygulanan Yatak Odası Sana­tı’ndan soyma ve şefkat gösterme teknikleriyle ay mağarasmı (vajina-yı) aşkla sevmeye dair bir fikir ve his verecektir.

Ateş püskürmeye hazır bir ejderha gibi, dalgaya benzer, ka­royla kaplı üst yüzeyi olan soluk duvar gizli bahçeyi çevreler. Uzak tarafta, bambu bir yaz gününün enerji veren hafif esinti­siyle salınır. Kırmızı balık yeşillikle çevrili ve parlak zincifreden ince, kemerli bir açıklığın köprü yaptığı alışılmadık bir şekilde yapılmış bir havuzda tembel tembel yüzer. Bir tarafında, eğri sa­çakları ve tepede toplanmış çatı köşeleri olan alçak, dolambaçlı bir ev görülebilir. Bir demet yasemin çalılığının kokusu hafif esintiye artan bir tensellik katar.

Zarif seramik fincanlardan sıcak pirinç şarabı yudumlayan ve birkaç tabaktan lezzetli şeylerden azar azar yiyen bir kadın ve bir erkek iri bir kaya parçasının yanındaki bir masada oturmuş. Yemekleri getiren hizmetçi kadın hemen ayrılmıştır. Adam ve kadın sessiz sessiz konuşuyor. Erkek konuşmaya devam eder­ken, muslin sabahlığının uzun, gevşek bir kolu bir çift yemek çubuğuna takılır ve onları masadan yere düşürür. Adam eğilir, onları almak için masanın altına çömelir. Ama bunun yerine, eli kadının ince, narin ayağına değer.

“Oh!”‘ diye haykırır kadın, görünüşe göre korkmuştur. Adam kadının ayaklarını okşamaya başlar. Kadının yüzünü parlak pembe bir renk basar. Ayağa kalkan adam kadının yanma yürür. Elleriyle kadının korkudan sinmiş omuzlarını tutar ve koklayıp öpmek için  burnunu kadının ensesine değdirir. “Oh, lüt­fen dur,” diye fısıldar kadın itiraz ederek. Adamın koklayıp öpüşleri yavaş yavaş kadını yanaklarına doğru ilerlerken kadın aniden yüzünü döndürür ve adamı ağzından dolu dolu öper. Ka­dın hep ürkek görünmüş ve terbiyeli bir kadın gibi davranmıştır. Artık adam onu daha iyi tanır.

Böyle kadınların hepsi aynıdır, soğuk tavırları ama sıcak dudakları, iffetli bakışları ama sert gö­ğüs uçları olur. Adam bu çarpıcı genç dulda çoğu zaman gizli bir biçimlilik hissetmiştir ve sabırla aylardır onu tuzağa düşürmeye çalışmıştır. Çiftleşme dansları geleneksel tarzların ardına gizlen­miş ve uzun olmuştur. Zaman alan işaretleri ve etkileşimleri so­nunda adamın görkemli bahçesindeki bu akşam yemeğinde ka­dını razı etmiştir.

Çift fısıldaşarak eve doğru ağır ağır ilerlerler. Yatak odasına giderler. Odada, neredeyse odanın kendisi kadar olan çok büyük geleneksel bir yatak bulunmaktadır. Yatağın üç kenarını titizlik­le yapılmış işlenmiş abanoz bir kafes çevreler. Kafesin işlemesi­nin içinde önden açık muslin bir perde var. Perdenin öndeki iki kanadı bir çift büyük gümüş çengelle birbirine tutturulmuş. Çen­gellerden boncuklar ve yarı değerli taşlar asılmış.

Yatağa oturur oturmaz yeniden öpüşmeye başlarlar. Adam yavaş yavaş kadının elbiselerini çıkarmaya başlar: kemerini, ipek elbisesini, kolsuz iç çamaşırını, korsesini, son olarak da kü­lotunu. Kadının yarı teslimiyeti, yarı direnci sadece adamın ar­zusunu uyandırmaya yarıyor. İkisi de çıplak kaldığında, adam önündeki leziz ziyafete bakıyor. Badem gözler, kırmızı mı kır­mızı ağız, çıplak kollar adama iyice temizlenmiş lotus köklerini hatırlatıyor. Kadının göğüsleri en üstünde yeni soyulmuş lotus tohumu olan taze tofu tepelerine benziyor.

Adam artık kadmın güzelliğini yaşamaya hazır. Bunu yaşar­ken amacına özünü de ekleyecek. Bu harika bir lezzeti olan uzun ömürlülük ziyafeti olacak. Adam kadına hafifçe dokunarak ve öperek onun şahane vücudunun her noktasına saygı gösteriyor. Kâh ince bir duyarlılık, kâh pervasız bir cesaretle davranıyor. Kaçan bir hayvan gibi geri çekilerek, arada sırada cilve yapmak ve adamı cezbetmek için durmalar var. Uzun bir süre boyunca bütün dünyaları kollarla bacakların ve bellerin bir karışımı olu­yor; sıcak yumuşak ten ve nemli dudakların bir karışımı.

