<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlık,estetik, diyet, zayıflama, tüp bebek, lazer epilasyon, saç ekimi</title>
	<atom:link href="http://www.saglikbilimi.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.saglikbilimi.com</link>
	<description>Estetik, Tüp Bebek, saç ekimi, lazer epilasyon, zayıflama</description>
	<lastBuildDate>Wed, 22 Feb 2012 15:03:32 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Estetik Burun Ameliyatı Soru Cevap</title>
		<link>http://www.saglikbilimi.com/estetik-burun-ameliyati-soru-cevap/</link>
		<comments>http://www.saglikbilimi.com/estetik-burun-ameliyati-soru-cevap/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Jan 2012 16:24:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Estetik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilimi.com/?p=21971</guid>
		<description><![CDATA[Gerek nefes alma sorunları gerekse görünüş bozukluğu gibi nedenlerden dolayı pek çok insanın yaşadığı bir sorunu gündemimize aldık. Burun estetiği ameliyatının öncesini, sonrasını, nasıl yapıldığını, son gelişmeleri saglikbilimi.com olarak siz değerli ziyaretçilerimiz için ünlü estetik cerrahı Dr. İlker Manavbaşı&#8217;na sorduk. İşte o çok merak edilen sorular ve cevapları:
 Kendimize Yakışacak Burun Şekline Nasıl Karar Verebiliriz?


Estetik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gerek nefes alma sorunları gerekse görünüş bozukluğu gibi nedenlerden dolayı pek çok insanın yaşadığı bir sorunu gündemimize aldık. Burun estetiği ameliyatının öncesini, sonrasını, nasıl yapıldığını, son gelişmeleri saglikbilimi.com olarak siz değerli ziyaretçilerimiz için ünlü estetik cerrahı Dr. İlker Manavbaşı&#8217;na sorduk. İşte o çok merak edilen sorular ve cevapları:<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong> Kendimize Yakışacak Burun Şekline Nasıl Karar Verebiliriz?</strong></span><br />
<iframe src="http://www.youtube.com/embed/vuDew2iMj_4" frameborder="0" width="420" height="315"></iframe><br />
<strong></strong></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Estetik Ameliyatla Burundaki Hangi Şekil Bozuklukları Düzeltilebilir?</span></strong><br />
<iframe src="http://www.youtube.com/embed/gzt7BRsTgYU" frameborder="0" width="420" height="315"></iframe></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Hangi Durumlarda Revizyon Burun Estetiği Ameliyatı Gerekir?</strong></span><br />
<iframe src="http://www.youtube.com/embed/wiX7xFD3xPQ" frameborder="0" width="420" height="315"></iframe></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Burun Estetiği Sonrası İyileşme Süreci Nasıldır?</strong></span><br />
<iframe src="http://www.youtube.com/embed/E9SrBLRulkI" frameborder="0" width="420" height="315"></iframe></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Burun Egriliklerinin Düzeltilmesinde kullanılan Yeni Yöntemler Nelerdir</strong></span><br />
<iframe src="http://www.youtube.com/embed/boLbma-vy5U" frameborder="0" width="420" height="315"></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilimi.com/estetik-burun-ameliyati-soru-cevap/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk Doktorundan Bir İlk</title>
		<link>http://www.saglikbilimi.com/turk-doktorundan-bir-ilk/</link>
		<comments>http://www.saglikbilimi.com/turk-doktorundan-bir-ilk/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Sep 2011 21:48:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Estetik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilimi.com/?p=21966</guid>
		<description><![CDATA[Ünlü estetik cerrahı Dr. İlker Manavbaşı’nın estetik burun ameliyatları akabinde oluşan burun sırtı düzensizliklerini yok etmek amacıyla geliştirdiği tekniği, dünyanın en prestijli dergilerinden biri olan Aeshetic Plactic Surgery dergisinde yayımlandı.
Estetik burun ameliyatları sonrası oluşan burun sırtı düzensizliklerini gidermek için geliştirdiği yöntemle ilgili açıklama yapan Dr. İlker Manavbaşı, “Estetik burun ameliyatı, bütün insanların en çok ilgisini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ünlü estetik cerrahı Dr. İlker Manavbaşı’nın estetik burun ameliyatları akabinde oluşan burun sırtı düzensizliklerini yok etmek amacıyla geliştirdiği tekniği, dünyanın en prestijli dergilerinden biri olan Aeshetic Plactic Surgery dergisinde yayımlandı.</strong></p>
<p>Estetik burun ameliyatları sonrası oluşan burun sırtı düzensizliklerini gidermek için geliştirdiği yöntemle ilgili açıklama yapan Dr. İlker Manavbaşı, “Estetik burun ameliyatı, bütün insanların en çok ilgisini çeken, her zaman onları en çok büyüleyen estetik ameliyatların başında gelmektedir. Yüzümüzün ortasında yerleşmiş olması nedeniyle, hemen hemen bütün herkes tarafından yüz güzelliğinin ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilmektedir” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“BURUN ÇÖKMESİNE SON”</strong><br />
<img class="alignleft size-full wp-image-21965" src="http://www.saglikbilimi.com/wp-content/uploads/2011/09/ilkerm.jpg" alt="" width="405" height="206" />Dr. İlker Manavbaşı sözlerine şöyle devam etti: “Bir estetik cerrahı olarak, burun ameliyatlarını yaparken dikkat ettiğim en temel özellik nefes almanın rahatlatılması ya da ameliyat öncesinde problem yoksa, bunun korunmasıdır. Pek çok hastamdan ve burun ameliyatı geçirip nefes almakta zorlanan kişiler tarafından dile getirilen ameliyattan sonra ‘burnum çöker mi?’ sorularıyla senelerce karşılaştım. Bunun üzerine geliştirdiğim tekniğimi son dört senedir yaklaşık 1000 hastamda büyük bir başarıyla kullandım.</p>
<p>Bu başarı üzerine elde edilen sonuçlarımla ilgili olarak yazdığım makale dünyanın en prestijli estetik dergisi olan Aeshetic Plactic Surgery Ağustos 2011 sayısında yayımlandı. Ve kısa süre içinde Çin’den Hindistan’a Amerika’dan İtalya’ya birçok ülke üniversitelerinden konuşma için davet aldım. Kısacası şöyle diyebiliriz “burun çökmesine son” diye konuştu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilimi.com/turk-doktorundan-bir-ilk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Burun Estetiği Ameliyatı &#8211; Op. Dr. Y. İlker Manavbaşı</title>
		<link>http://www.saglikbilimi.com/burun-estetigi-ameliyati-op-dr-y-ilker-manavbasi/</link>
		<comments>http://www.saglikbilimi.com/burun-estetigi-ameliyati-op-dr-y-ilker-manavbasi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Apr 2011 23:10:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Estetik]]></category>
		<category><![CDATA[burun hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilimi.com/?p=21960</guid>
		<description><![CDATA[Estetik burun ameliyatının amacı nedir?
 Op. Dr. Y. İlker Manavbaşı: Estetik burun ameliyatının asıl amacı buruna arzu edilen şeklin verilmesidir. Türkiye’de en çok yapılan estetik amaçlı ameliyat, burun şeklini düzeltme ameliyatıdır. Benim pratiğimin de ortalama % 60–70 civarını estetik amaçlı burun ameliyatları oluşturmaktadır.
Estetik burun ameliyatı nasıl yapılır?
