EPİGLOT KARSİNOMALARI
Bunlann çoğu epiglotu tamamiyle tahrib eden ülserli veya büyük kitleli tümörlerdir. Çoğu da geç metastaz yapan iyi diferansiye epidermoid karsinomalardır.
Larenks kanserleri gibi işlem görürler. Yalnız epiglota inhisar eden küçük tümörler radyasyonla tedavi edilebilirler. Daha geniş larenks içine ilerlemişler ise supraglotik veya total larenjektomiyle tedavi edilmelidirler.
OROFARENKS DUVARI KANSERLERİ
Orofarenks duvarından çıkan karsinomalar genellikle kötü diferansiye, çevresi infiltrasyonla sarılı ülserli tümörlerdir. Yan ve arka duvardan daha çok çıkarlar ve erkenden bölgesel lenf nodüllerine metastaz yaparlar. Lokal olarak aşağıya hipofarenks yukarıya nasofarenkse doğru yayılırlar. Yan [...]
BADEMCİK KANSERLERİ
Bademcik malign tümörleri sıklıkla iltihabi hastalıklarla karıştırılır ve ancak tümör görünümü inkar edilemeyecek hale gelinceye kadar da yavaş büyürler. Ön ve arka plikalar ikisi birden tutulabilir ve infiltrasyon yumuşak damak ve uvulaya da yayılmış olabilir. Aşağıya doğru ise tümör sulcus glossopharyngeus ve dil köküne yayılabilir. Pterygoid kasların tutulmasından trismus ortaya çıkar. Sinirlerin geçtiği kanallar boyunca [...]
VALLECULA KANSERLERİ
Vallecula lezyonlarını inspeksiyonla tesbit etmek çok zordur. Tanı için palpasyon ve ekseriyetle de ön/arka ve yan boyun yumuşak doku radyografileri gerekir. Karakteristik röntgen bulguları dil kasları içerisinde hava ceplerinin bulunmasıdır.
Bu bölge lezyonları infiltrasyon yapan tipten ziyade yüzeyseldirler ve her boyun lenf nodüllerine metastaz yaparlar. Bazılarında radyoterapi tavsiye edilmesine rağmen supraglotik larenjektomiyle tedavi edilebilirler.
DİL KÖKÜ KANSERLERİ
Farenjeal dil parçası ayrı bir embriyolojik tabakadan çıkar ve daha az diferansiye yassı epitelle örtülüdür. Dil kökü lenfoid dokuyla infiltre edilmiştir ve zengin lenfatikleri doğrudan subdrgastric lenf nodüllerine dökülürler. Sessiz oluşları nedeniyle derin tabakalardaki kasları yaygın biçimde infiltre olduktan sonra, geç dönemde teşhis edilirler. İnfiltrasyonun genişliği klinik olarak tesbit edilemez ve tümörün büyüklüğü ve lokal [...]
OROFARENKS KANSERLERİ
Orofarenks yumuşak damaktan hyord kemiğe kadar uzanan kısımdır, önde plica tonsillaris ve papilla circumvallata ile sınırlıdır. Bu bölgedeki malign hastalıklar epidermoid karsinoma, lenfoepitelioma ve lenfosarkomadır.
Yassı hücreli tümörler az diferansiyedirler ve kitle yapmışlardır ve erkenden her iki tarafa metastaz yaparlar. Farenks kanserleri için ayrı bir TNM klasifikasyonu yapılmıştır. Tümör invazyon yapmasalar da lokal kitle dolayısıyla bası [...]
SERT DAMAK VE ÜST GİNGİVA KANSERLERİ
Üst damak ve gingiva mukozasından çıkan epidermoid karsinomalar genellikle iyi dîferansiyedirler ve geç metastaz yaparlar. Primer maxillar karsinomayla sert damak kanserini ayırmak için veya üst damak kanserinin kafa kaidesine invazyonunu göstermekte bilgisayarlı tomografi yararlıdır. Kemik tutulmaları ileri derecede olabilir. Retrofarenks, submaxillar ve submental metastazlara az rastlanılır. Hastalıklı dokuların geniş eksizyonu seçkin tedavi yöntemidir. Büyük defektler [...]
ALT GİNGİVA KANSERLERİ
Alt gingiva kanseriyle alt çene kanserini birbirinden ayırmak önemlidir. Birincisi alveolleri örten epitelden çıkan epidermoid karsinomadır, ikincisi ise mandibuladan çıkan kemik tümörüdür.
Alt gingiva kanserleri ekseriyetle iyi diferansiye olmalarına rağmen %40-50 vakada mandibulaya infiltredirler. Lokal semptomun ne olduğu bilinmeden çekilmiş diş yerinde veya sağlam görünen diş kenarında ülserasyon olarak tesbit edilir. Çekilmiş diş yerindeki Cep de [...]
