Genel Cerrahi

YILAN ZEHİRLENMELERİ

Yılan zehirleri proteolitik enzimler içerirler. Yılanın sokması ile insana geçen bu zehirler lokal doku harbiyeti kan damarlarında nekroz, ağrı, nöro ve hemotoksik sistemik reaksiyonlar yaparlar. Sekonder olarak gelişen ödem süratle genişleyerek ekstremitede oluşan iskeminin artışına neden olur. El ve ayak parmaklarında ise kas ve deri altı dokuların geniş bir şekilde tahrip olmasına yol açar. Zehir [...]

Condylomata Acuminata (Venereal Warts)

Ekseriya anüs ve genital bölge çevresinde, kaba papiller yüzey içeren, ağrılı, karnabahar tarzında papillomlar şeklinde kendini gösterir. Etiyolojik ajan insanlardaki deri siğillerinin amili olan ajanla yakınlık gösteren bir virüstür. Nadiren bu siğil tarzındaki lezyonlar üretra, mesane veya rektumu tutabilir. Bu gibi durumlarda siğilleri ve obstrüktif etkilerini ortadan kaldırmak için geniş cerrahi yöntemler uygulamak gerekir.
Ayırıcı tanıda [...]

Granuloma İnguinale (Granuloma inguinale)

Donovania(Calymmatobacterium) granulomatis ile husule gelen oldukça nadir bir hastalıktır. Hastalık ekseriya bir püstül şeklinde başlar. Süratle ülsere olur ve süte benzer bir sekresyonu vardır. Neticede çevre deriyi istila eder. İnfeksiyöz bir hastalık olmakla beraber, tedavi edilmediğinde malign bir tümör gibi hareket eder. Nadiren ağrı ve hassasiyete yol açar ve ekseriya anüs veya genital bölgeden radyal [...]

Lenfogranuloma Venerum (Lymphogranuloma venereum)

Lenfogranuloma venerum ciddi cerrahi lezyonlar meydana getirir. Mecburi intraselüler bir bakteri olan chlamydialar ile ortaya çıkar.
Hastalık kendini iki şekilde gösterir. Erkeklerde en sık görülen lezyon süpürasyona giden ve iyileşmeyen sinüslere yol açan inguinal adenopatidir. Kadınlarda ve homoseksüel erkeklerde en sık görülen tablo ülseratif proktitdir. Proktit etkin bir şekilde tedavi edilmeyecek olursa sıklıkla anüs ve rektumda [...]

Yumuşak Şankır (Chancroid)

Bu hastalığın primer fazında, genital ülserasyonlarm çok yüzeysel olması, ağrılı ve pürülan akıntının bulunması gibi özellikleri ile sifilizden ayrılır. Sifiliz için pozitif serolojik test vermez fakat bu hastalar sifiliz geçirmiş veya sifilize de tutulmuş olabilirler. Karanlık saha muayenesi negatifdir. Yapılan yaymada zincirler halinde, gram negatif çomakları da içeren, miks bir flora saptanır. Majör organizma Haemophilus [...]

Gonore (Gonorrhea)

Gonore ekseriya bir üretrit şeklinde başlarsa da, hem kadınlarda hem de homoseksüel erkeklerde görülen ağrılı bir proktit şeklinde de karşımıza çıkabilir. Epididimit, prostatit yapabilir, eklemleri ve hatta meninksleri tutabilir. Ayrıca ciddi sistemik semptomlara yol açabalir. İdrar yollarındaki striktürlerin tedavisi veya tubovarian abselerin eksizyonu dışında nadiren cerrahi tedavi indikasyonu vardır.
Tanı, yapılan yaymada gram-negatif intraselüler diplokoklarm görülmesi [...]

Frambezi

Frambezi’nin amili Treponema pertenue olduğundan, cinsel yolla bulaşmamasına karşın, sifiliz ile yakından ilgilidir. Sifilizdekine benzer ülsere papüllere yol açar. Tropik ülkelerde, özellikle çocuklar arasında endemikdir. Tanı ve tedavisi aynen sifiliz gibidir.

Sifiliz

Sifiliz çok nadir olarak cerrahi bir hastalıktır. Fakat bazen bir deri tümörü veya inatçı infeksiyöz lezyonlar olarak karşımıza çıkabilir. Primer ülser (Chancre) en sıklıkla genital bölgede, yüz veya anüste görülür ve kendiliğinden iyileşir. Sekonder lezyonlar ise indüre nodüller halinde başlarlar daha sonra zımba deliği gibi bazen de keskin epidermal kenarlı oval ülserler haline dönüşürler. Bu [...]

