INFEKTIF ENDOKARDIT

İnfektif endokarditte (İE) klinik belirtiler çok çeşitli olup, hemen hemen tüm organ sistemlerine ait patolojik değişiklikler söz konusu olabilir (1). Gerek klinik, gerekse laboratuvar bulguları, sistemik intravasküler infeksiyonla buna karşı konakçının gösterdiği fizyolojik ve immünolojik reaksiyon sonucu gelişir. IE’nin akut ya da subakut seyirli oluşu klinik belirti ve bulgularda bazı farklılıklar yaratır. Bu farklılıkların başlıcaları Tablo 1’de özetlenmiştir. Ancak her iki tipin bulguları arasında her zaman kesin bir sınır olmaması nedeniyle günümüzde bu tür bir sınıflamanın önemi azdır.

Ateş İE’nin değişmez bir bulgusudur. Ancak konjestif kalp yetersizliği, üremi, üeri yaş, daha önceden atıtibiotik kullanma gibi durumlarda ve tüm vakaların %5 kadarında görülmeyebilir (2,3). Akut İE’te ateş titremeyle birden çok yüksek değerlere ulaşabilir. Buna karşın subakut seyirli olanda başlangıçta iştahsızlık, halsizlik, kilo kaybı, gece terlemesi gibi nonspesifik belirtiler sıktır ve ateş akşamlan daha çok yükselir. Buna rağmen 39°C’ı geçen ateş nadirdir.

Hastalarda erken dönemde kas ve eklem ağrıları ortaya çıkabilir. Özellikle alt ekstremitelerde mono veya oligoartrit/ artralji görülebilir ve romatizmal hastalıklar da ayırıcı tanı gerekebilir (4).

Embolik olaylar akut İnfektif endokarditin önemli bulgulanndandır. Daha önceden bilinen kalp hastalığı olmayan genç bir erişkinde aniden ortaya çıkan emboli atağı, yüksek ateş ve diğer periferik bulguların saptanması halinde akut İE ön planda düşünülmelidir (5,6). Otopsi çalışmalarında en sık dalak (%44), böbrekler (%56), koroner arterler (%6O), beyin (%30) ve periferik arterlerde emboli saptanmıştır (6). Periferik arter embolileri daha çok fungal endokarditlerde görülür.

İE olgularının %85’inde kalpte üfürüm duyulması söz konusudur. Bu durumun istisnası sağ kalp endokarditidir. Klasik olarak bilinen, daha önceden varolan bir üfürümün karakterinde değişme (% 5-10) ya da yeni bir üfürümün duyulması (%3-5) nadir bulgulardan olup, daha çok akut stafilokokal endokarditte rastlanır [1). Yeni üfürümün saptandığı bu tip olguların %90’ından fazlasında takiben kalp yetmezliği ortaya çıkar. Kardiyak yetmezlik İE’te görülen mortalitenin başta gelen nedenidir (7). Korda tendinea veya papiller adale rüptürü, valvüler delinme ya da kopma, aorta-kardiyak fistül gibi komplikasyonlar akut İE’te nisbeten sık görülüp, ani kardiyak dekompansasyona yol açarken, bu bulgular subakut İE’te tedavi edilmemiş olsa bile son derece nadirdir (6). Özellikle S.aureus ile gelişen akut vakalarda intrakardiyak ve intraventriküler septal apseler %20″ye varan sıklıkta görülebilir (6). Bu durumda direkt bakteriyel invazyonla perikardit gelişebilir. Buna karşın subakut olgularda nadiren gelişen perikardit, immun komplekslerin perikarda oturması sonucu oluşan immünolojik bir reaksiyon olup, toplanan sıvı sterildir (8).

Vakaların üçte birinde İE’te ilişkin periferik bulgular saptanır (1,2): Peteşial döküntüler ağız mukozasında ve damakta, konjonk-tivalarda ve ekstremitelerde olmak üzere hem akut hem de subakut olgularda sık görülür. Üzerine basmakla solmayan bu lezyon-lar vaskülit veya mikroemboliler sonucu oluşur. El ve ayak parmaklarının tırnak yataklarında kıymık şeklinde görülen “splinter hemorajiler” de vasküler permeabilite artışı veya mikroemboliler sonucu gelişir. Olguların yaklaşık %15’inde saptanır. Ancak normalde %1O kişide de görülebilmesi nedeniyle non-spesifik bir bulgudur. Parmaklarda çomaklaşma uzun süreli hastalıkta ortaya çıkar. Akut İE’te hemen hiç görülmez. El-ayak parmaklarının uçlannda, avuç içi ve ayak tabanında, ağrılı, küçük, kırmızı nodüller olarak saptanan “Osler nodüllerTne subakut İE’te vakalarında %1O oranında rastlanr. İE dışında sistenıik lupus eritematosus, hemolitik anemi, gonokokal infeksiyon ve radyal artere kat-eter konulmuş ekstremitelerde de görülebildiğinden spesifik bir bulgu değildir (1). “Janeway lezyonlar”ı el ve ayak tabanlarında, nadiren ekstremite de ve kulaklarda görülebilen hemorajik, maküler, ağnsız lezyonlar olup, daha çok stafllokokal endokardite özgü embolik nitelikte oluşumlardır. Gözdibi incelemesinde optik diske yakın bölgede ortası beyaz, çevresi hemorajik “Roth lekeler”i % 5 civarında hastada görülür. Anemi, lösemi ya da sistemik lupus eritematozusda da rastlanabilirler. Splenomegali, hastalann % 20-60’ında hastalık süresinin uzunluğu ile orantılı ölçüde ve daha çok subakut vakalarda saptanır. Karında sol üst kadranda ağrı ya da dalak üzerinde frotman duyulması emboliye işaret edebilir.

Esas olarak embolik olaylara bağlı olmak üzere pleji dışında diğer nörolojik bulgular hastalann % 20-40’ında görülür. Bunlar arasında sensorial bozukluklar, ataksi, afazi, mental bozukluklar sayılabilir. Meydana gelen mikotik anevrizmalar nedeniyle subaraknoid kanama, konvulsiyon, şiddetli baş ağnsı ve kafa çifti paralizileri ortaya çıkabilir. Retinal arter embolisine bağlı ani körlük gelişebilir.

Hastalarda emboli veya immun kompleks glomerulonefriti sonucu renal yetmezlik ve üremi görülebilir (9,10,11). Bu durum gerek antibiotik tedavisi, gerekse infekte kapağın çıkartılması sonrasında süratle geriler.

. İntravenöz (iv) yolla uyuşturucu kullananlarda sağ kalp endo-karditi gelişebilir. Genellikle tutulan triküspit kapağı olup, en sık rastlanan etken S.aureus’tur. Saptanan klinik belirti ve bulgular diğer endokarditlerden pek farklı olmamakla birlikte, stafîlokokal endokarditin seyri ilaç bağımlılarında daha az gürültülü seyreder (12,13). Bu grup hastada septik pulmoner emboli sık rastlanan bir bulgudur.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