RETROMOLAR ÜÇGEN KANSERLERİ
Son azı dişin arkasındaki mukozadan çıkan tümörler özel tedavi problemleri yarattığından ayrı sınıflandırılırlar. Bu bölge yassı hücreli karsinomaları özellikle radyorezistandırlar. Erken dönemde kemik ilfiltrasyonu, çevre kas invazyonu ve madibular ve lingual sinirler boyunca yayılma meyilleri vardır. Lamina pterygoidea boyunca kafa kaidesine de yayılırlar. Bütün bunlar cerrahiyi faydasız girişim haline sokarlar. Genellikle de böyle tümörlerin nereden [...]
YUMUŞAK DAMAK VE PLİCA TONSİLLARİS ANTERİOR KANSERLERİ
Bu yapılarda görülen malignitelerin çoğu yassı hücreli karsinomalardır. Bunların da çoğu altındaki kasları değişik derecede tutmuş olan iyi diferansiye tümörleridir. Geri kalan kısmı ise uzun süre lokalize kalırlar ve lenf nodülü metastazı geç yaparlar. Çok sayıda lenf nodul metastazı prognozu kötüleştirir.
Bu tümörlerin uzun süre lokalize kalmaları lokal eksizyonla tedavilerini kolaylaştırır. Bunlarda radyoterapi ya süperfısiyel lezyonlarda [...]
AĞIZ TABANI KANSERLERİ Tedavi
Ağız tabanı kanserlerinin büyük bir yüzdesi dil altı kaslarına, tükrük bezlerine, gingiva ve mandibulaya, derine yayılmış olduğundan daha başlangıçda radyasyon ve cerrahi eksizyona uygun değillerdir. Tedavi yöntemi seçimi tümörün büyüklüğüne, yaygınlığına ve lenf nodülü metastazının varlığına bağlıdır. Küçük lezyonlar lokal eksizyon veya peroral veya interstisyel irradiasyonla tedavi edilebilirler. Daha büyük olanları ise
(1) en bloc eksizyon
(2) [...]
AĞIZ TABANI KANSERLERİ
Ön ve yan “gingivolingual sulcus” lar ağız tabanını yaparlar. Bu arkada sulcus glossopharyngeus ve fossa piriformis ile devam eder. Ağız tabanı mukozasının altındaki kaslar, tükrük bezleri, nervus Hngualis ve ar.lingualis ile önemli anatomik komşuluğa sahiptir.
Bütün ağız içi karsinomalarının %15-20 kadarı ağız tabanı karsinomasıdır. Hemen hepsi yassı hücreli karsinoma olup dil kanserlerine göre daha az diferansiyedir. [...]
AĞIZ MUKOZASI KANSERLERİ Tedavi
Tedavi yönteminin seçiminde lezyonun yeri ve büyüklüğü, hastanın genel durumu, eldeki tedavi yöntemleri olanağı, tümör çevresindeki dokuların durumu rol oynar. Genelde cerrahi ve radyasyon aynı oranda etkilidir. Bununla beraber radyasyon tedavisi daha fazla doku muhafazası ve daha iyi fonksiyon temin eder.
Küçük tümörlerde cerrahi eksizyon tercih edilir. Özellikle dil ucu lezyonlannda çabuk uygulanması, fonksiyon bozukluğu yapmaması [...]
AĞIZ MUKOZASI KANSERLERİ
Ağız mukozası yanağın iç kısmını”commissura labialis”den mandibulanın “ramus ascendence”ine, üst gingivadan alt gingivaya kadar olan ağız içini döşer. Bu epiteliumdan gelişen karsinomalar çoğu zaman iyi diferansiye ve lokal infiltratiftirler. Büyük lezyonlar üst ve alt gingivobuccal sulkuslara kadar uzanabilirler. Bundan başka arkaya doğru gelişerek “retromandibular trigon” u işgal edip buccinator kasları infiltre edebilirler. Böylece bu bölge [...]
dudak kanseri tedavisi
Dudak kanserinin kontrolunda cerrahi ve radyoterapi aynı derecede etkindir. Birçok lezyonda cerrahi tercih edilir.
Küçük lezyonlarda lokal eksizyon hem basit ve çabuk uygulanır hem de yeterli kozmetik görünüşle şifa sağlar. Büyük lezyonlarda ise eksizyonla birlikte devamlılık içinde lenf disseksiyonu gerekir. Nedbe dokusu nüksleri veya daha önce herhangibir tedavi görülmüş olması ve kemik inflitrasyonu bulunması radyoterapi için [...]
DUDAK KANSERLERİ
Dudağın vermillion kenarı kanserleri, deri kanserlerinden tamamen ayrı bir antitedir ve ağız içi kanserlerinin de en sık görülenidir (%20-30 kadarı). Dudak kanserlerinin hemen hepsi yassı hücreli karsinoma olup %3 den daha azı bazal hücrelidir.
Dudak kanseri sigara içenlerde daha çoktur. Deri kanserlerindeki gibi güneş ışınlarıyla ilgisi vardır ve bu yüzden de çiftçilerde, denizcilerde ve güneş ışığına [...]
AĞIZ BOŞLUĞU KANSERLERİ
Ağız boşluğu önde dudakların vermillion kenarından arkada kendisini oroferenksden ayıran plikaya uzanır.