Op. Dr. Y. İlker Manavbaşı: Bütün dünyada kabul görmüş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>Estetik burun ameliyatının amacı nedir?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong> Op. Dr. Y. İlker Manavbaşı:</strong> Estetik burun ameliyatının asıl amacı buruna arzu edilen şeklin verilmesidir. Türkiye’de en çok yapılan estetik amaçlı ameliyat, burun şeklini düzeltme ameliyatıdır. Benim pratiğimin de ortalama % 60–70 civarını estetik amaçlı burun ameliyatları oluşturmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Estetik burun ameliyatı nasıl yapılır?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Op. Dr. Y. İlker Manavbaşı:</strong> Bütün dünyada kabul görmüş iki esas ameliyat yaklaşımı vardır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>1) </strong>Kapalı burun ameliyat tekniği,<br />
<strong>2) </strong>Açık burun ameliyat tekniği.</p>
<p style="text-align: justify;">Kapalı burun ameliyatı yönteminde, bütün kesiler burun delikleri içerisinde olmaktadır. Burun derisi hiçbir şekilde sıyrılmadan, burundaki sert dokuların elle hissedilerek ve meydana gelen değişikliklerin anında değerlendirilmesi metoduna dayanılarak gerçekleştirilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft size-full wp-image-21962" title="ilkerbey" src="http://www.saglikbilimi.com/wp-content/uploads/2011/04/ilkerbey2.jpg" alt="ilkerbey" width="161" height="173" />Açık burun ameliyat metodunda ise, kapalı teknikteki burun içi kesilerine ilaveten, burun deliklerinin ortasında bulunan “ columella “ isimli cilt yapısında yatay bir kesi atılır. Burunda yapılacak olan tek kesi budur. Bu kesinin uzunluğu ortalama 4–5 mm kadardır ve yerleşim şekli sayesinde başkaları tarafından fark edilmez. Bütün bu kesiler neticesinde, burun derisi altındaki kıkırdak kemik yapısından tamamen ayrılarak, bu yapıların kolayca görülüp çalışılmasına izin verir. Birçok plastik cerrah tarafından, kapalı teknikten üstün tutularak uzun süredir bütün dünyada hangi metodun daha üstün olduğu konusundaki tartışmalar devam etmektedir. Bu arada ben de ameliyatlarımın çoğunuaçık teknik ile yapmaktayım. Fakat burada ki en doğru yaklaşım, burun ameliyatını yapacak olan cerrahın hangi teknikte daha başarılı ise o tekniği kullanmasıdır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Burun ameliyatı zor bir ameliyat mıdır?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Op. Dr. Y. İlker Manavbaşı:</strong> Evet, estetik burun ameliyatı, estetik cerrahi pratiğinin en zor ameliyatıdır. Bunun başlıca iki temel nedeni vardır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>1)</strong> Burnun yerleşim yeri,<br />
<strong>2) </strong>Burnun anatomik yapısı,</p>
<p style="text-align: justify;">Burun, yüzün tam ortasında yer aldığı için, yapılabilecek en ufak bir hata çok fena sonuçlar doğurabilir. Bu durum aslında hasta ve cerrah üzerinde ciddi baskıya sebep olmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">İkincisi ve daha da önemli olan; burun, birbirinin içine girmiş çok sayıda milimetrik alt üniteden meydana gelmektedir. Ameliyatı yapacak olan cerrah, istenilen sonuca kavuşabilmek için, var olan burun şekline, bu yapıların ne miktarda katkıda bulunduğunu ameliyat öncesi muayene de belirleyebilmelidir. Aksi halde, bu problemler ameliyatta gözden kaçar ya da yeterince düzeltilemez. Çünkü hiçbir kişinin burun anatomisi bir diğer kişiye benzemez.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Estetik burun ameliyatı öncesinde, ameliyat sonrası burnun nasıl olacağı görülebilir mi?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft" title="burun estetiği" src="../wp-content/uploads/2011/04/burun-estetigi-300x176.jpg" alt="burun estetiği" width="300" height="176" /><strong>Op. Dr. Y. İlker Manavbaşı: </strong>Aslında evet. Çünkü bilgisayar teknolojilerin gelişmesi ve biz plastik cerrahlar özel geliştirilmiş programlar sayesinde, kişinin profil ve diğer fotoğrafları üstünde oynamalar yapılarak bir ameliyat sonrası için bir fikir elde edilebilir. Ameliyatta öngördüğüm bazı değişiklikleri, muayene sırasında, kişiyle birlikte kendi resmi üzerinde belirlemekteyim. Böylece kişi, burun ameliyatı öncesinde nasıl bir buruna sahip olacağını daha ilk muayenede görebilmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Burnundan nefes almakta zorlanan kişiler için estetik burun ameliyatı sakıncalı mıdır?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Op. Dr. Y. İlker Manavbaşı:</strong> Burundan nefes alırken zorlanan hastalar muayene edildiğinde, çoğunda, belirli miktarlarda burun şekil bozukluğu ya da kıkırdak yumuşaklığı gözlenir. Bu problemlerin yok edilemediği septoplasti yani burun içi düzeltme ameliyatları, ne yazık ki amacına ulaşmaktan uzak kalır ve çoğu zaman nefes alma şikâyetleri düzelmediği gibi, arttığı da özlenmiştir. Estetik burun ameliyatı yapılırken, nefes alma zorluğu da tedavi edilebilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Hangi yaşlarda burun ameliyatı yaptırmak doğru olur?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Op. Dr. Y. İlker Manavbaşı:</strong> Estetik amaçlı burun ameliyatları, bayanlarda 17, erkeklerde ise 18 yaşından itibaren yapılabilmektedir. Şayet asıl şikayet estetik görünüş değil de, <a title="sağlık" href="http://www.saglikbilimi.com/">sağlık</a> sorunu ise, örneğin burundan nefes alamama gibi durumlar daha erken yaşlarda burun estetiği yapılabilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Burun estetiğine hazırlık için ne yapılmalıdır?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Op. Dr. Y. İlker Manavbaşı:</strong> diğer bütün estetik ameliyatlarda olduğu gibi, burun estetiği ameliyatında da kişinin ameliyata engel olacak önemli bir hastalığı olmamalıdır. Şayet önemli bir hastalığı varsa doktoruyla bunu mutlaka paylaşmalıdır. Ameliyat öncesinde kan sulandırıcı ilaçlar tüketilmemelidir. Hasta sigara içiyorsa, burun ameliyatından 15 gün önce sigarayı bırakmalıdır. Bunun yanında burun ameliyatı sonrasında morlukların ve şişliklerin az olması için, ameliyattan bir hafta önce günde 1 gr C vitamini tüketmesi faydalı olur.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Burun estetiğinde hangi anestezi uygulanır ve ne kadar sürer?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Op. Dr. Y. İlker Manavbaşı:</strong> Ben kendi hastalarımı hastanede ve genel anestezi altında ameliyat ediyorum. Muayene şartlarında ise, lokal anestezi ve sedasyon altında ameliyat yapılabilirse de, bunu çok doğru bulmuyorum. Genelde burun estetiği 3 saat kadar sürer.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Burun ameliyatı sonrasında neler yaşanır?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Op. Dr. Y. İlker Manavbaşı:</strong> Burun ameliyatı sonrasında tahmin edilenin aksine yoğun bir ağrı olmaz. Yüz bölgesinde yani göz altı çevresinde hafif derece morarma görülebilir.  Az da olsa bir baskı hissi, nefes almada bozukluklar, burun akıntısı hissi, hapşırma isteği ve burunda hafif dereceli kaşıntı normaldir. Şunu da belirtmeden geçmeyeyim, çoğu kişinin kabusu olan burun içi tampon uygulamasını uzun bir vakit önce terk ettim, kişilerin rahatlığında ki artış gerçekten inanılmaz boyutlarda olmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Op. Dr. Y. İlker Manavbaşı</strong><br />
<strong>web Sitesi:</strong> http://www.ilkermanavbasi.com.tr/<br />
<strong>Adres :</strong> Rumeli Caddesi Müşerref Apt. No : 3/2 Nişantaşı – İstanbul<br />
<strong>Telefon :</strong><br />
0090(212) 247 9374<br />
0090(212) 291 6059<br />
<strong>E posta :</strong> info@ilkermanavbasi.com.tr</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilimi.com/burun-estetigi-ameliyati-op-dr-y-ilker-manavbasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Depresyon</title>
		<link>http://www.saglikbilimi.com/depresyon/</link>
		<comments>http://www.saglikbilimi.com/depresyon/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Oct 2010 00:35:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikoloji ve Ruh Sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilimi.com/?p=21957</guid>
		<description><![CDATA[Depresyon nedir?
