<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlık,estetik, diyet, zayıflama, tüp bebek, lazer epilasyon, saç ekimi &#187; Bebek Ve Çoçuk</title>
	<atom:link href="http://www.saglikbilimi.com/k/bebek-ve-cocuk-cocuk-hastaliklari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.saglikbilimi.com</link>
	<description>Estetik, Tüp Bebek, saç ekimi, lazer epilasyon, zayıflama</description>
	<lastBuildDate>Sun, 08 Jan 2012 16:24:47 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Yenidoğan Çocuklar İçin Burun</title>
		<link>http://www.saglikbilimi.com/yenidogan-cocuklar-icin-burun/</link>
		<comments>http://www.saglikbilimi.com/yenidogan-cocuklar-icin-burun/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Aug 2009 16:47:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenanpediatri</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bebek Ve Çoçuk]]></category>
		<category><![CDATA[Kulak Burun Boğaz]]></category>
		<category><![CDATA[Pediatri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilimi.com/?p=17275</guid>
		<description><![CDATA[Yenidoğanda burun yolunun açık olduğunun kanıtlanması çok önemlidir. Bu yaşta çocuklar ağız yoluyla yeterli solunum yapamaz. Ayrıca burundan soluk alamaz ise emmesi güçleşir. Solunum güçlüğü görülen yenidoğan çocukta koana atrezisi akla gelmeli ve burun deliklerinin açık olup olmadığı sonda ile kontrol edilmelidir.
Burun tıkanıklığının en sık nedeni nezle ve salgı birikmesidir. 2-3 haftalık bir yenidoğanda kanlı-cerahatli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yenidoğanda burun yolunun açık olduğunun kanıtlanması çok önemlidir. Bu yaşta çocuklar ağız yoluyla yeterli solunum yapamaz. Ayrıca burundan soluk alamaz ise emmesi güçleşir. Solunum güçlüğü görülen yenidoğan çocukta koana atrezisi akla gelmeli ve burun deliklerinin açık olup olmadığı sonda ile kontrol edilmelidir.</p>
<p>Burun tıkanıklığının en sık nedeni nezle ve salgı birikmesidir. 2-3 haftalık bir yenidoğanda kanlı-cerahatli burun akıntısı kongenital sifilisi düşündürür. Daha büyük çocuklarda burunda yabancı cisim, burun difterisi aynı bulguya yol açabilir. 5-6 yaşından sonra burun tıkanıklığı sinüzite bağlı olabilir.</p>
<p>Epistaxis (burun kanaması), okul öncesi ve okul çağındaki çocuklarda çok sıktır. Genellikle adenoid vejetasyonu olan çocuklarda rastlanır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilimi.com/yenidogan-cocuklar-icin-burun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebek Kulağı ve Bebek Kulak Hastalıkları</title>
		<link>http://www.saglikbilimi.com/kulak/</link>
		<comments>http://www.saglikbilimi.com/kulak/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Aug 2009 16:45:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenanpediatri</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bebek Ve Çoçuk]]></category>
		<category><![CDATA[Kulak Burun Boğaz]]></category>
		<category><![CDATA[Pediatri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilimi.com/?p=17273</guid>
		<description><![CDATA[Dış kulak kongenital olarak deforme, meatus daralmış olabilir veya bulunmayabilir. Kulakların aşağıda olması (düşük kulak) nadir bazı sendromlarm belirtisi olabilir. İç kantus düzeyinden kulağa çekilen horizontal çizginin üzerinde kalan dış kulak bölümünün uzunluğunun, kulağın tüm uzunluğuna oranı hesaplanarak düşük kulağın varlığı değerlendirilir. Normalde bu oran yaklaşık % 30 dur. % 10*15 altında olması düşük kulak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dış kulak kongenital olarak deforme, meatus daralmış olabilir veya bulunmayabilir. Kulakların aşağıda olması (düşük kulak) nadir bazı sendromlarm belirtisi olabilir. İç kantus düzeyinden kulağa çekilen horizontal çizginin üzerinde kalan dış kulak bölümünün uzunluğunun, kulağın tüm uzunluğuna oranı hesaplanarak düşük kulağın varlığı değerlendirilir. Normalde bu oran yaklaşık % 30 dur. % 10*15 altında olması düşük kulak işaretidir.</p>
<p>Yenidoğanda ve ilk 2-3 ayda, aniden kağıt hışırdatma gibi bir ses çıkarılmasıyla çocuğun hareket ederken veya emerken durması, işitebildiğim kanıtlar. 4-5 aylıktan sonra baş, sesin geldiği tarafa çevrilir. Çocuğun işitemediğinden kuşku duyuluyorsa, dış kulak yolunun gliserine batırılmış bir pamuk fitil veya küret ile temizlenmesi, bazen de şırınga ile yıkanması ve işitme testinin tekrarlanması gerekir. Temizlenme süresinde dış kulak yolunun tahrişi ile 1-2 damla kan görülebilir. Ağır zekâ geriliğinde, çocuk işitmiş olmasına karşın tepki göstermeyebilir.<br />
Otoskop ile kulak zarının gözlenmesi, kapsamlı muayenenin bir bölümüdür. Çocuk annenin kucağında, başı tesbit edilerek oturtulur. Küçük sütçocuklarmda muayene çocuk masada yüzükoyun ve başı bir tarafa dönük olarak da yapılabilir.</p>
