Çocuklarda Beslenme ve beslenme bozuklukları

1.   Giriş

Tarih boyunca insanlar beslenme ve beslen­menin insan sağlığı üzerindeki etkilerini araş­tırmışlardır. Eski mısır’da tabletler üzerinde çe­şitli hastalıkların tedavisinde kullanılan besin maddeleriyle ilgili yazılar bulunmuştur. Din ki­taplarında besinler ve besinlerin kullanılması konusunda kurallar vardır. Ünlü hekim hipok rat, tedavide kullanılan çeşitli besinlerin adını vermiş, şişman kişilerin zayıflardan daha çabuk öldüklerine dikkati çekmiştir. Çağlar boyunca insanlar bazı besin maddelerinin diğerlerinden daha besleyici olduğunu ve bazı bitkilerin ze­hirli olup yenmemesi gerektiğini öğrenmişlerdir. Bu bilgi birikiminin yanısıra günümüzde bile ge­çerliliğini koruyan çeşitli batıl inançlar da yer­leşmiştir.

Beslenme bilimi kişinin ve toplumun beslen­me durumunun değerlendirilmesi, değişik yaşla­ra ilişkin besi gereksinimlerinin saptanması, fiz­yolojik ve psikolojik özelliklere göre beslenme­nin planlanması, besinlerin hazırlanmasının standartlara uygun biçimde yapılması, beslen­me eğitimi gibi konuları içeren çok yönlü ve ge­niş kapsamlı bir bilim dalıdır. Beslenme bilimi kimya, biyoloji, biyokimya, fizyoloji, mikrobiyo­loji alanlarının temel ilkelerinden kaynaklanan bir bilim dalı olarak gelişmiştir. Ancak toplum­da uygun beslenmenin gerçekleşebilmesi ve be­sin maddelerinin üretimi, dağıtımı, kabullenil­mesi gibi sorunların çözümü diğer disiplinlerle ve yöneticilerle uyumlu ve bilinçli bir işbirliğini gerektirir.

Beslenme ile sağlık arasındaki ilişki, güncel­liğini koruyan bir konudur. Yalnız uzmanlar de­ğil, tüketiciler de besinlerle yakından ilgilenmek­te ve sağlığa yararları, besleyici değerleri, fiyat­ları konusunda daha fazla bilgi sahibi olmak is­temektedirler.

Sağlık konusunda uzman kişiler, özellikle geliri sınırlı gruplarda, beslenmeye ayrılan pa­ranın en iyi şekilde değerlendirilmesine çalış­maktadırlar. Ülkenin sağlık politikası, dar ge­lirli grupların yeterince beslenebilmesine yar­dımcı olabilecek önlemleri de içermelidir.

Günümüzde toplumların daha iyi beslenme­si ile ilgili olarak besinlerin üretilmesinde yapay gübre kullanımı ve bunun besinlerin lezzeti üze­rine etkisi, hayvansal proteinler yerine bitkisel proteinlerin daha yaygın olarak kullanım ola­nakları, konserve edilmiş, dondurulmuş, rafine edilmiş veya başka şekillerde hazırlanmış en­düstriyel besinlerin besleyici değeri, bu gibi be­sinlere ilâve edilen maddelerin zararlı etkisi gibi sorunlar birer araştırma konusu olarak gündem­dedir.

Çabuk yemek, çok tuzlu yemek, fazla veya az yemek gibi beslenme alışkanlıkları sağlığı etkileyebilir. Bugün özellikle gelişmiş ülkelerde gereğinden fazla kalori, yağ, kolesterol, şeker, tuz; buna karşın çok az sellülozlu besin tüketil­diği ve böyle bir beslenme biçiminin kronik has­talıklara zemin hazırladığı düşünülmektedir.

Besinler yaşantımızda önemli rol oynar. Günde üç öğünden, yılda 1000 öğünden fazla ye­mek yeriz.

Aldığımız besinler organizmanın normal büyüyüp gelişebilmesi ve sağlıklı yaşamın de­vam edebilmesi için gereklidir. Ayrıca, yemek bir zevktir. Zevkli ve lezzetli bir yemek kendi­mizi güvenli ve mutlu hissetmemizi sağlar, dost­lukların kurulmasına yardımcı olur.

Besin maddelerinin üretilmesi, işlenmesi ve hazırlanması tarım, endüstri ve başka alanları da ilgilendiren önemli bir konudur. Gelirimizin önemli bir kısmını beslemeye ayırırız. Dünyanın birçok ülkesinde halkın 3/4 ünün veya daha fazlasının tarımla uğraşmasına karşın yine de insanların çoğu yeterince beslenememekte, ye­tersiz beslenme ve açlık hastalıklara, erken ölümlere neden olmaktadır. İyi beslenme tek ba­şına sağlık için yeterli olmamakla birlikte, iyi beslenmeden de sağlıklı olmak düşünülemez.

