Akut Gastritler
Gastritlerin daha hafif seyretmesine karşın, akut hemorajik gastritlerde, akut gastrik stress ülserleri arasında hangi önemli ayırımların (eğer varsa) olduğu pek açık değildir. Fazla miktarda alkol alımı ya da salisilatlar gibi zararlı ajanların alımı akut gastrite yol açabilecek önemli faktörlerdir. Hasta epigastrik ağrı duyabilir, ya da gastrit asemptomatik olabilir.
Lamina propria çoğunlukla polimorf nüveli lökositlerden oluşan değişken [...]
GASTRİK LEİOMYOMA ve LEİOMYOSARKOMA
Leiomyomalar asemptomatik olan fakat GIS kanamalarına neden olabilen submukozal büyümelerdir. Leimyosarkomlar büyük boyutlara ulaşabilirler ve çoğunlukla kanama ile birliktedir. Aşırı kanama sonucu nekroz oluşur ve radyolojik olarak tümörlerde çoğunlukla bir santral ülser vardır. Çoğu olgunlarda tümör midenin proksimalinden gelişir. Gastrik lümene doğru büyüyebilir, yanlızca serozal yüzde kalabilir ya da karın boşluğuna doğru pediküllü biçimde büyüyebilir.
Yayılım [...]
GASTRİK LENFOMA ve PSEUDOLENFOMA
Lenfoma midenin kanserleri içinde ikinci sırayı alır, ancak %2 oranında görülür, %95′i adenokarsinomalardır. Bu hastaların yaklaşık %20’sinde bir başka organda ikinci bir primer kanser vardır.
Temel semptomları diğer kanserler gibi epigastrik ağrı ve kilo kaybıdır. Tanı konulduğunda tümör çoğunlukla büyük bir kitle oluşturmuştur. Midenin adenokarsinomu ile mide lenfomasını karşılaştırdığımızda, lezyonun büyüklüğü ile semptomlar arasında çok az [...]
MİDE POLİPLERİ
Mide polipleri daha çok erişkinlerde görülen tek veya multipl benign tümörlerdir. Midenin distal bölümünde lokalize olanlar daha çok semptom verirler. Midede polip tanısı konduğunda kanser ekarte edilmelidir.
Mide polipleri histolojik olarak hiperplastik, adenomatöz veya inflamatuar olarak sınıflandırılır. Leiomyomlar ve karsinoid tümörler gibi diğer polipoid lezyonlar başka konularda tartışılmıştır. Vakalann %80′ini oluşturan hiperplastik polipler normal epitelin aşırı [...]
GASTRİK KARSİNOMA
ABD’de yılda 25.000 yeni mide karsinomlu olgu vardır. İnsidans 30 yıl önce olduğunun 1/3′üne düşmüştür. Bunun nedeni bilinmemektedir. İnsidansın ülkelere göre neden çok farklılık gösterdiği de anlaşılamamıştır. Amerikan erkeklerinde şimdiki insidans yılda 100000′lik populasyonda 10 yeni olgudur. En yüksek Japonya’da yılda 100000 erkekte 70 doğu ve orta Avrupa ülkelerinde yılda 100000 de 40 civarındadır. Epidemiyolojik [...]
Etyoloji
A.Stress ülseri: Şok, sepsis ve yanıkları (Curling Ülseri) takiben oluşan akut ülserlerin, benzer bir patolojik mekanizmayla geliştiğini düşündüren yeterli ortak görüntüler vardır. Şimdi kullanılan (pratikte ) stress ülser terimi bu grubu belirtmek için kullanılır.
%10 olguda perforasyon oluşmasına karşın, hemoraji ana klinik sorundur. Stress ülserlerinin parietal hücreli mukozadan geliştiği görüşü yanında%30 hastada duodenum da etkilenir ve [...]
STRES GASTRODUODENİTİS VE STRES ÜLSERİ
Stress ülseri terimi, fizyolojik stressli hastalıkları takiben gelişen gastrit veya duedonum ülserinin oluşturduğu heterojen bir grubu belirtmek için kullanılırdı. Bu lezyonlarla bağlantılı 4 ana etyolojik faktör vardır:
(1) Şok,
(2) Sepsis,
(3) Yanıklar,
(4) MSS tümörleri veya travması
PEPTİK ÜLSER PERFORASYONU
Perforasyon, kanamanın yarı sıklığında görülen bir peptik ülser komplikasyonudur. Perfore ülserlerin çoğu ön yüze yerleşmişlerdir. Bununla birlikte gastrik ülserlerin bir çoğunda küçük kurvatur delinir. %15 civarındaki ölüm oram ileri yaş, dişi cins ve mide perforasyonu ile ilişki halindedir. Hastaların ortalama %5 nin teşhisi konulamaz ve bunların birçoğu da ölür.
ön yüz ülserleri, bu yüzde büyük damarlar [...]
