DİŞ HEKİMLİĞİ AÇISINDAN BAZI FİZYOLOJİK VE PATOLOJİK DURUMLAR

DİŞ HEKİMLİĞİ AÇISINDAN BAZI FİZYOLOJİK VE PATOLOJİK DURUMLAR
1 — Yaş ile cerrahi müdahalelerin ilgisi: Dişhekimliği yönün­den yaş önemli bir faktör değildir. Çocuklarda yapılacak süt dişi çe­kimlerinde, hele dişin eruptionu da yaklaşmışsa, lokal veya rejyo-nal anestezi tatbiki tavsiye edilmeyecektir. İğne korkusu çocuğu ya­pılacak işten daha çok huzursuz yapacaktır. Etil klorürle yapılacak püskürtme anestezisi yeterlidir. Yalnız çocuğun uzun süre, etil klo-rür püskürtülmesi esnasında nefesini tutabileceğini ve hemen son­ra çok geniş bir enspiryum yapmasının mümkün olduğunu bu halde ise lüzumundan fazla ve hatta toksik dozda inhalasyon neticesi te­lafisi mümkün olmayan komplikasyonlarla karşılaşılmasınm müm­kün olduğunu hatırdan çıkarmamak gereklidir. Lokal anestezi yapı­lıyorsa huysuz ve asabi çocuklarda iğne kırılmalarının da mümkün olduğunu hatırlatmak gerekir. Orta yaşlı kişilerde hipertansion, dia-bet, herhangi bir kardıovaskuler sistem hastalığı bulunabileceği dü­şünülmeli, bu ihtimaller bertaraf edildikten sonra müdahaleye geç­melidir. İleri yaşlarda ise vaskuler ve ossöz frajilite ihtimali üzerinde durulmalıdır.
2 — Mensturasyon: Mensturasyon esnasında cerrahi müdahale yapıldığı takdirde kanamanın uzun süreceği söylenmekte ise de, acil müdahale ve diş çekimi için hiçbir kontrendikasyon yoktur.
3 — Gebelik: Hamileliğin hiçbir safhasında acil müdahaleler ve diş çekimi için bir kontrendikasyon düşünülemez. Ancak hamileliğin ilk üç ayında yapılacak müdahalelerde hastayı heyecana sevkedecek durumlardan kaçınmak gereklidir. Hastada itiyadi düşük olup olma­dığı da müdahaleden önce araştırılmalıdır.
4 — Süt verme: Süt verme esnasında küçük dozlarda verilen anestezik maddelerin bebeğe hiçbir zararlı etkisi olamaz
Patolojik Durumlar s
1) Kardıovasküler sistem hastalıkları:
Kardıovasküler sistem, hastalıklarında esas problem müdahale riskinin ne nisbette olacağıdır. Hastanın müdahaleye cevabı ile kalp lezyonu arasında açık bir ilgi mevcuttur. Kompanse olan kardıovas­küler lezyonlara musap olan kişiler kompanse olmayanlara nazaran daha iyi bir şekilde müdahaleye tahammül ederler.
a) Angina pektoris: Paroksistik miyokart işemisi olarak tarif edilen bu hastalık, prokordial bölgede genellikle eforla gelen, parok­sistik, 1-2 dakika süreli, sol omuz ve kol ve boynun sol tarafına ya­yılan ağrı ile kendini gösterir. Kalp sesleri ve ritmi normaldir. Tan-sion arteriel değişmemiştir. Ağrı dışında hastada objektif ve sübjek­tif hiçbir belirti yoktur. Anginli hastada ağrıyı provoke edici fak­törlerden kaçınmak gereklidir. Antesedaninda angina pektoris bulu­nan hastaya müdahale ve çekim endikasyonu koyarken ihtiyatlı ol­mak iktiza eder. Çekim veya müdahalenin bir anjin krizi uyandıra­bileceği hatırlanmalıdır. Çekimin mümkün olduğuna karar verildiği takdirde, müdahaleden önce, bir koroner vazodilatatörü mesela tri-nitrin verilmelidir. Lokal anestezi, tercihan adrenalinsiz, yavaş ya­vaş verilmelidir. Müdahaleden önce veya sonra ağrı krizi görülür­se:
a — Kasta derhal istirahat ettirilmeli
b — Koroner dilatatörlerinden birisi derhal verilmelidir.
