Genel Cerrahi

Safra Tuzları ve Enterohepatik Dolaşım

Safra tuzlan hepatositler tarafından kolesterolden yapılan steroid molekülleridir. Sentez hızı feedback kontrolü altındadır ve maksimum olarak yaklaşık 10 kat arttırılabilir. Prinıer safra tuzlan olan kolat ve kenode-oksikolat karaciğer hücrelerince üretilirler. Safraya ekskrete edilmeden önce suda çözünürlüğü artıran glisin yada taurinle konjuge olurlar. Bağırsak bakterileri bu bileşikleri sekonder safra tuzları olan deoksikolat ve litokolata dönüştürebilir. Bunlardan [...]

Safra Akımı

Hepatositler ve kanal hücrelerindeki salgılayıer mekanizmalarca günde 500-1500 ml. safra üretilir. Safra hacminin büyük kısmından ve ondaki değişmelerden safra kanalikülleri içine safra tuzlannın aktif olarak sekresyonu sorumludur. Na ve su izoozmolalitenin ve elektriksel nötralitenin sağlanması amacıyla pasif olarak safra tuzlarını izlerler. Lesitin ve kolesterol safra tuzu “outpuf’undaki değişmelere paralel oranlarda kanaliküle girerler. Bilirübin ve estrojenler, [...]

Safra Yolları (Safra Kanalları)

Safra kanalları ve karaciğer taslağı, 3mm. lik embriyoda ön bağırsağın ventral tarafında beliren bir divertiküldür. Bu divertikülün kranial parçasından karaciğer oluşur; kaudal tomurcuktan pankreasın ventral kısmı, intermedier tomurcuktan ise safra kesesi gelişir. Başlangıçta içi boş olan hepatik divertikül, daha sonra kanalları teşkil etmek üzere kanalize olan solid bir hücre kitlesi halini alır.
En küçük kanallar olan [...]

HEP ATİK ENSEFALOPATİ

Kronik karaciğer yetmezliği olan hastalarda santral sinir sistemi belirtileri özellikle portakaval santiardan sonra sık görülür. Semptomların şiddeti letarjiden komaya, hafif personalite değişikliğinden psikoza ve asterik-sisten paraplejiye kadar değişebilir. Bu durumların adlandırılmasında portal-sistemik ensefalopati, amonia intoksikasyonu hepatik koma ve et intoksikasyonu gibi terimler kullanılmıştır.
Hepatik ensefalopati, barsaktan absorbe edilen beyin için toksik özellikte maddelerin etkisiyle oluşan reversibil [...]

Budd-Chiari Sendromu Cerrahi Tedavi

A.Portakaval Şant: Assitli bir hastanın cerrahiye verilmesi planlanırken eğer assit çok önemli bir seviyede değilse problem edilmemelidir. Assit çok önemli olsa bile bir yan yana (ör. yan yana portakaval, H-Mesokaval veya santral splenorenal) şant yapılabilir. Aynı zamanda bu işlem splankinik venöz ve sinuzoidal basıncı düşürür. Birkaç defa LeVeen şant tromboze olmuş hastalarda sadece assiti tedavi [...]

BUDD-CHIARI SENDROMU Tıbbi Tedavi

Genel olarak assit kontrol için tıbbi tedavide etkinlik ve doz ayarlanması tedavi öncesi idrar ve 24 saatlik Na+ atılımı ile tedavi sonrası arasındaki farka göre tayin edilebilir. Bunun için Na+ atılımı 24 saatte 5 mEq den az ise kuvvetli diüretik 5-25 mEq/24 saat ise hafif diüretik, eğer 25 mEq/24 saatten fazla ise diüretik vermeden tedavi [...]

Karaciğer hastalığında assit oluşmasının nedenleri şöyle sıralanabilir

a) Sinuzoidal hipertansiyon nedeniyle artan hepatik lenf oluşumu
b) Splanknik lenf oluşumunda artma
c) Hipoalbuminemia
d) Böbreğin su ve tuz tutması
Tedaviden önce alınacak asit örneğinden şu basit analizlerin yapılması gerekir.
a) Lökosit sayımı, eğer 250/mL den fazla ise infeksiyon için önemli bulgudur.
b) Kültür; spontan bakteriel peritonit mevcut olabilir.
c) LDH seviyesi, assit içindeki [...]

BUDD-CHIARI SENDROMU

Budd-Chiari sendromu posthepatik venöz drenajın engellenmesiyle karakterize bir hastalıktır. Vakaların çoğunda asıl sebep genellikle polisitemia vera veya doğum kontrol hapı kullanılmasının eşlik ettiği spontan hepatik ven trombozudur. Bazı hastalar, hepatik venlerle sağ atrium arasında hepatik venlerden bir veya ikisinin tutulduğu vena kava inferiorun idiopatik membranöz stenozisi tablosunu yansıtırlar. Aynı zamanda bu hastalardan önemli bir kısmında [...]