Besinler (gıdalar) özellikleri bakımından biribirlerine benzemezler. Hiçbir besin maddesi diğeriyle aynı besin öğelerini eş oranlarda içer­mez. Vücut gereksinimleri besinlerde bulunan 50 veya daha fazla kimyasal bileşim ile karşıla­nır. Besin öğeleri proteinler ve aminoasitler, yağ­lar ve yağ asitleri, karbonhidratlar, mineraller,

Vitaminler ve su olmak üzere altı önemli grup­tan oluşur. Sağlıklı yaşam için bu temel besin öğelerinin, beslenmeyi uygun ve yeterli kılacak alt yapı özelliklerini taşıması ve kendi araların­da denge oluşturması esastır. Alman besin öğe­leri nicelik ve nitelik bakımından her yaş döne­minin gereksinimlerini karşılamalıdır.

Çocukluk yaşlarında uygun beslenme, büyü me gelişme, vücut fonksiyonlarının sağlıkh ola­rak devamı ve vücut komponentlerinin yenilen­mesi için gerekli besinlerin yeterince alınması ve kullanılması olarak tanımlanabilir. Beslenme süreci, besinlerin yeterli miktar ve çeşitte yen­mesi, sindirilmesi, emilimi, dolaşımla taşınması, hücre tarafından gereksinime göre kullanılma­sı, artıkların atılması gibi çeşitli işlevleri içerir.

Az veya fazla beslenme, tek yönlü beslen­me, besin maddelerinin bir veya daha fazlası­nın eksikliği veya fazlalığı, sindirim, emilim ve kullanım süreçlerindeki aksaklıklar beslenme patolojisine yol açar. Beslenme durumunun be­lirgin bozukluğunda şişmanlık, zayıflık ve özel eksiklik veya fazlalık belirtileri gibi klinik bul­gular oluşur. Beslenme durumu antropometrik ölçümler ve biyokimyasal incelemelerle değer­lendirilir.

Çocuklar kalıtsal potansiyellerine ancak ye­terli ve dengeli beslenme ile erişebilirler. Çocuk organizmasının besin öğelerine olan gereksinimi erişkinden farklıdır. Besinin yeterli olduğu, ço­cuğun yaşına uygun büyüme ve gelişme göster­mesi ile değerlendirilir. Çocukluk yaşlarında bireysel farklılıkların yanısıra yaş, cins, büyü­me hızı besin gereksinimini etkiler. Optimal bes­lenmenin en önemli olduğu dönem, yaşamın ilk 2 yılıdır. Bu dönemde besinsel eksiklikler, fazla­lıklar ya da dengesizlikler büyüme ve gelişme sürecini çok daha belirgin olarak etkiler ve bir­çok organın yapı ve işlevinde kalıcı zararlara yol açabilir.

Gelişmekte olan ülkelerde kötü beslenme yaygın bir sorun olarak devam etmekte ve bu

Durumun olumsuz etkileri en belirgin olarak süt çocukları ve küçük çocuklarda görülmekte, bu yaşlardaki hastalık ve ölüm oranlarını arttır­maktadır. Protein ve kalori eksikliği, a ve d vita­mini eksiklikleri en sık rastlanılan besin eksikliği hastalıkları arasında sayılabilir. Bu ülkelerde bes­lenme durumunun düzeltilmesi, ancak koruyucu sağlık hizmetlerinin kapsamında beslenme so­runlarına yönelik önlemlerin alınması ile olanak kazanır. Gelişmekte olan ülke çocuklarının bes­lenme sorunları dünya sağlık örgütü cwho), tarım ve gıda organizasyonu cfao), birleşmiş milletler çocuk fonu (unıcef), uluslararası beslenme komitesi (ıcnnd) gibi uluslararası kuruluşların programlarında da öncelik verilen ve çözümü için yoğun çalışmalar yapılan bir ko­nudur.

Toplu beslenmenin veya bireyin beslenme­sinin düzenlenmesi ve uygulanması bir ekip ça­lışmasını gerektirir. Beslenme ekibi, hekim, di­yet uzmanı, hemşire, sosyal danışman gibi ele­manlardan oluşturulur. Bu grubun elemanları olabildiğince birey ve grup ile beraber çalışma­lı, onların fikrini almalıdır. Beslenmenin düzen­lenmesinde bireylerin beslenme alışkanlıkları, gelenekler, ekonomik durum, besin allerjisi gibi özellikler dikkate alınmalıdır.

Hastanede yatan hastalar için beslenmede grup çalışması doktorun diyeti saptaması, diye­tisyenin menüyü planlaması, besinlerin satın alınması ve hazırlanmasının düzenlenmesi, hem­şirenin hastaya yemek sırasında yardım etmesi ve alman miktarları kaydetmesi şeklinde ger­çekleşir. Hemşire ve diyetisyen menü seçimi, ye­meğin yenmesi ve diyet konusundaki tartışma­ları hastayla birlikte yaparlar. Gerektiği zaman hemşire ve diyetisyen sorunları doktorla görü­şürler. Hastanede yatış sırasında hemşire ve di­yetisyen tarafından yapılacak etkin bir beslen­me eğitimi ile beslenme alışkanlıkları olumlu yönde değiştirilebilir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