Prof. Dr. Mert Savrim: Depresyon terimiyle kişinin moralsiz olması, hayattan zevk almaması, neşesini kaybetmesi, yemeden içmeden kesilmesi gibi belirtiler akla gelir. Bu ruh haline pek çok durumda girebiliriz. Örneğin uykusuz, kötü bir gece geçirmek ertesi gün bizi keyifsiz hale sokabilir, işimizde, evimizde bazı can sıkıcı sorunlar moralimizi bozar, depresif bir ruh haline girebiliriz. Veya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Depresyon nedir?</strong></span><br />
<strong>Prof. Dr. Mert Savrim:</strong> Depresyon terimiyle kişinin moralsiz olması, hayattan zevk almaması, neşesini kaybetmesi, yemeden içmeden kesilmesi gibi belirtiler akla gelir. Bu ruh haline pek çok durumda girebiliriz. Örneğin uykusuz, kötü bir gece geçirmek ertesi gün bizi keyifsiz hale sokabilir, işimizde, evimizde bazı can sıkıcı sorunlar moralimizi bozar, depresif bir ruh haline girebiliriz. Veya daha ciddi hayat olayları, örneğin bir yakınımızın kaybı bizim ciddi halde moralimizi bozar ve yukarıda saydığım belirtilerin tamamını birkaç gün yaşayabiliriz. Ancak bu tabloların hiçbiri eskilerin <strong>&#8216;mali hülya&#8217;, &#8216;kara sevda&#8217;, &#8216;melankoli&#8217; </strong>gibi adlarla tanımlamaya çalıştığı bugün depresyon dediğimiz hastalığı göstermez. Depresyon bütün dünyada en yaygın olarak görülen hastalıkların başında geliyor. Tespit edildiği zaman çok kolayca tedavi edilebiliyor. Fakat ihmal edilirse intihar gibi çok ciddi sonuçlara neden olabiliyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Bu belirtilerin süresi önemli mi?</strong></span><br />
<strong><img class="alignleft size-medium wp-image-21958" title="depresyon" src="http://www.saglikbilimi.com/wp-content/uploads/2010/10/depresyon-300x152.jpg" alt="depresyon" width="300" height="152" />Prof. Dr. Mert Savrun:</strong> Birkaç gün süren moralsizlik, keyifsizlik hallerini depresyon olarak değerlendirmek yanlış olur. Bir kişiye depresyon tanısını koyabilmek için, biraz önce saydığım belirtilerin en azından iki hafta sürekli olarak o kişide bulunması gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Depresyonun sebepleri neler?</strong></span><br />
<strong>Prof. Dr. Mert Savrun:</strong> Bugün için kesin nedeni ortaya konamadı. Tıpta sadece depresyon için değil bütün hastalıklar için geçerli bir kural var. Buna stresdiatez modeli deriz. Yani bir hastalığın ortaya çıkması için o kişide hem hastalığa genetik yatkınlık olmalı hem de genetik yatkınlığı hastalığa dönüştürecek çevresel faktörler bulunmalı. Bazen genetik yatkınlık bazen de yaşadıklarımız ön plana çıkar. Bunu depresyon için izah edecek olursak ya o kişide genetik yatkınlık güçlü ya da çevresel faktörler pek çok insanın dayanamayacağı şiddette olmalıdır. Bazı insanlar görürsünüz. Çocukluğundan başlayarak hayatının hiçbir dönemi zorlu geçmemiştir. Görünürde de hiçbir sıkıntısı yoktur. Ama buna rağmen ciddi bir depresyon içine girebilir, hatta intihar edebilir, işte bu durumlarda güçlü genetik yatkınlıktan söz edilebilir. Tarihte aile fertlerinin birçoğunun intihar ettiği meşhur aileler bu genetik geçişin en açık göstergesidir. Bazen de genetik yatkınlık bu kadar güçlü değildir. Ama orada da yasanlar, hayat şartları çok ağırdır. Örneğin çocuklukta şiddet uygulayan alkolik bir baba, ilgisiz bir anne genetik yatkınlığı güçlü olmasa bile o kişiyi depresyona yatkın hale getirir. Sosyoekonomik ve kültürel faktörleri de göz ardı etmemek gerekir. Neticede bütün bu faktörler beyin kimyasında bozulmaya neden olur.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Mevsimsel depresyon nedir?</strong></span><br />
<strong>Prof. Dr. Mert Savrun:</strong> Bu hastalar özellikle güneş ışığının azaldığı kış aylarında depresyona girer. Yaz aylarında depresyonları kısmen de olsa düzelir.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>İşte, depresyonun en yaygın görülen belirtileri:</strong></span><br />
* Hayattan artık zevk alamama, hiçbir hoşluğun kişiyi neşelendirmemesi, moralsizlik, iş yapmada isteksizlik.<br />
* Daha şiddetli olgular artık yaşamak dahi istemez, <strong>&#8216;Ölsem de kurtulsam&#8217;</strong> diyen çok sayıda depresyon hastası vardır. O sırada kafasını sürekli kötü düşünceler meşgul eder.<br />
* Depresyondaki kişi genellikle geçmişte yaşar. Hayatının boşa geçtiğini, değersiz olduğunu, geçmişte hep hatalar yaptığını zanneder. Gelecek ise karanlıktır. İçinde umut ya çok azalmış ya hiç kalmamıştır.<br />
* İlerde işinden gücünden olacak, beş parasız kalacak, kendisi ve aile fertleri çok zor durumlara sürüklenecektir.<br />
* Tahammül sınırları çok azalmıştır. Depresyondaki birey dışarıda çok bitkinken evde aşırı öfkeli olabilir. Bu öfke de çoğu zaman nazı geçtiklerine patlar. Maalesef depresif hastaların en çok tahammülsüzlük gösterdikleri kişiler eşleri ve çocukları olabilir.<br />
* Depresyonun en korkulan sonucu intihardır. Tedavi edilmemiş hastaların bir kısmı maalesef intihar ile yaşamlarına son verirler.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Depresyon başka hastalıkların habercisi olabilir mi?</strong></span><br />
<strong>Prof. Dr. Mert Savrun:</strong> Depresyonu sadece bir psikiyatrik bozukluk olarak düşünmemek gerekir. Pek çok kronik hastalık depresyonla birlikte seyreder. Hatta akciğer kanseri, pankreas kanseri, öldürmeleri, bu yanlış düşünceler nedeniyle ileride onların yaşayacakları sefil hayattan kurtarma çabasıdır.<br />
* Uyku ve iştah düzensizliklerine sık rastlanır. Genellikle uykuya dalma güçleşir. Kişi uykuya dalana kadar sürekli yatakta döner. Uykuya daldıktan sonra da sık sık uyanır. Bazen sabah çok erken ve şiddetli bir sıkıntıyla uyanır. En yaygm olarak da sabah sıkıntılı ve hiç dinlenmemiş, yorgun olarak kalkılır. Bazı hastalarda da  buna tam zıt olarak uyku artar. Hasta sürekli uyur. Ancak bu hastalar da hiçbir şekilde dinlenmiş kalkamazlar. İştah da ya çok artar, ya da aşırı iştahsızlık ve zayıflama ortaya çıkar.</p>
<p style="text-align: justify;">Yaygın vücut ağrılarına özellikle baş ağrılarına depresyonda sık rastlanır. Yine bu hastalarda cinsel ilgi ve istek çok azalmıştır. Kararsızlık çok sık rastlanan belirtilerdendir. En basit olaylarda bile kişi karar verirken çok zorlanır ya da tamamen eylemsizlik içine girer. İşleri çoğu zaman ertelemeye eğilimlidir. Dikkat ve konsantrasyon bozulur. İstense dahi artık kitap ve gazete okumak kolay kolay mümkün olmaz. Bu yüzden özellikle çocuk ve gençlerin okul başarıları çok düşer.<br />
tiroid hastalıkları, bazı beyin tümörleri gibi birçok hastalığın ilk belirtisi depresyondur. Bu nedenle bir psikiyatrist tarafından değerlendirilmeden, kulaktan dolma bilgilerle kendi kendine ilaç kullanarak tedavi olmaya kalkmak ilerde telafisi son derece güç olan sorunlara sebep olabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilimi.com/depresyon/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erkekler Göbeklerini Nasıl Eritebilir?</title>
		<link>http://www.saglikbilimi.com/erkekler-gobeklerini-nasil-eritebilir/</link>
		<comments>http://www.saglikbilimi.com/erkekler-gobeklerini-nasil-eritebilir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Jul 2010 16:18:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyet ve Zayıflama]]></category>
		<category><![CDATA[Göbek Eritmek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilimi.com/?p=21953</guid>
		<description><![CDATA[Erkekler Göbeklerini Nasıl Eritebilir?
