Genel Cerrahi

KARDİAK HASTALIK VE CERRAHİ HASTA

Anestezi ve genel cerrahi her hasta için tehlikelidir, ancak kardiak hastada risk artar. Asidosis, arteriel hipoksemi, hiperkapni, azalan sistemik vasküler direnç, azalan kardiak kasılım ve iletim ve kan hacmi azalarak veya azalmaksızın hipotansiyonun hepsi kardiovasküler fonksiyona zararlıdırlar. Diğer önemli tehlikeler katekolaminlerin serbest bırakılmasına bağlı aritmiler, kas gevşetici ilaçlara bağlı bradikardiler ve azalan sistemik akım neticesi [...]

HİPOFİZ YETMEZLİĞİ

Panhipopütüitarizmli hastalar mutlaka tiroid ve adrenokortikoid yetmezliği yönünden uygun dozlarda levothyroxine ve kortizol ile tedavi edilmelidir.

ADRENAL YETMEZLİK

Operasyon stresine maruz kalan adrenal yetmezliği olan hastalar kendini aşırı tuz atımı, kan hacminde azalma, hipotansiyon, şok ve ölümle gösteren addison krizi riski altındadır. Cerrahi öncesinde en azından 2-3 gün için intravenöz olarak sıvı ve sodyum klorür replasmanı (genellikle günde 1-3 L SF) ve kortizol tedavisi (her sabah 20 mg ve öğleden sonra 10 mg [...]

TİROİD HASTALIĞI

Hem hiper ve hem de hipotiroidizm, cerrahiye gidecek olan hastalar için ciddi problemler oluşturmaktadır. Büyük guatrları olan hastalarda yeterli bir hava yolu temin etmek zor olabilmektedir. Ameliyat geçiren hipertiroid hasta hipertansiyon, ciddi kardiyak disritmiler, konjestif kalp yetmezliği ve hipertermi geliştirme eğilimindedir.
Herhangi bir operasyonla fakat bilhassa tiroksin salınımını hızlandıran tiroidektomiyle hayatı tehdit eden tirotoksikoz (tiroid fırtınası) [...]

Hiperozmolar Koma

Şiddetli dehidratasyonun bir sonucu olan hiperozmolar koma genellikle cerrahi esnasında büyük miktarlarda glukoz verilen tanı konmamış diyabetiklerde meydana gelir. Neticedeki ozmotik diürez uygunsuz su kaybı, dehidrasyon ve hiperözmolariteye yol açar. Hiperozmolar koma serum glukoz düzeyi 800 mg/dL yi ve ozmolarite 340 meq/L yi aşana kadar nadiren görülür. Hiperozmolar komadan en iyi alınan çıkarılan sıvı miktarını [...]

Ameliyat Sonrası Bakım

En sık görülen postoperatif komplikasyon olan hipoglisemi sıklıkla cerrahi öncesinde subkütan olarak verilmiş olan uzun etkili insüline takibetmektedir. Her ne kadar eğer intravenöz insülin infüzyonu glukoza göre daha fazla olduğundan hipoglisemi meydana çıkabilirse de saatte 1,5 ünite veya daha az insülin %5 glukozla birlikte verildiğinde nadiren hipoglisemiyle neticelenir. Diğer bir deyişle, insülinin intravenöz bolus şeklinde [...]

Glukoz çözeltisi içinde intravenöz insülin infüzyonu

Günümüzde cerrahiye gidecek olan tip 1 diyabetli hastaları hastanın başlangıçtaki kan glukoz konsantrasyonuna bağlı olmak üzere litresinde 5, 10 ve hatta 15 ünite insülin içeren %5 veya %10 luk glukoz çözeltileri infüzyonu ile tedavi etme yönündeki eğilimler gittikçe artmaktadır. 100 ml/sa lik bir infüzyon hızında insülin de sırasıyla 0,5 , 1, veya 1,5 ünite/sa hızla [...]

İnsüline-Bağımlı Diabetes Mellitus

Bu hastalara, cerrahi esnasında insülin vermek gerekir. İnsülin aşağıdaki metodlardan herhangi biriyle verilebilir:
(1) Subkütan uzun etkili insülin;
(2) Bir glukoz ve insülin karışımının sürekli infüzyonu; veya
(3) glukoz ve insülinin ayrı ayrı infüzyonu. Her bir teknikle işlem süresince 60 mg/dL’nin altındaki hipoglisemi ve 250 mg/dL’nin üzerindeki bir hiperglisemiden [...]

İnsüline Bağımlı Olmayan Diabetes Mellitus

50 yaşın üzerindeki diyabetlilerin yaklaşık %85′inde sadece insülin yapım ve salınmasında orta derecede bir azalma sözkonusudur ve evde iken genellikle diyetle veya gerekirse sülfonil üre grubu ilaçlarla kontrol edilebilmektedir. Eğer serum glukoz düzeyi ameliyat sabahında 250 mg/dl’ nin altında ise sülfonilüre kesilebilir ve (yaklaşık 100 ml/sa) %5 glukoz solüsyonuna intravenöz olarak başlanabilir. Bu durumda 10 [...]

