Genel Cerrahi

DUEDONUM ÜLSERİ

Teşhis Kriterleri
— Gıda ve antiacidle giderilen epigastrik ağrı.
— Epigastrik hassasiyet
— Normal veya artmış gastrik asit salgısı.
— Üst gastrointestinal radyolojik veya en-idoskopik bulgular.
Genel Kavramlar
Duedonum ülserleri her yaşta görülürsede en mutad genç ve orta yaşlılarda (20-45 yaş) görülür. Erkeklerde kadınlardan daha sık görülür. Duedonum ülseri yaklaşık %95, duedonum bulbusunda ve pilora 2 cm lik mesafede yerleşir.
Duedonum [...]

PEPTİK ÜLSER

Peptik ülserler hassas epitel üzerinde gastrik asit sıvısının koroziv etkisi sonucu meydana gelir. Duruma göre, özofagusta, duedonumda, midenin kendisinde ve gastro jejunostominin cerrahi oluşturulmasından sonra jejunumda veya mekkel divertükülündeki ektopik gastrik mukoza ile ilişkide olan ile umda oluşabilirler. Peptik ülser terimi ilk defa kullanıldığında gastrik sıvıdaki peptik aktivitenîn en önemli faktör olduğu düşünülüyordu. O zamandan [...]

Gastrik Fizyolojik Fonksiyonların Entegrasyonu

Yenilen yemek mideye gelmeden önce tükrükteki amilaz ile karışır. Bunun üzerine gastrik sekresyonu uyaran mekanizmalar harekete geçer. Serum gastrin seviyesi, yemekten yaklaşık 30 dak. sonra ortalama açlık konsantrasyonu olan 50 pg/ml’den 200 pg/nıl ye yükselir . Mide lümenindeki yiyecek mukoza yüzünde yüksek konsantrasyonlardaki asit ve pepsine maruz kalır. Yiyecekler geliş sıralarına göre tabakalar oluştururken yağ [...]

Asit Sekresyonun İnhibe Edilmesi:

Sekresyonu kısıtlayan sistemler olmasaydı, kontrolsüz asit üretimi ciddi bir klinik problem haline gelebilirdi. Bu inhibe edici mekanizmaların işleyişine karışan cerrahi müdahelelerden sonra asid üretiminin arttığı örnekler gösterilebilir (Mesela artık antrumlu Billroth II gastrektomi).
1.Antral inhibisyon: Antrumda pH değerinin 2,5′un altında olması (uyaran ne olursa olsun) uyarana bağlı olmadan gastrinin serbest bırakılmasını inhibe eder. pH 1,2 ye [...]

Asit Sekresyonunun Stimulasyonu

Asit üretimi yemekten sonra birlikte uyarılan (exited) 3fazm sonucu olarak nitelendirilir. Fazlara ayırmak kolay tanımlama bakımından kıymetlidir.
l.Sefalik faz: Beyin üzerine etki eden uyarılar, vagal efferent aktivitenin artmasına ve asit sekresyonuna yol açar. Görüntü koku, tad, hatta iştah açıcı bir yiyeceğin düşüncesi bile bu tepkiyi ortaya çıkarabilir. Bu etki tamamen vagal olarak ortaya çıkmakta ve vagatomy [...]

Gastrik Sekresyonun ve Mukoza Bariyerinin Mekanizması

Parietal hücreler gastrik pH’ı bire veya daha aşağıya indirebilen hidroklorik asit salgılarlar (150 mEq/L). Hücre içinde asit sekresyonunun öncesinde ceryan eden biokimyasal olaylar hakkında pek fazla bilgi yoktur. Sekresyonunun stimulasyon ve inhibisyonu hücre içinde sırasıyla cAMP (adenozin monofosfat) ve cGMP (guanozin monofos-fat) tarafından regüle edilebilir. Asıl etki ikisinin ortak miktarlanna bağlıdır. H+ ve Cf gastrik [...]

