<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlık,estetik, diyet, zayıflama, tüp bebek, lazer epilasyon, saç ekimi &#187; İç Hastalıklar</title>
	<atom:link href="http://www.saglikbilimi.com/k/hastaliklar/ic-hastaliklari-dahiliye/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.saglikbilimi.com</link>
	<description>Estetik, Tüp Bebek, saç ekimi, lazer epilasyon, zayıflama</description>
	<lastBuildDate>Sun, 08 Jan 2012 16:24:47 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Zatürree</title>
		<link>http://www.saglikbilimi.com/zaturree/</link>
		<comments>http://www.saglikbilimi.com/zaturree/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Nov 2009 11:10:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenanfoto</dc:creator>
				<category><![CDATA[İç Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Akciğer hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Zatürre]]></category>
		<category><![CDATA[Zatürree Çeşitleri]]></category>
		<category><![CDATA[Zatürree Hastalığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilimi.com/?p=13122</guid>
		<description><![CDATA[Zatürree, akciğerlerin iltihaplan­masıdır. Zatürree akciğerlerdeki hava keseciklerini etkilediğinden, alveollerdeki oksijen ve karbon dioksit takasını da önler. Birçok enfeksiyon zatürreeye sebep olur. Bunlar, değişik türde bakteriler olabilir, virüsler olabilir, mikoplazma olabilir, klamidya olabilir, mantar ve parazitler olabilir. Bazılan çok sık rastlanılan türdendir, bazıları da mantar ve parazitler gibi, nadiren görülür.
Zatürree, hafiften çok ciddi seviyeye kadar çıkabilecek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Zatürree</strong></span>, akciğerlerin iltihaplan­masıdır. Zatürree akciğerlerdeki hava keseciklerini etkilediğinden, alveollerdeki oksijen ve karbon dioksit takasını da önler. Birçok enfeksiyon zatürreeye sebep olur. Bunlar, değişik türde bakteriler olabilir, virüsler olabilir, mikoplazma olabilir, klamidya olabilir, mantar ve parazitler olabilir. Bazılan çok sık rastlanılan türdendir, bazıları da mantar ve parazitler gibi, nadiren görülür.<br />
Zatürree, hafiften çok ciddi seviyeye kadar çıkabilecek bir hastalıktır. Bazı kişilerde o kadar hafif seyreder ki ne kendileri ne de doktorları anlayamadan, hızla geçer. Bazıları bir-iki hafta boyunca çok hasta hisseder ancak daha sonra tamamen iyileşir. Bazılarında ise zatürree, ölümcüldür.</p>
<p>Zatürree vakalannın bazılarını hafif, bazılarını da ağır kılan nedir? Zatürreeye sebep olan mikro­organizmalar ve hastanın sağlık durumu, en önemli faktörlerdir. Genellikle, bakteriler çoğu virüsten, mikoplazmadan veya klamidyadan daha ağır zatürreeye sebep olur. Bazı bakteriler diğerlerinden daha ağır enfeksiyonlar üretir (örneğin, stafilokoksal veya pseudomonas bakterileriyle oluşan enfeksiyonlar, diğer bakteryel akciğer iltihapla­rından daha ağır olur)</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-16342" title="zatüre" src="http://www.saglikbilimi.com/wp-content/uploads/2009/05/zatüre-300x224.jpg" alt="zatüre" width="300" height="224" /></p>
<p>Ne olursa olsun, genel­likle, hastalığın ciddiyeti enfeksi­yona sebep olan mikroorganiz­manın cinsinden çok, enfeksi­yonun başladığı zamandaki sağlık durumunuza bağlıdır. Yatalak olan insanlar, akciğer iltihabını atlat­makta zorlanırlar zira öksürme refleksleri zayıflar ve enfekte olan balgam akciğerlerde toplanma eğiliminde olurlar. Bebekler, bağışıklık sistemleri tam olarak gelişmediğinden risk altındadırlar.Yaşlı erişkinler, gençlere göre, zatürreeden dolayı beş kat daha fazla risk altındadırlar zira bağışıklık sistemleri yeteri kadar güçlü değildir, kötü beslenme­leri daha mümkündür, ve savunma mekanizmalan zayıflamıştır (hiçbir zaman sigara içmemiş olsalar ve kronik akciğer rahatsızlıkları olmamasına rağmen).<br />
Şeker hastalan , zatürreeyi daha ağır geçirirler zira şeker, beyaz kan hücrelerinin enfeksiyonlarla savaşma beceri­sini zayıflatır. Kalp hastası olanlar, özellikle kalp yetmezliği olanlar da genellikle zatürreeyi ağır geçirirler.</p>
<p>Zatürree çevresel toksin­lere manız kalanlarda sık görülür zira toksinler, mukoza salgılama­sını artırır ve akciğerlerin bu salgı­lan dışa atım becerisini engeller. Son olarak, ciddi bağışıklık sistemi sbnınu olanlar örneğin kanser tedavisi görenler, AİDS olanlar, organ naklinden sonra ilaç alanlar-sıra dışı ve ciddi tür zatüneeye yakalanırlar Ev veya işyerlerinde oluşan zatürreeye, hastane veya diğer kurumlarda hastalığı barındıran yerlerde gelişen zatürreeden farklı mikroorganizmalar sebep olur.Bazı zatürree türleri, sık karşı­laşılan türlerden yeteri kadar farklıdır ve bunlar ayn ayrı tartı­şılır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>SEMPTOMLAR</strong></span><br />
Zatürreenin ana belirtileri öksürük, nefes darlığı, hasta hissetme, yorgunluk, ağrı ve ateştir. Balgam beyaz, açık, veya san, kahverengi ya da yeşil olabilir.Bazı zatürreeler, burun, boğaz, kulak veya sinülerdeki bir ön enfeksiyonun ardından gelişir ve akciğerlere iner. Bu durumda aksırma, burun akması, konjesyon, burunda ve sinüslerde ağrı, kulak ağrısı ve boğaz ağrısı zatürreenin öncü belirtileri olur.<br />
Bazı durumlarda zatürree, derin nefes almak istediğinizde göğsünüzde çok keskin ağrılara sebep olur  veya kan tükürmenize yol açar. Özellikle bakterilerin sebep olduğu zatüneede yüksek ateş ve buna bağlı olarak istem dışı titre­meler olur. Bazdan o kadar rahat­sızlanır ki bilinç kaybı yaşarlar.</p>
<p>Yaşlı insanlarda halsizlik, tepki­sizlik zatüneenin sonuçlarındandır. Ancak öksürmedikleri ve nefes daralması da olmadığı için doktor zatüneeden şüphelenmez.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>TEŞHİS</strong></span><br />
Doktorunuz zatürree olduğunuzu tespit etmek için, önce belirtileri­nizi soracaktır. Zatünee ihtimalai varsa, belirtileriniz ve diğer faktör­lere dayanarak zatünee tipini belirleyecektir.<br />
Örneğin, yakın olduğunuz kişilerden biri hasta mıdır? Yakın zamanlarda yurtdışına çıktınız mı? Gittiğiniz yerde almış olabi­leceğiniz alışık olunmayan bir tür zatürreeye yakalanmış olabilir misiniz? Sizi zatüneeye karşı hassas hale getiren &#8211; kronik bronşit, kanser ya da başka hasta­lıklar- başka hastalıklarınız var mı?<br />
Doktorunuz, daha sonra göğsünüzü dinleyerek akciğerleri­nizi tetkik edecetir. Zatünee olan birinin göğsünden genellikle hırıl­tılı bir ses gelir.<br />
Doktorunuz sırtınıza vurarak, gelen sesi dinler ve gelen ses, akciğerin etkilenen alanınım ortaya çıkarabilir. Hava dolu sağlıklı bir akciğerden, yüksek ekolu ses gelir. Zatürreeli bir akciğerden ise donuk ve örtülü bir ses gelir zira hava kesecikleri hava yerine sıvıyla doludur.</p>