<p>Yaşa uygun büyüklükte spekulum kullanılır. Sütçocuğunda kulak sayvanı arkaya ve yukarı çekilir. Kulak zarının görülebilmesi için dış kulak yolunun kulak kirinden (cerumen) temizlenmesi gerekebilir. Kulak kanalında hiperemi, kanama, fronkül gibi patolojik değişimler olup olmadığı gözlenir. Normalde kulak zarı kabarık değildir. Gri-pembe renkte buzlu cam görünümündedir.</p>
<p>Ağlama, aksırma, sümkürme gibi durumlarda konjesyon nedeniyle kulak zarı koyu pembe görünüm alabilir. Kulak zarının kabarık ve opak olması, renginin hiperemik veya sarımtırak görülmesi genellikle otitis media işaretidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilimi.com/kulak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebek Ve Göz</title>
		<link>http://www.saglikbilimi.com/bebek-ve-goz/</link>
		<comments>http://www.saglikbilimi.com/bebek-ve-goz/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Aug 2009 16:42:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenanpediatri</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bebek Ve Çoçuk]]></category>
		<category><![CDATA[Göz Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Pediatri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilimi.com/?p=17271</guid>
		<description><![CDATA[Yenidoğan bebek ışığı ve parlak cisimleri farkedecek kadar görür. 2-4 haftalıktan itibaren büyük cisimleri ve insan yüzünü farketmeye başlar. Görme işlevi 8-10 haftalıkta eşyayı 180° izleyecek düzeye gelir. Yenidoğanda siyah ve beyaz -şeritlere boyanmış bir silindirin çocuğun gözünün önüntle tutularak döndürülmesi ile nis-tagmus oluşumu, çocuğun görebildiğini kanıtlayan bir testtir (optokinetik nistagmus testi). Büyük çocuklarda yakın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yenidoğan bebek ışığı ve parlak cisimleri farkedecek kadar görür. 2-4 haftalıktan itibaren büyük cisimleri ve insan yüzünü farketmeye başlar. Görme işlevi 8-10 haftalıkta eşyayı 180° izleyecek düzeye gelir. Yenidoğanda siyah ve beyaz -şeritlere boyanmış bir silindirin çocuğun gözünün önüntle tutularak döndürülmesi ile nis-tagmus oluşumu, çocuğun görebildiğini kanıtlayan bir testtir (optokinetik nistagmus testi). Büyük çocuklarda yakın ve uzak eşyayı seçme yeteneğine bakmak gibi basit yöntemlerle görme işlevi kabaca değerlendirilmelidir.<br />
İlk 6 ayda normal çocuklarda da hafif şaşılık (strabismus) görülebilir. Daha ileri yaşta strabismus, göz sinirinin felci, daha sıklıkla göz kaslarının zayıflığı sonucu oluşur.</p>
<p>Normal yenidoğanda geçici olarak nistagmus gelişebilir. Horizontal nistagmus göz bozukluklarında (ambliyopi), vestibulum ve serebel-lum hastalıklarında, beyin sapı bozukluklarında; vertikal nistagmus ise hemen daima beyin sapı lezyonlarında görülür.</p>
<p>Batan güneş görünümü, kornea ve irisin aşağı doğru yönelmesi ile üstte fazla sklera görülmesi durumudur. Hidrosefalide ortaya çıkar. Pretermlerde ilk aylarda başın yüze göre daha büyük olması sonucu benzer bir görünüm vardır.</p>
<p>Hipertelorismus, Alport sendromu ve Crouzon sendromu (kraniofasiyal dizostoz) gibi sendromlarda rastlanan gözlerin birbirinden uzak olması durumudur. Gözlerin birbirine olan uzaklığı, ölçülerek değerlendirilmelidir. Bunun için iç kantuslar arası mesafe, dış kantuslar arası mesafe, pupillalar arası mesafe ya da orbitalarm dış kenarları arasındaki mesafe ölçülür. </p>
<p>İç kantuslar arası mesafe 5 yaşta ortalama 2.9 cm., 11 yaşta 3.2 cm dir. Hipertelorism değerlendirilmesinde kantus indeksi (100 x iç kantuslar arası mesafe / dış kantuslar arası mesafe) ve baş çevresi-interorbital indeks (100 x iç kantuslar arası mesafe / başçevresi) gibi formüller kullanılmaktadır. Normalde kantus indeksi değerleri erkeklerde 38, kızlarda 38.5 dur. Baş çevresi / interorbital indeks ise her iki cinste 6 dır.<br />
Gözlerin gelişme defekti sonucu küçük ve çökük oluşuna mikroftalmi denir. Kongenital toksoplazmosiste rastlanabilir. Ağır dehidratas-yonda da gözler çöküktür. Ekzoftalmi (gözlerin fırlak oluşu) hipertiroidide görülür. Proptosis (göz küresinin öne itilmesi)   optik glioma, heGöz kapağının kapanamaması Üagophthalmos), fasiyal sinirin periferik tipte paralizisinde görülür.</p>
<p>Hordeolum (arpacık), kirpik folikülünün sta-filokoksik iltihabıdır. Blefarit, kirpiklerin bulunduğu göz kapağı kenarlarının kronik infeksi-yonudur. Göz kapağı kenarının dışarıya kıvrılmasına ektropion denir. Gözler sürekli yaşarır ve konjunkdvit gelişir. Entropionda ise göz kapakları içe kıvnlmıştır. Kirpikler korneayı zedeler.Alt göz kapağının aşağı çekilerek, kapağın arka yüzünü örten mukozanın renginin değerlendirilmesi anemi hakkında bilgi verir. Sklera-lar sütçocuğunda hafif mavi olabilir. Belirgin mavi skleralar osteogenesis imperfecta&#8217;da görülür. Sanlık değerlendirilmesi özellikle sklera-larda yapılır.</p>
