Baş ve Boyun Tümörleri

Baş boyun bölgesi kanserleri teşhislerinin kolay olmasına rağmen ağrının erken semptom olmayışı, hastaların çoğunlukla ilerlemiş hastalıkla gelmeleri bakımından diğer kanserlerden oldukça farklıdırlar. Baş boyun son derece karışık anatomiye sahip olduğundan, bu bölgedeki kanserler birbirlerinden hem fiziksel hem de ruhsal olarak farklıdırlar.

Baş boyun bölgesi neoplazmlarının çoğu orofarenks yassı hücreli epitelinden kaynaklanırlar. Amerika Birleşik Devletlerinde bildirilen bütün kanser vakalarının %5’ini teşkil etmekte ve yıllık olarak 37.000 civarında görülmektedir. Bunların da yarısından azı tedavi edilebilmektedir.

Predispozan faktörler çok olmakla birlikte bir çok vakada inflamasyon bulunmaktadır. Sigaranın irritan etkisi ve ağız kanserlerindeki kullanma sıklığı daha 18.yüz-yılın başından beri bilinmektedir. Sigara içenlerde ağız kanserlerinden ölüm içmeyenlere göre 4 kat fazladır. Alkol alışkanlığı da aynı ilişkiyi göstermekte ye ikisi bir arada olduğunda son etki faktörlerin toplamından çok daha fazladır. Dünyada coğrafi ağız kanseri sıklığındaki farklılıklar kültür durumuna sıkıca bağlıdır

Baş boyun bölgesi kanserlerinin çoğu erkeklerde görülür. Yalnız tiroid kanserleriyle, tükrük bezi benign tümörleri ve hipofarenks kanserleri istisna teşkil ederler. Bu sonuncusu îskandinav kadınlarında Plummer-Vinson sendromuyla birarada görülür (Plummer Vinson sendromu: Aklorhidri, anemi ve mukoza atrofisiyle karakterizedir). Son epidemiyolojik çalışmalar ağız kanserlerinin kadınlar arasında daha da arttığını göstermektedir.

Baş boyun kanser immünolojisi büyük bir araştırma alanı olmuştur. Yassı hücreli karsinomalar tahmin edilenden daha çok olarak immünitenin, özellikle hücresel immünitenin, bozulduğu kişilerde çıkmaktadır. Tümörle birlikte bulunan antijenler (Tumor-associated antigen, TAA) mesela CEA (Karsinoembriojenik antijen) ağız kanserlerinde bazen bulunmaktadır fakat asıl ilişkisi bilinmemektedir. Bazı baş boyun kanserlerinde de virüs antijenlerine karşı antikorlar bulunmuştur. Nazofarenks karsinomalarıyla ağızdaki Burkitt lenfomalarında Ebstein Barr virüs antikorları tesbit edilmektedir. Bu tümörlerde antikor titrajındaki düşüş tedavinin baş ağrıyla orantılıdır. Gizli nazofarenks karsinomalarının tanısında EBV antijenleri başarıyla kullanılmıştır. Larenks karsinomalarında da herpes simplex virüs antikorları bulunmuştur, insanda kanser yapabilmiş virüs izole edilmemiş olmasına rağmen, viral ajanların etyolojik rolü, baş boyun kanseri gelişmesi açısından, daha ileri araştırmaları gerektirmektedir. İlginç olan bir durum da çok sigara içenlerle alkoliklerde virüs antikorları titrajı yüksek bulunmasıdır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