Gastrik sıvının komponentleri şunlardır

A.Mukus: Mukus oxyntik ve pilorik bez bölgesindeki mukus hücrelerinde yapılan glikoproteinlerin heterojen bir karışımıdır. Mukus H* nin diffüzyonuna karşı zayıf bir bariyer sağlar ve muhtemelen mukozayı korur. Aynı zamanda bir lubrikant (yağlayıcı) olarak davranır ve pepsin perfüzyonuna engel olabilir.
B.Pepsinojen: Pepsinojenler oxyntikbez alanında (ve daha az oranda pilorik bez bölgesinde ) şef hücreler tarafından sentez edilir [...]

Motilite

Motilite

Depo, karıştırma, triturasyon ve boşaltma işlemleri midenin müsküler tabakası tarafından yerine getirilir. Peristaltik dalgalar korpusta meydana gelir ve pilordan geçer. Düz kas taba-kasınının kalınlığı antrumda artar ve midenin distalinde izlenen kuvvetli kontraksiyonları yapar. Pilor kimusun azar azar duodenuma geçmesine izin veren bir sfınkter gibi görev yapar.
Büyük kurvatür yakınında fundus kasları içine yerleştirilen pacemaker dış longitu-dinal [...]

Mide sinirleri

Mide sinirleri

Midenin paresempatik sinirleri Şekil 24-3′ te gösterilmiştir. Bir kural olarak iki majör vagal kütük özofagus kaslarıyla çok yakın komşuluk içinde özofageal hiatustan geçer. Embriyonel dönemde bu sinirler özofagus ve midenin sağ ve sol tarafında seyreder. Mide rotasyon yaptığında küçük kurvatür sağa, büyük kurvatür sola döner ve böylece vagal kütüklerin lokalizasyonundaki değişiklik gerçekleşmiş olur. Sağ vagus [...]

Mide Damarları

Sol gastrik arter küçük kurvatürü besler ve A.Hepatikanın bir dalı olan sağ gastrik arterle anostomoz yapar. %60 vakada posterior bir gastrik arter, splenik arterin 1/3 orta kısmından ayrılarak korpus ve fundusun arka yüzündeki dallarında sonlanır. Büyük kurvatür sağ gastroepiploik arter (gast-roduedonal arterin bir dalı) ve sol gastroepiploik arter (splenik arterin bir dalı) ile beslenir.Büyük kurvatürün [...]

MİDE

MİDE

Mide özafagustan yemeği alır ve 4 fonksiyonu yerine getirir.
1. Bir depo vazifesi görerek muhtelif zaman aralıklarıyla makul miktarlarda yemek yenmesini sağlar.
2. Midede bulunan yiyecekler karıştırılır, triturata edilir ve kimyasal özellikleri ve yapı-lannca ayarlanan miktarlarda duedonuma nakledilir.

3. Protein ve karbonhidrat sindiriminin ilk safhaları midede gerçekleştirilir.
4. Bazı maddeler mide mukozasından absorbe edilir.

OMENTUMUN TÜMÖR ve KİSTLERİ

özellikle gastrointestinal ve overiyel adenokarsinomalar gibi karın içi malign tümörler sıklıkla omentumuda tutarlar. Nadir görülen primer kist veya vasküler anomalileri laparotomi sırasında tesadüfen görülürler.

OMENTUMU TUTAN HASTALIKLAR

İnfeksiyon
Yaygın peritonitten korunmada omentum önemli role sahiptir. Tüberküloz gibi kronik infeksiyonlarda olaya iştirak ederek kalınlaşmış, imflame kitle halini alır. omentitis, epip-lotis gibi spesifik olmayan iltihaplan genellikle daha önceki omentum torsiyonu sekelidir ve müphem karın ağrısına yol açar.
Torsiyon ve İnfarktüs
Omentumun serbest bölümü adezyon veya herni kesesine girerek sabit hale geldiğinde omentumun primer (spontan) torsiyonu gelişebilir. Pedikülü [...]