<p>Gözyaşı salgısı yenidoğanda yoktur. Yaklaşık 1. ayın sonunda başlar. Epiphora (gözyaşının artması); göze yabancı cisim kaçması sonucu, konjunktivit ve kornea iltihaplarında görülür. Bir gözün devamlı akması nazolakrimal kanalda tıkanıklık işaretidir.</p>
<p>Kornea iltihaplanması (keratit), çeşitli in-feksiyonlar sonucu oluşabilir. Kongenital sifiliste geç bir belirti olan Hutchinson triadının bir öğesidir. Korneanın yüzeysel iltihaplarından arr takalan yoğun&#8221; lekelere nefelyon, derin ülseras-yonlardan artakalanlara ise leukoma denir. Kornea ile iris arasındaki gözün ön kamarasında bulunan saydam sıvı içinde cerahat oluştuğunda, korneanın alt kısmında seviye gösteren bir yoğunluk gözlenir (hypopyon). VViison hastalığında, kornea çevresinde sarı-kahverengi bir halka belirir (Kayser-Fleischer halkası). Korneada opa-siteler iltihap sonucu, mukopolisakkaridoz, sisti-noz gibi metabolik hastalıklarda ve A hipovitaminozunda görülür. Kornea refleksine, bükülmüş bir pamuğu yandan korneaya hafifçe değdirerek bakılır. Göz kapaklarının kapanması, refleksin varlığını gösterir.</p>
<p>Sempatik uyarı gözbebeklerinin genişlemesine (mydriasis), parasempatik uyarı ise daralmasına (myosis) neden olur. Bir gözbebeğine ışık kaynağı yöneltildiğinde, uyarının optik sinir aracılığı ile diğer gözbebeğine iletilmesi sonucu, öteki pupilla da daralır. Akomodasyon sırasında myosis gelişir. Argyll-Robertson refleksi, ışığa karşı reaksiyonun kaybolması, buna karşın uyuma bağlı olan reaksiyonun bulunmasıdır. Nörosifiliste bulunur. Anizokori (iki pupillanm eşitsizliği) normal kişilerde de görülebilir. İritis, nö-rosifilis, tüberküloz, menenjit, sempatik sinir felci anizokori nedeni olabilir. İris doğumda genellikle gri-mavi renktedir, pigment oluşumu ile gözün-normal rengini kazanması daha ileri aylarda olur. </p>
<p>İris, mercek ve retinanın muayenesi oftalmoskop ile yapılır. Alet + 10 a ayar edilerek retinaya bakılır. Normalde göz merceği saydamdır. Rubella sendromunda, gaiaktozemide ve hipoparatiroidizmde katarakt görülür.<br />
Yüksek konsantrasyonda oksijen tedavisi yapılan prematüre bebeklerde, lens arkasında opak bir kitle olarak görülen retrolental fibroplazi gelişebilir ve körlüğe yol açabilir.</p>
<p>Normal yenidoğan ve sütçocuğunda makulada düzensiz pigmentasyon ve retinada soluk bölgeler gözlenebilir. Oftalmoskopik muayene ile toxoplazmosis ve sitomegalik inklüzyon cisimciği hastalıklarında korioretinit; Tay Sachs ve Niemann Pick hastalıklarında kırmızı leke; kafa içi basıncı artması ya da retrobulber nevrit sonucu oluşabilen optik atrofi saptanabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilimi.com/bebek-ve-goz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebek Ve Çocuk Yüzü</title>
		<link>http://www.saglikbilimi.com/bebek-ve-cocuk-yuzu/</link>
		<comments>http://www.saglikbilimi.com/bebek-ve-cocuk-yuzu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Aug 2009 16:36:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenanpediatri</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bebek Ve Çoçuk]]></category>
		<category><![CDATA[Pediatri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilimi.com/?p=17269</guid>
		<description><![CDATA[Yüz görünümü bazı hastalıklarda tanı koyduracak kadar karakteristiktir. Örneğin Down sendromu aşağı doğru çekik palpebral fissürler, epikantus, küçük bir burun, burun köprüsünün basık oluşu; Treacher-Collins sendromu antimongoloid göz yapısı, palpebral fissürlerin özel görünümü, alt göz kapağında koloboma, dışkulak yolunda defektler, hipoplazik mandibula, Potter sendromu (bilateral renal agenezi) hipertelorismus, gaga şeklinde burun, düşük ve kolay bükülebilir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yüz görünümü bazı hastalıklarda tanı koyduracak kadar karakteristiktir. Örneğin Down sendromu aşağı doğru çekik palpebral fissürler, epikantus, küçük bir burun, burun köprüsünün basık oluşu; Treacher-Collins sendromu antimongoloid göz yapısı, palpebral fissürlerin özel görünümü, alt göz kapağında koloboma, dışkulak yolunda defektler, hipoplazik mandibula, Potter sendromu (bilateral renal agenezi) hipertelorismus, gaga şeklinde burun, düşük ve kolay bükülebilir kulaklar, geriye doğru çekik çene yapısı ile kolay tanınabilecek özelliktedirler.</p>
<p>Yüzde ödem böbrek hastalıkları dışında, konjestif kalp yetersizliğinde ve vena cava supe-rior basısı sonucu oluşan mediasten kompresyonunda bulunur. Her iki durumda da boyun ven-lerinde genişleme vardır. Konjestif kalp yetersizliğinde genişlemiş jugular venlerde venöz pülsas-yon belirgindir. Mediasten kompresyonunda ise genişlemiş boyun venleri pulsatil değildir. Anjio-nörotik ödemde yüzde, özellikle göz kapaklarında ödem bulunur. Boğmacada sürekli öksürük sonucu yüzde ödem gelişebilir.</p>