— Nitrogliserin (Trinitrine) draje. Dil altmda eritilecek, geçmez­se 5 dakika sonra bir tane daha kullanılacaktır.
— Nitrite d’amyle ampul. Kırılarak koklatılacak.
b) Enfarktüs: Hastalık ani ve şiddetli retrosternal ve epigast-rik ağrı ile başlar. Angina pektoristen farklı olarak ağrı nitroglise­rin ile geçmez. Hastanın yüzü soluk ve ıstıraplıdır, ajitedir. Soğuk ter vardır. Nabız süratli ve aritmiktir filiform olabilir.
Ciddi bir koroner hastalığı olan kalp enfarktüsü vakalarında müdahale endikasyonunu çok ihtiyatla ve hatta müdavi hekimi ile birlikte koymalıdır. Müdahale endikasyonu konduğu takdirde, an-tigoagulan kullanıyorsa, müdahaleden hiç olmazsa 2 gün önceden bunun kesilmesi temin edilmelidir. Ve ayrıca protrombin zamanı kontrol edilmelidir. Lokal anestezik mahlul, adrenalinsiz olmalı ve yavaş yavaş zerk edilmelidir. Muayenehanede bir enfarktüs krizi ile karşılaşıldığı takdirde:
a) Hasta rahat ettiği durumda yatırılmalı
b) Oksijen inhale ettirilmeli
c) Papaverine 0,02 gr. intra venöz yapılmalı
ç) Hasta şokta ise, Coramine 5 cc intra venöz veya Cardıozol, Cafeine intra muskuler yapılmalı
d) Morfin 0,01 ve 1/4 mgr atropine deri altı yapılmalı
e) Ve nihayet antikaogulan tedavi (Heparin, Dicumarol, Tro-mexan) tavsiye edilmelidir.
c) Kalp yetmezliği: Bu vakalarda çekim ve küçük müdahaleler hastayı ağır bir senkop ve ölüme götürebilir. Zaruret varsa kardı-oloğun nezaretinde yapılmalıdır. Bunlarda anestezi bir problem teş­kil eder. Tercihan sürfas veya soğutma anestezisi kullanılmalıdır. Müdahaleden önce ve sonra tonikardıaklar kullanılmalıdır. Oksijen el altında bulundurulmalıdır.
ç) Endokardit: Endokardit enfektiöz bir problemdir. Diş doku­sundan kalkan enfektion amilleri ve septik emboliler endokardda il-tihabi olayların zuhuruna sebebiyet verebileceği gibi mevcudu da deklanse edebilirler. Her çekimde belirli bir nisbette bakterime söz konusu olacağına göre, çekimin fazla bakteriyemiye sebebiyet ver­meden yapılmasına mutlak zaruret vardır. Endokarditlilerde müda­haleden birkaç gün önce sistematik olarak antibiotik tatbik edilme­lidir. İyi bir premedikasyon yapılmalı, tercihan lokal anestezi kulla­nılmalı, operasyon yatırılarak yapılmalı ve mümkün mertebe az travma yaparak müdahale bitirilmelidir. Müdahaleyi takip eden ilk iki üç gün de antibiotik tatbikatına devam edilmelidir.
d) Hipertansiyon: Hipertandülerde kalpte bir tehlike söz ko­nusu değildir. Çekim sonunda daha ziyade damarlarda arızalar baş gösterebilir. Kapiller veya serebral kanamalar görülebilir. Cerrahi müdahale tansionun aniden yükselmesine sebep olabilir. Hipertan­dülerde kullanılan anestezik mahsulün vazokonstriktör ihtiva etme­mesi şarttır. Anestezi yavaş yavaş yapılmalıdır.