<p>Doktorunuz bir röntgenle, zatürree teşhisini teyid edebilir. Ayrıca, mikroskop altında incelenen balgam örneğinden zatüneeye sebep olan bakteriler ve zatürree türü hakkında bilgi alır. Ayrıca balgam örneği, bir laboratuara kültür testi için gönderilebilir ve enfeksiyonun sebebinin belirlenmesine çalışılır. Bu bir ya Ç da iki gün sürer. Bununla beraber, insanların %40&#8242;ında testler, zatür­reeye sebep olan mikroorganizma­ları belirleyemez.Kan tahlilleri, enfeksiyonla mücadele eden çok sayıda beyaz kan hücresi olup olmadı­ğını belirler. Bazen kan kültürü yapılarak, enfeksiyonun kana karışıp karışmadığı kontrol edilir.<br />
<strong></strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>TEDAVİ YÖNTEMLERİ</strong></span><br />
Bakteriler, mikoplazma ve klamid-yanın sebep olduğu zatürreede temel tedavi, antibiyotiklerdir. 50 yaşın altındaysanız, hafif belirtileri olan bir zatürree geçiriyorsanız, daha büyük bir hastalığınız yoksa, yemeklerinizi hazırlayacak ve diğer işlerinizi halledebilecek birisi varsa, ağızdan yapılan antibiyotik tedavisini evinizde tamamlayabilir­siniz. Hastalığı daha ağır seyreden­lerin hastanede yatmaları gerek­lidir, böylece damardan verilecek antibiyotik tedavisini alabilirler, daha detaylı tetkikler yapılabilir ve oksijen ve nefes alma konusunda yardım alabilirsiniz.</p>
<p>Zatünee olanlar bolca dinlen­meli ve sıvı almalıdırlar. Sıvı, enfekte olmuş balgamı çıkartma­nızı kolaylaştınr, bu da akciğer­lerin kendilerini enfeksiyondan kurtarmak için önemli bir yoldur.<br />
Bunun yanında, bazen öksürük kesici ilaçlar yazılır; özellikle balgam, öksürük yoluyla çıkmıyor ve uyumayı engelliyorsa. Dokto­runuzla reçeteye bağlı olmayan hangi ilaçlann, özellikle geceleri, yardımcı olabileceğini konuşun. Durumunuz 3 haftadan fazla bir sürede iyileşmezse, dokto-aınuz, ilave röntgen ve ileri tetkik yöntemleriyle (bronkoskopi veya bilgisayarlı tomografi) başka rahat­sızlıkların (akciğer kanseri veya tüberküloz) varlığını araştırabilir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>BAKTERYEL ZATÜRREE</strong></span><br />
Bakterierden kaynaklanan zatürree genllikle kış aykannda oluşur. Birçok bakteri zatürreeye yol açabilir, ancak en çok karşılaşı­lanı, Streptococcus pneumoniae, (bir diğer adı da Pnömokoktur). Bir diğer sık karşılaşılan Haemophilus injluenzae, bunun ardından Moraxella catarrhalis (özellikle kronik bronşit olanlarda zatür­reeye yol açar), A grup strep-tokoksi, Staphylococcus aureus (&#8221;staf&#8217; da denir) ve gram-negatif denilen bir bakteri grubu.</p>
<p>Bütün bunlar, yüksek ateş, titreme, ağır yorgunluk, aşırı halsizlik ve yeşil balgam çıkartan öksürmelere sebep olur. Pseudomonas auruginosa adı verilen bakteri çoğunlukla hastanelerde ve hastalığın bulunabileceği diğer kurumlarda görülür. Birçok antibi­yotiğe dayanıklı, çok ağır bir zatürree türüne sebep olur.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>VİRAL ZATÜRREE</strong></span><br />
Birçok zatürree vakası, özellikle daha gençlerde ve daha sağlıklı olanlarda, virüslerden kaynak­lanır. En sık karşılaşılan ve en çok bilineni ise enfluenza virüsüdür (gribe sebep olan virüs).<br />
Bazı virüsler çok az görülecek şekilde zatürreeye sebep olurlar, ancak sebep oldukları zatürree çok ağır bir zatürree olur. Örneğin, suçiçeğine sebep olan varicella-zoster virüsü; esas olarak erişkin­lerde zatürreeye sebep olur. Bu türde zatürreeyi tedavi etmek için antiviral ilaçlar bulunmaktadır.</p>
<p>Hanta virüsü , bir başka ciddi viral zatürree, türüne sebep olan virüstür. Bu tür için antiviral ilaçların çok etkili olduğu gösterilememiştir.Viral zatürree, tipik zatürree belirtilerine sebep olur. Öksürük genellikle balgam üretmez. Birçok viral zatürree sadece bir hafta sürer ya da, tamamen sağlıklı hissetmeniz birkaç hafta sürebilir.Zaman-zaman, viral zatürre­eden zayıflamış akciğer, bakteri­lerden daha kolay enfekte olur (bu duruma &#8220;bakteryel süper enfeksiyon&#8221; denir) Bu genellikle, enfluenza virüsü sebebiyle oluşan zatürreede olur. Benzeri bakteryel süperenfeksiyonlar çok ciddi hastalıklara sebep olabilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>MİKOPLAZMAL ZATÜRREE</strong></span><br />
Mikoplazmal zatürreeye sebep olan mikroorganizma, Mycoplasma pneumoniae, bakateri ve virüslerden farklı olmakla beraber, antibiyotiklerle tedavi edilebilir. Zatürreenin çok sık karşılaşılan sebeplerinden biridir, gençlerde ve genç erişkinlerde sık görülmesine rağmen her yaştaki insaı etkileyebilir.<br />
Mikroplazmal zatürree, yılın herhangi bir döneminde oluşur ancak yaz sonu ve güz başı daha sık görülür. Enfeksiyon genel­likle, 1-2 gün süren, boğaz ağnsıyla kendini gösterir, daha sonra öksürükle ve ateşle devam eder. Ayrıca kötü bir baş ağrısı da yapabilir. Mikoplazmal zatürree çok bulaşıcıdır.</p>
<p>Mikroplazmal zatürree teşhi­sinde kullanılan, günümüz teşhis testleri çok hassas değildirler ve hızlı sonuçlar da vermezler. Bu yüzden, doktorlar teşhisi koyar ve tedaviye sadece fiziki muayeneye dayanarak başlarlar. Mikroplazmal zatürree, antibiyotik tedavisine cevap verir ayrıca eritromisin ve makrolid antibiyotikler ile tetrasilin ve kinolon antibiyotikler kullanıla­bilir. Bununla beraber, antibiyotik­lere başlamış olsanız bile öksürü­ğünüz birkaç gün hatta birkaç hafta bile devam edebilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>KLAMİDYAL ZATÜRREE</strong></span><br />
Chlamydia pneumoniae, bakteri­lerden, virüslerden ya da mikop-lazmadan farklı bir mikroorganiz­madır ancak antibiyotiklerle tedavi edilebilir. Birbirlerine bağlıdır. Ama jenital enfeksiyona sebep olan klamidya türünden farklıdır. Her yaştaki insan bu tür zatür­reeye yakalanabilir, genç ve orta yaşlılar daha sık etkilenirler. Hasta­lanan kişi 1 ila 2 hafta arasında etki altında kalır. Klamidya teşhisi için çok fazla test yoktur. Enfek­siyon tedavisinde, eritromisin, başka makrolid antibiyotikler, tetrasilin ya da kinolon antibiyo­tikler etkili olurlar.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ BOZUK KİŞİLERDE ZATÜRREE</strong></span><br />
Bağışıklık sistemi birçok sebepten dolayı bozulabilir: HIV, AİDS, kemoterapi veya radyoterapi, kortikosteroid ilaçlar, ve bağışıklık yok eden ilaçlar (genellikle organ nakillerinden sonra kullanılır).<br />
HIV enfeksiyonu olanlar genel­likle bakteryel zatürreeye de yakalanırlar ancak ayrıca alışık olunmayan bir mantar enfek­siyonuna da yakalanabilirler Pneumocytis carinii zatürree (PCP). PCP sıklıkla kademeli zatürree üretir; tipik belirtisi nefes darlığı ve kuru öksürüktür.Kanserli olanlar, özellikle kortikosteroid  tedavisi görenler, PCP ve mantar enfeksiyonuna daha meyillidirler.</p>
<p>Bağışıklı sistemi bozuk olan kişilerde zatürree teşhisi zorlu bir iştir zira belirtilerin içinde ateş olmayabililr ve öksürük genellikle kurudur. Pulmoner Hanta Virüsü</p>