PEPTİK ÜLSERE AĞLI PİLOR OBSTRUKSİYONU
Peptik ülserin inflamasyon ve iyileşme devrelerine bağlı olarak gastroduedenal birleşim yerinde ödem, adale spazmı ve nedbe teşekkülü sonucu obstruksiyon meydana gelebilir. Bunlardan ilk iki etken medikal tedavi ile giderilebilir. Obstruksion genellikle duodenal ülsere bağlıdır. Kanama ve delinmeden daha nadirdir. Gastrik ülserlerinde az bir kısmı piloru tıkayabilir. Peptik ülserin sebep olduğu obstruksion, antrumun malign bir tümörünün [...]
MALL0RYVEİSS SENDROMU
Mallory-Weiss Sendromu akut üst G.İ.Sistem kanamalarının 9610 undan sorumludur. Bu lezyon özefago-gastrik bileşkede mide mukozasında 1 ile 4 cm. boyunda uzunlamasına bir yırtıktan ibarettir. Bu genellikle kuvvetli bir öğürmeyi takiben meydana gelir.
Bu yırtılma genellikle mukoza ve submukozayı içerir, fakat muskularis mukozayı içermez.Bu lezyonların ortalama %75′i midededir, %20 si ise özefagogastrik bileşkede bulunur. Ancak vak’aların %5′i [...]
Kanayan Ülser İçin Elektif Cerrahi
Birçok hastada medikal tedavi ile kanama olduğuna göre, bu hastaların sonraki takipleri için bir plan yapılmalıdır. Bu hastaların 1/3 ‘i ilk kanamadan sonraki 5 yıl içinde 2. defa kanarlar. İki defa kanamış olan hastaların tekrar kanama riski iki defa daha fazladır. Bu hastalarda elektif cerrahi girişim yeniden kanama şansını %5-8′e kadar indirir. Bu hastalarda daha [...]
PEPTİK ÜLSERDEN OLAN KANAMALAR
Yaklaşık olarak peptik ülserli hastaların %20′i bir kanama atağı geçirirler, bu komplikasyon peptik ülserden olan ölümlerin %40′ın dan sorumludur. Peptik ülser, massif üst G.İ.Sistem kanamalarının en sık nedeni olup, vak’aların yarısından fazlasını oluşturur.
Kronik gastrit ve duodenal ülser ayni kanama eğilimini gösterir, fakat kronik | gastrit daha ciddi kanamalara neden olur. Ülser kanaması 0 kan gruplu [...]
Hematokezya
Rektumdan parlak kırmızı kanın gelmesi anlamına gelir. Parlak kırmızı rektal kanama kolon rektum ve anüsten olan kanamalarda meydana gelebilirler. Bunun yanında üst G.İ.S’in hızlı kanamalarında barsak pasajı süratleneceğinden parlak kırmızı kan değişikliğe uğramadan feçesle çıkabilir.
Gizli Kan İçin Testler
Normal insanlar günde 2.5 mi kanı feçeseri ile kaybederler. Bu beldeki bağırsak epitelinin küçük mekanik sıyrıklarından kaynaklanır. Günde [...]
ÜST GASTROİNTESTİNAL SİSTEM KANAMALARI
Üst G.İ.S. kanaması hafif veya ciddi olabilir. Fakat her zaman için mükemmel bir değerlendirme gerektiren kötü bir olay olarak ele alınmalıdır. Kanama, peptik ülser, portal hipertansiyon ve gastritin en mutad ve ciddi bir komplikasyonudur.
Bu durumlar birlikte ele alındığı zaman hastahanelerde görülen üst G.İ.S.kanamalarının büyük bir kısmını teşkil ederler.
Teşhis ve tedaviye yön veren en önemli faktörler [...]
GASTRİK ÜLSER
Tanı Kriterleri
- Epigastrik ağrı
- Radyolojik olarak ülser görünümü
- Gastrik analizde asit mevcudiyeti
Genel Düşünceler
Gastrik ülserin maksimum görüldüğü yaşlar 40-60 arasındadır. Başka bir deyişle duodenal ülser için saptanan ortalamadan 10 yıl daha yaşlılarda görülür. %95 küçük kruvatura yerleşir, bununda 60′ı pilorun 6 cm periferindedir. Mide ülserinin semptom ve komplikasyonları duodenal ülserinkine çok benzer.
Mide ülserleri sebep ve tedavilerine [...]
ZOLLİNGER-ELLİSON SENDROMU
Tanı Kriterleri
— %95 hastada peptik ülser (genellikle şiddetli)
— Gastrik Tıipersekresy on
— Serum gastrin seviyesinde yükselme
— Pankreasın non-B hücrelerinin tümörü
Genel Düşünceler
Zollinger-Ellison Sendromu, gastrin salgılayan tümörün (gastrinoma) neden olduğu gastrik asit hiper sekresyonu ile açıklanır. Normal pankreas önemli miktarda gastrin içermediği halde, gastrinomaların pek çoğu pankreas içinde oluşur; diğerleri duodenumda submukozal olarak ve nadiren antrumda bulunur. Pankreas [...]
