Genel Cerrahi

Donuk tedavisi

Donuklu kısım 20-30 dakika 40-42,2°C (104-108°F) sıcaklıktaki banyo suyunda yeniden ısıtılmalıdır. Kazazede kalıcı olarak ılık ve sakin bir şekilde tutuluncaya kadar donuğu çözmeye girişilmemelidir. Mutlak bakımın sağlanamayacağı uzak soğuk bir yerde donuğu çözmektense donuk ayak üzerinde saatlerce yürümeye devam ettirmek daha iyidir. Termometre bulunamazsa suyun sıcaklığı normal bir ele göre ılık olacak şekilde ayarlanır. Asla, [...]

Donuk

Bu sendromun biraz değişik şekli olan soğuk haşlaması (frostnip), hemen saptanıp tedavi edilmezse donuğa kadar ilerleyebilen, söz konusu bölgede geçici beyazlaşma ve hissizliktir. Sıklıkla parmak, kulak, burun çene uçlarında veya yanaklarda görülür ve vücudun sıcak kesimleriyle temas ettirerek veya ılık hava ile yeniden ısıtarak tedavi edilmelidir.
Donuk kısımlar uyuşuk, ağrısızdır ve beyaz yada mumsu görünüştedir. Yüzeysel [...]

DONUK

Donuk dokuların donması olayını ifade eder. Hücre suyu artarken hücreler arasında buz kristalleri oluşur ve büyür. Vasokonstriksiyona ve kan viskozitesinde artmaya bağlı olarak ortaya çıkan iskemi hücresel dehidra-tasyonla birlikte doku hasar mekanizmasından sorumludur. Deri ve kaslar donuk hasarına tendon ve kemiklerden daha duyarlıdır. Bu da hastaların çok ciddi şekilde donmuş parmaklarını niçin halâ hareket ettirebildiklerini [...]

Sıcak Çarpmasında Tedavisi

Hasta hızla soğutulmalıdır. En etkili yöntem; 15°C da (59°F) suyu hastaya püskürtme ve ılık hava ile yellendirmekle buharlaşma sonucu ısı kaybının başlatılmasıdır. Buzlu su banyosuna sokmak veya buz paketlerinin kullanmakta etkilidir, fakat deride vazokonstriksiyona ve titremeye sebep olur, hastanın izlenmesinin daha güç kılar. Rektal ısıyı sık aralıklarla takip ediniz. Sınırı aşmaktan kaçınmak için sıcaklık 38,9°C’ye [...]

Sıcak Çarpmasında Klinik Bulgular

A. Semptom ve İşaretler: Sıcak bir ortamda aniden komaya giren bir şahısta sıcakta sıcak çarpması düşünülmelidir. Eğer hastanın sıcaklığı 40°C(104°F) [(40-43°C) 104-19,4°F) arasında değişir] üzerinde ise sıcak çarpması teşhisi kesindir. Vücut sıcaklığının ölçülmesi rektal yoldan yapılmalıdır. Baş dönmesi, baş ağrısı, bulantı, kusma, üşüme-titreme, kollarda ve göğüste tüylerin ürpermesi gibi prodrom belirtiler nadir görülür ve eskiden [...]

Sıcak Çarpmasını Önleme

Pek çok yerde, aklimatizasyona izin verecek şekilde 2-3 hafta müddetince dereceli olarak artan performans programlan uygulayarak eğitim gören acemi asker ve atletlerdeki sıcak çarpması önlenebilir. Eksersiz sırasında oluşan ısı kardiak outputun artması, deride vasodilatasyon ve terlemede artışla dağıtılır. Kas içi veriminde artma, myokard performansında artma, ekstrasellüler sıvı hacminde genişleme, belirli bir işte daha fazla ter [...]