Adam insanı huşu içinde bırakan bu kadına bakmak için bir an duruyor. Kadının terden ıslanmış şeffaf, parlak eti kadınsı bir koku sağlıyor. Kadın küçük göbeğinden ve ince belinden yayı­lan tensellikle hafifçe titreyerek derin derin soluk alıyor. Derken işte zincifre sarayı; bütün varlığıyla hafifçe dışarı çıkmış. Kadın kırmızı etli yeni açılmış bir narı alıyor ve adamın önüne seriyor. Artık yin ve yang büyük bir mutlulukla dolu birleşme için uyumlu oluyor.

Adam sevginin mağarasına, mistik mağaraya, hepimizin bu dünyaya geldiği yere ve yetişkin erkeklerin geri dönmek için can attığı yere doğru kutsanmış görevine başlıyor. Adam kendi yolculuğuna çıkarken, kadının insanı yatıştıran pamuklu kadife üzerindeki yarı kapalı siyah gözleri aniden açılıyor ve keskin bir arzuyla bakmaya başlıyor. Adamın delikanlılıktaki becerileri ha­rikulade olmuş. Dürtüşleri, karşılıkkları ve geri dönüşleri yatak odasındaki rakiplerinin en beceriklilerini alt etmiş.

Kadın, “Hayır! Hayır! Hayır! Hayır!” diye soluk soluğa ada­mın ritmine eşlik ediyor.

Yatağın kalın perdelerinin gümüş çengelleri hiç olmadığı ka­dar sessizce şıngırdıyor. Yaşam dansı devam ediyor. Bu onun için keyif dolu bir alıştırma, ama aynı zamanda son derece önemli. Ginsengin yerini alıyor, üstelik çok eğlenceli. Adam ka­dını farklı pozisyonlarda çevresinde yuvarlıyor. Üstatlar ona ka­dında istenen etkinin nasıl uyandırılacağını öğretmiş. Adam cin­sel simya hakkındaki insanı hayretler içinde bırakan o ciltlerden gizli sözleri hatırlıyor içinden. “Beyaz kaplan bir ileri bir geri sallanır. Mavi ejderha yukarı aşağı gider. Kameri mağara açılıp kapanır. Göksel kök hamle eder ve tellere vurarak çalar.” Adam düşünür: “Rektumumu germeli, soluğumu tutmalı ve bedenimdeki bütün delikleri kapatmalıyım.”

Şimdi ejderha kaplanı kalçalarını kavrıyor ve sinesine bas­tırıyor. Kaplanın dilini emiyor, karnını sıkıca tutuyor ve dizleri­ni kaldırıyor. “Kaplanın hareket etmesine izin ver. Bırak sallan­sın ve soluk alsın,” diyor kendine. Kaplanın altın rengi gözleri sevinçle, eksiksiz bir mutlulukla göklere doğru yöneliyor. “Gü­zel, işe yarıyor,” diyor kendi kendine. Sakin krizantem çiğle kaplı bir şakayığa dönüşüyor esintide çaresizce titreyerek.

Kaplanın altın rengi gözleri göklere doğru yöneldikten sonra, adam onun iksirini toplayabilir. Çok geçmeden kadın kendi aşk sularında yüzecek. Kadın, Çin’deki en şehvet uyandırıcı kadın olmalı. Şakayığın çiğleri damlıyor, ama iksirini göstermiyor. Ka­dın çok narin, çok hassas, ama adamın düşündüğünden daha güç­lü. Bu mücadele biraz zaman alabilir.

Adamın yatak odası savaş sanatlarının en iyi becerileri artık devreye girmeli. Adam çeşitli dalışlardan oluşan kasıp kavurucu bir tekniğe başlıyor. Önce do­kuz sığ, bir derin dalış kullanıyor. Sonra sekiz yavaş, iki hızlı dalışa geçiyor. İşe yarıyor gibi görünüyor. Kadının ses tonu ve ilk bakışta fark edilmeyecek hareketleri içinde bir dizi şehvet dalga­sını açığa vuruyor, yine de kudretli patlama hâlâ olmuyor. Kadın uçurumun kıyısında sallanıyor, ama aşağı düşmüyor.