<p>Adenoid yüz görünümü rinofarinksdeki ade-noid dokunun hiperplazisi, allerjik vazomotor ri-nit sonucu gelişir. Solunum ağız yoluyla olduğundan çocuğun ağzı sürekli açıktır.<br />
Yüzde asimetrinin en sık nedeni nervus facialis&#8217;in periferik tipte felcidir (Bell paralizisi). Ağız sağlam tarafa doğru kaymıştır. Felçli tarafta dudak köşesi aşağıya düşüktür, alın kırışıklıkları kaybolur, kaş kaldırılamaz, göz kapatılamaz, gözyaşı akabilir.</p>
<p>Büyükçe çocuklar sinüzit açısından frontal ve maksiller sinuslara hafifçe vurularak duyarlılıkları değerlendirilmelidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilimi.com/bebek-ve-cocuk-yuzu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Baş Ve Baş Ölçümü</title>
		<link>http://www.saglikbilimi.com/cocuklarda-bas-ve-bas-olcumu/</link>
		<comments>http://www.saglikbilimi.com/cocuklarda-bas-ve-bas-olcumu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Aug 2009 16:33:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenanpediatri</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bebek Ve Çoçuk]]></category>
		<category><![CDATA[Pediatri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilimi.com/?p=17266</guid>
		<description><![CDATA[Başın büyüklüğü ve şekli gözlenir. Başın normalden büyük oluşuna makrosefali denir. Bu durumda hasta transillüminasyon yöntemi ile hidrosefali yönünden incelenir. Aynı yöntemle subdural aralıkta sıvı toplantıları ve bazen beyinde kistler farkedilir. Transillüminasyon karanlık bir odada kuvvetli bir ışık kaynağı başa yöneltilerek uygulanır. Bu ışık kenarları düzenli ve simetrik bir röfle verir. Röflenin çapı yenido-ğanda 1.5 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Başın büyüklüğü ve şekli gözlenir. Başın normalden büyük oluşuna makrosefali denir. Bu durumda hasta transillüminasyon yöntemi ile hidrosefali yönünden incelenir. Aynı yöntemle subdural aralıkta sıvı toplantıları ve bazen beyinde kistler farkedilir. Transillüminasyon karanlık bir odada kuvvetli bir ışık kaynağı başa yöneltilerek uygulanır. Bu ışık kenarları düzenli ve simetrik bir röfle verir. Röflenin çapı yenido-ğanda 1.5 cm, pretermlerde 2 cm kadardır. Fontanelde ve saçsız deride daha belirgindir. Röflenin genişlemesi, düzensiz oluşu, asimetri göstermesi<br />
patolojiktir. </p>
<p>Mikrosefali başın normalden küçük oluşudur. Çoğu kez beyinin gelişmesindeki bozukluk sonucudur. Suturalarm tümünün erken kapanması (kraniostenoz) nadiren mikrosefali nedenidir. Kraniostenoz varlığında kafa içi basınç artışı (Kİ1AS) belirtileri aranmalıdır. Suturalarm bir bölümünün erken kapanması sonucu, başın açık olan sutura yönünde büyümesi ile bazı şekil bozuklukları oluşur. Oksisefali (kule kafa), plagiosefali (kayık kafa) bu durumlara örneklerdir. Rahitiste kafa deformedir, frontal ve parietal bölgelerde osteofit oluşumu sonucu caput quadratum, osteid dokunun tabula eksternada artması ile caput natiforme görülebilir.</p>
<p>Cephalhematom, caput succadeneum, menin-gocel, encephalocel varlığı yenidoğanda hemen belirlenmelidir. Cephalhematom, tek kemiğe lo-kalize subperiostal kanamadır. Caput succadeneum ise birkaç kemiği içine alan saçlı deri altındaki ödemdir.Yenidoğanda ve sütçocuklarmda ön fonta-nelin ve suturalarm genişliği değerlendirilir. </p>
<p>Ön fontanel genellikle 12-15 aylarda, bazen daha erken kapanır. Nadir olarak doğumda fontanel kapalı olabilir. Bu durumda suturalarm açıklığı ve baş çevresinin büyümesi dikkatle izlenmelidir. Ön fontanel açık olduğu sürece palpasyonu önemlidir. Çocuk sakinken ve oturur pozisyonda fontanel hafifçe palpe edilerek gerginlik derecesi saptanır. Anterior fontanelde hafif pülsasyon normal sütçocuklarmda da olabilir. Fonta-nelin kabarık ve gergin olarak ele gelmesi menenjitin çok önemli bir bulgusudur. Hidrosefali, subdural hematom, A hipervitaminozu gibi kafa içi basıncını arttıran durumlarda fontanel kabarık olur ve pülsasyon alınır. Fontanelin kapanmasında gecikme nedenlerinin başında hidrosefali ve rahitis gelir. Rahitiste fontanel normalden daha geniş ve kenarları yumuşaktır. Fontanel çöküklüğü dehidratasyonun değerlendirilmesinde önemli bir bulgudur.</p>
<p>Parietoksipital bölgeye parmakla sıkıca bastırılmasıyla kemiğin pingpong topu gibi içeriye çökmesi kraniotabes adı verilen bir bulgudur. Baş kemiklerinin yumuşaklığını gösterir. Normal yenidoğanda da baş kemikleri yumuşaktır. Bir aylıktan büyüklerde yumuşaklık patolojiktir ve rahitis işaretidir. Preterm bebeklerde fizyolojik kraniotabes 3 aya kadar devam edebilir. Başm arka kısmının yassılığı da baş kemiklerinin yumuşaklığı sonucu oluşur.</p>
<p>Macewen işareti (kırık çömlek sesi), KİBAS bulgusudur. Tek parmakla kafaya hafifçe vurularak değerlendirilir.  Fontanel açıklığı    devam ettiği sürece normalde de bu işaret pozitiftir.</p>
