Çocuklarda Epidemioloji

Sıtma tarih boyunca bilinen eski bir hasta­lıktır. Hastalığa bugün Japonya dışında Uzak­doğu ülkelerinde, Afrika’da, Orta ve Güney Ame­rika’da rastlanmaktadır. Yalnızca Afrika’da 10 milyon malaryalı bulunduğu ve bu hastalıktan her yıl yaklaşık bir milyon ölüm görüldüğü bi­linmektedir.

P.falciparum ve P.vivax en yaygın olarak rastlanan malarya parazitleridir.

Ülkemizde malarya önemli bir sağlık soru­nu olmuş ve 1945 de Sıtma Savaş Yasasının yü­rürlüğe girmesi ile sıtmalı sayısı belirgin ola­rak azalmıştır. Son yıllarda tarımsal sulama­nın artması, sivrisineklerin insektisidlere direnç kazanması sonucu malaryalı hasta sayısında yeniden artış gözlenmiştir.

Malarya insandan insana vektör görevi ya­pan bir dişi anofel ile nakledilir. Vektör olarak çeşitli anofel türleri saptanmıştır. Türkiye’de vektör olarak en önemli anofel türleri anopheles sacharovi ve anopheles superpictus’dur. Pa­razit içeren kan ürünlerinin alınması ile direkt bulaşma da olabilir. Bu durumda parazitin evrimindeki seksüel üreme ve eksoeritrositer şi­zogoni evreleri atlanmış olur. Plasenta yolu ile bulaşma olabilmekle birlikte nadirdir.

Patogenez ve klinik bulgular

Malaryada kuluçka dönemi parazitin insan vücuduna girmesinden genellikle ilk klinik be­lirti olan ateşin yükselmesine kadar geçen sü­re olarak kabul edilir. Ateşin patogenezi, erit­rositer şizontlarm olgunlaşması ve parçalanma­sı sonucu eritrositlerin erimesiyle serbest kalan maddelere karşı vücudun bir tepkisi olarak açıklanır. Yeni eritrositlerin merozoitlerle infek­te olarak siklusun tekrarlaması ile karakteris. tik ateş ve titreme nöbetleri oluşur. Çeşitli plaz-modium türleri arasında şizogoni süresi farklı olduğundan nöbetler arası aralıklar da farklı­dır. Nöbetler P.vivax, P.ovale ve P.falciparumda 48 saatte bir (tertian malaria), P.malaria’da 72 saatte bir (quartan malaria) gözlenir. Hastalı­ğın başlangıcında eritrositer şizogoni henüz dü­zensiz olduğundan her gün nöbet görülebilir.

Öeğişik plazmodium türleri eritrositleri farklı olgunlaşma evresinde infekte ederler. Plasmodium vivax yalnızca retikülositleri, P.ma-lariae olgun eritrositleri, P.falciparum ise hem retikülositleri hem de olgun eritrositleri infek­te eder.

Ağır hastalıkta parazit sayısı ve infekte olan eritrosit sayısı yüksek orandadır. P.falci­parum hem retikülositleri, hem de olgun erit­rositleri infekte edebildiğinden bu parazitin ne­den olduğu sıtma daha ağır bir gidiş gösterir.

Malaryada tipik nöbet 10-60 dakika süren titreme ile başlar. Bunu kusma, bulantı ve taşikardi izler. Ateş 40°-41°C ye yükselir. Başağrısı ve deliryum gözlenebilir. Ateş düştükten sonra hasta uyur ve uyandığında kendisini da­ha iyi hisseder. Bu tipik nöbetlere P.vivax ve P.ovale infeksiyonlarmda P.falciparum ve P.malariae’dan daha sık rastlanır. 5 yaştan küçük­lerde nöbetler düzensiz olabilir.

Nöbetler sırasında eritrositlerin parçalan­ması ile anemi oluşur. Parçalanan eritrositler­den serbest kalan pigmentler fagositoz yolu ile RES hücrelerinde depolanır. Splenomegali var­dır, İnfekte eritrositlerin kapiller endotele ya­pışması ile kapiller dolaşımın yavaşlaması so­nucu trombuslar ve doku nekrozu oluşabilir. Bu özellik P.falciparum infeksiyonunda çok be­lirgindir. Malaryada hepatosplenomegali, sarılık ve karaciğer hasarı da oluşabilir.

Malaryanın geç döneminde bulgular kona­ğın infeksiyona immünolojik yanıtı ile ilişkili­dir. Parazitin antijenlerine karşı bazı antikorlar ve otoantikorlar saptanabilir. IgG ve IgM dü­zeyleri yüksektir, romatoid faktöre benzer antiglobülinler, antinükieer antikorlar, heterofil antikorlar ve eritrositlere karşı antikorlara sık rastlanır. Bu immun yanıt anemiye, hepatosplenomegaliye ve glomerulonefrit, nefrotik sendrom gibi renal patolojiye neden olabilir.

Tanı

Malaryanın kesin tanısı periferik kanda plazmodiumların saptanması ile konur. Hasta kanından hazırlanan yayma ve kalın damla preparatları giemsa yöntemi ile boyanarak in­celenir. Özellikle parazit sayısının az olduğu durumlarda kalın damla incelemesi tanıda çok yardımcıdır. Kalın damlada parazit saptanamayan İatent infeksiyon şüphesinde tanı için ke­mik iliği, dalak ve karaciğer ponksiyon materyelinin incelenmesi gerekir.