Duedenum Ülserine Ait özet Cümleler
Duedonum ülser hastalığı ataklar ve remisyonlar ile karakterizedir. Ortalama, hastalığın tanınmasından 5-10 yıl sonra semptomların aktivitesi en yüksek düzeye ulaşır ve yavaş yavaş yatışır. Hastahane bakımına ihtiyaç duyan, yüksek asit sekresyonlu ciddi semptom gösteren hastalarda medikal tedavi ile semptomlar azaltabilmektedir. %15 hastada değişik derecelerde kanama, %5 de perforasyon, %5 den azında da obstriksiyon görülecektir. DÜ [...]
Geç Komplikasyonlar
Anastomoz ülseri (marjinal ülser, stoma ülseri, rekürren ülser): Vagotomi ve ploroplastiti ile veya pariyetal hücreli vagotomi ile tedavi edilmiş duodenal ülserli hastalarda %10; vagotomi ve antroktomi veya subtotal gastrek-tomiden sonra %2-3 ve yalnızca gastroenterostomiden sonra %15-20 rekürren ülser gelişmektedir. Mide ülserinde gastrektomiden sonra rekürren ülser mutad değildir. Rekürren ülser hemen her zaman intestinal tarafta anastomoza [...]
Mido retansiyonu
Nadiren hasta ameliyattan 5-6 gün sonra başladığı oral beslenmeyi tolere edemez. Mide bulantısı, midede dolgunluk hissi, karın ve omuz ağrısı, eğer nazogastrik aspirasyon yapılmamışsa kusmadan şikayet eder. Eğer bu durum vagotomi sonucu oluşan gastrik atoninin daha da kötüleştirdiği stomadaki ödemden kaynaklanıyorsa, mide birkaç gün daha dekomprese edilirse tedricen düzelecektir.
Bazı durumlarda bu semptomların altında organik bir [...]
Duodenal güdükten sızıntı
Duodenal güdüğün açılması Billroth II tipi gastrektomide en çok görülen ölüm nedenidir. Bu komplikasyon eğer inflamasyon duedonal güdüğü tehdit ederse kateter drenaja başvurularak minimuma indirilir. Aynı derecede önemli olan bir noktada zarar görmüş veya inflame olmuş hastalarda gastrik rezeksiyon yerine vagotomi ve drenajın tercih edilmesidir.
Gastrojejunustominin afferent ansının obtriksiyonu da intraluminal basıncı artırarak bu komplikasyona katkıda [...]
fiken Komplikasyonlar
Erken posto-peratif dönemde duodenal güdükten sızıntı, mide retansiyonu ve kanama ortaya çıkabilir.
Total gastrektomi
Normalde peptik ülser tedavisinde midenin tamamının çıkarılması gerekmez. Teknik açıdan diğer herhangi bir parsiyel gastrektomi uygulamasından daha geniş çapta bir girişimdir ve erken dönem postoperatif yan etkileri daha önemlidir. Hastalann bir kısmı sonradan beslenme zorluklarıyla karşı karşıya kalır. Total gastrektomiden sonra pasajı sağlayacak rekonstriksiyon duodenal salgıların özofagusa geçip özofajit yapmasını önleyecek şekilde olmalıdır. Bu en [...]
Gastrojejunostomi
Gastrojejunostomi yalnız başına duodenal ülser tedavisinde yaygın olarak kullanılan ilk operasyondur. Hastaların hemen %20 sinde gelişen marjinal ülserler yüzünden radikal bir tedavi olarak kabul edilmemektedir.
Antrektomi ve vagotomi
Bu operasyon keşi çizgisini gastrin üreten mukozanın sınırına uyacak şekilde küçük kurvatura doğru yükselterek %50 distal gastrektomiyi gerektirir. Antrektomi tek başına yüksek nüks oranını önleyemeyecektir. Antrektomi ve hemigastrektomi terimleri tam olarak eş anlamda değildir.
Vagotomi ve [...]
Vagotomy ve drenaj
Trunkal vagotomi, her bir vagal dalın distal özefagus hizasında karına girdiği yerde 1 veya 2 cm parçasının rezeksiyonunu içerir. Bunun sonucu oluşan mide kasının vagal denervasyonu, drenaj işlemi uygulanmadığı takdirde mide boşalmasını geciktirecektir. ABD’de tercih edilen drenaj metodu (Heineke-Mikulicz) piloroplastidir . İngiltere’de gastrojejunostomi tercih edilir. Fonksiyonel sonuç açısından bir üstünlüğü yoktur ve piloroplasti daha az [...]