<p>Üfürüm normal çocuklarda temporal bölgelerde alınabilirse de patolojik bir durumun varlığı gözden kaçmamalıdır. A. carotis ile sinüs cavernosus arasındaki fistüllerde devamlı ve kuvvetli bir üfürüm alınır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilimi.com/cocuklarda-bas-ve-bas-olcumu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Lenf Bezleri</title>
		<link>http://www.saglikbilimi.com/cocuklarda-lenf-bezleri/</link>
		<comments>http://www.saglikbilimi.com/cocuklarda-lenf-bezleri/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Aug 2009 16:30:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenanpediatri</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bebek Ve Çoçuk]]></category>
		<category><![CDATA[Pediatri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilimi.com/?p=17264</guid>
		<description><![CDATA[LENF BEZLERİ
Tüm yüzeysel lenf bezleri ve özellikle servikal, aksiller ve inguinal bezler palpe edilmelidir. Özellikle zayıf çocuklarda bir iltihap olmadan da lenf bezleri ele gelebilir; çapları 3-10 mm arasında ve ağrısızdır. Lenf bezlerinin büyümesi genellikle lokal bir iltihabın işaretidir. Çocuklarda lenf sisteminin hiperplazik olduğu ve infeksiyon uyarısı ile kolaylıkla lenfadenopati oluşacağı unutulmamalıdır. Tek bir bölgede [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>LENF BEZLERİ<br />
Tüm yüzeysel lenf bezleri ve özellikle servikal, aksiller ve inguinal bezler palpe edilmelidir. Özellikle zayıf çocuklarda bir iltihap olmadan da lenf bezleri ele gelebilir; çapları 3-10 mm arasında ve ağrısızdır. Lenf bezlerinin büyümesi genellikle lokal bir iltihabın işaretidir. Çocuklarda lenf sisteminin hiperplazik olduğu ve infeksiyon uyarısı ile kolaylıkla lenfadenopati oluşacağı unutulmamalıdır. Tek bir bölgede bulunan lenfadenopati lokal lenfadenopati; birden fazla bölgede (aksiller, inguinal, servikal gibi) bulunan lenf bezi büyümeleri ise generalize olarak değerlendirilir. </p>
<p>Sık anjin geçiren çocuklarda boyun lenf bezleri büyüyebilir. Difteride, kızılda boyun lenf bezleri genellikle iltihaplanır ve büyür. Rubella infeksiyonunda posterior servikal lenf bezleri büyür. İnfeksiyöz mononükleoz, tüberküloz, romatoid artrit, granülomatoz hastalık ve neoplastik hastalıklarda genellikle generalize lenfadenopati oluşur. Palpasyonla lenf bezleri büyüklük, sertlik, birbirine yapışıklık, ağrı, sıcaklık yönlerinden değerlendirilmelidir. </p>
<p>Akut bir infeksiyona eşlik etmeyen veya antibiyotik tedavisine yanıt vermeyen lenfadenopati, tüberküloz gibi kronik infeksiyonlar ve lenfo-ma yönünden incelenmelidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilimi.com/cocuklarda-lenf-bezleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Deri Ve Derialtı Dokusu</title>
		<link>http://www.saglikbilimi.com/cocuklarda-deri-ve-derialti-dokusu/</link>
		<comments>http://www.saglikbilimi.com/cocuklarda-deri-ve-derialti-dokusu/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 16 Aug 2009 18:20:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenanpediatri</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bebek Ve Çoçuk]]></category>
		<category><![CDATA[Pediatri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilimi.com/?p=17004</guid>
		<description><![CDATA[Normalde derinin rengine etki eden pigmentler melanin, hemoglobin ve karotenoidlerdir. Pigmentasyon  Melanin pigmentinin yaygın veya yerel oiarak fazlalaşması (hiperpigmen-tasyon) Addison hastalığı, hemokromatoz, porfiri, atebrine tedavisi, fazla güneşte kalma ve yanığa bağlı lokal irritasyon sonucu oluşur. Addison hastalığında ışık etkisinde olan bölgelerde pigmentasyon daha fazladır. Mukozaların (diş eti, yanak, dudakların) iç yüzlerinde de pigmentasyon vardır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Normalde derinin rengine etki eden pigmentler melanin, hemoglobin ve karotenoidlerdir. Pigmentasyon  Melanin pigmentinin yaygın veya yerel oiarak fazlalaşması (hiperpigmen-tasyon) Addison hastalığı, hemokromatoz, porfiri, atebrine tedavisi, fazla güneşte kalma ve yanığa bağlı lokal irritasyon sonucu oluşur. Addison hastalığında ışık etkisinde olan bölgelerde pigmentasyon daha fazladır. Mukozaların (diş eti, yanak, dudakların) iç yüzlerinde de pigmentasyon vardır. Pellegra hastalığında derinin güneşe açık kısımlarında renk koyulaşması görülür. Deride kahverengi lekeler nörofibromatozu; çok zaman tek^ta^aflı, büyük, sınırı düzensiz lekeler ise erken püberte sendromlarmdan biri olan Al-bright-McCune sendromunu akla getirir.<br />
Melanin pigmentinin azalması yerel olarak plaklar şeklinde vitiligoda, yaygın olarak albi-nizmde görülür. Albinizmde deri ile birlikte saç, kaş, kirpikler de pigmentten yoksundur.</p>