Cerrahi öncesi Hazırlık

Cerrahi öncesi dönemde diyabetik hastalarda kan glukoz konsantrasyonları yükselme eğilimindedir. Hastalığın emosyonel travmasına bir de eğer fiziksel travma eklenirse hastada epinefrin ve kortizol düzeyleri yükselir ve bunun sonucu olarak da kan glukoz düzeyleri artar. Eğer hastaya dışarıdan kortizol verilmişse (örneğin böbrek naklinde alıcı hastaya) belirgin bir insülin rezistansı ve kan glukoz düzeylerinde düzenli bir artışla [...]

DİABETES MELLİTUS

Diyabetik hastalar, diyabetik olmayanlara göre şüphesiz daha çok cerrahi müdaheleye maruz kalmaktadır ve cerrahi öncesinde, cerrahi esnasında ve cerrahiden sonra diyabetli hastanın takibi özel bir sorumluluk gerektirir. Ameliyathanede sıvı, elektrolit, şeker ve insülinin yakın kontrolünün mümkün olması nedeniyle cerrahi suresince kan glukoz düzeylerinin kontrolü nispeten kolaylaşmıştır. Ameliyat esnasında belirgin hiperglisemiden kaçınılmaya çalışılmalıdır; ancak farkına varılamayan [...]

POSTOPERATİF ATEŞ

Ateş, basit minimal bir travma sonrasında bile görülen normal bir cevaptır ve cerrahiden sonra da sıklıkla görülür. Postoperatif ateşli hastaların 3/4′ünde infeksiyon yoktur ve ateş nonspesifik bir tedavi gerektirmeden geçer. Fakat postoperatif ateş bazan ciddi bir enfeksiyonun habercisi de olabilir ve bu nedenle hastayı iyice incelemek gereklidir, inceleme planı, hastaların büyük kısmında klinik bulgularla yönlendirilebilir [...]

Parmağın İskemik Nekrozu

Ameliyat esnasında ve yoğun bakım ünitesinde arteryel basınç monitorizasyonu için radyal veya femoral artere kateter koymak gerekir. El ihtiyaç olan kanı radyal ve ulnar arterlerden alır ve palmar arterlerin anatomisi nedeniyle, bu arterlerden birinin açık olması elin beslenmesi için yeterlidir. Bazan radyal arter kateterizasyonundan sonra parmak iskemik nekrozu görülmektedir. Bu ciddi komplikasyon, radyal artere kateter [...]

Kardiopulmoner Komplikasyonlar

Santral venöz basınç setine sekonder sağ atrium perforasyonu ve kalp tamponadı görülebilir. Bu komplikasyondan profılaksi, setin ucu atrium değil, superior vena cava hizasına ayarlanarak sağlanabilir. Ağır vakaları takipte kullanılan Swan-Ganz kateterinin komplikasyonları arasında kalp perfüzyonu (genellikle sağ atrium), kateterin intrakardiak düğümlenmesi ve kardiak disritmiler sayılabilir. Balonun şişirilmesi esnasında pulmoner arter dalı yırtılmasına sekonder pulmoner kanama [...]

Flebit

Uzun süre ven içinde kalmış kateterler flebitise neden olabilirler. Hipertonik glikoz ve aminoasit solüsyonları bakteri ve mantarların üreyebileceği en uygun ortamları teşkil ederler, bu nedenle IV tedavi gören hastalarda bu solüsyonların ve IV beslenmede kullanılan setlerin steril olma özelliklerine azami gayret gösterilmelidir.
Enflamasyonun derecesini tayin eden faktörler yabancı cismin cinsi, enfüze edilen solüsyonun tipi, bakteryel enfeksiyon [...]

Yabancı Cisimler

Damar içine yerleştirilmiş iğne eğer plastik kateter içinde ise, iğne dururken bu kateter çakilmemelidir. Eğer çekilecekse kateter iğne ile beraber çıkarılmalıdır. Aksi takdirde iğnenin ucu katetere taklip bir parçasını koparabilir ve bu parça sağ atrium veya venlerde tıkanmaya sebep olabilir. Bu işlem yapılmış ve parça ven içinde kalmış ise yüzeyel venlerde cutdown yöntemiyle çıkarılmalıdır. Eğer [...]

İNTRAVENÖZ TEDAVİNİN KOMPLİKASYONLARI VE HEMODİNAMİĞİN MONİTORİZE EDİLMESİ

Hava Embolisi
Hava embolisi venöz kateterin konulması esnasında veya sonra olabileceği gibi kaza sonucu intravenöz (IV) sete hava girmesi nedeniyle de olabilir. Embolize olmuş havanın sağ atriuma yerleşmesi sağ ventrikülün yeterince kanla dolmasına engel olur. Bu durumun sonucu olarak hipotansiyon,jugular venin şişmesi ve taşikardi gelişir. Bu komplikasyonun önlenmesinde en güvenli yöntem, santral venöz kateter yerleştirirken hastayı [...]

