Çocuklarda Fototerapi

İlk kez 1958 yılında preterm bebeklerde gü­neş ışığına ya da mavi ışına maruz kalma sonu­cu serum bilirubin düzeyinin düştüğü bildirilmiş­tir. Bunu izleyerek fototerapi yenidoğan sarılık­larının korunma ve tedavisinde önemli bir yer almıştır. Frofilaktik fototerapinin uygulanması ile ilk haftada görülen sarılığın % 30 50 ora­nında azaldığı bildirilmektedir.

Tartısı 1500 g altında olan preterm bebek­lerde ilk 24 saatte uygulanan fototerapi ile serum bilirubin düzeyinin 1.6 2.4 mg/dl/gün düştüğü, tartısı 2000 g üstünde olan yenidoğanlarda da kan değişimi oranının % 24.4 den % 4.1 e düştü­ğü saptanmıştır.

Yukarıda belirtilen yaygın ve etkin uygula­maya karşın fototerapinin etki mekanizması ke­sin olarak bilinmemektedir. Işın etkisiyle indirekt bilirubinden suda eriyen ve safra yoluyla atıla­bilen ürünler oluşmakta ve bunun sonucu kan bilirubin düzeyi düşmektedir. Bu konuda iki ola­sı açıklama söz konusudur.

Bir görüşe göre ışın etkisiyle bilirubin deri­de foto oksidasyona uğramaktadır. Bu varsayıma göre dalga boyu 420 480 nm arasında olan ışınla­rın etkisiyle ciltteki indirekt bilirubin aktive ola­rak tek (singlet) oksijen açığa çıkar. Bu oksi­jen etkisiyle bilirubin oksidasyona uğrar ve bili­rubinden suda eriyen ürünler oluşur. Bu ürün­ler biliverdin, dipirol ve monopirollerdir. Bu ürünlerin çoğu renksiz, negatif van den bergh reaksiyonu veren, karaciğer ve böbrekler tara­fından konjügasyon gerekmeden atılan madde­lerdir. Bu foto oksidasyon ürünlerinin toksik ol­madığı gösterilmiştir.

Diğer bir görüşe göre ışın etkisiyle indirekt bilirubin fotobilirubin olarak isimlendirilen iki izomere dönüşmektedir. Bilirubinin ufak bir bö­lümü de başka bir bilirubin izomeri olan «lumi rubin»e dönüşür. Bu maddeler dokulardan kana geçer. Dolaşımda albümine bağlanarak karaciğe

Re taşınır. Fotobilirubin hepatositler tarafından alınarak safra kanaliküllerine atılır. Fotobiliru binin atılımı bilirubin konsantrasyonuna bağlı, değildir ve konjügasyon gerektirmez.

Fototerapinin etkinliği cilt alanının genişliği ve ışın kaynağının uzaklığı ile ilişkilidir. 5 6 uw/ cmvnm ışının 42 45 cm uzaklıktan uygulanması gereklidir.

Yenidoğan bebeğin gözleri ışığı geçirmeye cek şekilde kapatıldıktan sonra tamamen çıplak olarak belirli dalga boyundaki mavi fluoresan ışığa maruz bırakılır. Daha  geniş cilt alanının ışmlanabilmesi için bebeğin yatış pozisyonu 4 6 saatte bir değiştirilir. Uygulama 8 10 saatlik ışın­lamadan sonra 4 saat ara verilerek ya da biliru­bin kontrolü ile sürekli olarak yapılabilir. Hemo lizin hızlı olmadığı vakalarda ciltte daha fazla indirekt bilirubin birikimi için uygulamanın ara verilerek yapılması daha uygun olur.

Belirgin hemoiizin olmadığı preterm bebek­lerde 8 12 saatlik uygulama ile serum bilirubin düzeyi 1 2 mg/dl kadar düşer.

Birçok ünitelerde aşağıdaki ilkelere uyula­rak fototerapi uygulanmaktadır:

  1. Fototerapi için genel indikasyon kan bi­lirubin düzeyinin miadında doğanlarda 15 mg/dl, pretermlerde 10 mg/dl veya üstündeki değer­lerde olmasıdır. Emniyet açısından uygulama bu sınırların 2 3 mg altından başlatılabilir.
  2. 5 6 uw/cm2/gün ışınlanma sağlanabilme­si için ışık kaynağı yenidoğandan 45 50 cm den daha uzak olmamalıdır.
  3. Etkin bir ışınlanma için ışın 4 uw/cmv gün den az olmamalıdır.
  4. Fototerapi ünitesinin üzerinde termoplas tik bir örtücü ve lamba ile plastik koruyucu ara­sında 5 cm lik ara olmalıdır. Bu hava tabakası fazla ısı verme riskini azaltır.
  5. Yenidoğanın gözlerini kapatan bandaj, beslenme ve ziyaret saatlerinde uygulamaya ara verilerek çıkarılmalıdır.
    1. Hastanedeki voltaj stabil kalmalıdır.
  6. Fototerapi alan yenidoğana artan insen sibilis sıvı kayıplarının karşılanması için 10 15 ml/kg/gün fazla sıvı verilmelidir. Verilen kalori de 60 kal/kg/gün den az olmamalıdır.
  7. Non hemolitik sarılığı olan 1500 g dan küçük preterm bebeklerde fototerapinin kesil­mesini izleyerek bilirubinde 1 2 mg/dl lik bir yükselme  (rebound)  olabilir.

Fototerapi oldukça yeni bir tedavi yöntemi olduğundan uzun sürede oluşabilecek kompli kasyonları bugün için bilinmemektedir. Bu ne­denle indikasyonlara uyularak fototerapi uygu­lanmalıdır.

Fototerapi komplikasyonları

  1. Ultraviole ışınlarının emilimi sonucu melanin sentezinin uyarılması ile ciltte renk ko­yulaşması olabilir. Ayrıca karaciğer hastalığı ile birlikte olan ve direkt indirekt hiperbiiirubinemi gösteren yenidoğanlarda fototerapi uygulanması ile derinin, idrarın ve serumun koyu renk alma­sı, bazı vakalarda kolestaz oluşması ile belirle­nen «bronz bebek» sendromu gelişebilir.
  2. Mast hücrelerinin uyarılması ve fazla histamin deşarjı sonucu ciltte eritem ve döküntü görülebilir.
  3. Isı etkisiyle barsak peristaltizminin art­ması sonucu dışkı sulu ve yeşil renkte olabilir.
  1. Vücut ısısının yükselmesi ile insensibilis su kaybı artar, dehidratasyon ve ateş gelişebilir. Fototerapi uygulanan yenidoğanlara 10 15 mi/ kg/gün fazla sıvı verilmelidir.
  2. Gözlerin kapanması sonucu sekonder apne ve fototerapi komplikasyonu olarak trom bositopeni ve serum kalsiyum düzeyinde düşme oluşabileceği de bildirilmiştir.

Fenobarbital

Fenobarbital mikrozomal enzim sisteminin uyarıcısıdır. Aynı zamanda hepatik glükuronil transferaz enzimini uyararak bilirubin ekskresyo nunu arttırır. Böylece fenobarbital, bilirubin me­tabolizmasının konjügasyon ve ekskresyon evre­lerinde etkili olabilmektedir. Ancak fototerapinin yenidoğan sarılıklarının tedavisinde belirgin et­kinliği sarılık tedavisinde fenobarbital kullanı­mını minimale indirmiştir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