Erkeklerdeki göbek eritme iki şekilde olabilir. Birincisi karın iç yağların erimesi , karın duvarının üstündeki yağlarının erimesi şeklinde. Bunlardaki metot çoğu birbirine benzesede aynı değildir. Karın içi yağlarının erimesinde metabolik durum mutlaka göz önüne alınmalıdır.
Yani uzman hekim bu  karaciğer yağlanmasına yardımcı olacak çeşitli vitaminleri vermesi gerekmektedir. Bozulan metabolik durumu düzeltmesi gerekir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Erkekler Göbeklerini Nasıl Eritebilir?</strong><br />
Erkeklerdeki göbek eritme iki şekilde olabilir. Birincisi karın iç yağların erimesi , karın duvarının üstündeki yağlarının erimesi şeklinde. Bunlardaki metot çoğu birbirine benzesede aynı değildir. Karın içi yağlarının erimesinde metabolik durum mutlaka göz önüne alınmalıdır.</p>
<p>Yani uzman hekim bu  karaciğer yağlanmasına yardımcı olacak çeşitli vitaminleri vermesi gerekmektedir. Bozulan metabolik durumu düzeltmesi gerekir .Karın içi yağlanma varsa mutlaka metabolik durum bozulmuştur.Kas üstü yağların eritilmesinde karın hareketleri önemlidir.</p>
<p>Bu üst karın için mekik şeklinde , alt karın için sırt üstü yatıldığında bacak hareketleri şeklinde. Bel için tivist hareketleri şeklinde yapılması gerekir. Bunlar ne kadar yapılmaslı; günde 2 kere öneriyoruz. Ve en az bir 15 dk bu karın hareketleri 15 dk sabah 15 dk akşam yapılırsa yetecektir.</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-21954" title="gobek" src="http://www.saglikbilimi.com/wp-content/uploads/2010/07/gobek-300x178.jpg" alt="gobek" width="229" height="103" />Ama herşeyin ötesinde biz düzenli aktif bir yürüyüş öneriyoruz. Bu yürüyüş ilk başlarda yarım saat olabilir. Ama daha sonra 1 saate çıkartıyoruz. Tabi eklem problemleri , eklemlerinde artproz , kombromayez , kıkırdak erimesi olanlarda yürümeyi o kadar tercih ettirmiyoruz. Onlara farklı bir yöntem mesela; yüzme olabilir.</p>
<p>Dizlerinin üzerine çok basını vermeden yüzme hareketleri , yüzme sporları çok faydalı oluyor. Bu şekilde bir fizik aktiviteyi arttırmayı öneriyoruz .Karaciğer fonksiyonu bozulan hastalarda , karaciğer koruyucu bitkisel vitaminlerimiz var. Bunları bir şekilde destek tedavisi olarak veriyoruz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilimi.com/erkekler-gobeklerini-nasil-eritebilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Artrit &#8211; Eklem İltihaplanması</title>
		<link>http://www.saglikbilimi.com/artrit-eklem-iltihaplanmasi/</link>
		<comments>http://www.saglikbilimi.com/artrit-eklem-iltihaplanmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Jul 2010 18:54:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilimi.com/?p=21948</guid>
		<description><![CDATA[Bir eklemin dokularının zedelenmesini bir tür artrit olarak adlandırırız. Bu tür 100 kadar rahatsızlık olup her yaştan kadını etkiler.
Artritin birkaç doğrudan nedeni vardır: bakteri ya da virüslerin neden olduğu enfeksiyon, yaşla gelen bozulmaya yönelik değişiklikler ve metabolizma ya da bağışıklık sistemindeki rahatsızlıklar. Bedendeki tüm eklemler (kalçadan ve dizlerden omuzlara, el ve ayaklara kadar) kolaylıkla incinebilir.
Kimi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir eklemin dokularının zedelenmesini bir tür artrit olarak adlandırırız. Bu tür 100 kadar rahatsızlık olup her yaştan kadını etkiler.</p>
<p>Artritin birkaç doğrudan nedeni vardır: bakteri ya da virüslerin neden olduğu enfeksiyon, yaşla gelen bozulmaya yönelik değişiklikler ve metabolizma ya da bağışıklık sistemindeki rahatsızlıklar. Bedendeki tüm eklemler (kalçadan ve dizlerden omuzlara, el ve ayaklara kadar) kolaylıkla incinebilir.</p>
<p>Kimi artrit biçimleri kalıtsaldır ancak bundan sorumlu olan genler tam olarak anlaşılabilmiş değildir. Örneğin, romatizmaya bağlı artrit ailelerden geçer ve gut ile sedef hastalığına bağlı artritte güçlü bir kalıtsal bağ vardır. Ancak, aile bireylerinden birinde bu artrit biçimlerinden birinin olması, kesinlikle diğerlerinde de olacağı anlamına gelmez. Os-teoartritte, hareketsizlik ve aşırı kilo kişileri hastalığın hedefi durumuna getirmektedir.</p>
<p><strong><a href="http://www.saglikbilimi.com/wp-content/uploads/2010/07/eklem-iltihabi.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-21951" title="eklem-iltihabi" src="http://www.saglikbilimi.com/wp-content/uploads/2010/07/eklem-iltihabi-300x219.jpg" alt="eklem-iltihabi" width="300" height="219" /></a>İşaretler ve belirtiler</strong><br />
- Eklemlerde, özellikle zorlanma durumunda yavaş yavaş başlayan ve dinlenmeyle azalan ağrı.<br />
- Etkilenen eklem ya da eklemlerde hareket sınırlamasının yavaş yavaş artması.<br />
- Eklem hareket ettirildiğinde hissedilen &#8220;sürtünme&#8221; duygusu.</p>
<p><strong>Ek vitaminler / besinler ve artrit</strong><br />
Sporcularda görülen doku zedelenmeleri ve ağrılı eklemler üzerine yapılan yeni araştırmalar, hareket yeteneğini onarıp iyileşmesine yardım eden ek besinlerin gelişmesine neden olmuştur. Kolajen, glukozamin ve kondroitin, kırılgan kıkırdak, kiriş ve bağların temel öğeleridir; zorlandıklarında beden, meydana gelen doku hasarlarını onaracak yeteri kadar yeni madde sağlayamaz.</p>
<p>Osteoartrit hastalanyla yapılan çalışmalar, ek vitaminlerin yararlı olduğunu göstermiştir. Ağrı geçtiğinde, artritin en önemli yan etkilerinden ve şeker ve kalp hastalığı gibi diğer oluşumların baş nedenlerinden biri olan hastanın hareketsiz kalması olasılığı azalmaktadır. Ek vitaminleri denemek isterseniz, önce doktorunuzla konuşmalısınız.</p>
<p>Birçok yaşlı <a href="http://www.kadinsitem.com">kadın</a>da eller artrit için yaygın bir yerdir. Aşındırıcı osteoartrit denen hastalıkta, tırnaklara en yakın eklemlerde (Heberden düğümlerinde) ağrılı kemik büyümeleri oluşur. Birkaç ay ile birkaç yıl ağrı ve sertleşme görülebilir ancak genellikle eller işlevini sürdürür. Kemiklerin bu şekilde değişmesinin nedeni bilinmemektedir ve etkinliği kanıtlanmış bir önlem bulunmamaktadır. Dejeneratif artrit başparmağın dibindeki kemiklerde de görülebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilimi.com/artrit-eklem-iltihaplanmasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uyku Nasıl Oluşur</title>