2) Romatizma: Akut romatizma esnasında cerrahi müdahale yapılması için hiçbir kontrendikasyon yoktur. Ancak romatizmalı hastanın, bu hastalığa bağlı bir kalp afetine duçar olup olmadığı tesbit edildikten sonra gerekli müdahaleye geçmelidir.
3) Psikastenikler: Küçük müdahale ve çekimlerin yapılması için bir mahzur yoktur. Korkacak olan bu tiplerin daha önceden müdahaleye hazırlanması muvafık olur. Vaquez’in şu sözünü ha­tırlamalıdır: «Kardiak olsun olmasın, korkaklardan sakınınız.
4İ Diabet: Diabetli hasta lokai anesteziyi iyi kolere eder. Ancak lokal anestezik maddenin içerisinde vazokonstriktör bulunmaması gereklidir. Adrenalinin vazokonstriktör hassası ile birlikte hiper gli-semian etkisi hatırlanmalıdır. Kan şeker seviyesi yüksek olan has­talarda, şeker regüle edildikten sonra müdahale yapılır. Regüle edil­meyen şekerlilerde yara şifası da gecikmektedir.
5) Şua tedavisine tabi tutulmuş hasta: Şua tedavisine tabi tu­tulmuş hastalarda kemikler (Şuaya tabi tutulan bölgedeki kemik­ler) frajildir. Diğer dokuların rejenasyon kabiliyeti de bir hayli azal­mıştır. Bu bakımdan çekim vs. gibi küçük cerrahi müdahalelerde, kemikler küçük veya büyük kırıklar meydana gelebileceğini ve yu­muşak doku yaralarının geç iyileşeceğini bilmemiz iktiza eder.
6) Epilepsi -. Bu hastalarda gerek anestezik, gerekse müdaha­le yönünden bir kontrendikasyon yoktur. Yalnız anestezi veya mü­dahale esnasmda hasta da epilepsi krizi müşahade edilebilir. Böy­le bir tablo ile karşılaşınca hastayı düz bir yere yatırmalı, konvulsi-onlar esnasında herhangi bir yerinin yaralanmaması ve hatta kırıl­maması için çarpmalara mani olunması, ağız boğaz ifrazının tenef­füse mani olup hastayı asfiksiye sokmaması için başın yana çevril­mesi varsa derhal lüminal zerk edilmesi gereklidir.
Şuur kaybı otonom sinir sistemi ve pisişik bozuklukları kaslar­da gayri iradi hareketler ile kendini gösteren paroksismal konvül-sif bir hastalıktır. Klinikte genellikle grand mal, petit mal şeklindi görülür. Epilepsi nöbetinin belirtilerini şu şekilde sıralamak müm­kündür:
7) Hipertroidizm: Troid hiperfontionuna musap hastalar genel­likle hassas ve heyecanlı şahıslardır. Bu tip hastalarda taşikardi vardır. Lokal anesteziklerin zararlı bir etkisi yoksa da terkiplerinde bulunan vazokonstriktörler fena etki yaparlar. Hastada şiddetli ta­şikardi husule getirirler. Cilt solar, tremor husule gelir. Tedavide nitrit damil inhalasyonundan istifa edilir. Müdahaleden önce iyi bir premedikasyon faydalıdır.
8) Antikoagulan tedaviye tabi tutulan hastalar: Enfarktüs, fle­bit ve arterit gibi hastalıkların tedavisinde antikoagulanlardan is­tifade edilmektedir. Bu tedaviye tabi tutulan hastalarda çekim veya küçük cerrahi müdahale sonucu kanamalar uzun sürerler. Bu ba­kımdan mutlak bir endikasyon yoksa müdahale tedavi sonuna bı­rakılmalıdır. Zaruret halinde bir süre için antikoagulan tedaviye ara verip kan bulguları normal olduktan sonra müdahale yapılma­lıdır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