<p>Pulmoner hanta virüsü pek karşı­laşılmayan ancak çok ciddi tipte bir zatürree (akciğer enfeksiyonu) türüdür, kaynağı hanta virüsüdür. Hanta virüsü kemirgen hayvan­ların, genellikle farenin, salyalan ve idrarından bulaşır.Bu enfefksiyon, ABD&#8217;nin güneybatısında çok görülür, ancak kuzeydoğu ve batıdaki 20&#8242;den fazla eyalette de görülmüştür.<br />
<strong></strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Enfeksiyon</strong></span>; ateş, baş ağnsı, kas ağnsı, sersemlik hissi ve nefes yetmezliğiyle başlar. Bazen, gastro-entestinal belirtiler (bulantı ve t kusma gibi) görülür. Enfekte olanlann sonradan kalp atışlan hızlanır, tansiyonu düşer ve akciğer semtomlan oluşur, öksürük, akciğerlerde sıvı ve solunum yetmezliğine ve şoka uzanan ağn olur. Hanta virüsü kapanların yansı, bu virüsten dolayı ölür.Hanta virüsünün bulunduğu bir yerde yaşıyorsanız, sendroma karşı gereken önlemleri almak son derece önemlidir; bu önlem­lere, oturduğunuz yerde farelerin geçmiş ve pisliklerini bırakmış olabilecekleri heryeri dezen­fekte ettirmek, farelerin girebi­leceği delikleri ve diğer delikleri kapatmak dahildir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Lejyoner Hastalığı</strong></span><br />
Bir zatürree türü olan lejyoner hastalığı, legionella (bu ismin verilmesinin sebebi hastalığın ilk kaydı 1976 da yapılan Amerikan Lejyonu toplantısında 29 kişinin ölümüdür) denilen bir bakteri sınıfından bulaşır.<br />
Hal böyleyken, şimdilerde biliniyor ki bu bakteri insan­ları yıllardan beri öldürüyormuş; ancak hastalık yıllar önce zatür­reeden ölen insanların biyolojik örneklerinin otopsisi sırasında saptanmıştır.İnsanlar hastalığı mikroplu sudan kaparlar, daha önce enfekte olmuş birinden değil. Bakteri birçok su kaynağında bulunmuş ancak normal olarak klorlanarak kontrol altına alınmıştır. Ancak sıhhi tesisat sistemlerinde, suyun biriktiği yerde ve su soğutmalı klima cihazlannda çoğalabilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Belirtiler</strong></span>, enfekte olduktan 1 hafta sonra ortay çıkar. Ani zayıf­lama, baş ağrısı ve kas ağrılarını enfeksiyona özgü bir biçimde, kann ağnsı,&#8217; ishal, boğaz ağrısı ve kuru öksürük takip eder. Birkaç gün sonra ateş, titreme, uyuşukluk, solunum güçlük­leri ve deliryum hali gelişebilir ve bazılannda öksürünce koyu balgam gelir. Diğer zatürree türle­rinde olduğu gibi hastalık tedavi edilmezse ağırlaşır.Legionellanın sebep olduğu zatürree her zaman çok ciddi bir hastalıktır ve bu hastalığa yakalananların hastaneye yatma­ları gerekir. Yalnız başına fiziki muayene ve belirtilerle teşhis edilemez; teşhis, balgam örneği, kan veya idrar tahlili ile yapılabilir. Test sonuçlarının gelmesi birkaç gün süreceğinden, doktorunuz teşhis kesinleşmeden lejyoner hastalığı tedavisine başlayabilir.Tedavi, yüksek dozda ve damar içi olarak, eritromicin, azitromisin, veya fluorokinolon antibiyotik gibi antibiyotik tedavi­sidir; daha sonra antiniyotikleri ağızdan alabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilimi.com/zaturree/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kronik Bronşit</title>
		<link>http://www.saglikbilimi.com/kronik-bronsit-2/</link>
		<comments>http://www.saglikbilimi.com/kronik-bronsit-2/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Nov 2009 14:21:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenanfoto</dc:creator>
				<category><![CDATA[İç Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Akciğer hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Bronşit]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilimi.com/?p=13230</guid>
		<description><![CDATA[Kronik bronşit, akciğerdeki bronş tüplerinin zarlarının kalıcı iltihap­lanmasıdır. Enfeksiyonun sebep olduğu ve birkaç gün süren akut bronşitle karşılaştırıldığı zaman, kronik bronşit 2 yıl boyunca, yılın 3 ayı kadar süren bir zamanda, balgam üreten bir öksürüktür. Kronik bronşitin sebebi enfeksiyon değildir.
Sigara içmek, kronik bronşitin en bilinen sebebidir. Bronş tüple­rinin, sigara dumanı gibi amansız ve sürekli bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kronik bronşit, akciğerdeki bronş tüplerinin zarlarının kalıcı iltihap­lanmasıdır. Enfeksiyonun sebep olduğu ve birkaç gün süren akut bronşitle karşılaştırıldığı zaman, kronik bronşit 2 yıl boyunca, yılın 3 ayı kadar süren bir zamanda, balgam üreten bir öksürüktür. Kronik bronşitin sebebi enfeksiyon değildir.<br />
Sigara içmek, kronik bronşitin en bilinen sebebidir. Bronş tüple­rinin, sigara dumanı gibi amansız ve sürekli bir tahrişe maruz kalma­ları sonucu başlar. Zarar veren maddeleri atmak için vücut bir gayret sarfeder, bu amaçla bir savunma mekanizması geliş­tirir; bu mekanizma içinde şunlar vardır: İltihap (beyaz kan hücreleri o alana yönlendikleri zaman), hava yollarının şişmesi ve bunun sonucu olarak daralması ve duman zerrelerini vücuttan defetmek için sürekli olarak mukoza üretmek. Sigara içmeyi bırakmadıkça, hava yollarının zarlan kalınlaşacak ve yaralanacaktır. Buna ek olarak duman, mukozayı hava yolla­rından geçirerek Öksürük suretiyle attıran ve &#8220;cilia&#8221;denen tüysü dokulara da zarar verir.</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-16316" title="Kronik Bronşit2" src="http://www.saglikbilimi.com/wp-content/uploads/2009/05/Kronik-Bronşit2-300x193.jpg" alt="Kronik Bronşit2" width="300" height="193" /></p>
<p>Hasar gören cilia, mukozayı vücuttan yeteri kadar temizleyemediği için, mukoza hava yollarında kalır. Büyük miktarlarda biriken mukoza ve zarar görmüş hava yollan, tahriş eden bir Öksürüğe, solunumda zorlanmaya ve enfek­siyon için ideal bir ortama yol açar. Akciğer dokusunda oluşan hasar kalıcı olabilir.</p>
<p>Kronik bronşit olan insanlar, düzenli olarak balgam çıkararak öksürürler, hırıldarlar ve giderek artan bir şekilde, egzersizlerindeki kapasiteleri sınırlanır. En sonunda, nefessizlik artar ve birçok kronik bronşitli, ilave oksijen almadan kendi başlarına hareket edeme­yecek hale gelir. Bazılarında, sıvının tutulumu batının ve ayak bileklerinin şişmesine yol açar. Kilo alırlar ve kanlarındaki düşük oksijen seviyesi yüzünden, dudak­ları morarır.</p>
<p><strong><br />
<span style="color: #ff0000;">AMFİZEM</span></strong></p>
<p>Anfizem, kronik bronşitle beraber veya yalnız gelişe­bilir. Anfizemde, hava kesecik­lerinin arasındaki duvarlar daha az ve geniş kesecikler oluştu­rarak tahrip olmuştur. Bu birleşik have keseciklerindeki yüzey alanı, oksijen ve karbon dioksit değişimi için yeterli değildir.Aynca, akciğer dokusu esnek­liğini de kaybeder ve uzayıp büzülemez, havayı hava kesecikleri içinde kapalı bırakırlar. Zarar görmüş akciğerler yeteri kadar oksijeni banndıramaz ve vücudun atık maddesi olan, karbon dioksitten, gerekli olan miktarı dışan atamaz.Anfizemin belirtileri, kendi başınıza hareket ederken nefessiz kalmaktır. İlerlemiş vakalarda, birkaç adım attıktan sonra nefes­sizlik hisseder ve dinlenme halin­deyken bile oksijene ihtiyaç duyar­sınız, kilo kaybedersiniz zira soluk alma işi, aldığınız kalorilerin büyük bir kısmını harcar ve nefes-siszlik, yemeyi daha güçleştirir.</p>