		<link>http://www.saglikbilimi.com/uyku-nasil-olusur/</link>
		<comments>http://www.saglikbilimi.com/uyku-nasil-olusur/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Jun 2010 15:38:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikoloji ve Ruh Sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilimi.com/?p=21944</guid>
		<description><![CDATA[Yatağınızda rahatladıktan sonra, gözleriniz kapanır ve uyuklamaya başlarsınız; sinir ve kaslarınız gevşedikçe bedeniniz seğirir. Yüzey­sel uyku denilen bu evrede en ufak bir rahat­sızlıkla uyanabilirsiniz; çünkü hala çevrenizde olanların farkındasımzdır. Yarım saat kadar sonra uyku derinleşir: gevşersiniz, kalp atışla­rınız yavaşlar ve çevrenizle ilginiz kesilir. Tam gevşediğiniz gerçek derin uyku başlar. Hare­ketsiz kalırsınız, kalp ritminiz düşer, solunu­munuz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yatağınızda rahatladıktan sonra, gözleriniz kapanır ve uyuklamaya başlarsınız; sinir ve kaslarınız gevşedikçe bedeniniz seğirir. Yüzey­sel uyku denilen bu evrede en ufak bir rahat­sızlıkla uyanabilirsiniz; çünkü hala çevrenizde olanların farkındasımzdır. Yarım saat kadar sonra uyku derinleşir: gevşersiniz, kalp atışla­rınız yavaşlar ve çevrenizle ilginiz kesilir. Tam gevşediğiniz gerçek derin uyku başlar. Hare­ketsiz kalırsınız, kalp ritminiz düşer, solunu­munuz yavaş ve düzenlidir.</p>
<p>Eskiden bu derin uykunun doğal biçimde uyanana dek sürdüğü düşünülmekteydi an­cak bilim adamları, üç aşamadan her birinin yaklaşık yarım saat sürdüğünü ve 90 dakika­lık uyku döngüsünün gece boyunca kendini yinelediğini ortaya çıkardılar. Ortalama ola­rak, iyi bir uyku için dört döngü gerekir. Sa­baha doğru uyku yüzeyselleşir ve beyin dal­gaları hızlandıkça kalp atışları yükselir, solu­num hızlanır ve hareketlenmeye başlarsınız. Uyanma sınırında olursunuz ve gözlerinizi bile açabilirsiniz ancak, aslında uykudasmızdır.</p>
<p><strong>Uyumak ve rüya Görmek</strong><br />
Bilim adamları, uyku laboratuarında, gönüllü kişinin beynindeki elektrik etkinliğini kaydetmek için elektroansefalograf (ECG) denen bir aygıtı kullanırlar. Hızlı göz hareketiyle (REM) belirginleşen rüya sırasındaki etkinlik, uyanık kişide görülen etkinlikle hemen hemen aynıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilimi.com/uyku-nasil-olusur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Engellenme &#8211; çatışma</title>
		<link>http://www.saglikbilimi.com/engellenme-catisma/</link>
		<comments>http://www.saglikbilimi.com/engellenme-catisma/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Jun 2010 15:54:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikoloji ve Ruh Sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilimi.com/?p=21942</guid>
		<description><![CDATA[Engellenme &#8211; çatışma
İnsan davranışları bir amaca yöneliktir. Her zaman hedeflenen amaca ulaşılamaz. Belirli bir hedefe yönelen davranışın, amaca ulaşmasının önlenmesine en­gellenme denir. Amaca ulaşmayı önleyen etken de engel dir.
Engellenme: İstek, ihtiyaç ve davranışların hedeflenen sonu­ca ulaşmasının önlenmesi.
Engeller; bedensel, ruhsal, çevresel ve topsumsal olabilir. Havanın çok soğuk olması nedeniyle sokağa çıkamamak fiziksel engele, çocuğun boyu­nun yetmemesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Engellenme &#8211; çatışma</strong><br />
İnsan davranışları bir amaca yöneliktir. Her zaman hedeflenen amaca ulaşılamaz. Belirli bir hedefe yönelen davranışın, amaca ulaşmasının önlenmesine en­gellenme denir. Amaca ulaşmayı önleyen etken de engel dir.<br />
<strong>Engellenme:</strong> İstek, ihtiyaç ve davranışların hedeflenen sonu­ca ulaşmasının önlenmesi.</p>
<p>Engeller; bedensel, ruhsal, çevresel ve topsumsal olabilir. Havanın çok soğuk olması nedeniyle sokağa çıkamamak fiziksel engele, çocuğun boyu­nun yetmemesi nedeniyle masaya ulaşıp istediğini alamaması bedensel bir engele, zihne takılan bir sorunu nedeniyle kararsızlık içinde olması ruhsal engele, çok kızdığı halde babasına veya annesine karşılık verememek top­lumsal engele örnek verilebilir.</p>
<p>Hangi kaynaktan engellerle olursa olsun organizmada engellenme hayal kırıklığı yaratır. Hayal kırıklığı engellenme sonucunda ortaya çıkan gerilim durumu­dur. Engellenmenin derecesine göre az veya çok şiddette ortaya çıkar. Hayal kırıklığına uğrayan insanda; gerginlik, saldırganlık veya içe dönme, hayal kurma yo­luyla ona ulaşma, amaçsız tekrarlı hareketler ağlama, durmadan konuşma gibi tepkiler görülebilir.<br />
<strong>Hayalkırıklığı (düşkırıklığı):</strong>Engelllenmenin yarattığı gerilim du­rumu.</p>
<p><strong>Çatışma:</strong> daha çok insanın içinde oluşan tartışmalardır. Birey iki veya daha fazla seçenek arasında kalmıştır. Yani aynı anda iki ya da daha fazla motivin aktif olması haline çatışma denir. Çatışma halinde insan seçe­nekler arasında kararsız kalır. Seçeneklerin aşağı &#8211; yukarı eşit güçte istek uyandırması gerekir. İstek ne kadar güçlü ise seçmek o kadar güçleşir, kararsızlık dönemi daha uzun sürer.</p>
<p><strong>Kararsızlık:</strong>, gerilim yaratır. Organizma gerilinv den kurtulmak ister. Seçenekleri karşılaştırır, sonunda kendisi için en iyi olduğunu sandığı seçeneği tercih eder. Birini seçmek, diğerlerini elemek yani engellemek demektir. Karar verilmesi durumunda tercih edilen seçenek insana istediği ve beklediği doyumu sağlamazsa, pişmanlık duygusu gelişir: Düşüncelerde &#8220;Ah keşke&#8230;&#8221;nin ağır basması pişmanlığın ifadesidir. Karar sonu­cunda uğranılan hayal kırıklığının derecesi, pişmanlıktaki gerilim düzeyini artırabilir.</p>
<p><strong>Çatışma, istek ve eğilimlerin yönüne göre üç şekilde ortaya çıkar:</strong></p>
<p><strong>Çatışma:</strong> Uzlaştırılamayan istek ve eyilimlerin bireyi aynı za­manda ve yaklaşık güçte etkileme­si.<br />
<strong>Kararsızlık:</strong> Kararsız olma karar verememe hali.<br />
<strong>Pişmanlık:</strong> Yaptığı şeyden veya verdiği karardan memnun ol­mama hali.</p>
<p><strong>• Yaklaşma &#8211; yaklaşma çatışması:</strong> Aynı anda iki istenen durumun çatışmasıdır. Örneğin, televizyonda aynı saatlerde, iki ayrı kanalda yayınlanan seyretmek istediğiniz filmlerin bulunması veya çok beğendiğiniz iki ayakkabıdan birini seçmek durumunda olduğunuz zaman içine düştüğünüz kararsızlık, bu tür bir çatışmadır.<br />