RETROPERİTONEAL FİBROZİS

Retroperitoneal dokunun kılıf şeklinde aşırı fibrotik dokuyla sarılmasiyle karakterize sık rastlanılmayan bir hastalığıdır. Bu patolojik süreç retroperitoneal kanama, komşu dokulardaki iltihap, radyoterapi, idrar ekstravazayonu, malign infiltrasyon veya (methysergide, B-adrenerjik blokür vb.) ilaçlara bağlı sekonder olabilirse de, olguların 2/3′ ünde bir sebep tespit edilememektedir. Üriner sistem tutulumunda hidronefroz ve çoğunlukla bileteral hidroüriter, üreterin mediale itilmesi, L [...]

MEZENTERİK LİPODİSTROFİ

Mezenterde difüz kalınlaşma veya kitle oluşumuna yol açan mezenter kökünün yağlı dejenerasyonu ve fıbrozisi olan mezenterik lipodistrofiyi 200′ün altında olgu rapor edilmiştir. Nedeni bilinmeyen bir hastalıktır. Weber-Christian hastalığının lokalize bir şekli olduğu iddia edilmiştir.
Olguların çoğu tekrarlayan karın ağrısı, kilo kaybı veya kısmi barsak obstrüksiyonu yakınmaları olan ileri yaşlı erkek hastalardır. Olgulann yarısından çoğunda genellikle sol [...]

Retroperitoeal Tümörler

Lenfoma ve sarkomatöz cinsleri e dahil olmak üzere retroperitoneal mezodermal (| li-posarkom, leiomiyosarkoma, fibrosarkoma vb.), nöral doku (schwannoma, nöroblastoma) ve embriyonik artıklardan (malign teratoma, kordoma) müteşekkildir. Spesifik olmayan karın ağrıları, kilo kaybı, ateş, belirgin kitle bulgusu başlıca klinik özellikleridir. En iyi tanı yöntemi CT ile kombine kontrast çalışmalardır. İntravenöz ürografi, anjiyografi, vena kava grafisi ve [...]

Mezeter ve Retroperitonun Kistleri

Gelişim hatalarına bağlı bu nadir lezyonlar çoğun ektopik lenfatik doku keseleri veya çok nadiren de över kaynaklı müsinöz kıstadenomlardır. Semptomsuz kitle, kronik ağrı veya akut karın tabloları oluştururlar. Mevcut kitleler genellikle büyük hacimli, yumuşak, yuvarlak bastırılabilir ve daha çok transvers istikamette mobil özelliktedirler. Kontrast gastrointestinal ve üriner çalışmalarla birlikte CT veya ultrasografik incelemelerde lokalize kitlenin [...]

Pseudomiksoma Peritonei

Aşırı müküs salgılayan epitel hücreleri içeren över ve apendiksin müsinöz kistadenomasının sebep olduğu nadir bir hastalıktır. Bu hastalığın, lokal müsinöz birikintilere yol açan, ancak çok daha iyi prognoza sahip iyi huylu (benign) apendisiyel mukoselden ayırımı yapılmalıdır. Hastalık ileri evreye ulaşmadan nadiren yakınmalara sebebiyet verir. Abdominal distansiyon, ağrı, sık tekrarlayan veya kronik kısmi ince barsak tıkanmaları [...]

Periton Mezotelyoması

Mezodermal tabakadan kaynaklanan, peritonun primer nadir neoplazmıdır. Sürekli asbestoza maruz kalanlarda, çok uzun bir (ortalama 40 yıl) latent periyoddan sonra kötü huylu karakter kazanabilir. Plevral malign mezotelyoma, peritoneal olana nazaran 3/1 oranında daha sık görülmektedir. Hastalarda kilo kaybı, kramp tarzında karın ağrısı, büyük kitle veya assitli distansiyon ile birlikte asbestle uzun süreli temas hikayesi tipiktir. [...]