SPLENİK VEN TROMBOZÎSİ

Splenik venin trombozisinde normal akış yolu tıkanan splenik venöz kan akımı, kısa gastrik venler yoluyla gastrik fundusa ve oradan sol gastrik venlere geçerek karaciğere doğru akar. Kanın bu şekilde akışı sırasında midede büyük varisler oluşur ve bazen yırtılıp kanamalara yol açabilir. Karakteristik olarak özofagus yenlerinde kollateral teşekkülü ve bu nedenle varis kanaması oldukça nadir görülmektedir. [...]

EKSTRAHEPATİK PORTAL VENÖZ TIKANMA

Çocukluk çağında görülen portal hipertansiyonlardan çoğunun (yetişkinlerde az görülür) esas sebebi, eğer başka bir karaciğer hastalığı yok ise, idiopatik portal ven trombozisidir. Neonatal septisenıia, omfalitis, dehidratasyonun düzeltilmesi veya total kan değişimi yapılması amacıyla umbilikal kateterizasyon gibi sebepler ayrı ayrı veya tümü birden bu hastalığın etiyolojisinde suçlu gösterilmek istenmiş ise de, hastaların yansından fazlası için belli [...]

Preoperatif Değerlendirme

A.Karaciğer Hastalığının Ciddiyeti ve Ameliyat Riski: Elektif şant girişimi sonrası erken evrede ölüm oranı, Child kalsifikasyonu ile de belirtildiği üzere, hastanın karaciğer fonksiyonları doğrultusunda tahmin edilebilir.
Ameliyattaki ölüm oranına ek olarak, ameliyat sonrası ilk bir sene zarfındaki ölüm oranı da gösterilmiştir, ilk seneden sonra değişik risk gruplarına ait yaşam eğrileri büyük ölçüde paralel seyretmektedirler.
Karaciğerdeki histopatolojik değişikliklerin [...]

KANAMAYAN VARİSLER (Elektif Portasistemik Santiar)

Portakaval bir şantm amacı varislerden kaynaklanan kanamaları önlemektir ve bu çerçevede cerrahi girişim vakaların %95′inde başarılıdr. Tekrar kanayan hastalarda genellikle anastomoz yerinde tromboz geliştiği saptanır. Teorik olarak, ileride varis kanaması riskine sahip her hastada elektif şant düşünülmelidir. Santiarın daha yaygın uygulanmasını kısıtlayan esas yan etkiler; azalan karaciğer fonksiyonu, artan ensefalopati eğilimi ve %5-10′luk operatif ölüm [...]

Varis ligasyonu ve özefageal transeksiyon

Varislerin su tur ligasyonu torasik veya abdominal girişimle yapılabilir. Özefagus açılır ve varisler tek tek absorbe olabilen sütur materyaliyle dikilir.

Acil Operatif Tedavi

Aktif kanamanın kontrolü doğrultusunda başarılan operatif prosedüzler; acil portasistemik şant oluşturulması veya varis ligasyonu ve özefageal transeksiyondur.
Acil portacaval şant: Acil portasistnik şant varis kanamasının durdurulmasında %95 basan oranına sahiptir. Ameliyattaki ölüm oranı; hastanın karaciğer fonksiyonlarının durumuna, kan kaybının hızı, miktarı ve bunun kardiak, renal ve pulmoner fonksiyonlar üzerindeki etkisine bağlıdır. İleri karaciğer hastalığı olan ve [...]

İnjeksiyon Skleroterapi

Varislerin injeksiyonu fleksible fiberoptik özefagoskop ile uygulanabilir. 3-4 mL sklerozan madde (örneğin sodium morrhuate, ethanolamine ole-ate) her varise injekte edilir ve böylece tromboze olmaları sağlanır. Bu teknikle akut kanama epizodlarının yaklaşık %80′i durdurulabilir. Hasta hastaneden çıkıncaya kadar haftada iki defa olmak üzere injeksiyon tekrarlanır. Hasta daha sonra elektif portakaval şant veya sürekli skleroterapi açısından değerlendirilir.

Balon tamponadı

Bu tiplerin kanayan varisi tamponlamak üzere lümeh içerisinde şişirilebilecek iki balonu vardır. Tüpün içinde 3-4 lümen mevcuttur: İki tanesi balonların şişirilmesi için, üçüncüsü ise mide kapsamının aspirasyonu içindir. Minnesota tüpündeki dördüncü lümen de özefageal balon üzerinde özefagusu aspire etmek için kullanılır. Aletin yerleştirilmesi ve takibi karmaşık ve zaman alıcı olduğu için tüp tamponadı endoskopik olarak [...]

Nonoperatif Tedavi

l.Vasopressin, Glypressin, Somatostatin: Vazopressin, mezenterik arteriolleri sıkıştırarak (constriction) mezenterik kan akımını ve portal basıncı azaltır. Kardiak output, dokulara oksijen transportu, karaciğer kan akımı ve renal kan akımı hepsi azalır. Bu istenmeyen etkileri nitrogliserin veya nitroprusside uygulamasıyla portal basınçtaki azalma etkilenmeksizin kısmen giderilebilir. Vasopressin bir saat boyunca dakikada 0.4-0.6 ünite periferal intravenöz infüzyon şeklinde verilir ve [...]