<p>Sigara içmek, anfizemin en bilinen sebebidir. Yaklaşık 2 milyon Amerikalı, anfizem hasta­sıdır: Bunlann %6l&#8217;i erkek, %39&#8242;u kadındır. Sigara içen kadınların sayısı arttığından, anfizem olan kadınların sayısında da artış vardır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Sebepleri Kronik bronşit ve anfizemin en bilinen sebebi</strong></span>, sigara içmektir. Sigara içmek, bu iki sebebe dayalı ölüm riskini de arttırır. Pasif içicilik, dışarıdaki ve kapalı yerlerdeki hava kirliliği de kronik bronşite ve anfizeme yol açar.Kömür madenlerinde çalışanlar, elyaf işleyiciler, tekstil üretiminde pamukla çalışan fabrika işçileri ve metal kalıpçı­ları, sigara da içiyorlarsa, kronik bronşite daha kolay yakalanırlar. Bundan başka, uzun süren bir başka hastlık olan pnömokonyoza karşı da hassaslaşırlar.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Tedavi seçenekleri</strong></span></p>
<p>Ağır ağır kötüleşen nefes daralmalarınız ve balgamlı öksürüğünüz varsa, doktora gidin. Hastalığın geçmişi hakkında bilgi alıp, fiziki bir tetkik yapacaktır. Bulgulara göre, dokto­runuz akciğer röntgeni ve akciğer testleri de isteyebilir. Oksimetre denilen bir alet, parmak ucunuza takılıp, kanınızdaki oksijen miktarı ölçülür.</p>
<p>Bazen, atardamardan alınan kan örneğiyle (genellikle bileğinizdeki atardamardan) atardamar kanınızdaki akciğerlerinizin ne kadar etkin çalıştığının ölçülmesi-oksijen ve karbon dioksit mikta­rının daha kesin bir ölçümlemesi yapılır. Balgam örneği vermeniz de istenebilir. Mikroskop altında incelenecek balgamda, iltihap veya enfeksiyon bulgulan aranacaktır; balgam örneği laboratuara gönderilerek kültür testi yapılıp, kronik enfeksiyona sebep olan bakteriler saptanır.</p>
<p>Kronik bronşit ve anfizem tedavisi için atabileceğiniz en önemli adım, sigarayı bırakmaktır. Bu hastalıklan, erken evrelererinde yenebilmek için sigarayı şimdi bırakabilirsiniz. Doktoru­nuzdan, sigarayı bırakmanız için bir yöntem önermesini isteyiniz.Sigara dumanının dışındaki irritanlara maruz kalmaktan da kaçınmalısınız. İşiniz, sizi, akciğer­lerinizi irrite (tahriş) edecek ortam­larda çalışmak zorunda bırakı­yorsa, doktorunuz, iş ortamım değiştirmenizi önerebilir.</p>
<p>Kronik bronşit ve anfizem olanlar, akciğerlerini tahrip edip enfeksiyona hassas duruma geldikleri için, doktorunuz, yıllık olarak, enfluanza (grip) virüsüne, bakteryel zatürreenin en bilinen sebbebi olan Streptococcus pneumoniaelye karşı bağışıklığı­nızı arttırmanızı isteyebilir.Sigarayı bırakmanızı önermenin dışında, doktorunuz hava yolla­rını açacak ve balgam sökmenize yardımcı olacak ilaçlar da yazabilir.Bronş açıcılar, genellikle soluk aldırma cihazı ile alınır, bu ilaçlar bronş tüplerinin etrafındaki kasları rahatlatarak hava akışının çoğal­masını sağlar, ancak hastalığın ilerleyişini geri döndüremez. Bronş açıcılar, beta2- agonist ve antikolinerjik ilaçlar içerir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Antikolinerjik ilaçlar</strong></span>, beta2-agonistler kadar hızlı etki göster­mezler ancak yan etkileri daha azdır. Bir diğer bronş açıcı ise, sıvı ya da hap şeklinde alman teofilindir.Kortikosteroidîer, bronşiardaki iltihapları sakinleştirir ve hastalann %30&#8242;unda iyileşme sağlar. Korti-kosteroidlerin en iyi uygulanma biçimi, ilacı doğrudan iltihaplı akciğer dokusuna gönderen ve daha az yan etkisi olan doz-metreli soluk aldırma cihazları ile beraber alınmasıdır; daha sonra düzenli olarak hap şeklinde alırsınız. Bazen, bununla beraber, enjekte edilmiş halde alırken, hap olarak almak de gerekebilir. Enfeksi­yonun önlenmesi ve tedavisi için antibiyotik yazılır.</p>
<p>Bazı hastalara sürekli oksijen takviyesi gerekir; oksijen, burna konulan küçük plastik tüplerle (burun çatalı) veya plastik yüz masakesi kullanarak verilir. Bu -hastaların, evde, taşınabilir oksijen tüpü bulundurmaları gerekir. Kandaki oksijen oranı düşük olan hastalarda, sürekli oksijen kulla­nımı, akciğer hipertansiyonu riskini ve kalbin sağ tarafında yetmezlik riskini azaltır. Ayrıca yaşamı uzatır.<br />
Tedavinin bir başka şekli egzersizdir, soluk almanızın çoğal­ması, hava yollarındaki mukozayı dışarı atmanıza yardım eder. Buna ek olarak, aerobik çalışması, kalbi­nizi ve diğer kasları güçlendirir ve vücudunuzun oksijeni kullanma yeteneğini arttırır. Doktorunuzla beraber, günlük biir çalışma programı oluşturun. Ancak bunu yaparken, egzersiz alanı olarak yoğun trafiğin olduğu alanlardan ve havanın kirli olduğu yerlerden kaçının.</p>
<p>Doktorunuz, size akciğer rehabilitasyon programı önere­bilir. Bu programlar, profes­yonel bakım ekipleri tarafından yönetilir ve amacı bu hastalık­ların fiziki, sosyal ve psikolojik zorluklarıyla başa çıkmanıza yardımcı olmaktır. Hastalığın çok ciddi olduğu vakalarda, akciğer nakli gerekebilir.Akciğer hacminin küçültül­mesi ameliyatı, yeni denebilecek bir uygulamadır ve burada, cerrah, akciğerin anfizem yüzünden zarar görmüş kısmını alır. Bu ameliyat, akciğerin daha az zarar görmüş kısmının daha verimli çalışmasına izin verir.</p>
<p>Son araştırmalar, kronik bronşit olan hastaların sadece bir kısmının, akciğer hacminin küçül­tülmesi ameliyatından faydalanabi­leceğini göstermiştir: Bu hastalar, üst lob anfizemi olanlar ve fiziki egzersiz kapasitesi taban seviyenin altında olan hastalardır. Bu ameliyat, ciddi deneyimleri olan kurumlarda, bu konuda deneyimli olan cerrahlar tarafından yapılır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilimi.com/kronik-bronsit-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Akciğer Kanseri</title>
		<link>http://www.saglikbilimi.com/akciger-kanseri/</link>
		<comments>http://www.saglikbilimi.com/akciger-kanseri/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Nov 2009 14:50:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenanfoto</dc:creator>
				<category><![CDATA[İç Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Akciğer hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilimi.com/?p=13244</guid>
		<description><![CDATA[Akciğerlerde Başlayan Kanserler
Akciğerde başlayan bir kanser, (primer akciğer kanseri) akciğer hava youlunda kalabilir ve akciğerlere hava geçişini tıkaya­bilir ya da vücudun diğer yerle­rine sıçrayabilir. Primer akciğer kanseri, ABD&#8217;de kadın ve erkek­lerin ölmesine yol açan sebeplerin başında gelir; akciğer kanserinin %85&#8242;i sigara içmekten kaynaklanır.