Parazitin türünü tanımlamada periferik kan yaymalarından yararlanılır. Yaymada plaz­modiumların- eritrositer şizogoni evresindeki morfolojik özellikleri saptanarak tür belirlenir.

P.vivax retikülositi infekte eder ve ilk ola­rak yüzük şeklinde olan trofozit formunda göz­lenir. Bu plazmodium çok hareketli olduğundan vivax adı verilmiştir. Şizogoninin ileri dönem­lerinde eritrositlerin büyümüş ve solmuş oldu­ğu gözlenir. İnfekte eritrosit içinde mavi boya­nan Shüffner tanecikleri bulunur. Olgun şizont ortalama 16-24 merozoit içerir.

P.ovalenin eritrositer evresi P.vivax’a ben­zer. Eritrosit şekli ovalleşebilir. Shüffner tane­cikleri daha koyu boyanır ve olgun şizont P.vi-vax’dan daha az sayıda merozoit içerir.

P.falciparum her yaşta eritrositi infekte et­tiğinden normal renk ve büyüklükte eritrositte de bulunur. Bu parazit eritrosit içinde küçük halkalar oluşturur. Shüffner taneciği bulunmaz. Şizogoni esnasında parazitli eritrositler perife­rik dolaşımdan sekestre olduklarından ağır in­feksiyon dışında bu parazitler periferik yayma­da nadir görülürler. Şizontlarda 8-30 merozoit bulunur. P.falciparum’un en karakteristik özel­liği  sosis şeklinde  görülen gametositlerdir.

P.malariae olgun eritrositleri infekte eder ve Shüffner taneciği bulunmaz. Trofozoit ba­zen eritrositte band şeklinde gözükür. Olgun şizontta 6-12 merozoit bulunur. Bunlar simet­rik dizilerek «papatya» veya rozet şeklinde gö­zükürler. P.malariae şizont ve trofozoitlerinin görünümü dışında olgun gametositin yuvarlak oluşu ile de P.falciparium’dan ayrılır (şekil 10.10.3).

Tedavi

Malarya tedavisinde ve malaryanın ende-mik olduğu bölgelere giderken uygulanacak ke-moprofilakside 1) kinin, klorokin, amodiakin, nıeflokin grubu, 2) pirimetamin, proguanil, 3) sulfonamidler, 4) primakin ve 5) bazı antibiyo­tikler olmak üzere 5 grup ilaç kullanılmakta­dır.

Komplikasyonsuz hastalığın tedavisinde klo­rokin fosfat ilk seçilecek ilaçtır. 6 aylıktan büyük çocuklarda, anemisi veya G6PD eksikliği ol­mayan hastalarda primakin de kullanılabilir.

P.falciparum’un etken olduğu klorokine di­rençli vakalarda kinin sülfat ve pirimetamin ve­rilir. Pirimetamin yerine sulfadiazin de kulla­nılabilir. Tablo 10.10.3 de sıtma tedavisinde kul­lanılan ilaçlar ve dozları görülmektedir.

Ağır hastalarda parenteral olarak kinin hidroklorür kullanılır. Doz 25 mg/kg/gün dür. Bu dozun yarısı ilk 1 saatte perfüzyon sıvısı içinde verilir; diğer yarısı 6-8 saat sonra oral tedaviye geçilemezse yine perfüzyonla verilir.

Rölaps tedavisinde en seçkin ilaç primakindir. Primakin 14 gün süre ile 1-3 yaşta 2.5 mg/gün, 4-6 yaşta 5 mg/gün ve 6 yaştan bü­yüklerde  15 mg/gün olarak verilir.

Korunma

Dünya Sağlık Örgütü kemoprafilaksi için proguanil, klorokin fosfat, amodiakin veya pi­rimetamin kullanılmasını önermektedir. İlk se­çilecek    ilaç klorokin fosfattır.    Bu ilaç 5 mgbaz/kg olarak haftada bir verilir. Kemoprofilaksi endemik bölgelere gitmeden 1 hafta önce başlatılır ve 6 hafta süre ile verilir.

Klorokine dirençli olgularda Pirimetamin + Sulfadoksin yine 6 hafta boyunca verilir.

Ülkemizde profilakside pirimetamin kullanıl­maktadır. Bu ilaç haftada bir olmak üzere 1 ya­saldan küçüklere 6.25 mg, 1-4 yaşları arasında 6.25-12.5 mg, 5-8 yaşları arasında 12.5 mg, 9-12 yaşları arasında 12.5-25 mg verilir.

Korunmada kemoprofilaksi dışında anofel­lerle savaş önemlidir. Anofeller yumurtalarını durgun sulara ve bataklıklara bıraktıkların­dan bunların larva döneminde yok edilmesi için durgun sular mazot, motorin veya mala-riol ile ilaçlanır. Yurdumuzdaki anofeller çe­şitli insektisidlere dirençlidir. Bu nedenle ano­felleri yok etmede Malathion adlı insektisit kul­lanılmaktadır.

Anofellerin evlere girmesi kapı ve pencere­lere tel takılması ile önlenebilir. Anofeller gece ısırdıklarından yataklara cibinlik konulması da iyi bir korunma önlemidir.

Malaryaya karşı bazı aşılar geliştirilme evresindedir. Aşı konusundaki çalışmalar özellikle sporozoitlere karşıdır. Sporozoit yüzeyini kap­layan proteine karşı tcircumsporozoit) bir aşı da geliştirilmeye çalışılmaktadır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