PERİTON ve RETKOPERİTONUN TÜMÖRLERİ

Peritonu tutan tümörlerin çoğu primer intraperitoneal kanserlerin sekonder implantlarıdır. Abdominal kitle ve asid bulgularının eşlik ettiği bazı peritoneal ve retroperitoneal sık görülmeyen lezyonlar, karsinomatozis veya kronik iltihaplı peritonitlerle karışabilir.

PERİTONEAL YAPIŞIKLIKLAR

Doku iskemisi, mekanik travmalar, infeksiyon ve yabancı cisim reaksiyonları yapışıklıkların oluşumuna zemin hazırlarlar. Bu zararlı uyaranlarla zedelenen peritonda oluşan seroanjinö iltihabi reaksiyonlar fibrin birikintilerinin oluşmasına yolaçarlar. Lokal plasminojen aktivatörleri üç gün içinde fibrin ağlarını eritmeye başlar. Zedelenmeden en erken 5 gün sonra mezodermal hücreler metamorfoz ile tek sıra yeni mezotel hücre tabakasını oluşturmaya başlarlar. Fibrinolizisin [...]

INTERNAL HERNİLER

İnternal herniler geniş fossa, fovea veya foramenler içinde olurlar. İnternal herniler dört ana gruba ayrılırlar: paraduodenal herniler, Winslow deliğinden oluşan herniler, mezeterik herniler, omental herniler. Hepsi de son derece nadir görülürler.
Klinik Bulgular
İnternal herniler kronik sindirim şikayetleri yanında ağrı, akut veya kronik intestinal tıkanıklıklara yolaçarlar. Hastaların çoğundan yıllarca devam eden kronik semptomlara ait hikaye almak mümkündür. [...]

MALİGN ASSİT

Genellikle hastane bakımı gerektiren, ilerlemiş kanserin yolaçtığı asit oldukça ciddi bir komplikasyondur. Peritoneal kanser implantları diyafragmatik lenfatik emilimi engelleyerek assit oluşmasına katkıda bulunurlar. İleri derecede venöz ve lenfatik obstrüksiyon yapmış neoplazmlarda, çoğul peritoneal implantlar olmasa da malign assitleroluşabilmektedir.
Bu tür assitler çoğunlukla preterminal dönemde ortaya çıktıklarından, diüretik (özellikle spironolakton) kemoterapi ve parasentez gibi konservatif tedavi yöntemleri [...]

NEDENİ BİLİNMEYEN ATEŞ

38,5°C veya daha yüksek, üç haftadan fazla süre devam eden ve bir haftayı aşkın hastane koşullarında tetkiklerle nedeni bulunamayan yüksek ateş nedeni bilinmeyen ateş olarak kabul edilir. Kötü huylu neoplazmlar, gizli infeksiyonlar ve bağ dokusu hastalıklarının herbirisi kabaca bu tür ateşten eşit oranlarda sorumludurlar.
Klinik Bulgular
A.Belirti ve İşaretler: Halsizlik, titreme, gece terlemeleri, kilo kaybı, müphem abdominal [...]

GRANÜLOMATÖZ PERİTONİT

Pato fizyoloji
Talk (Magnesium Silicate), mısır nişastası gibi cerrahi eldivenleri kayganlaştırmak için kullanılan pudralar, gazlı bezler, cerrahi örtülerden gelen selüloz lifleri bazı hastalarda lapa-rotomiden 2-6 hafta sonraki dönemde şiddetli peritoneal granülornatöz reaksiyona, muhtemelen gecikmiş tipte aşırı duyarlık cevabına  yol açarlar. Eldivenlerin visseral organlara temas edilmeden önce bu maddelerden arındırılması bu tür olayların sayısını azaltmada önemli bir [...]