Akciğer kanseri riski, hayat boyu içilen sigara sayısıyla orantılı olarak artar. 40 yıl [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color: #ff0000;">Akciğerlerde Başlayan Kanserler</span></strong><br />
Akciğerde başlayan bir kanser, (primer akciğer kanseri) akciğer hava youlunda kalabilir ve akciğerlere hava geçişini tıkaya­bilir ya da vücudun diğer yerle­rine sıçrayabilir. Primer akciğer kanseri, ABD&#8217;de kadın ve erkek­lerin ölmesine yol açan sebeplerin başında gelir; akciğer kanserinin %85&#8242;i sigara içmekten kaynaklanır.</p>
<p>Akciğer kanseri riski, hayat boyu içilen sigara sayısıyla orantılı olarak artar. 40 yıl boyunca günde bir paket sigara içen birisi, büyük akciğer riski altındadır. Puro ve pipo içenler, sigara içenler kadar risk altında değildirler, ancak yine de tütün kullanmayanlara göre kayda değer bir risk altındadırlar.<br />
Sigara içmenin yanında, akciğer kanserine sebep olan etkenler, asbet, radon ve uranyumdur. Doku içi akciğer hastalığı dolayısıyla oluşan akciğer yaralan ve tüberküloz gibi akciğer enfeksiyonlan da primer akciğer kanseri riskini arttırabilir.<br />
Akciğer kanseri olanlarla ilgili bilimsel görüş iyi değildir. Akciğer kanseri olanlann % 85&#8242;i, teşhis konulduktan sonraki 5 yıl içinde ölmektedirler. Tümörün çok lokalize olduğu vakalarda (akciğer, lenf nodüllerine sıçramamış olması durumu), ameliyat, %60 uzun-yaşam şansı vermektedir. Bununla beraber, birçok kanser, sıçramadan önce teşhis edilemez.Akciğer kanseri hiç sigara içmeyerek veya sigraryı hemen bırakarak önlenebilir. Sigarayı bıraktığınız zaman, kanser riskiniz azalır. Sigarayı bıraktıktan 10-15 yıl sonra, akciğer kanseri riskiniz, hiç sigara içmemiş olanlann taşıdıklan riske yakınlaşır.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-16306" title="akciger-kanseri" src="http://www.saglikbilimi.com/wp-content/uploads/2009/05/akciger-kanseri.jpg" alt="akciger-kanseri" width="272" height="204" /></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>PRİMER AKCİĞER KANSERİ TÜRLERİ</strong></span><br />
Birçok primer akciğer kanseri tipinin olmasına karşın, dört tanesi Öne çıkmaktadır:<br />
Yassı Hücreli Kanser (Karsinoma) Tüm akciğer kanserle­rinin %30 ila %35&#8242;ini oluşturur. Bu kanser türü, akciğerin merkez kısmında bulunan, geniş hava yollannın (bronşiyol) zar yüzeyle­rinde oluşur. Yavaş gelişen fakat akciğerin yanındaki lenf bezlerine ve diğer organlara erken sıçrayan (metastaz yapan) kanserlerdir.Adenokarsinom Tüm akciğer kanserlerinin %35 ila %40&#8242;ını oluşturur.</p>
<p>Bu kanser türü, genel­likle minik hava yollarında başlar ve bu sebeple akciğer­lerin etrafında bulunur. Genellikle ilk başladığı yerden, akciğerlerin yakınında bulunan lenf nodüllerine ve vücudun diğer kısımlarına sıçrar.Küçük Hücreli Kanser (Bir başka adı da yulaf hücreli kanserdir, zira hücreler yulaf tanesine benzer şekildedir) Tüm akciğer kanserlerinin %20 ila %30&#8242;unu oluşturur. Bu kanser türü, öncelikle, geniş hava yollannda başlar ve diğer organlara, akciğerde oluşan ilk tümörden sıçrar. Vücûdun diğer kısımla­rına, diğer primer kanser türle­rine göre daha kolay sıçrayabilme-sine rağmen, küçük hücreli kanser, kemoterapiye daha çok cevap verir. Bununla beraber, cevap geçicidir ve iyileştirici değildir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>SEMPTOMLAR</strong></span><br />
Belirtiler, neredeyse her zaman, kimi zaman kanlı balgam ile gelen öksürük, kısa nefes yetmezliğidir.<br />
Göğüs sancısı da yaşayabilirsiniz. Konuşurken çıkan ses rahatsız edici olur ve iştahınız azalabilir. Bazen kanser, plevral efüzyon ve zatürreeye sebep olabilir.Çok daha ileri vakalarda, kanserin diğer organlara sıçrama belirtilerini yaşayabilirsiniz; kemik ağrısı veya beyinde yarattığı etkilerden dolayı, nörolojik bozuk­luklar gibi. Zaman zaman primer akciğer kanserinin ilk belirtileri vücudun diğer kısımlarına sıçrayan tümörlerdir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>TEDAVİ YÖNTEMLERİ</strong></span><br />
Akciğer kanseri belirtileri hisse­diyorsanız, derhal doktoru­nuzu arayın. Fiziki bir muayene yaptıktan sonra, hastalığın hikaye­sini öğrenmek isteyecektir. Dokto­runuz, ne kadar zamandan beri ve hangi miktarda sigara içtiği­nizi soracaktır. Ayrıca akciğer kanserine sebep olan diğer etken­lere maruz kalıp-kalmadığınızı öğrenmek isteyecektir.</p>
<p>Genellikle, kanserin mevcut olduğunu gösteren bir akciğer röntgeni çekilecektir. BT de genellikle yapılır (özellikle kanser, akciğerin merkez kısmında bulunan, geniş hava yollarında ise) ve bilhassa tümörün akciğerdeki lenf bezle­rine sıçrayıp-sıçramadığmı göster­diği için çok önemlidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilimi.com/akciger-kanseri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Astım</title>
		<link>http://www.saglikbilimi.com/astim/</link>
		<comments>http://www.saglikbilimi.com/astim/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Nov 2009 10:19:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenanfoto</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnfeksiyon Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[İç Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[Akciğer hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Astım Hastalığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilimi.com/?p=13201</guid>
		<description><![CDATA[Astım, nefes alma zorluğu nöbet­lerinin nüksetmesi ile ortaya çıkan hava yollarının iltihabi bozukluk­larıdır. Belirtilerin sebebi, akciğer lerdeki nefes alma tüpleri aşağı doğru sıkışıp yapışkan mukoza ile dolunca, akciğerlerin hava alıp-vermesini zorlaştırırlar.Astım, yaklaşık 15 milyon Amerikalıyı etkilemektedir ve nerdeyse bunların üçte biri çocuk­lardır. Çok etkili ve güvenli tedaviler olmasına rağmen, astım ve astıma bağlı ölümler, son [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Astım, nefes alma zorluğu nöbet­lerinin nüksetmesi ile ortaya çıkan hava yollarının iltihabi bozukluk­larıdır. Belirtilerin sebebi, akciğer lerdeki nefes alma tüpleri aşağı doğru sıkışıp yapışkan mukoza ile dolunca, akciğerlerin hava alıp-vermesini zorlaştırırlar.Astım, yaklaşık 15 milyon Amerikalıyı etkilemektedir ve nerdeyse bunların üçte biri çocuk­lardır. Çok etkili ve güvenli tedaviler olmasına rağmen, astım ve astıma bağlı ölümler, son yirmi yılda, dramatik bir şekilde artmıştır.</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-16328" title="astim4" src="http://www.saglikbilimi.com/wp-content/uploads/2009/05/astim4-300x209.jpg" alt="astim4" width="300" height="209" /></p>