Akut Kanamanın Tedavisi

Sağıtımın amacı cerrahi olmayan yöntemlerle akut varis kanamasını kontrol etmektir. Akut episod sırasında cerrahi girişim, kanamanın durdurulamadığı vakalarda yeğlenir. İlk adımı; kan transfuzyonu ye midenin buzlu tuz çözeltisiyle yıkanması oluşturur, ve bunu uygun olan en erken zamanda özefagoskopi izler.
Medical tedavinin başlıca unsurları olan balon tamponadı ve intravenöz vazopressin vakaların %70′inde kanamanın kontrolünde başarılıdır. Bu başarı [...]

Akut Kanayan Varisler

Varislere bağlı masif kanamalı hastaların yaklaşık yansı bu akut olayın sonucunda ölmektedirler. Yüksek ölüm oranı yalnızca hemarojinin hızı ve miktarına değil, aynı zamanda ileri ölçüde bozulmuş olan karaciğer fonksiyonlarının ve alkolizme bağlı olan ve olmayan diğer sistemik hastalıkların da sıklıkla mevcudiyetini yansıtmaktadır. Malnutrisyonj pulmoner aspirasyon, infeksiyonlar ve koroner arter hastalıkları da sık raslanan yandaş unsurlardır. [...]

Karaciğer Sirozu

ABD’de karaciğer sirozuna bağlı gelişen ölümlerin sayısı senede 23.000′in üzerindedir. Hastalığın insidansı artmaktadır ve zamanımızda erkeklerde beşinci dekad içinde en sık raslanan üçüncü ölüm nedenidir.
Alkolik kişi kalori ihtiyacını aldığı alkolden karşılamasına karşın; protein, vitaminleri ve mineraller gibi diğer önemli besin unsurlarını ihmal eder. Alkol karaciğere, protein eksikliğinde daha da artan, direkt bir toksik etki gösterir; [...]

Portal Sirkülasyonun Anatomisi

Portal ven; splenik ve superior mezenterik venlerin ikinci lomber vertebra düzeyinde ve pankreas başının arkasında birleşmeleriyle oluşur. (Fig.26-1). Lober dallarına ayrıldığı karaciğer hilusuna kadar 8-9 cm.lik bir yol kateder. Vena gastrica sinistra, portal vene sıklıkla anteromedial taraftan ve pankreasın üst kenarına teğet geçerek katılır; bu durumda portacaval şant oluşturmaya yönelik bir cerrahi girişimde genellikle ligasyonu [...]

Portal Hipertansiyon

ABD’de portal hipertansiyon esas olarak karaciğer sirozuna bağlı olarak gelişmektedir; dünya genelinde değerlendirildiğinde ise schis-tosomiasis daha sık rastlanan bir sebeptir. Yüksek portal basınç, portal ve sistemik venöz sistemler arasındaki rudimenter venöz kollaterallerin genişlemesine yolaçar. Bu kollaterallerden en önde geleni; azygos venlerine açılan, gastroözofageal bileşkedeki venöz pleksustur. Daha yüksek volümlerde kan transportunun gerektiği koşullarda bu kollateraller, [...]

KARACİĞER ABSESİ

KARACİĞER ABSESİ

Karaciğer absesi, bakterilere, parazitlere veya mantarlara bağlı olarak gelişebilir. ABD’de en sık pyojenik abse, daha sonra ise amib absesi (Bölüm 9′a bakınız) görülür. Aşağıda anlatılanlar özellikle belirtilmedikçe bakteriyel abselerle ilgilidir.
Tek abseler ve multipl abseler eşit oranda görülürler. Soliter abseler sola göre sağ lobda daha sıktırlar ve özellikle diabetes mellitus’lu hastalarda daha sık görülürler. Multipl abseler [...]

Fokal Nodüler Hiperplazi

Fokal nodüler hiperplazi (FNP) malignite potansiyeli olmayan benign bir lezyondur. Erkeklere göre kadınlarda iki misli daha fazla görülür. Ortalama görülme yaşı 40 yaş civarındaysa da her yaşta görülebilir. Doğum kontrol haplarının yaygın kullanımından sonra fokal nodüler hiperplazinin özelliklerini gösterirler, fakat iki lezyon muhtemelen birbirinden ayrıdır.
Makroskopik olarak fokal nodüler hiperplazideki lezyon iyi sınırlanmış sert, ten renginde [...]

Hepatik Adenom

Bu benign tümörler hemen tamamen kadınlarda görülür ve muhtemelen oral kontraseptiflerin yaygın olarak kullanılmalan sebebiyle görülme sıklıklan gittikçe artmaktadır. Mestranol içeren bileşikleri kullananlarda diğerlerine göre orantısız ölçüde daha fazla adenom görülür, çünkü mestranol, bu amaçla kullanılan diğer ajanlardan daha uzun süre etkilidir. Bu tümörler yumuşak, sarı-ten renginde sınırlan belirgin, 2-15 cm. çapında kitlelerdir. Semptomatik olanların [...]

Sayfa 3 of 45«12345678910»203040...Son »