SICAK ÇARPMASI

Sıcak çarpması vücut iç sıcaklığı 40°C (104°F) yi aştığı zaman ortaya çıkar ve ciddi santral sinir sistemi disfonksiyonu yapar. Sıcağa maruz kalmakla ilgili diğer iki sendrom sıcak krampları ve sıcak bitkinliğidir.
Sıcak krampları genellikle tuz eksikliği ile ilgili olarak sıcak bir ortamda yapılan eksersiz sonrası ortaya çıkan ağrılı adele kasılmalarıdır. Bununla beraber pek çok vakanın eksersiz [...]

ELEKTRİK YARALANMASI

3 çeşit elektrik yaralanması vardır: elektrik akımı yaralanması, ark yapan (kısa devre) akımlarda elektrotermal yanıklar ve kumaşın tutuşmasıyla oluşan alev yanıkları. Nadiren bu üç şekil aynı kişide bulunabilir.
Yıldırım çarpmaları veya ark yanıkları iletkenden deriye ulaşan yüksek gerilimli elektrik akımının deride sebep olduğu termal yaralanmalardır. Derideki termal yaralanma çok yoğun ve derindir. Çünkü elektrik arkı yaklaşık [...]

REHABİLİTASYON

Özellikle eklemler üzerindeki kontraktürleri gidermek için kozmetik sebeblerle nedbe dokusunun plastik cerahi ile düzeltilmesi sıklıkla gerekir. Kabul edilebilecek sonuçların tanımlanmasında hekimin gerçekçi olması gerekir ve bunun başarılabilmesi için yıllar gerekebileceği hastaya anlatılmalıdır. Yanık nedbeleri genellikle çirkin görünüşlüdür. Düzelmenin mümkün olabileceği konusunda her ne kadar ümit verilebilirse de çoğu vakalarda tüm iyileşme mümkün değildir.
Hastalar yanık nedbesi [...]

Yanık Tedavisi

Yanıklı hastalann tedavisi hastanede yattığı süre içerisinde, akciğerlerin sık muayenesini kapsamalıdır. Başlangıçtan beri duman inhalasyon belirtileri olan tüm hastalar yüksek konsantrasyonda nemlendirilmiş oksijen almalıdırlar. Karbonmonoksid zehirlenmesi olmuşsa karboksihemoglobin satürasyonu %20′nin altına ininceye kadar 2-3 saat kadar sürebilen %100′lük oksijen verilmesi gerekir. Daha sonraki bir kaç satte düşük konsantrasyonlu (% 30-40 oksijen) oksijen uygulaması önerilir.
İnhalasyon yaralanmasında [...]

YANIKLARDA SOLUNUM YOLU YARALANMASI

Günümüzde, yanık sonrası ölüm sebeplerinin başında solunum yolu ile ilgili yaralanmalar veya komplikasyonlar gelir. Problemler, inhalasyon yaralanması, şuursuz hastalarda aspirasyon, bakteriyel pnömoniler, pulmoner ödem, pulmoner embolizm ve posttravmatik pulmoner yetmezlikten oluşur.
Diğer komplikasyonlara zemin hazırlayan, doğrudan inhalasyon yaralanmaları 3 kategoriye ayrılır: Karbonmonoksit zehirlenmesi, havayollarının sıcaklıkla yaralanması ve zararlı gazların inhalasyonu
Kuru ısının doğrudan inhalasyonu kord vokal [...]

Yanıklarda Komplikasyonlar

Topikal antibakteriyel ajanlarla yapılan modern tedavi insidansı düşürmekle beraber yanıklarda infeksiyon hala en önemli problemdir. Seri halinde yapılan kantitatif yanık kültürleri konsantrasyonu 105 organizma olarak gösterdiğinde invaziv infeksiyon söz konusudur. Kültürler bakteri duyarlığını da gösterirler ve bakteri konsantrasyonu gramda 105 organizmayı geçerse spesifik sistemik antibiyotik uygulanmalıdır.
Hastanın oryantasyonunun bozulması tam gelişmiş sepsisin habercisidir. Genellikle pik yapan [...]

