Çocuklarda Mikoplazma İnfeksiyonları

Mikoplazmalar, doğada yaygın olarak bulu­nan ve birçok suşları hayvanlarda, böceklerde, bitkilerde hastalık yapan mikroorganizmalardır. Bakterilerden farklı olarak belirgin bir hücre duvarları yoktur, trilaminer membranlarla çev­rilidirler. Yapılarında hücre duvarı materyeli bulunmadığından bu mikroorganizmalar gram boyası ile reaksiyon vermezler ve hücre duvarı sentezini inhibe ederek etki yapan antibiyotik­lere duyarlık göstermezler. Bugün bu mikroor­ganizmalar Mollicutes (yumuşak deri) sınıfına konmaktadır. Bu sınıfta mycoplasma’dan başka Acholeplasma, Ureaplasma, Spiroplasma ve Anaeroplasma generus’ları ve 100 den fazla suş bulunmaktadır. Bu suşlarm 10 tanesinin insan mukozalarında kolonize olabildiği bilinmekte­dir. M. pneumoniae insanda hastalık yapan baş­lıca mikroplazmadır. M. hominis, M. genitalium ve U. urealyticum ile de hastalık tanımlanmış­tır. Tablo 10.7.1 insanda hastalık yapan miko-plazmaların yerleştikleri dokular ve yol açtıkla­rı hastalıkları göstermektedir.

İlk bulunan mikoplazma sığırlardan elde edilen Mycoplasma mycoides’tir. Bunu izleyerek memelilerde benzer mikroorganizmalar bulun­du ve bunlara pleura-pnömoniye benzer hasta­lık yapan organizmalar (pleuropneumonialike organisms PPLO) ismi verildi. Daha sonraları bakteriyel olmayan, antimikrobiyel ajanlara ya­nıt vermeyen, ancak ölümcül de olmayan pnö-moniler «Primer atipik pnömoni» olarak adlan­dırıldı. Bu tip pnömonilerin tanısında soğuk hemaglütinin reaksiyonunun serolojik bir test ola­rak kullanılabileceği gösterildi. Aynı yıllarda Eaton tarafından PPLO ile benzerlik gösteren bir etken üretildi ve «Eaton ajanı» adı verilen bu etken ile bazı hayvanların infekte edilebile­ceği gösterildi. Buna paralel olarak primer ati­pik pnömonili hastaların balgamlarının gönüllü şahıslara inoküle edilmesi ile aynı hastalığın oluştuğu gösterildi ve etiolojide «Eaton ajanı» mn etken olabileceği ileri sürüldü. Daha sonra­ları, 1963 yılında, bu etken kültürlerde üretile-bildi ve pnömoni ile olan ilgisi belirlendi. Bu etkene «Mycoplasma pneumoniae» ismi verildi.

M. pneumoniae infeksiyonları kentsel ve kırsal popülasyonda görülebilir. Şehirleşmiş böl­gelerde endemik olarak her mevsimde buluna­bildiği gibi düzensiz aralarla epidemiler de ya­pabilir, Epidemiler sonbaharda başlayarak ay­larca sürer ve bu süre içinde infeksiyonun görül­me sıklığı diğer zamanlardakinden 3-4 kez daha fazla olabilir. İnfeksiyon özellikle büyük ço­cuklarla genç erişkinlerde görülür. M. pneumo-niae’ye bağlı hem infeksiyon, hem de hastalık sıktır. Serolojik testlerle sütçocuklarmda yakla­şık % 28, genç erişkinlerde % 97 ye varan serum antikorları pozitifliği saptanmıştır. İnfek-siyonlarm % 75 i aseptomatik seyreder.

Semptomatik hastalık en çok büyük çocuk ve genç erişkinlerde görülür. îlk geçirilen in­feksiyon çocukları duyarlılaştırır ve reinfeksiyon ile hastalık belirgin olarak ortaya çıkar.

Okul çocukluğu yaşlarında görülen pnömo-nilerin % 9-16 sı M. pneumoniae’ye bağlıdır.

Hastalık çok bulaşıcı değildir, aile içinde % 65 oranında yayılır. Okullarda bulaşıcılığı dü­şüktür.

Patogenez

M. pneumoniae solunum yoluyla, küçük aerosol partikülleri veya büyük damlacıklarla bulaşır. Canlı organizma solunum epiteline ya­pışır ve infeksiyon başlar. Bu yapışma bağlantı faktörü aracılığı ile gerçekleşir. Bronş ve bronşiyolde tahribat olur, alveol duvarı kalınlaşır ve iltihap hücreleri artar. Peribronşiyal aralıklar­da ise lenfosit ve plazma hücreleri kümeleşir. M. pneumoniae’deki olayların hidrojen peroksid ve süperoksit anyonları ile yakın ilişkisi vardır.