CİNSEL YOLDAN BULAŞAN HASTALIKLAR

Cinsel yoldan bulaşan hastalıklar genelde tıbbi yoldan tedavi edilirler, fakat komplikasyonlar ortaya çıktığında cerrahi tedavi gerekebilir.

Aşırı ilaç kullanımına bağlı olarak gelişen infeksiyonların Tedavisi

Absenin drenajı esastır fakat abse odağını lokalize etmek çok defa güçtür. Deri altı dokusunda abse bulunamazsa, derin fasya ve kas kompartmanları mutlaka açılmalıdır. Nörolojik bulgular bazen yardımcı olur; örneğin, ilaç injeksiyonlan antekubital fossaya yapılmışsa ve median sinir paralizi saptanırsa,geniş, derin bir eksplorasyon yapma indikasyonu vardır. İnfeksiyonu bir vena boyunca yayılabilir ve bu da venin sonraki [...]

Aşırı ilaç kullanımına bağlı olarak gelişen infeksiyonlar Komplikasyonları

En önemli olanları aspirasyon pnömonisi, hepatit, endokardit, menenjit, tetanoz, süpüratif flebit ve ampiyemdir. AİDS varlığı tanı ve tedaviyi büyük ölçüde güçleştirir ve AiDS’e ait bulgular, tedaviye cevap yetersiz ise, mutlaka araştırılmalıdır.

Aşırı ilaç kullanımına bağlı olarak gelişen infeksiyonlarda Klinik Bulgular

Aşırı ilaç kullanımına bağlı olarak gelişen infeksiyonlar, bakteri taşıyan, irritan veya nekrotizan yabancı maddeleri içeren ilaçların intra veya ekstravasküler olarak injeksiyonu sonucu ortaya çıkar. Vakaların birçoğunda, lokal lezyon ile birlikte geniş bir nekroz sahası, inflamasyon ve bakteriyemi vardır.

AŞIRI İLAÇ KULLANIMINA BAĞLI İNFEKSİYONLAR

Son yıllarda aşırı ilaç kullanımının artması bir çok atipik infeksiyonların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu yüzden cerrahların da bu konuda bilgi ve tecrübe sahibi olmaları gerekmektedir.

AKTİNOMİKOZİS VE NOKARDİYAZİS

Bunlar, birçok dokuları tutan, yavaş olarak ilerliyen kronik infeksiyonlar olup sinüs ve fistüller yolu ile drene olan abse ve granulomalarla karakterlidir. Mantarların yol açtığı lezyonlara benzerlerse de, etken organizma bakteridir.
Aktinomiçesler (Actinomycetes) aside dayanıklı olmayan, gram pozitif, filamentöz bakterilerdir. Bunlar mecburi anaerobtur ve insan orofarinks ve tonsillerinde normal floranın bir parçasıdır. Penisiline hassastırlar. Kendilerini, en sıklıkla, [...]

TULAREMİ

Tularemi, birçok kemirici hayvanlarda endemik olarak bulunan Francisella (Pasteurella) tularensis ile meydana gelir. Bu organizmalar kene ve pireler ile nakledilir. Pişirme işlemi sonucu bu bakteriler ekseriya tahrip olur.
Hastadan ekseriya bir avcılık hikayesi, vahşi hayvanlarla yakın ilişki veya ellerde minör bir yaralanma hikayesi alınır. Kuluçka devri 3 ile 30 gün arasında değişir ve asemptomatik infeksiyonlar yaygındır.
En [...]

Amebiyazın Tedavisi

İleusu olan veya şiddetli kolit nedeni ile kusan hastalarda parenteral metranidazole kullanılır. Bazı bu konunun uzmanları, lokalize edilebilen bütün abselerin iğne aspirasyonunu önerirken, diğerleri aspirasyon yönteminin, bilhassa rüptür tehlikesinin fazla olduğu büyük abselerde, kullanılmasının yararlı olacağını öne sürerler. Perikard içine rüptüre olabilme tehlikesinin fazla olduğu, karaciğer sol lob abselerinin aspirasyonu daha çok aciliyet gösterir. Nadiren, [...]

Amebiyaz Tanı

Aktif intestinal hastalığın bulunduğu durumlarda gaitada trofozoitler saptanabilir ancak bunların ortaya konmasında bazı ince noktalar vardır. Spesmen olarak alman gaita 1 saat içinde muayene edilmeli veya polivinil alkol ile muamele edilerek saklanmalıdır. Laksatif, antiasit, antibiyotik, bizmut, kaolin bileşikleri ve baryumla yapılan röntgen çalışmalarının, 2 hafta kadar bir süre ile, parazitin gösterilmesini engelleyebildiği hatırlanmalıdır.
En iyi serolojik [...]

