Çocuklarda Prognoz

İyileşme iki evrede gerçekleşir. İlk 2-3 haf­ta içinde ödem ve diğer klinik belirtilerin çoğu kaybolur, majör biyokimyasal ve fizyolojik deği­şiklikler normale yakın değerlere döner. Bundan sonraki evrede çocuk giderek tartı kaybını telafi eder ve bütün diğer reversibl değişikliklerin tam düzelmesi gerçekleşir. Hastaneye girişten 2-3 ay sonra çocuk genellikle boyuna uyan kiloya eriş­miştir ve klinik olarak iyileşmiş kabul edilebi­lir.

Nütrisyon rehabilitasyonu merkezleri veya benzer olanaklar mevcut ise ya da çocuk ev zi­yaretleriyle yakından takip edilebildiğinde yal­nızca ilk evrede hastanede kalması yeterli ola­bilir. Komplikasyonlar kontrol altına alındıktan sonra çocuklar çeşitli ve yeterli bir diyet yiyor­larsa, tam nütrisyonel düzelme hastane dışın­da sağlanabilir. Hatta, ayaktan izleme ile anne­nin eğitimine ve ailenin diğer sağlık ve sosyo­ekonomik sorunlarına yardım edilerek daha da etkili olunabilir.

En iyi koşullarda bile hastaneye kabul edi­len ağır PEM’li çocuklarda mortalite % 10-20 ara­sındadır. Ağır mental depresyon, hipotermi, hi­poglisemi ve peteşiler kötü prognoz işaretidir. En önemli ölüm nedenleri elektrolit dengesizliği ile birlikte ağır dehidratasyon, kalp yetersizliği ve infeksiyonlar, özellikle bronkopnömoni ve gram negatif mikroorganizmaların neden oldu­ğu septisemidir. Ölüm tehlikesi özellikle ilk günlerde yüksektir. Eğer çocuk bu dönemde yaşar­sa, Ölüm tehlikesi hızla azalır. Bronkopnömoni ve diğer akut infeksiyonlar yönünden ilk 8-10 gün içinde özel bir dikkat gösterilmelidir. Uy­gun tedavi edilmiş çocuklar bu ilk periyot­tan sonra nadiren ölürler ve genellikle ölüm süperempoze” olan bir komplikasyona bağ­lıdır. Az sayıda çocuk, önerilen diyet tedavisine yanıt vermeyen metabolik bozukluklardan ölür­ler.

PEM toplumun sağlığını ve insan iş gücü ye­teneğini etkileyen kalıcı bozukluklara da yol açar.

PEM’de klinik, biyokimyasal ve metabolik de­ğişiklikleri gözden geçirirken, reversibilite ve irreversibilite kavramlarını da değerlendirmek ge­rekir. PEM genellikle vücutta reversibl değişik­liklere yol açar ve iyileşme ile tüm fonksiyonlar normalleşir. Ancak yaşamın erken döneminde, bazı organlarda hücre çoğalması (hiperplazi) sü­reci henüz devam etmektedir ve bu dönemde ye­tersiz beslenme, bazı doku ve organlarda irrever-sibl değişiklikler ile sonuçlanabilir. Fetal dönem­de ve postnatal ilk aylarda yetersiz beslenmenin, beynin büyümesini ve nöron hiperplazisini en­gelleyerek irreversibl beyin harabiyetine yol aça­bileceği ileri sürülmektedir. PEM’in merkezi si­nir sistemindeki fonksiyonel sekelleri bazal iştah ayarlamasından psikososyal ve davranış adaptas­yonuna kadar çeşitli alanlarda görülebilir. PEM’li çocuğun psikososyal, emosyonel ve mental geli­şiminde saptanan bozukluklar yalnız beslenme faktörüne değil, uyan yoksunluğuna ve fakir bir ortamın etkilerine de bağlıdır.

Özellikle 6 ayından büyük yaşlarda oluşan PEM, özellikle çok uzun süreli değilse büyüme yeteneğini azaltmaz. İyileşme ile bu çocuklarda büyüme hızlanır ve çocuğun boy uzunluğu ve vücut ölçümleri normal yaşdaşlanna erişir (bü­yümede yakalama, catch-up growth).

KORUNMA

Bireysel düzeyde protein-enerji malnütrisyo-nundan korunma, çocuğa nütrisyonel gereksi­nimlerini karşılayacak şekilde uygun bir diye­tin sağlanması, aynca çocuğun infeksiyonlardan ve Özellikle ishalden korunması ile gerçekleşir. Bu durum PEM’in toplumsal veya milli düzeyde bir halk sağlığı problemi olarak ele alınmasını ve çok disiplinli yönleriyle bu durumun epidemiolojisinin açıkça anlaşılmasını gerektirir. Bir bölgedeki protein- enerji malnütrisyonunun yay­gınlığı medikal bir problemden çok sosyal bir problemdir. Besin üretiminin ekonomik, tanmsal yönleri, besinlerin elde edilebilirliği ve bun­ların yanısıra popülasyonda gıda tüketimini be-, lirleyen kültürel faktörlerin dikkate alınması ge­rekir. Çevrenin hijyen koşullan, popülasyonun sağlık bilgisi ve pratiği, sağlık hizmetlerinin ni­telik ve niceliği de PEM epidemiolojisini etki­leyen faktörlerdir.

Özellikle küçük çocuklar için yüksek biyo­lojik değerde protein kaynaklan olan besinle­rin az olması; düşük enerji ve dansiteli diyet, bes­lenme ile sağlık arasındaki ilişkinin yeterince kavranmaması; beslenmede yanlış kültürel ina­nış ve uygulama; ishal ve diğer inf eksiyon hasta­lıklarının yüksek oranda olması, bir toplumda protein enerji malnütrisy onu vakalarının oluş­masına yol açan sinerjistik etkilerdir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