Mukoza hücrelerinin hasarının neden oldu­ğu siliastaz, uzamış paroksismal öksürük nö­betlerine yol açar.

M. pneumoniae spesifik olmayan bir po-liklonal B hücre aktivatörüdür, işgalci organiz­manın konak tarafından tanınmasına engel olur.

Mikoplazma infeksiyonunda beyin ve diğer dokulara karşı otoantikor gelişimi bildirilmiş­tir. Bu otoantikorlar infeksiyon sırasında konak­taki immun değişiklikler ile oluşabileceği gibi daha büyük bir olasılıkla M. pneumoniae anti­jenlerinin konakdoku ile çapraz reaksiyonu so­nucu da oluşmaktadır.

M. pneumoniae infeksiyonunun nöroloj ik komplikasyonlarmın bir nörotoksinle, respira-tuar hastalığın sık oluşumunun da immun süp-resyonla ilgili olduğu ileri sürülmüştür. Azal­mış T lenfosit aktivitesi de gösterilmiştir.

Klinik bulgular

M. pneumoniae çocuklarda solunum siste­mi ile ilgili olan ve olmayan iki tür infeksiyona yol açar (tablo 10.7.2).

Pnömoni

En sık rastlanan klinik tablodur. İnfekte ki­şilerin ancak % 3-10 unda klinik olarak pnömo­ni görülür. Bitkinlik, ateş, baş ağrısı ile başlar. Ateş 37.8-39.4°C arasındadır. Öksürük hastalı­ğın başlangıcından 3-5 gün sonra ortaya çıkar.

Tablo 10.7.2 :   Çocuklarda M. pneumoniae infeksiyonlarmm klinik şekilleri

  1. Solunum sistemi ile ilgili hastalıklar: Pnömoni, farenjit, otitis media, büllöz mirenjit,  sinüzit,  laringotrakeobronşit,  bronşiyolit, spesifik olmayan üst solunum yolu infeksiyonları
  2. Akciğer dışı hastalıklar:

Nörolojik;

Meningoensefalit,     ensefalit,        transvers

myelit,  kranial     nöropati,     poliyomyelite

benzer sendrom, psikoz,  serebral infarkt,

Guillain-Barre sendromu Kardiak:

Perikardit, miyokardit,    komple kalp blo-

ku, konjestif kalp yetersizliği,    miyokard

infarktüsü Gastrointestinai:

Hepatik disfonksiyon, pankreatit Hematolojik:

Otoimmun hemolitik anemi,    kemik iliği

süpresyonu, damar içi koagülopatisi Kas ve iskelet:

Miyalji, artralji, artrit Genito-üriner:

Akut glomerülonefrit, tübüler interstisyel

nefrit, tuboovaryal apse İmmünolojik:

Hücresel   bağışıklık   yetersizliği,     nötrofil

kemotaksis bozuklukları

Başlangıçta prodüktif değildir, daha sonra be­yaz veya çizgi şeklinde kanlı balgam oluşabilir.

Döküntü, ses kısıklığı, boğaz ağrısı, göğüs ağrısı, bulantı, kusma ve ishal oluşabilir. Burun akıntısı genellikle yalnızca küçük çocuklarda gö­rülür. % 40 vakada «wheezing» gözlenir. Teda­vi yapılmayan vakalarda semptomlar 3-4 haf­tada kaybolur. Orak hücreli anemili hastalar­da, immun yetersizlik sendromlarmda, ilaca bağlı immun süpresyon durumlarında, kardio-pulmoner bozukluğu olanlarda infeksiyon ağır seyreder. Bu vakalarda masif lober konsolidasyon, plevral efüzyon, pnömatoseller, akciğer ap­sesi, diffüz interstisyel fibroz ve erişkin tipi so­lunum yetersizliği sendromu gözlenebilir.

M. pneumoniae’nin radyolojik görünümü değişkendir ve özgü değildir. Genelde tek akci­ğeri ve özellikle alt lobları tutar. Retiküler ve interstisyel bir pnömoni şeklindedir. Daha ilerleyince segmenter ve lober tutulma olur. Plevral efüzyon enderdir. Lateral dekübitus pozis­yonunda % 20 vakada efüzyon gösterilebilir. Klinik semptomlarla akciğer bulguları ve rönt­gen arasında belirgin bir ilişki bulunmaması M. pneumoniae pnömonisinin özelliğidir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