<p>Siyanoz .- Kanda redüklenmiş hemoglobin artması sonucu oluşur. Santral siyanozda akci-.. ğerlerden kalbe gelen kanda oksijen eksiktir. Böylece aorttan büyük arterlere dağılan kan hipoksemiktir. Fallot tetralojisi gibi sağ-sol şantlı kongenital kalp hastalığında venöz kan arteriyel kana karıştığından siyanoz görülür. Santral tipte siyanoz hem kısmen soğuk olan uçlarda (parmak, dudak, burun, kulak), hem de vücudun diğer kısımlarında (dil, konjunktiva) bulunur. Çoğu kez polisitemi ile birliktedir. Arter kanında oksijen satürasyonu düşüktür. Periferik tip siyanozda akciğerden kalbe gelen ve oradan aorta atılan kanın oksijen içeriği normaldir. Kapiller yatakta dolaşımın yavaşladığı durumlarda, c-kular tarafından hemoglobinden alman oksijen miktarı artar ve siyanoz oluşur. Periferik siyanoz parmak ucu, dudak, burun ucu, kulak gibi uç kısımlarda görülür. Ağız içinde bulunmaz. Polisitemi yoktur.<br />
Normal yenidoğanda ilk günlerde ekstremi-telerde hafif siyanoz olabilir. Deride gri-mavi renk görünümü hemokromatoz ve methemoglo-binemiyi düşündürür. Çevre ısısının düşmesi, periferik dolaşımın bozulması, hipertermi gövde ve ekstremitelerde morumsu renk değişikliklerine yol açabilir. Deri mermer görünümündedir (cutis marmoratus).<br />
■ Solukluk : Aneminin varlığında deri rengi soluktur, ancak bu aldatıcı olabilir. El ayası, kulak memesi ve konjunktivalar deri rengine kıyasla kansızlık açısından daha iyi bilgi verir. Şokta, deri gri-soluk renkte görülür.<br />
Sarılık (icterus) . Cilt ve skleralarda bilirubin toplanması, sarı bir rengin oluşmasına yol açar. Sarılık en iyi gün ışığında farkedilir. Hayatın 3-8. günleri arasında yenidoğan bebeklerin birçoğunda fizyolojik sarılık oluşur. Yenidoğanda 36. saatten Önce oluşan erken sarılık ve uzayan sarılıklar daima önemli patolojiye işaret eder. Ağır hemolitik sarılıkta deri rengi sarı-tu-runcu, ağır mekanik ikterde ise sarı-yeşil olur.</p>
<p>Karotenemi de ciltte sararma yapar. Ancak bu durumda skleralarda sanlık yoktur, renk değişmesine hipotiroidi vakalannda da rastlanabilir. Fazla miktarda karotenoid içeren havuç, mısır gibi besinlerin bol miktarlarda yenilmesi ile de karotenemi oluşur.<br />
Bazı kimyasal maddeler, örneğin atebrine alınması da cilt rengini sarartır. Ancak yine skleralarda sarılık gözlenmez.<br />
Derideki döküntülü lezyonlar<br />
Derideki döküntülü lezyonlara ekzantem denir. Enantem, ağız mukozasında görülen erüpsiyonlardır.</p>
<p>Eritemli döküntüler .• Deri damarlarının genişlemesi sonucu cildin kızarmasıdır. Yüksek ateşte ve 1. derece yanıklarda eritem görülür. Kızılda, bazı ilaç allerj ilerinde de döküntü eritem tipinde olur. Parmakla basıldığında alttaki deri beyazlaşır. Kızılda, güneş yanığından farklı olarak vücudun kapalı bölgelerinde de eritem görülür. Eritema infeksiyozumda (5. hastalık) yanakta kelebek tarzında eritematöz döküntü vardır. Daha sonra vücutta halka şeklinde, sıcakta artan döküntü görülür.</p>
<p>Makülopapüler döküntüler .</p>
<p>• Makûl, deride pembe-kırmızı leke şeklinde lokalize değişikliklerdir. Değişik çap ve şekilde olabilir. Palpe edilmez. Papüller ise çapı 10 mm den küçük, sertçe ve deriden kabarık lezyonlardır. Makülopapüler döküntü, aralannda sağlam deri bulunan hafif kabarık pembe-kırmızı lezyonlardan oluşur. Kızamıkta (rubeola), kızamıkçıkta (rubella), 6. hastalıkta (roseola), Coxsackie ve ECHO infeksiyonlarıda ,ilaç allerj ilerinde (özellikle ampicillin) makülopapüler döküntü görülür. Kızamıkta döküntü saçlı deri sınırlarından başlar, yüze, gövdeye ve ekstremitelere yayılır. Döküntülerin birbirleri ile birleşme eğilimi vardır.</p>
<p>Gül lekeleri (rose spots) . Sayıları 6-12 yi bulan, 1-4 mm çapında pembe makûllerdir. Tifoda ateşli devrede gövdede görülür. Bazen shigello-sis&#8217;de de olabilir.Peteşiyal veya purpurik döküntüler .- Peteşi çapı 2 mm den küçük deri içi kanamalandır. Basmakla kaybolmazlar. Deride kabarıklık yapmazlar. Septisemilerde, infektif endokarditte, trombositopenide görülür. Lacet testi (kapiller frajilite testi) yapıldığında da peteşiler görülebilir. Kızılda antekubital çukurda görülen enine ufak peteşilere »Pastia» işareti denir,</p>
<p>Purpura 2-5 mm çapında deri içi kanamalarıdır. Henoch-Schönlein sendromunda, trombo-sitopeni, akut lösemi, aplastik anemi ve septisemilerde görülür.</p>
<p>Peteşiyal veya purpurik döküntünün varlığında düşünülmesi gereken bir başka hastalık da meningokoksemidir. TORCH grubu infeksi-yonlar, infeksiyöz mononükleoz, atipik kızamık, adenovirus infeksiyonlannda da bu tür lezyonlar görülebilir.</p>
<p>Ekimoz, çapı 5 mm den geniş derialtı kanamalarıdır. Deriden kabarık değillerdir. Genellikle travma sonucu oluşur. Özellikle kanama eğilimi olan çocuklarda ekimozlara sık rastlanır. Hematom ise deri altında biriken kanın deride kabarıklık oluşturmasıdır.</p>