Amebiyaz Klinik Bulgular

A.Bağırsak amebiyazı: Amipler kolonu istila edince, kolon mukozası altında tüneller açarak, ülserler oluştururlar. Gelişen kolit, akut fulminan şekillerden kronik formlara kadar, kendini gösterebilir.
l.Amebik dizanteri: Hastalık intertermittent kramp tarzında karın ağrıları ile başlar. Haftalar aylar sonra hafif, kanlı-müküslü bir diyare gelişir. Ateş 38.5°Cden azdır ve hasta çok nadiren ağır hasta görünümündedir. Her iki alt kadranlarda palpasyonla [...]

AMEBİYAZ

Amebiyazın nedeni, bir protozoal parazit olan, Entamoeba histolytica’dır. Dünya nüfusunun %10 u bu parazit ile infek-tedir. Aktif formu olan trofozoitleri, herhangi bir semptoma yol açmadan, bağırsakta bulunurlar ve bakteriler ile parazitik bir yaşam gösterirler. Trofozoitler gaita ile çıkan çok daha dirençli kistik şekiller haline dönüşebilirler. Hastalık oralfekal temas sonucu nakledilir. Trofozoitlerin invazyonu sonucu ortaya çıkan [...]

Akciğerin Hidatik Hastalığı

Akciğer kist hidatikleri göğüste ağrı ve dispneye neden olur. Bu kistler bronkiyollere açılarak infekte olurlar. Kistelerin bronküsler içine rüptüre olmasını takiben kist içine giren hava, bir hava-sıvı seviyesi oluşturur ve bu da çok defa akciğer grafisinde gözlenir.
Akciğerlerdeki hidatik kistlerin cerrahi olarak çıkarılması karaciğerdekilere oranla daha az problem yaratır. Kistin üzerinde akciğer kısmı insize edilir. Anestezist [...]

Karaciğerin Hidatik Hastalığı

Endemik bir bölgede yaşıyan hastada klinik olarak hepatomegali ve kronik sağ üst kadran ağrısı ile kendini gösterir. Bir çok hastada, kist safra yollarına açılıp biliyer kolik ve sarılığa yol açtıktan sonra tanınırlar. Karaciğer sintigrafisi ekseriya sağ lobta olan kisti veya kistlerin sınırlarını ortaya koyar. Ultrasonografi ve bilgisayarlı tomografi (CT) ile bunların kistik yapısı belirlenir. ERCP,ameliyat [...]

HİDATİK HASTALIK

Hidatik hastalık bir şerit kurdu olan Echinococcus granulosis ile meydana gelir. Bu parazit insan vücudunda larval kistler oluşturur. Köpekler, bazı yörelerde tilkiler, bağırsaklarında bu parazitin erişkin şeklini barındırırlar. Bu hayvanların feçesleri ilede yumurtalar saçılır ve insan, sığır, kemirici hayvanlar ve bilhassa koyun gibi ara konaklar tarafından alınırlar. Hidatik kistleri içeren koyunların etlerini yemek sureti ile [...]

TİFO

Tifo hastalığı eskiye oranla bu gün çok daha az görülmektedir. Tifo sıklıkla bağırsakların lenfoid dokularında nekroza neden olur. Bunlar, ekseriya ileumda olmak üzere, ülserler haline dönüşür ve bazende perfore olurlar. Tifo perforasyonlanna ait bulgular gizli kalabilirse de sıklıkla aşikardır ve bunlar karın ağrısı, yaygın peritonit belirtileridir. Ayakta çekilen direk karın grafilerinde serbest havanın görülmesi ile [...]

Kuduzun Tedavisi

Hemen daima ölümle sonuçlanan bu ağır hastalık çok ehliyetli bir yoğun bakım gerektirir. Solunum yolunun açık tutulması, oksijenasyonun sağlanması, kasılmaların kontrolü büyük önem taşır.

Kuduzdan Korunma

Yara derhal su ve sabun ile yıkanmalı ve bu işlem bir çok kereler tekrarlanmalıdır. Derhal tetanoz profilaksisi uygulanmalıdır. Ağır durumlarda, yara çevresindeki bölge, total dozun yarısı kadar antikuduz serumu ile infiltre edilmelidir. Eğer hayvan kaçmışsa, ısırma olayının hayvanın kışkırtılması sonucu olup olmadığını saptamak gerekir. Eğer böyle ise, aşı ve serum tedavisi daha az acil şartlarda [...]