Seksüel Disfonksiyon

Kalp cerrahisi ve aort rekonstrüksiyonu gibi belli bazı ameliyatlardan sonra seksüel problemler sıklıkla görülür. Patogenez belirsizdir. Abdominoperineal rezeksiyonda sakral pleksusun periferik dallarının tahribi impotansa sebep olabilir. İmpotans riski bulunan ameliyatlardan önce hasta ile bu ihtimali konuşup, tartışmak önemlidir. Seksüel disfonksiyon psikojenik ise destek ve güven verilmesi yeterlidir. Eğer psikojenik inpotans 4-6 haftayı aşarsa, psikiyatrik konsültasyon [...]

Delirium Tremens

Delirium tremens içkiyi aniden bırakan alkoliklerde görülür. Alkoliklerin, etilalkolü metabolize etme kabiliyetleri yüksektir ve normal enerjilerinin büyük kısmını, glukoz veya yağ asidlerinden değil, etil alkolden alırlar. Hiperventilasyon ve metabolik alkaloz da sendromun gelişmesine yardım eder. Alkaloza veya malnüntrisyona sekonder hipopotasemi ve hipomagnezemi de nöbetlerin başlamasını presipite edebilir. Etanolsüz metabolizmaya adaptasyon yaklaşık 2 hafta gerektirir ve [...]

Postkardiotomi Delirium

Açık kalp cerrahisini takiben hafıza, dikkat algılama ve dikkat bozuklukları, bazan histeri, depressif reaksiyon ve anksiyete krizi görülebilir. Semptomlar en sık postoperatif 3. günden sonra görülür. Operasyonun cinsi, organik beyin hastalığı mevcudiyeti, uzamış medikal hastalık ve ekstrakorpereal dolaşım zamanının süresi postkardiotomi psikozunun gelişmesine etki eder. Hafif sedasyon ve yoğun bakım ünitesi sendromuna karşı alınacak tedbirler [...]

Özel Psikiyatrik Problemler

A.Yoğunbakım ünitesi Sendromu: Yoğun bakım ünitelerinde yatan hastalarda gözlemlenen bir sendromdur. Ağrı, korku ve kuvvetli ışıklar, monitörler ve devamlı gürültüye bağlı uykusuzluk sonucu olan devamlı alarm halinde bulunmak hastada psikolojik dezorganizasyona sebep olur. İlaçlar ve hastalık sebebiyle şuur seviyesi zaten düşük olan hastanın normal insandan daha hassas, zayıf olup sonuçta düşünme, algılama ve hatırlama kabiliyeti [...]

PSİKİYATRİK KOMPLİKASYONLAR

Ameliyat edilen hastalarda anksiyete ve korku normaldir. Ağrı, bağımlılık, güvensizlik ve vücut görüntüsünde değişiklik korkusu olaya karışan psikodinamik faktörlerden bazılarıdır. Bu streslere karşı koyma yeteneği büyük ölçüde hastanın psikiyatrik direncine bağlıdır; birçok akut emesyonel bozukluk daha evvel mevcut hastalığın su yüzüne çıkmasını ifade eder. Stresin normal belirtileri ile postoperatif psikoz arasındaki sınırı çizmek zordur çünkü [...]

SEREBRAL KOMPLİKASYONLAR

Postoperatif Serebrovasküler Aksedanlar
Postoperatif serebrovasküler aksedanlar hemen daima kötü perfüzyon sonucu gelişen iskemik sinirsel hasara bağlıdır. Ameliyat esnasında yada sonrasında sepsis, kanama, kardiyak arrest vb. nedenlerle hipotansif hale gelen ileri aterosklerotik yaşlılarda sık görülürler. Beyin damarlarındaki normal regülatuvar mekanizma kan basıncı 55 mmHg’ya düşse bile kan akımını devam ettirebilir. Ancak ani hipotansiyon tedrici tansiyon düşmeleri kadar [...]

Postoperatif Oligüri ve Böbrek Yetmezliği

Oligüri saatlik idrar çıkışının erişkinlerde 25 mL çocuklarda ise 1 mL/kg’in altında olması şeklinde tanımlanır. Postoperatif oligüri çoğunlukla hipovolemi ve sepsise bağlı olarak glomerüler filtrasyon hızındaki azalmanın sonucudur. Rehidrasyon yada sepsisin eliminasyonu uygun tedavi şeklidir.
Akut böbrek yetmezliği ameliyattan sonra aşağıdakilerin bir yada birkaçının mevcudiyetinde husule gelir: 60′ın üzerinde yaş, önceden mevcut böbrek hastalığı 30 dakikadan [...]

İdrar Yolu Enfeksiyonu

İdrar yolunun daha önceden kontaminasyonu, üriner retansiyon ve aletlerle yapılan işlemler postoperatif üriner enfeksiyona katkıda bulunan ana faktörlerdir. Sistit dizüri ve hafif ateşle; piyelonefrit yüksek ateş, böğürlerde hassasiyet ve nadiren ileusla kendini gösterir. İdrar yolu enfeksiyonlannı önlemek için ameliyattan önce kontaminasyon varsa bunu ortadan kaldırmak; üriner retansiyonu önlemek yada acilen tedavi etmek ve aletli muayeneleri [...]