Yanık Yarasının Bakımı

Birinci ve ikinci derece yanık tedavisinde infeksiyonları önlemek amacıyla aseptik şartların sağlanması gerekir. Hava ile teması en aza indirmek amacıyla uygulanan okluziv pansumanlar ağrıyı azaltabilir. İnfeksiyon yoksa yanık kendiliğinden iyileşecektir. Tüm tabakaları tutan yanıkların tedavisinde amaç invaziv infeksiyonları önlemek (örneğin yanık yara sepsisi) ölü dokuları temizlemek, mümkün olur olmaz yarayı deri ile kapatmaktır.
Topikal antibakteriyel ajanlar [...]

Canlandırma Sonrası Peryot

İkinci 24 saatteki intravenöz sıvı tedavisi buharlaşma ile kaybı yerine koymak için glukoz sıvısından ve yeterli dolaşım volümünü idame ettirmek için de plazmadan ibaret olmalıdır. Buharlaşma ile kayıp önemlidir, ve yara iyileşene yada greft konana kadar sürer. Bu kayıpların tahmini mililitre olarak bir saatte [(25xyanık %si) X m2 vücut yüzeyi] dir.
Tedavi, katekolamin stimülasyonunu azaltmayı amaçlamalı [...]

Yanıklarda Tedavi

A.Akut Canlandırma: Hastaneye yatırdıktan sonra hasta değerlendirilmeli, majör travma geçirmiş gibi tedavi edilmelidir. İlk öncelikle yeterli hava yolundan emin olunmalıdır. Kapalı bir ortamda ateşe maruz kalma veya yüz, burun ve üst solunum yollarında yanma sonucu duman inhalasyonu olasılığı varsa, karboksihemoglobinde dahil olmak üzere arteriyel kan gazları hemen ölçülmelidir ve oksijen uygulanmalıdır. Hastada çok fazla hava [...]

Yanıkta İmmünolojik Faaktörler

Yanıklı hastalarda pekçok immünolojik bozukluklar enfeksiyonlara eğilim yaratır. Sıklıkla IgA, IgM ve IgG nin serum seviyelerindeki azalma B hücre fonkisyonlarının baskılandığını gösterir. Homograft ve xenograft sürvivinde uzama ile gösterilen, hücresel immünite veya T hücre fonksiyonlarında bozulma söz konusudur. Ciddi yanıklarda supresör T hücre aktivitesi artışı görülür ve aktivitenin derecesi sepsis ve sonuçta ölüm oranı için [...]

Yanıkta Metabolik Cevap ve Metabolik Destek

Herhangi majör yaralanmada olduğu gibi,vücut katekolamin, kortizol renin anjiotensin,antidiüretik hormon ve aldosteron sekresyonunu artırır. Sonuçta böbrekler tarafından sodyum ve suyun retansiyonuna potasyumun ekskresyonuna doğru bir eğilim doğar. Erken devrede, cevap olarak, enerji depo glikojeninin yıkılmasıyla sağlanır. Yanıklı hastalarda akut stres cevabı yeterli canlandırma ile durmaz, fakat yara kapanıncaya kadar günler ve hatta aylarca devam edebilir.
Ciddi [...]

Patoloji ve Fizyopatoloji

Mikroskopik olarak yanık yarasının patolojik özelliği esasen koagülasyon nekrozudur. Yanarak kömür haline gelmiş dokunun altında 3 ayrı bölge (zone) vardır. İlki, kalıcı irreversible koagulasyonun olduğu ve hiçbir kapiller kan akımının bulunmadığı “koagülasyon” bölgesidir. Ciddi şekilde harap olmuş bu bölgenin derinliği sıcaklık derecesine ve maruz kalma süresine bağlıdır. Bunun etrafı uyuşuk kapiller kan akımı ile karakterize [...]

Yaralanmanın Ciddiyetinin Saptanması

Hastalık hali ve ölüm, yanığın derinliği ve yüzey alanı, yaş ve önceki sağlık durumu, yanık yarasının lokalizasyonu ve beraberinde bulunduğu yaralanmanın (eğer varsa) ciddiyeti ile ilişkilidir.
Yanığın tuttuğu total vücut yüzey alanı, Lund ve Browder tarafından düzenlenmiş yaşa bağlı resimli kartlar kullanarak oldukça doğru biçimde saptanabilir . Kabulde ve canlandırma başladığında her yanık hastasında bu resimli [...]