<p>Doktorlar ve araştırmacılar, astıma neyin sebep olduğunu  tam olarak anlaya­mamışlardır. Çevreyi kirleten maddeler ve özellikle alerji­lerin, çok önemli bir rol oynadıkan bilinmektedir. Buna ek olarak, astımlı olanlar, muhtemelen, akciğerin hava yollarına (bronşlar), alerjiye sebep olan bir madde girdiği zaman, genetik olarak alerji geliştirmeye eğilimli doğarlar.</p>
<p>Çocuklarda astım, yıllar boyunca ilerler ve sonunda ya tamamen iyileşir ya da daha da ağırlaşır. Bazı kişilerde çocuklukta oluşan astım, akciğerlerde hayat boyu kalıcı olacak hasarlar bırakır. Çocuklardaki kadar ciddi bir astım hastalığı olan yetişkinlerde, akciğerlerin kapasitesi % 10 azalır.<br />
Astım, bazen hayatın ilerleyen yaşlarında, 40&#8242;lı 50&#8242;li yaşlarda, ortaya çıkar. Bazı doktorlar, geç yaşlarda oluşan astımın farklı sebepleri olduğunu ve sonuçlarının, çocuk­lukta oluşan astıma göre daha kötü olduğunu düşünmektedirler, ancak bu düşünceleriyle ilgili olarak tam bir kanıt yoktur.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>SEMPTOMLAR</strong></span><br />
Astım ana belirtileri, öksürük, nefes alma zorluğu ve hırlamadır. Astım nöbeti, gece ya da gündüz, herhangi bir zamanda olabilir. Astım, bazı insanlarda hafif geçerken bazılarının da, nefes alma zorluğu sebebiyle hayatını tehdit eder. Bazılarında, bir astım nöbeti çok hafif geçiştirilirken bir sonraki kriz çok ağır olabilir. Genellikle kendi hırıltınızı duyabi­lirsiniz ve doktor da bir stetoskop yardımıyla duyabilir.<br />
Hafif şiddette veya ağır olsun, bir astım nöbeti korkutucudur. Nefes alamazsınız. Kısmenkor-kudan kısmen de nefes almak için kendinizi çok zorladığınızdan, diğer belirtiler gelişmeye başlar, örneğin kalp atışlarının hızlanması, terleme ve denge kaybı gibi.<br />
Astım atakları arasında, kendi­nizi çok normal hissedebilece­ğiniz gibi belli seviyede sınırlı da hissedeblirsiniz. Soğuk algınlığı ve gripten muzdarip olabilirsiniz, özellikle bronşite karşı çok hassas-laşırsınız veya normal fiziki aktivi-tenin ya da egzersizin ardından soluksuz kalırısınız.<br />
<strong></strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>TEDAVİ SEÇENEKLERİ</strong></span><br />
Hırlama ve nefes alma zorluğu çekiyorsanız, doktorunuzu arayınız. Nöbetler hafif olsa bile doktora gitmek çok önemlidir zira daha ağır atakları önlemek için tedbirler alınabilir. Bir pratisyen hekim, astımlı birçok hastayla ilgilenebilir bunlardan bazılan bir akciğer uzmanına veya alerji uzmanına yönlendirilir.<br />
Astım teşhisi konulması zor olmaz, özellikle de orta şiddette bir kriz geçirdiyseniz. Doktorunuz, ciğerinizi, hava yollarınızı ve cildi­nizi tetkik edecektir; ve nefes alıp-verirken kaslarınızın gerilimini kontrol edecektir. Büyük ihtimalle birçok tahlil yapılacaktır.1 saniyedeki zorlu ekspiratuvar hacim (FEVİ) ölçümü, 1 saniyede ne kadar hava soluk verdiğinizini belirler. Pik akış testi, hangi güçte soluk verdiğinizi ölçen bir testtir; bu işlem sırasında, bir makineye bağlı ağızlıkla kendinizi zorlayarak soluk vereceksiniz.<br />
Normal FEVİ ve Pik akım testi değerleri, yaşınız ve ve ağırlığınız esas alınarak belirlenir. Astımlı olanlarda değerler düşüktür zira soluk verme daralmış hava yollan sebebiyle daralmıştır.<br />
Kanınızdaki oksijen miktarı, ya oksimetre denilen ve parmağınıza bağlanan bir cihazla ya da kan tahliliyle (kan tahliliyle, kandaki karbon dioksit ve asit miktan da ölçülebilir) belirlenir.<br />
Ayrıca, tahlil için balgam öksürmeniz de istenebilir. Buna ilaveten, allerji veya enfeksiyonun nötrofıl denen beyaz kan hücre­lerinin artışından belli olur) belir­lenmesi için kan tahllileri (allerji işaretleri, özel bir beyaz kan hücresi olan cozinofildeki artıştan yansır) yapılır.</p>
<p>Astım şüphesiyle (ancak henüz bir astım krizi yaşamadan) ilk defa doktora gidiyorsanız, size belir­tilerinizi, ne kadar ciddi olduk­larını, bunları tetikleyen etken­leri ve hangi sıklıkta olduklarını soracaktır.<br />
Doktorunuz, sizden astım belir­tilerinizle ilgili bir günlük tutma­nızı ve astım ataklannın nerede ve ne zaman oluştuklarını kaydet­menizi de isteyebilir, iş yerinde mi (iş yerindeki ortam koşullarını öğrenmek için), ilkbaharda mı (polenlerden mi olduğunu öğrenmek için) ya da evde geceleri mi (yatağınızdaki tüy ya da ev akarlarından mı olduğunu öğrenmek için). Aynca, evinizdeki tepe akımlarınızı düzenli olarak, tepe-akım metresi denilen bir el aletiyle, ölçmeniz istenebilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>ALERJİ TESTİ<br />
</strong></span> Alerjileriniz ciddi ve kontrol edilmesi zorsa, doktorunuz belli alerjiler için test yapılmasını önere­bilir. Astımınıza sebep olan alerji­leri belirlemek için &#8220;radyoalerjigo-sorbent&#8221; (RAST) adı verilen bir kan tahlili ile belli alerjenlerin antikor­ları tespit edilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilimi.com/astim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İshal</title>
		<link>http://www.saglikbilimi.com/ishal/</link>
		<comments>http://www.saglikbilimi.com/ishal/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2009 19:11:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenanagustos</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[İç Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Bağırsak Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[İshal Hastalığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilimi.com/?p=14063</guid>
		<description><![CDATA[İshal tamamen virüssel bir hastalığın belirtisidir. Bu hastalık, ABD&#8217;de genelde tedaviye ihtiyaç duyulmaksızın kendi kendine iyileşir. Bununla birlikte ishal ciddiye alınması gereken ve yaşamı tehdit edici bir hastalıktır. Dünyanın her yerinde ishal ve aşırı su kaybı, çocukların ölümüne sebebiyet verebilecek hastalıklardır.