<strong>• Kaçınma &#8211; kaçınma çatışması:</strong> Aynı anda istenmeyen iki durumdan birini seçmek zorunda olduğumuz zaman ortaya çıkan çatışmadır. Örneğin, ame­liyat olması gereken bir hastanın hem ağrı çekmek istememesi, hem de ameliyat olmaktan kaçınması gibi.<br />
<strong>• Yaklaşma &#8211; kaçınma çatışmas: </strong>İstenmeyen ama yapmamız gere­ken bir durumla yapmak istediğimiz durumun çalışmasıdır. Örneğin, pastayı se­ven ama şişmanlığı sebebiyle yememesi gereken insanın içine düştüğü durum veya pikniğe gitmek isteyen ama ders çalışmak zorunda olan öğrencinin yaşa­dığı çatışma bu türdendir.</p>
<p>Bu tür çatışmalar, ikiden fazla seçenek arasında da olabilir veya aşamalı olarak ortaya çıkabilir. Ders çalışmaktan hoşlanmayabilirsiniz ama liseyi bitirmek, üniversiteye gitmek gibi bir plânınız varsa, şu anda bazı sıkıntılara katlanmanız gerekir.</p>
<p>Çatışmalar yalnızca insanlarda görülmez. Hayvanların da çatışmalara düştüğü araştırmalarla ortaya konmuştur. Buridan&#8217;ın eşeği buna güzel bir örnektir. Bir eşeğe aynı uzaklıkta, aynı miktarda, aynı tazelikte ot konulmuş, eşek &#8220;hangisini önce yesem ki,&#8221; çatışmasına girmiş ve açlıktan ölmüştür.</p>
<p><strong>Dengelenme (Homeostatls):</strong> Engellenme, çatışma, yetersiz veya aşırı uyarılma, stres gerilim yaratır. Ge­rilim organizmanın kararlı iç çevre düzenini bozar. Bozulmuş bir iç düzen, insanın yaşaması için uygun değildir. Bozulan dengeyi yeniden kurmak için organizma otomatik olarak faaliyete geçer.</p>
<p>Otonom sinir sistemi, organların irade dışı çalışmasını denetleyen sistem­dir. Bu, sempatik ve parasempatik sistemlerin karşılıklı ve biribirine zıt çalışmalarıyla sağlanır. Normal çalışma düzeninde bu sistemler, tam bir denge halindedir. Bu durumda organizma kararlı bir iç çevre içindedir. Herhangi bir ne­denle denge bozulduğu zaman, sistemlerden biri bazı organların çalışmasını hızlandırır (solunumun sıklaşması, kalp atışının hızlanması gibi), bazı organların çalışmasını da yavaşlatır, (tükrük salgısının azalması gibi). Diğer sistem tam tersi bir faaliyete girer. Yani kalp atışlarını yavaşlatıcı, tükrük salgısını artırıcı bir çalışmaya girer. Yeniden denge sağlanıncaya kadar bu faaliyet devam eder. Bu dengelenme (homeostatis) dir. Organik denge sağlandıktan sonra, psikolojik gerilim yavaş yavaş çözülür. Birey, içinde bulunduğu duruma uyum sağlamış olur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilimi.com/engellenme-catisma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dispraksiya</title>
		<link>http://www.saglikbilimi.com/dispraksiya/</link>
		<comments>http://www.saglikbilimi.com/dispraksiya/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Feb 2010 13:58:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Pediatri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilimi.com/?p=21934</guid>
		<description><![CDATA[Dispraksiya, disleksiden tamamen farklıdır; ancak disleksili çocuklara karşı izle­nen tutum dispraksiya hastası çocuklar için de izlenebilir. Dispraksiya hastası çocukların durumu, bu hastalığı yaşamayan çocukların durumundan çok da farklı değildir. Bu nedenle hastalığın teşhisi zorlaşmaktadır. Dispraksiya, beynin verdiği komutta oluşan bir sorun nedeniyle ortaya çıkmaktadır. Bu hastalık, Amerika&#8217;da, gelişimsel koordinasyon bozukluğu olarak adlandırılmaktadır. Bu hastalık halk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dispraksiya, <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/disleksi/">disleksi</a>den tamamen farklıdır; ancak disleksili çocuklara karşı izle­nen tutum dispraksiya hastası çocuklar için de izlenebilir. Dispraksiya hastası çocukların durumu, bu hastalığı yaşamayan çocukların durumundan çok da farklı değildir. Bu nedenle hastalığın teşhisi zorlaşmaktadır. Dispraksiya, beynin verdiği komutta oluşan bir sorun nedeniyle ortaya çıkmaktadır. Bu hastalık, Amerika&#8217;da, gelişimsel koordinasyon bozukluğu olarak adlandırılmaktadır. Bu hastalık halk arasında <strong>&#8220;sakar çocuk sendromu&#8221; </strong>olarak adlandırılırdı. Amerika&#8217;daki nüfusun %10&#8242;unun dispraksiya hastası olduğu bilinmektedir. Dispraksiya has­talarının %70&#8242;i erkektir.</p>
<p><strong>Dispraksiya derneği, dispraksiya hastası çocukların aşa­ğıdaki belirtileri yaşadığını bildirmiştir:</strong></p>
<p>- Sakarlık<br />
- Duruş bozukluğu, algı bozukluğu, korkak davranışlar<br />
- Sağ ya da sol el kullanma konusunda karar verememe durumu<br />
- Kısa süreli belleğin zayıf olması, gün içinde yapılacak olan aktivitelerin unu­tulması<br />
-     Okuma ve yazma zorluğu, kalem tutamama durumu m Yer-yön algısında güçlük<br />
- Fiziksel aktivitelerde sorun; yakalama, koşma, alet tutma ve bisiklet binme gi­bi işlerde yaşanan zorluklar<br />
- Fobiler, takıntılı ve çocuksu davranışlar<br />
- Organizasyon güçlüğü<br />
-     Sıra ile yapılması gereken işlerin sırasını karıştırma, örneğin matematikte 4 işlem<br />
- Enerji boşalımı; dispraksiya hastası çocuklar çok çabuk yorulur ve saatlerce uyur<br />
- Tehlikeleri algılayamama, özellikle de pratik konularda ve bilimsel konularda algı yetersizliği</p>
<p><a href="http://www.saglikbilimi.com/wp-content/uploads/2010/02/Dispraksiya.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-21935" title="Dispraksiya" src="http://www.saglikbilimi.com/wp-content/uploads/2010/02/Dispraksiya-300x265.jpg" alt="Dispraksiya" width="207" height="165" /></a>Dispraksiya hastaları yeni öğrenilen birçok şeyi yapmakta güçlük çekebilir. Hasta­lar öğrendikleri şeyleri yeterince uğraşırlarsa yapabilirler, bu nedenle hasta yakın­ları sürekli &#8220;bir denese mutlaka yapar&#8221; gibi sözler sarf etmektedir. Dispraksiya has­tası çocuklar atacakları her adımı planlıyormuş gibi görünmektedir.</p>
<p>Dispraksiyalı çocuklar sakar ve korkak bir tavır sergileyebilir. Dispraksiya, yetenek gerektiren ve motor davranışlar grubuna girmeyen davranışların doğru sırayla yapılması konu­sunda planlama ve koordinasyon yetersizliği olarak da tanımlanabilen bir hasta­lıktır. Motor davranışların yerine getirilemediği durumlar da görülmektedir. Disp­raksiya hastası çocukların el yazıları düzgün değildir. Dispraksiya hastalığı &#8220;geli­şimsel sözel dispraksiya&#8221; hastalığı olarak da görülmektedir. Gelişimsel sözel disp­raksiya hastası olan çocuklar bazı sesleri çıkarmakta zorlanır ve kelimeleri sırasıy­la söyleyemez.</p>