Yanığın Derinliği

Tüm klinik bulgular yanığın derinliği ile yakından ilişkilidir. Derinliği saptamak güç olabilir ve bazı vakalarda spontan iyileşme oluncaya kadar yada eskar ayrılıp granülasyon dokusu görülünceye kadar bilinmeyebilir.
Geleneksel olarak birinci, ikinci ve üçüncü derece olarak sınıflandırılır, fakat doğru olan yanığın iyileşmesi esasına göre; spontan olarak iyileşen parsiyel kalınlıktaki yanıklar ve deri greftini gerektiren tam kalınlıktaki (tüm [...]

Deri Anatomi ve Fizyolojisi

Deri yeni doğanda 0,25 m2 erişkinde 1.8 m2 arasında değişmek üzere vücudun en büyük organıdır. Epidermis dış hücreleri dış etkenlere karşı sert koruyucu engel olarak görev yapan ölü kornifiye hücrelerdir. İkincisi, en kalın tabaka olan koryum, (0,06-12 mm) esasen fibröz bağ dokudan oluşur. Koryum derinin kan damarları ve sinirlerini ayrıca da özel fonksiyonları olan deri [...]

BOĞULMA

Boğulma A.B.D.’de son 30 yıldır, yılda 5500 ölümle sonuçlanarak, kazai ölümlerin büyük bir sebebini oluşturur. Yaz tatili boyunca, ölümlerin sayısı her gün 5O’ye yükselebilir. Yaklaşık olarak bütün boğulma kurbanlarının %25′i genç insanlardır. 10 yışından küçük olanlar %20′dir, 20′den 70′e kadar olan her de katta %10 olarak meydana gelir. Boğulma kurbanları vakaların %85′inde erkektir. A.B.D’nde çoğu [...]

Patlama Yaralanmalarında Tedavi

Hipoksi veya kan kaybından olan, şoklu ağır yaralanmalar, perfüzyon ve oksijenasyonu yeniden düzenlemek için resüssitatif işlemler gerektirirler. Ekstremite yaralanmalarının cerrahi tedavisi boylu boyunca yaraların temizlenmesini, yabancı maddelerin çıkarılmasını ve hayatiyetini kaybetmiş kasların genişçe debridmanmı gerektirir. Karın ve göğsün penetran yaralanmalarının eksplorasyonunda genel kriterler kullanılır. Göz yaralanmaları acil tamiri gerektirebilir. Kulak yaralanmaları genellikle ümitli olarak tedavi [...]

Patlama Yaralanmalarında Klinik Bulgular

A.Şikayet ve Belirtiler: Yaralanma, patlamanın yakınlığına, patlama yerine ve patlama büyüklüğüne bağlıdır. Büyük patlamalar çok sayıda yabancı cisim girmelerine, renk bozukluklarına, deri kayıplarına ve zedelenmelere sebep olurlar. Elbiselerden, uçan artıklardan ve patlayıcı tozlardan, yaranın büyük oranda kirlenmesi mutaddır. Bütün kazazedelerin yaklaşık % 10′u derin göğüs ve karın yaralanmalarına sahiptirler. Akciğer hasarı, genel olarak kanama ile [...]

Patlama Yaralanmaları

Sivil toplumlarda patlama yaralanmaları, içinde az miktarda patlayıcı bulunan çeşitli amaçlar için (gürültü, ses duman gibi) yapılmış aletlerin ve ev aletlerinin patlamaları veya endüstri kazalarının bir sonucu olarak meydana gelirler. Kır gerilla savaş taktikleri gereği olarak mektup, araba, çanta-bavul bombalarının patlamasıyla olabilir. Yaralanmalar bizzat patlamanın kendi etkilerinden, yer değiştirmiş yabancı cisimlerden veya büyük patlamalarda binalardan [...]