Hafif ve geçici ishal genelde 1-7 gün arasında sonlanın İshalin bu türü çok yaygındır ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İshal tamamen <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/virus/">virüs</a>sel bir hastalığın belirtisidir. Bu hastalık, ABD&#8217;de genelde tedaviye ihtiyaç duyulmaksızın kendi kendine iyileşir. Bununla birlikte ishal ciddiye alınması gereken ve yaşamı tehdit edici bir hastalıktır. Dünyanın her yerinde ishal ve aşırı <a href="http://www.saglikbilimi.com/su/">su</a> kaybı, çocukların ölümüne sebebiyet verebilecek hastalıklardır.</p>
<p>Hafif ve geçici ishal genelde 1-7 gün arasında sonlanın İshalin bu türü çok yaygındır ve genelde doktorunuzu görmenizi gerektirmez. Bu hastalığın en yaygın sebebi virüssel bağırsak enfeksiyonları ve gıda zehirlenmeleridir.</p>
<p><img src="http://www.saglikbilimi.com/wp-content/uploads/2009/06/hastainsan.jpg" alt="hastainsan" title="hastainsan" width="200" height="218" class="alignleft size-full wp-image-16692" /> </p>
<p>Virüssel <a href="http://www.saglikbilimi.com/bakteriyel-gastroenterit/">Gastroenterit</a>, midenin ve ince bağırsağın iltihaplanmasıdır. Genel olarak virüssel enfeksiyonlar gastroenterite sebep olur. Gastroenterite sebep olan iki virüs vardır (rotavirus ve Nonvalk virüsü), ve bu virüsler 6 aylık bebeklerle 2 yaşına kadar çocuklarda ciddi sorunlara sebep olabilirler. Gastroenterit, yaşı ileri çocuklarda ve yetişkinlerde de görülse de belirtileri hafif olur.</p>
<p>Nonvalk virüsü genellikle kabuklu deniz ürünlerinde ya da kirlenmiş suda bulunur ve okullarda, kamplarda, yolcu gemilerinde salgına sebep olur. Genelde ilkbahar ve kış aylarında ortaya çıkar ve belirtiler 24 ila 48 saat arasında sonlanır. Rotavirus ve Nonvalk virsülerinin ikisi de bulaşıcıdır ve insanlar virüse maruz kaldıktan 1-2 saat sonra belirtiler geliştirmeye başlarlar.</p>
<p>İshalle birlikte, gastroenterit virüs bulunduran bireylerde ateş, hafif karın ağrıları ve genelde hafif mide bulantısı gözlenir (kusmaya da sebebiyet verebilir). Yetişkinlerde ise ishal sadece hafif oranda su kaybına yol açar.</p>
<p>Bununla birlikte, <a href="http://www.saglikbilimi.com/k/bebek-ve-cocuk-cocuk-hastaliklari/">bebekler</a>de, su kaybı ciddi bir sorundur ve bu sorun yaşamı tehdit edici bir hal alabilir. Virüssel gastroenterit, su kaybıyla birleştiği zaman özellikle 3 yaşın altındaki çocuklarda hastanede tedaviyi gerektirir.Gıda zehirlenmesi  Gıda zehirlenmesi vakaları hafif ve geçici olur; buna ek olarak yiyecekte büyüyen bir bakteriden kaynaklanır. Bakterilerin kendisi ve toksik maddeler, birlikte, ishal belirtisine sebep olur.</p>
<p>İshalle birlikte diğer belirtiler oluşursa ve bir yiyeceği paylaştığınız bir insanda da aynı belirtilerin oluştuğunu görüyorsanız, gıda zehirlenmesine maruz kalmışsınızdır. Gıda zehirlenmesi ciddi ishale de sebep olabilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>ishal için Ev Reçeteleri</strong></span></p>
<p>İshal, <a href="http://www.saglikbilimi.com/nezle-2/">grip</a>ten gıda zehirlenmesine kadar bir çok çeşit hastalıkta görülen bir problemdir. Doktoru aramanızı gerektirecek kadar ciddi olup olmadığına karar vermeye çalışırken, biraz daha rahat hissetmek ve daha az <a href="http://www.saglikbilimi.com">sağlık</a> sorunuyla karşılaşmak için aşağıdaki evde tedavi yöntemlerini uygulayınız.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Sıvı alımı</strong></span>: İshali önlemek için sık sık oda sıcaklığında su yudumlayın veya size tadı güzel gelen bir sıvıyı almayı tercih edin (kafein ve süt dışında meşrubatlar dahil). Kaybettiğiniz kadar sıvı almaya özen gösterin. Daha çok önerilen ise evde yapılmış bir rehidrasyon çözeltisini veya <a href="http://www.saglikbilimi.com/spor-kemikleri-neden-guclendiriyor/">spor</a> içeceklerini tüketmenizdir. İshali olan bir bebek varsa, ticari olarak üretilmiş elektrolit çözeltisi her eczanede ulaşabileceğiniz bir ilaçtır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Kendinizi iyi hissedene kadar bir şey yemeyin</strong></span>: Pirinç ve pirinçli tahıllar, temiz çorbalar ve et suyu tüketin. Ekmeği, makarnayı, buğday ürünlerini, taze meyveleri, mısırı ve işlenmiş ekmekleri yemeyi bırakın. Bununla birlikte süt ürünlerini de tüketmeyin.</p>
<p>Doktorunuz bir reçetelendirme yapmadan ishal ilaçları almayınız:<br />
Bu tür ilaçlar belirtileri saklayabilir. Salmonella ya da şigella bakterilerinden kaynaklanan vakalarda veya antibiyotiklerden kaynaklanan ishal vakalarında belirtileri daha kötü hale getirerek, bağırsağın bakterileri dışarı atmasını önler.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Yatakta istirahat ediniz</strong></span>: Bu yöntem sadece gücünüzü geri kazanmanızı sağlamayacak aynı zamanda virüssel veya bakteriyel organizmaların vücutta yayılmasını önleyecektir.<br />
İshal:</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Ne Zaman Doktorunuzu Aramalısınız</strong></span></p>
<p><strong>İshalle birlikte aşağıdaki hususlardan herhangi biri ile karşı karşıya iseniz doktorunuzu arayınız:</strong></p>
<p>■  Siyah ya da kanlı dışkınız varsa<br />
■  Dışkınızda <a href="http://www.saglikbilimi.com/e/iltihap/">iltihap</a> varsa<br />
■  Dışkılamaya rağmen <a href="http://www.saglikbilimi.com/karin-agrisi/">karın ağrısı</a> ve <a href="http://www.saglikbilimi.com/e/kramplar/">kramplar</a> rahatlatmıyorsa.<br />
■  Susuş kaldıysanız (Ağzınızda kuruluk hissi, yorgunluk, susamışlık)<br />
■  Yabancı bir ülkedeki seyahatiniz sırasında veya döndükten sonraki bir hafta içinde ishal başladıysa<br />
■  Başka bir durum yüzünden ilaç pullanıyorsanız ve ishal 4 haftadan uzun süredir görülüyorsa<br />
■  İshaliniz 1 haftadan fazla bir süre devam ediyorsa<br />
■  Bağışıklığı baskılayan ilaçlar kullanıyorsanız.</p>
<p><strong>Şiddetli İshal</strong><br />
Günde on sulu bağırsak hareketinden fazlası, şiddetli ishal şeklinde tanımlanır. Kaybettiğiniz sıvıyı yerine koymada zorluğunuz olursa, aşın su kaybetmiş ve susuz kalmış olursunuz. Şiddetli ishal, genellikle, <a href="http://www.saglikbilimi.com/e/diskida-kan/">dışkıda kan</a> veya irin eşliğinde olur (dizanteri).</p>
<p>Şiddetli ishalin sebepleri burada listelenmiş enfeksiyonlardır; ancak iltihaplı bağırsak enfeksiyonu, bazı tümörler ve pankreatik yetersizlik (pankreasın yeterli sindirim enzimi üretememesi hali) nadir rastlanan sebeplerdir.</p>
<p>Şiddetli ishaliniz varsa, doktorunuz, bakteri ya da parazitlerin sebep olduğu enfeksiyonları tespit için, muhtemelen dışkı numunesi isteyecektir. Su kaybı ile karşı karşıyaysanız, bunu yerine koymak üzere solüsyonlar içebilirsiniz veya tuzlu su içeren solüsyonlar damardan tatbik edilebilir.</p>
<p>Şigelloz Şigella bakterisiyle oluşan enfeksiyon ciddi ishale sebep olur. Şigelloz kendini aniden gösterir ve sulu ishale neden olur. Çoğu insanda dışkılama hacmi azalır, sıklaşır ve kanlanır. Az ya da hiç olmayan dışkı üretimi sırasında, ciddi gerilme ve kasılmalar da diğer belirtilerdir.</p>
<p>Şigelloz, kirlenmiş gıda veya su tüketimiyle oluşur. Bu bakteri, daha çok hijyenik koşulların zayıf olduğu yerlerde görülür. Bu hastalık, gelişmekte olan ülkelerde yaygın ve önemli sorunlar teşkil etmektedir (Güney ve Orta Amerika, Afrika, Ortadoğu ve Uzak Doğu). Bununla birlikte, Amerika gibi gelişmiş ülkelerde de sorunlar yarattığı görülmektedir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Salmonella ve kampilobakterle oluşan gıda zehirlenmeleri</strong></span><br />