<p><strong>Gelişimsel Dispraksiya:</strong></p>
<p>Aileler ve Profesyoneller için El Kitabı adlı kitabın yaza­rı olan Madeleine Portvvood, gelişimsel dispraksiya hastalığının beyinde yer alan nöronların yeterince gelişememesinden kaynaklandığını bildirmiştir. Nöronların kendi içinde koordinasyon kuramaması nedeniyle beynin komut verip almakta ve işlem yapmakta güçlük çektiğini bildiren Portvvood, dispraksiya hastası çocukların bu nedenle kendilerine verilen görevleri yerine getiremediğini belirtmiştir. Port­vvood, beyin fonksiyonlarının gelişmesi ile birlikte, çocukların da birtakım hare­ketleri yerine getirme kapasitelerinin arttığına değinmiştir. Bu hareketlerin başın­da emekleme, yürüme ve ilk kelimeleri söyleme yer almaktadır. Dispraksiya hasta­sı olan birçok genç ideal bir gelişim düzeyini yakalayamamaktadır.</p>
<p><strong>Faydalı terapiler</strong></p>
<p>Osteopati, kranyal osteopati, akupunktur, homeopati, herbalizm.<br />
Bu tedavilerin yararı bilimsel olarak kanıtlanmamıştır ancak tedavileri sürdü­ren bazı aileler olumlu sonuçlar aldıklarını belirtmektedir.</p>
<p><strong>Evde yapabilecekleriniz</strong></p>
<p>-     Madeleine Portvvood, dispraksiya hastası çocuklarla birlikte günde 20 dakika süresince yapılabilecek olan bazı çalışmaların yararlı olacağından bahsetmiş­tir. Bu çalışmalarda, çocukların yapamadığı hareketler üzerinde durulabilir. Çalışmalara başlamak için ideal yaş üçtür. Portvvood, bu çalışmaların hem motor hareketlerin hem de el yazısı gibi kabiliyet isteyen hareketlerin gerçek­leştirilmesini kolaylaştırdığına değinmiştir. &#8220;Dispraksiya hastası bir çocuk olimpiyata katılacak bir atlet olmayabilir,&#8221; der Portvvood, &#8220;ancak yaşıtları ile birlikte spor yapabilir ve oyun oynayabilir.&#8221;</p>
<p>-     Fizik tedavi dispraksiya hastası çocukların koordinasyon yetisini %97 oranında artırır. Fizik Tedavi Derneği tarafından sürdürülen bir çalışma, dispraksiya has­tası çocukların koordinasyon yetisinin ve kas gücünün fizik tedavi sonrasında %47-97 oranında geliştiğini belirtmiştir. Çocuklar 8 hafta boyunca fizik teda­vi görür, kas gücünü artırmak için önerilen egzersizleri yaparlar. Çocuklar ev­lerinde de egzersiz programı uygularlar. Çocukların koordinasyon yetilerin ge­lişmesinin yanında, öz güvenlerinin de arttığı gözlemlenmiştir.</p>
<p>- Dispraksiya ile Yaşamak: Faydalı İpuçları adlı kitabın yazarı olan Michelle Lee, kitabında, dispraksiya hastası çocukların evde ve okulda karşılaştıkları zorluk­ların üstesinden gelebilmeleri için birbirinden faydalı bilgiler vermiştir. Lee bir fizik tedavi uzmanıdır ve koordinasyon eksikliği olan birçok çocuğu fizik tedavi ile iyileştirmiştir. Lee, ailelere şu tavsiyelerde bulunmaktadır: &#8220;Yaptığı­nız çalışmaların sonucunda olumlu gelişmeler kaydedip kaydetmediğinize bakın, ilerde yapacağınız çalışmaları şimdiden planlayın ve gözden geçirin, karşılaşılan zorlukların üstesinden gelmek için yapacağınız çalışmalar esna­sında oyun oynayın, el ve göz koordinasyonunu güçlendirmeye çalışın, kısa-süreli belleği güçlendirin, planlama alışkanlığını uygulayın, eşyalarınızı her zaman aynı yere koyun, işlerinizi rutine bağlayın, elbiselerinizi tek tek giyip tek tek çıkarın.&#8221;</p>
<p>- Çocuğunuz el yazısı yazmakta zorluk çekiyorsa, çocuğunuza laptop alın. Dispraksiya hastası birçok çocuk kalem kullanmakta zorluk çekerken, klavye­yi kolaylıkla kullanmaktadır! Laptop kullanan dispraksiya hastaları sınıfta da­ha kolay not alabilmekte ve yaratıcı güçlerini daha rahat kullanabilmektedir.</p>
<p>-     Çocuğunuza öz güven aşılayın. Özellikle de sportif aktivitelerde başarılı ola­mayan erkek çocukları, kendilerini &#8220;işe yaramaz&#8221; ve &#8220;gereksiz&#8221; hissetmektedir. Bu çocuklar takım arkadaşları tarafından da küçümsenmektedir. Çocuğunu­zun kendisini iyi hissetmesini sağlayın ve içinde bulunduğu durumun bazı konularda kendisine zorluk çıkarabileceğini kabullenmesini sağlayın. Çocu­ğunuzun koordinasyon yetisini geliştirecek olan çalışmaları birlikte yapın. Ço­cuğunuz bu tür çalışmaları sizinle birlikte yaparsa, desteğinizi hisseder ve ba­şarısız olduğu durumlarda hemen pes etmeye kalkışmaz.</p>
<p>-     Çocuğunuzun içinde bulunduğu durum nedeniyle strese girmesini ve kendisi hakkında olumsuz duygular beslemesini engellemek için çiçek esanslarını kullanın.</p>
<p>-     Çocuğunuzun uykusunu iyi almasını sağlayın. Yorulan çocuklar hemen yatak odasına giderek dinlenmelidir. Dispraksiya hastası çocuklar diğer çocuklardan daha fazla uyku ihtiyacı hissedebilir.</p>
<p>-     Dispraksiya hastası çocukların aileleri tarafından kurulan &#8220;destek ve dayanışma&#8221; gruplarına üye olun. Bu sayede yeni tedavi yöntemlerini yakından takip etmiş olursunuz. Ailelerle birlikte deneyimlerinizi paylaşma imkânı da bulabilirsiniz.</p>
<p>-     Dispraksiya hastası bazı çocuklar disleksi sorununu da yaşıyor olabilir. Çocu­ğunuzun disleksi hastası olduğundan şüpheleniyorsanız, mutlaka doktorunu­zu görün.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilimi.com/dispraksiya/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Boğmaca</title>
		<link>http://www.saglikbilimi.com/bogmaca/</link>
		<comments>http://www.saglikbilimi.com/bogmaca/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Feb 2010 21:39:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[bulaşıcı hastalıklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilimi.com/?p=21931</guid>