<p><strong>Vesiküllü ve büllü döküntüler .</strong></p>
<p>• Vezikül, çapı 5 mm den küçük, içi sıvı dolu kabartılardır. Bul, deri tabakalarında çapı 5 mm den büyük sıvı toplanmasıdır.<br />
Suçiçeğinde, çiçekte veziküller oluşur. Herpeszoster&#8217;de (zona), sensoriel sinir dermato-munda grup şeklinde oluşan ve kabuklaşmayan vezikülopüstüler döküntü görülür. Herpes simp-lex, oral ve genital bölgelerde eritemli bir zeminde ufak grup şeklinde veziküller ile karakterizedir.</p>
<p>El-ayak-ağız sendromunda ağızda ülserler, ayak ve ellerde papüloveziküler lezyonlar görülür. Kongenital sifilis yenidoğan döneminde ve-ziküler veya büllü lezyonlara neden olur. Stevens-Johnson sendromunda orifislerde büllü ve ülserleşen lezyonlar görülür.<br />
Özellikle yenidoğanda, derinin stafilokoksik infeksiyonunda büllü lezyonlar oluşabilir. Bu lezyonlar ilerleyebilir ve derinin üst tabakaları soyularak eksfoliatif dermatit (Bitter hastalığı) adı verilen ağır bir hastalık oluşur.</p>
<p><strong>Mültiform döküntüler</strong> : Ürtiker, allerjik durumlarda sık rastlanan bir döküntü tipidir. İntradermal, soluk kırmızı ve kaşıntılı olup eklemlere yakın lezyonlardır.</p>
<p>Eritema marginatum .</p>
<p>• Akut romatizmal ateşte görülür. Kenarları belirgin kırmızı olup ortası hızla solar. Yassı şekline eritema annulare denilir.<br />
<strong>Eritema mültiforme .</strong><br />
Sirküler, tepeleri makul veya püstül şeklinde ufak papüller şeklinde başlayan lezyonlardır. Kollagen hastalıklarda benzer döküntüler oluşabilir.</p>
<p>Eritema neonatorum .Yenidoğanda ilk günlerde yüz, göğüs, sırt, ve ekstremitelerde 2-3 cm çapında görülen eritemli makûllerdir. îlk 24-48 saatte kendiliğinden kaybolur.<br />
Eritema nodosum . Tibia üzerinde ağrılı, kabarık, kırmızı-morumtrak nodüllerdir.</p>
<p><strong>Deride lokal lezyonlar</strong><br />
Nevüs : Kan damarları ve lenf damarlarından kökenini alan pigmentli, leke şeklinde veya kabarık lezyonlardır.<br />
Hemanjiom : Derideki damar yumaklarıdır. Leke gibi ya da deriden kabarık olabilir. Yenidoğanda ensede, glabellada sık olarak küçük he-manjiomlara rastlamr. Bunlar zamanla kajrbolur. Büyük ve kabarık olanlar kanama tehlikesi yapacağından tedavi edilmelidir. Sturge Weber sendromu, trigeminus trajesinde hemanjiom ile birlikte serebral lezyon ve konvülziyonların geliştiği bir durumdur.<br />
Mongol lekesi .- Presakral bölgede koyu-gri morumsu lekelerdir. Genellikle 1-2 yaşta kaybolur.<br />
Cafeaulait lekeleri . Nörofibromatosis&#8217;de görülen açık kahverengi oval döküntülerdir.</p>
<p>Telanjiektazi .</p>
<p>■ Arteriollerin genişlemesine bağlı küçük kırmızı lekelerdir. İnce damarı ve dallarını görmek mümkündür. Basmakla solar, parmak çekilince hemen dolar. Karaciğer hastalıklarında «spider naevi» adı verilen ortada pülsatil arteriol ve etrafa yıldız gibi yayılan dalları olan telanjiektaziler oluşur. Kongenital ataksi-telanjiektazi, ilerleyici ve immün yetersizlik ile birlikte seyreden bir hastalıktır.</p>
<p>Stria : Derinin genişlemesi veya protein yıkımının artması ile deride 1-4 cm boyunda pembe-beyaz veya gri çizgiler oluşur. Derialtı dokusunda çatlaklar vardır. En çok karnın alt kısmında ve yanaklarda görülür. Cushing hastalığında görülebilir.<br />
Turgor<br />
Karın derisini bir kıvrımı baş ve işaret parmakları ile kaldırılarak derinin elastikiyeti değerlendirilir. Kıvrımın hemen düzelmemesi turgorun bozulmuş olduğunu gösterir. Ağır dehidratasyon işaretidir.<br />
Ehlers-Danlos, sendromunda deri esnekliği çok artar (cutis hyperelastica). Deriyi çekince normalden fazla uzar, bırakılınca eski şeklini alır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilimi.com/cocuklarda-deri-ve-derialti-dokusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Kan Basıncı</title>
		<link>http://www.saglikbilimi.com/cocuklarda-kan-basinci/</link>
		<comments>http://www.saglikbilimi.com/cocuklarda-kan-basinci/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 16 Aug 2009 17:56:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenanpediatri</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bebek Ve Çoçuk]]></category>
		<category><![CDATA[Pediatri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilimi.com/?p=17001</guid>
		<description><![CDATA[Manşet yaşa uygun ve üst kolun 2/3 ünü kaplayacak genişlikte olmalıdır. Bir yaştan büyük çocuklarda alt ekstremitelerde sistolojik kan basıncı, genellikle üst ekstremitelerden daha yüksektir. Üst ekstremitelerde sistolik kan basıncının, alt ekstremitelerden daha yüksek bulunması aort koarktasyonunun bir belirtisidir. Ancak sütçocuklarmda üst ekstremitelerde basınç yüksekliği normal bir bulgu olabilir.