Ağız boşluğu kanserleri en iyi TNM sistemiyle sınıflandırılır. T1 lezyonları 2cm.den küçüktür. T1 2-4 cm. arasında ve T3 ise 4 cm.den büyüktürler. M metastazları simgeler ve Mo metastaz yokluğunu M.1 ise baş boyun dışında mesela akciğer veya karaciğer metastazlarına işaret eder. N lenf nodüllerinin [...]
Malign Tümörler
Baş boyun derisinde görülen malign lezyonlar bazal ve yassı hücreli karsinomalar, malign melanoma, adenokarsinoma (sebase ve ter bezlerinden), mycosis fungoides, lenfoma, Kaposi sarkoma, ve metastatik tümörlerdir.
Bazal ve yassı hücreli karsinomalar en sık görülen malign tümörlerdir. Genellikle yaşlı kişilerde görülürse de bazen genç yetişkinlerde de olabilir. Bunlar ülserli veya ülsersiz, alttaki dokulara, kas kıkırdak gibi, infıltre [...]
Benign Tümörler
Baş boyun derisi benign tümörleri malign potansiyeli olanlar ve olmayanlar diye ayrılabilir. Hiç veya minimal malign potansiyeli olanlar (çiller, intra dermal ve compound nevuslar, seboreik keratoz, juvenil melanom, papillom, xanthome, hemangiom v.b.) kozmetik açıdan çıkartılabilirler. Tanı konusunda şüphe varsa bunlarda biyopsi yapılmalıdır.
Bütün premalign lezyonlar (junctıonal nevus, aktinik keratoz, Hutchinson frekle, kera toksan torna, Jadassohn sebase [...]
DERİ TÜMÖRLERİ
Baş boyun bölgesinde benign ve malign deri tümörleri sık görülür. Kuru güneşli iklimlerde (İngilterede bütün kanserlerin %5′i iken Avusturalyada %50 dir) ve açık renk yapılılarda (siyah derililerde ender) sıklık daha fazladır.
Baş ve Boyun Tümörü Tanı
Baş boyun kanserli hastanın değerlendirilmesinde ilk önemli basamak tam bir anamnez ve fizik muayenedir. Hekim, hasta hikayesindeki predispozan faktör olabilecek alkol ve sigara alışkanlığıyla organik hastalıkları ve ailedeki kanserleri kaydetmelidir. Hastanın sosyal hayatı, etnik grubu ve ekonomik durumu araştırılmalı ve tedavi planlamasında bunlar dikkate alınmalıdır.
Baş boyun kanserlerinin %90 nında inspeksiyon, palpasyon ve biyopsiyi içeren basit [...]
Baş ve Boyun Tümörleri
Baş boyun bölgesi kanserleri teşhislerinin kolay olmasına rağmen ağrının erken semptom olmayışı, hastaların çoğunlukla ilerlemiş hastalıkla gelmeleri bakımından diğer kanserlerden oldukça farklıdırlar. Baş boyun son derece karışık anatomiye sahip olduğundan, bu bölgedeki kanserler birbirlerinden hem fiziksel hem de ruhsal olarak farklıdırlar.
Baş boyun bölgesi neoplazmlarının çoğu orofarenks yassı hücreli epitelinden kaynaklanırlar. Amerika Birleşik Devletlerinde bildirilen bütün [...]
KAZAİ HİPOTERMİ Tedavi
Ağır vakalarda ılık [40-42°C(104-108°F)] su banyoları ile saat başına 1-2 derece oranında artışla yeniden ısıtma uygulanmalıdır. Canlandırma yöntemlerinin tümü yetersiz kalıncaya kadar hipotermik hastalar ölü olarak değerlendirilmemelidir. Ağır hipotermilerde uzun süreli kardiopulmoner arrest tam olarak geriye dönebilir. Vücut sıcaklığı 32,2-35+ (90-95°F) özellikle titreyen hastalar bir kaç saat yün battaniyeye sarma (pasif ısıtma) dışında birşey gerektirmezler. [...]
KAZAİ HİPOTERMİ Klinik Bulgular
A.Semptom ve İşaretler: Hasta, mentalitesi deprese (somnolans, sfcupor veya koma) soğuk ve soluktan siyanotiğe kadar değişen bir durumdadır. Klinik bulgular her zaman çarpıcı değildir ve alkolün etkilerinden dolayı gözden kaçabilir. İç ısı 21 ilâ 35°C (70 ilâ 95°CF) arasında değişir. Sıcaklık 32°C (90°F) altına indiği zaman titreme kaybolur solunum yavaş ve yüzeyseldir. Pek çok hastada [...]
KAZAİ HİPOTERMİ
Akzidental hipotermi (eskiden anestezide kullanılan kasdi iyatrojenik hipoterminin karşıtı) soğuğa maruz kalma sonucu iç vücut ısısının kontrolsüz bir şekilde 35°C (95°F) altına inmesini ifade eder. İngiltere’de hipotermi, büyük ölçüde, ısıtmanın yetersiz olduğu evlerde yalnız kalan yaşlıları etkiler. ABD’nde hastaların çoğu eğlence sırasında aşırı derecede soğuğa maruz kalan alkoliklerdir. Alkol sedasyon (titremeyi inhibe eder) ve deride [...]