		<description><![CDATA[Bulaşıcı bir hastalıktır. Tıp literatüründeki adı &#8220;Pertussis&#8221;tir. Çoğunlukla 1 ila 4 yaş­ları arasındaki çocuklarda çok görülür. Ortalama olarak 4-6 hafta devam eder. Has­tanın burnu akar; nöbet halinde gelen öksürükler yaşanabilir. Bazen kusmaya ne­den olur. Özellikle çocuklarda ağır seyreder. Boğmaca, ileri derecede bulaşıcı ve günümüzde de oldukça sık karşımıza çıkan bir hastalıktır. Boğmacanın nedeni &#8220;bordatella pertussis&#8221; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bulaşıcı bir hastalıktır. Tıp literatüründeki adı &#8220;Pertussis&#8221;tir. Çoğunlukla 1 ila 4 yaş­ları arasındaki çocuklarda çok görülür. Ortalama olarak 4-6 hafta devam eder. Has­tanın burnu akar; nöbet halinde gelen <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/oksuruk-ve-oksuruk-ilaclari/">öksürük</a>ler yaşanabilir. Bazen <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/kusma/">kusma</a>ya ne­den olur. Özellikle çocuklarda ağır seyreder. Boğmaca, ileri derecede bulaşıcı ve günümüzde de oldukça sık karşımıza çıkan bir hastalıktır. <strong>Boğmacanın nedeni &#8220;bordatella pertussis&#8221; adlı bir bakteridir.</strong></p>
<p>Bu bakteri ağızda, burunda ve boğazda yaşayarak temasla, öksürükle ve hap­şırmayla yayılır.<br />
0 Boğmaca&#8217;nın belirtileri, bakterinin bulaşmasından 7-10 gün sonra ortaya çı­kar. Boğmaca başlangıçta hapşırmayla, burun akmasıyla, ateşle ve hafif öksürükle birlikte <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/soguk-alginligi-ve-tedavisi/">soğuk algınlığı</a>na benzer ama aradan 1-2 hafta geçince, şiddetli öksürük nöbetleri başlar. Bu dönem genellikle 1-6 hafta devam eder. Bu süre daha uzun da sürebilir.</p>
<p>Boğmaca çok bulaşıcı bir hastalıktır, bu nedenle boğmaca geçiren çocuklar hastalığın başlangıcını takip eden 21 gün içinde arkadaşları ile oyun oynamamalıdır. Boğmaca aşısı yapılan çocukların bile boğmaca olduğu görülmüştür. Boğmaca salgını gibi durumlarda ya da yakınlarınızdan birinin bu hastalığı geçirmesi duru­munda çocuğunuzu korumanız gerekmektedir. Aksi halde çocuğunuz bu hastalığı yeniden geçirebilir.</p>
<p><strong><a href="http://www.saglikbilimi.com/wp-content/uploads/2010/02/bogmaca.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-21932" title="bogmaca" src="http://www.saglikbilimi.com/wp-content/uploads/2010/02/bogmaca.jpg" alt="bogmaca" width="207" height="173" /></a>Boğmaca için önerilen modern tıp tedavileri:</strong></p>
<p>Çocuklar boğmacaya karşı aşılanmaktadır. Boğmaca vakalarında çok büyük bir yarar sağlamasa da, antibiyotik tedavisine başlanabilir. Boğmaca hastalığı erken safhada teşhis edilirse, &#8220;eritromisin&#8221; adlı ilaca başlanır. Bu ilaç çocuğunuzun yaşadığı hastalı­ğın bulaşıcılık oranını en aza indirger ve hastalığın iyileşme süresini hızlandırır.</p>
<p><strong>Doğal sağlsk tedavileri</strong></p>
<p>• Kekik bitkisi balgam söktürücüdür. Kekiğin antiseptik özelliği bulunmaktadır.<br />
• Balgam söktürücü ve öksürük kesici bir özelliğe sahip olan hakiki <a href="http://www.kadinlar.tc/andiz-otu/">andız otu</a> homeopati alanında &#8220;elecampane&#8221; olarak bilinmektedir. Bu bitki şurup halin­de de piyasada bulunmaktadır.<br />
• Banyodan sonra, çocuğunuzun sırtına ve göğüs kafesine süreceğiniz öksürük otu kremi çocuğunuzun ciğerlerini rahatlatır.</p>
<p><strong> Aşağıda önerilen homeopati tedavileri de boğmacaya iyi gelmektedir:</strong></p>
<p>•    Bıldırcın otu boğmaca krizi sırasında ya da hastalığın ilk aşamasında kulla­nılabilir.<br />
•    Homeopati alanında özel olarak üretilen &#8220;Antimonium tart.&#8221; adlı madde vücutta titremeye neden olan öksürükler için kullanılabilir.<br />
• Halk arasında karı otu ya da kan kökü olarak bilinen ve homeopati alanın­da &#8220;sangunaria&#8221; adı ile anılan bitki sert ve kuru öksürükler için uygundur.<br />
•    Böcek yiyen bir Japon bitkisi olan ve homeopati alanında &#8220;drosera&#8221; olarak bilinen bitki göğüs kafesindeki ağrıları dindirir ve sırt üstü yatarken başla­yan göğüs ağrılarına iyi gelir.<br />
•    Çit kökü kuru, ağrılı ve bulantıya neden olan öksürükler için kullanılabilir.<br />
•    Homeopati alanında &#8220;pertussin&#8221; olarak bilinen bitkisel madde hastalığın bitimine doğru tek doz olarak verilebilir.<br />
•     Bach çiçek terapileri nefes almakta güçlük çeken çocukların rahatlamasına yardımcı olur. Çocuklar yaşadıkları öksürük krizinden korkarlar ve gerilim ya­şarlar. Bu tür durumlarda da Bach çiçek esansları kullanılabilir. Bach çiçek esanslarından uygun görülen esanslar ile çocuğunuzun nabız noktalarına na­zik bir masaj yapabilirsiniz. Spazmodik öksürük nöbetlerinin başlaması duru­munda kırmızı erik, misk otu ve zeytin kullanılabilir.<br />
•     Birkaç damla lavanta ve papatya yağını seyreltici bir yağ ile seyreltin ve karışı­mı kullanarak çocuğunuzun göğüs bölgesine ve sırtına masaj yapın. Çocuğu­nuzun vücudundaki kasların gevşediğini ve çocuğunuzun daha rahat nefes al­maya başladığını göreceksiniz.<br />
•     Çay ağacı yağı, lavanta yağı ve okaliptüs yağı buharlaştırıcı etkisi olan cam bir tüpün içine koyulursa, ciğerleri açar ve spazmı giderir.<br />
•     <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/c-vitamini/">C vitamini</a> ve çinko takviyesine başlayın. Bu şekilde çocuğunuzun <a href="http://www.saglikbilimi.com/savunmanin-ilk-hattibagisiklik-sistemini-guclendirme/">bağışıklık sistemi</a>ni harekete geçirmiş olursunuz.<br />
•     Asidofilus içeren gıdaları tercih edin veya asidofilus takviyesine başlayın. Asi-dofilus, sindirim sisteminin faaliyetlerine yardımcı olan ve bakterilerle müca­dele eden iyi huylu bakterilerden biridir.<br />
•     Portakal ve greyfurt türü asitli meyvelerden kaçının çünkü bu meyveler mide bulantısına neden olabilir.<br />
Faydalı terapiler<br />
Homeopati, herbalizm, geleneksel Çin terapileri, Ayurveda, aromaterapi ve çocu­ğunuza rahatlık duygusu veren çiçek esansları.</p>
<p><strong>Uyarı:</strong></p>
<p>Zatürre ve <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/bronsit-ve-bronkopnomoni-solunum-yollari-iltihabi/">bronşit</a> vakalarında ikinci bir enfeksiyon riski daha bulunmaktadır. Tüm boğmaca vakalarında, doktor tedavisi ve teşhisi bir zorunluluk haline gelir. <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/kusma/">Bulantı ve kusma</a> gibi durum­ların öksürüğe eşlik etmesi durumunda çocuğunuza bol miktarda su içirmeye çalışın. Bu şekil­de çocuğunuzun vücudunun susuz kalmasını önlemiş olursunuz. Oküsürük esnasında çocuğu­nuzun dudakları moranyorsa, acilen doktorunuzu görmelisiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilimi.com/bogmaca/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