Yenidoğan bebeklerde ve sütçocuklarmda palpasyon yöntemi ile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Manşet yaşa uygun ve üst kolun 2/3 ünü kaplayacak genişlikte olmalıdır. Bir yaştan büyük çocuklarda alt ekstremitelerde sistolojik kan basıncı, genellikle üst ekstremitelerden daha yüksektir. Üst ekstremitelerde sistolik kan basıncının, alt ekstremitelerden daha yüksek bulunması aort koarktasyonunun bir belirtisidir. Ancak sütçocuklarmda üst ekstremitelerde basınç yüksekliği normal bir bulgu olabilir.</p>
<p>Yenidoğan bebeklerde ve sütçocuklarmda palpasyon yöntemi ile yalnızca sistolik basınç ölçülebilir. Bu yaşta kan basıncı ölçümünde «flush» yönteminden yararlanılır. Ölçüm için önce el yukarı kaldırılıp avuç içi beyazlaşana dek ön kol manşetle sıkılır. Manometrede basınç 150 mmHg ya kadar çıkarıldıktan sonra giderek azaltılır. Avuç içinde izlenecek ilk pembeleşme sistolojik damar basıncını verir.<br />
Ultrasonik «Doppler» yöntemi ise küçük çocukların kan basıncı ölçümünde çok daha kolay uygulanabilen, güvenilir bir yöntemdir. Bu yön¬temle hem sistolojik, hem de diastolik basınç değerleri saptanabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilimi.com/cocuklarda-kan-basinci/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebeklerde Solunum</title>
		<link>http://www.saglikbilimi.com/bebeklerde-solunum/</link>
		<comments>http://www.saglikbilimi.com/bebeklerde-solunum/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 16 Aug 2009 17:52:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenanpediatri</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bebek Ve Çoçuk]]></category>
		<category><![CDATA[Pediatri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilimi.com/?p=16999</guid>
		<description><![CDATA[Toraks hareketleri gözlenerek ya da el göğüse konarak toraksın iniş ve çıkışları sayılarak dakikada solunum sayısı saptanır. Prematüre ve yenidoğanlarda yüzeysel solunum, Cheyne-Stokes tipi solunum, solunum yetersizliğini gösteren önemli belirtilerdir. Yenidoğan ve sütçocuklarına  soluk alırken burun kanatlarının açılıp kapanması dispne işaretidir. Taşipne her yaşta hastalık işaretidir. Ancak yenidoğan ve sütçocuklarmda solunum sisteminin normal olmasına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Toraks hareketleri gözlenerek ya da el göğüse konarak toraksın iniş ve çıkışları sayılarak dakikada solunum sayısı saptanır. Prematüre ve yenidoğanlarda yüzeysel solunum, Cheyne-Stokes tipi solunum, solunum yetersizliğini gösteren önemli belirtilerdir. Yenidoğan ve sütçocuklarına  soluk alırken burun kanatlarının açılıp kapanması dispne işaretidir. Taşipne her yaşta hastalık işaretidir. Ancak yenidoğan ve sütçocuklarmda solunum sisteminin normal olmasına karşın dakikada solunum sayısı 60-70 e çıkabilir.</p>
<p>Bradipne, solunumun yavaşlamayıdır. Solunum derinliğinin artmasına hiperpne denir ve genellikle asidoz belirtisidir. Solunum yetersizliği olan hastanın oturur durumda soluk alması ortopne olarak adlandırılır. Ortopne ancak 3-4 yaşından büyük çocukların yapabildiği bir solunum eforudur.<br />
Trepopne, hastanın bir tarafına yatmayı yeğleyerek daha rahat soluk almaya çalışmasıdır. Plevrada aşırı sıvı toplanması veya pnömöto-raksta görülür.<br />
Üst solunum yollarının obstrüksiyon durumlarında inspirium uzar ve inspiratuar dispne görülür. Örneğin akut obstrüktif larenjitte inspiratuar dispne, her soluk alışta fossa jugulariste çekilme ve sesli solunum (stridor) ile «krup» tablosunu oluşturur. Çocuklarda ekspiratuar dispnenin en sık nedeni bronşial astmadır ve wheezing   (hışıltı sesi)   ile birliktedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilimi.com/bebeklerde-solunum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Nabız</title>
		<link>http://www.saglikbilimi.com/cocuklarda-nabiz/</link>
		<comments>http://www.saglikbilimi.com/cocuklarda-nabiz/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 16 Aug 2009 17:50:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenanpediatri</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bebek Ve Çoçuk]]></category>
		<category><![CDATA[Pediatri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilimi.com/?p=16997</guid>
		<description><![CDATA[Radial ve femoral nabızlar palpe edilerek hız, düzen ve dolgunluk yönlerinden değerlendirilir. Radial nabız, muayene eden kişinin iki, üç ve dördüncü parmakları ile hastanın el bileğinin anterior median bölgesinin palpasyonu, femoral nabız ise inguinal ligaman hizasından femoral arterin palpasyonu ile alınır.
Her iki radial nabzı aynı anda palpe etme alışkanlığı elde edilmelidir. Aort anevrizması, idiopatik Takayasu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Radial ve femoral nabızlar palpe edilerek hız, düzen ve dolgunluk yönlerinden değerlendirilir. Radial nabız, muayene eden kişinin iki, üç ve dördüncü parmakları ile hastanın el bileğinin anterior median bölgesinin palpasyonu, femoral nabız ise inguinal ligaman hizasından femoral arterin palpasyonu ile alınır.</p>
<p>Her iki radial nabzı aynı anda palpe etme alışkanlığı elde edilmelidir. Aort anevrizması, idiopatik Takayasu arteriti gibi damar hastalıklarında iki radial nabız arasında amplitüd farkı saptanabilir.Femoral nabzın radialise göre zayıf olması aort koarktasyonu olasılığını akla getirir.</p>
<p>Nabız sayılırken kalp sesleri aynı anda dinlenmelidir. Taşikardi, taşiaritmi ve ekstrasistollerde kalp atımlarından bir kısmı nabızdan duyulmaz. Kalp atım sayısı ile nabız sayısı arasındaki farka defisit denir.<br />
Süt çocukları ve küçük çocuklarda heyecan, yüksek ateş gibi durumlarda nabız sayısının geçici olarak 150-180 dakikaya kadar arttığı gözlenebilir. Bu durum kalp-damar sisteminde bir patoloji işareti değildir. Buna karşın nabızda yavaşlama çok daha önemli bir bulgudur.<br />
Nabız ritminin inspirium süresince hızlanıp,ekspiriumda yavaşlaması çocuklarda sık rastlanan zararsız bir düzensizliktir (solunum aritmisi). Uyku süresinde de nabızda hafif düzen<br />
sizlik olabilir.</p>
<p>Nabzın niteliği birçok kalp hastalıklarının tanısında yol göstericidir. Örneğin aort ve mitral kapak darlıklarında, konstriktif perikarditte nabız zayıftır. Aort yetersizliğinde, ductus ar-teriosus açıklığında nabız sıçrayıcı karakterdedir. Perikarditte inspirium sırasında nabız am-plitüdünde belirgin azalma ile belirlenen paradoksal nabız oluşabilir. Sol ventrikül yetersizliğinde kalp ritminin normal bulunmasına karşın nabızda düzensizlik saptanabilir Cpulsus alternans).<br />
Sistemik muayenede radial ve femoral nabızların yamsıra karotis, popliteal arterler ile ayak arterleri de palpe edilmelidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilimi.com/cocuklarda-nabiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