Adam onun cömert ikramlarını almak için daha sıkı çalışma­lı. Birdenbire, adamın bedeninde içine işleyen bir uyarı sesi ken­dini gösteriyor. O da uçurumun kıyısında. Hemen duruyor, hare­ketlerini durdurmak için kadını da kavrıyor. Artık iki hareketsiz heykeller. Adam yeniden başlayacak, ama ilkönce biraz soluk alacak. Yeniden başladıklarında, kadını kesinlikle uçurumun kı­yısına itecek. Kadın o anda tamamen hareketsiz, yine de adam onun ay mağarasında minicik çarpıntılar hissediyor. Sonra kasıl­maya başlıyorlar. Bu iffetsiz kadının zincifre mağarasının sanki kendi başına bir hayatı var. Mağara açılıp kapanıyor ve fazlasıy­la tedirgin edici bir tarzda sıkıyor. Çok değil, saniyeler sonra Sa­rı Nehir setlerinden boşanıyor. Adam boşalıyor. O ana dek yenil­meyen bir fatih olan yeşim sapı hızla kadının ay mağarasının du­varlarına çarparak çaresizce patlıyor. Kadının içindeki çiçek kal­be giden yol hevesle adamın özünü çekiyor.
Adam sadece yenilmekle kalmıyor, aynı zamanda küçük dü­şürülüyor. Kendini yatağa bırakıyor. Kendisini çok aç bir örüm­cek tarafından suyu emilip kurutulmuş bir böcek gibi hissediyor. Gücü tükenmiş bir halde inliyor: “Ne yaptm bana! Gelişim ve eğitim için yıllarımı harcadım. Şimdi hepsi gitti.” Kadın alçak bir sesle karşılık veriyor, “Efendim, siz kadınları teslim almakla ünlüsünüz. Benim nektarımı çıkarmak için iki saati aşkın büyük bir güçle uğraştınız. Ama onun yerine bana sizinkini verdiniz.” Adamın inlemesine aldırmadan devam ediyor. “Öyleyse bir ka­dının bir adamı teslim almasının nesi yanlış? Teslim savaşında, zafer kadar yenilgi de kabul edilebilmeli.” “Beni mahvettin,” di­ye sızlanıyor adam. “Sen iffetsiz bir tilkisin, bir iblis!” “Saçma! Samanlara inanmayın. Hiçbir erkek harap olmaz, meğerki bunu çok sık yapmasın. Bu her ikimiz için de keyifliydi, üstelik iki­mizi de genç tutacak.”

Ay mağarasının aşkla sevilmesi aşk oyunu bir öpücük ya da okşa­madan çok önce başlar. Hemen göze çarpmayan bir imayla, insanın içini gıcıklatan bir gizlenmeyle, cüretli bir cinsel davetle başlayabilir. Belki beden bir bakış, bir gülüş, saçını hafifçe geriye atılması ya da de­rin bir solukla bunu söyler. Açılış işaretleri hafif ışıklar, ihtiraslı bir müzik, çiçekler ya da parfümün tatlı kokusundan oluşan erotik bir ortamda başlayabilir. Birbirini iyi tanıyan, özellikle uzun bir süredir evli olan partnerler genellikle aşk oyununu önemsemezler, hatta atlarlar, ama arada sırada romantizme dönmek sevişmeyi tazeleyebilir ve yeni­den canlandırabilir.

Aşkın fiziksel yönüne dikkatlice yaklaşılmalıdır. Ayrıca, cinsel ilişki iki insanın paylaştığı en yakın eylem olduğuna gö­re, kişisel hijyen de son derece önemlidir.

Erkekler genellikle cinsel organlara kadınlardan daha yönelimlidir. Bazen erkekler aşk oyununun başlangıcında doğrudan partnerlerinin cinsel organlarına yönelme eğilimi gösterebilirler. Bu bir kadının du­yarlılığını azaltabilir.

Cinsel ilişkiye çabucak başlamak bir zehir ya da bir panzehir olabilir   özellikle de bir kadın için. Uygun “yap” ve “yapma”lara saygı duyulmalıdır. Otomobil sürerken olduğu gibi, trafik işaretlerine uyulmalıdır: “yavaş,” “yol ver” “dur,” “düşük banket,” “ileride viraj var,” “kaygan zemin.” Meçhul sulara dalmak istiyorsa­nız, deneyime dayanarak sulara girivermek ve hemen savuşuvermek iyi bir plan olacaktır.

Sonra partnerinizin tepkisini gözleyin. Açıkça negatifse, rotanızı gözden geçirip düzeltin. Gönülsüz direnç ya da ritüel varsa, Taocuların iki adım ileri bir adım geri yöntemini kullanın. Aşk oyununda bu taktikle, her iki partnerin gizli gizli istediği, ama doğru­dan söylemeye gönlü olmadığı konuşulmamış hazlar keşfedilebilir.

Aşk oyunu için özel bir zaman ya da yer gerekmez. Bazı sevgililer, belki de yaratıcılık ya da umutsuzluk yüzünden, geleneksel olmayan, hat­ta tehlikeli yerlerden hoşlanırken, çoğu romantik bir ortamı tercih eder, belki gözlerden uzak, ay ışığıyla aydınlanan bir kumsal, belki de roman­tik bir müziğin ya da mum ışığının bulunduğu, rahat, loşça aydınlatılmış oda. Yatağa çiçek yapraklarının saçıldığı bir yatak odası da olabilir.

Leave a Reply

You can use these XHTML tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <blockquote cite=""> <code> <em> <strong>