Bu iki tür bakteri, genellikle tavukların büyük bölümünde (yüzde elliden fazlasında) ve yumurtalarda bulunur. İkisi de hafiften ciddiye gidecek şekilde ishale sebep olabilir ve sonunda antibiyotik kullanılmaksızın iyileşebilir. Bununla birlikte ihtiyar insanlarda, 1 yaşından küçük çocuklarda ve bağışıklık sistemi zayıf insanlarda antibiyotik tedavisine gerek duyulur. İshalin belirtileri ciddiyse, kampilobakter enfeksiyonların antibiyotikle tedavisi önerilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Amipli dizanteri</strong></span> Amipli dizanteri &#8216;Entamoeba histolytica adı verilen bir parazitten kaynaklanır. Genelde aşama aşama gelişir ve tedavi edilmediği taktirde haftalar veya aylarca devam edebilir. Gelişmemiş ülkelerde yaygın olmasına karşın, gelişmiş ülkelerde rastlanmaz.</p>
<p><a href="http://www.saglikbilimi.com/kolera/">Kolera</a>, ince bağırsağın &#8216;vibrio cholerae adı verilen bir bakterinin etkisiyle iltihaplanmasıdır. Bu bakteri, sulu ishale sebep olacak bir toksin salgılar. Kolera ciddi su kaybına neden olur ve hayatı tehdit edici bir özelliği vardır. Bakteriyle temasta bulunmuş kirli sudan veya besinden bulaşır.</p>
<p>Koli basilinden kaynaklanan gıda zehirlenmesi Koli basili her besinden bulaşabilir. Ama en çok et ürünlerinden bulaştığı gözlemlenmiştir. Şigella gibi toksinler salgılayarak ağrılı ve kanlı ishale sebep olur. Küçük kan damarlarına zarar verir (özellikle beyin ve bağırsaktaki) ve ölümcül olabilir. En fazla ihtiyarlarda ve yaşı çok genç olan bireylerde rastlanır. Bu hastalığı önlemenin tek yolu etleri boydan boya pişirmektir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilimi.com/ishal/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Multiple Myeloma</title>
		<link>http://www.saglikbilimi.com/multiple-myeloma/</link>
		<comments>http://www.saglikbilimi.com/multiple-myeloma/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Jun 2009 09:28:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[İç Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Lenf Bezi Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilimi.com/?p=14033</guid>
		<description><![CDATA[Multiple miyeloma; kemik iliğinde kontrolsüzce çoğalan ve plazma hücresi olarak adlandırılan bir beyaz kan hücresi türünün neden olduğu nadir bir kanser türüdür. Plazma hücreleri, enfeksiyöz ajanlarla ve kan dolaşımına giren yabancı maddelerle savaşan antikorlann üretiminden sorumludur. Kemik iliğinde aşırı sayıda plazma hücresinin bulunması, kırmızı kan hücrelerinin, plateletlerin (trombositlerin) ve diğer beyaz kan hücrelerinin üretimini engelleyerek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Multiple miyeloma</strong></span>; kemik iliğinde kontrolsüzce çoğalan ve plazma hücresi olarak adlandırılan bir beyaz kan hücresi türünün neden olduğu nadir bir kanser türüdür. Plazma hücreleri, enfeksiyöz ajanlarla ve kan dolaşımına giren yabancı maddelerle savaşan antikorlann üretiminden sorumludur. Kemik iliğinde aşırı sayıda plazma hücresinin bulunması, kırmızı kan hücrelerinin, plateletlerin (trombositlerin) ve diğer beyaz kan hücrelerinin üretimini engelleyerek anemiye  ve kanamaya karşı daha büyük bir yatkınlığa yol açar.</p>
<p>Aynı zamanda, plazma hücreleri kemiğin giderek güçsüzleşmesine (zayıflamasına) neden olan maddeler de üretir ve ağrı ile kırıklara yol açar. Multipl miyeloma, enfeksiyon riskini arttırabilir çünkü sağlıklı plazma hücreleri antikor üretmede daha az etkili bir duruma gelir. Bazen, kanseröz (kanserleşmiş) plazma hücreleri tarafından üretilen antikorlar, böbreklerin işlevini (fonksiyonunu) yavaşça tahrip eder.</p>
<p>Multipl miyeloma, 50 yaş üzerindeki kişleri daha yaygın bir şekilde etkiler ve siyahlarda (zencilerde) beyazlarda olduğundan iki kat daha sık meydana gelir. Multipl miyelomalı bir kişinin teşhisten sonra ortalama olarak 3 yıl yaşamasına rağmen, birçok kişi daha uzun yaşamakta ve bazıları diğer nedenlerden ötürü ölmektedir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>SEMPTOMLAR</strong></span><br />
Multipl miyelomanın temel özelliği, özellikle sırtta ve kaburgalarda (kaburga kemiklerinde) görülen ve hareket ettiğinizde kötüleşen kemik ağrısıdır. Kemiklerin giderek güçsüzleşmesi (zayıflaması), kırıklara yol açabilir. Kırmızı kan hücrelerinin üretimi miyelomanın kendisine ya da böbrek yetmezliğine bağlı olarak düştükçe, anemi semptomlar gelişebilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>TEDAVİ SEÇENEKLERİ</strong></span><br />
<strong>Hastalık</strong>; kan testlerine, deteriyorasyonu (bozulmayı) ortaya koymak için çekilen kemik röntgenlerine ve bir kemik iliği biyopsisine  dayanılarak teşhis edilir. Kemik iliğindeki aşın plazma hücrelerine ve kanınızdaki azalmış sayıdaki diğer kan hücrelerine ek olarak doktorunuz, kanseröz (kaaser-leşmiş) plazma hücreleri tarafından üretilen antikorların seviyesini de ölçecektir. Multipl miyelomada, çok yüksek seviyede antikorlar mevcuttur. B2-mikroglobulin olarak adlandırılan bir antikor, hastalığın gelişimini belirlemek için özellikle yararlıdır.</p>
<p>Multipl miyelomanın semptomları hafifletilebilir ve insanlar bu hastalıkla uzun, üretken bir hayat sürebilirler. Anemik değilseniz ve semptomlarınız yoksa, doktorunuz hiçbir tedavi önermeyebilir.</p>
<p>Hastalığın erke evrelerinde tedavi, kemik kuvvetinin korunmasını amaçlar ve egzersiz yapmayı, kalsiyum açısından zengin yiyecekler yemeyi ve bifosfonatlar olarak adlandırılan kemik kuvvetlendirici ilaçlar kullanmayı kapsar. Kemiklerinizin ne kadar hasar gördüğüne bağlı olarak doktorunuz, ağır eşyalar kaldırmaktan ya da yorucu etkinliklerden sakınmanızı tavsiye edebilir.</p>
<p>Enfeksiyonla savaşan hücrelerin noksanlığından kaynaklanan artmış enfeksiyon riskinizden dolayı antibiyotik kullanmanız gerekebilir. Hastalığın daha ileri türlerinde, plazma hücrelerini tahrip etmek için kemoterapi  kullanılabilir; bu, geçici bir remisyon (duraksama) yaratabilir fakat sık sık tekrarlanmalıdır.</p>
<p>Radyasyon terapisi veya ağrı kesici ilaçlar, şiddetli kemik ağrısını hafifletmeye yardımcı olabilir. Radyasyon terapisi ağrıyı hafiflet¬mede yararlıdır çünkü hızlı büyüme, yayılma, ve çevredeki kemikler üzerindeki baskıdan dolayı ağrıya neden olan kemiklerdeki kanser hücrelerinden bazılarını öldürür. Yüksek dozda kemoterapi kürleri ve kök hücre nakli de kullanılabilir.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Kemoterpi ile Tedavi Edilen Multipl Miyelomadan Sonra Hayatta </span><span style="color: #ff0000;">Kalma</span></strong><span style="color: #ff0000;"> <strong>(Yaşama) Seyri</strong></span><br />
Kemoterapi, yaşamı uzatabilir ve multipl miyelomanın semptomlarını iyileştire-bilir fakat multipl miyelomayı iyileştiremez (yok edemez). Multipl miyelomayı iyileştirmek (yok etmek) için tek şans sunan şey kemik iliği naklidir fakat kemik iliği nakli genellikle 60 yaşından genç olan ve multipl miyeloma haricinde sağlığı iyi olan kişilerde uygulanır çünkü bu kişilerde başarı olasılığı daha yüksektir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilimi.com/multiple-myeloma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hodgkin Olmayan (Dışı) Lenfomalar</title>
		<link>http://www.saglikbilimi.com/hodgkin-olmayan-disi-lenfomalar/</link>
		<comments>http://www.saglikbilimi.com/hodgkin-olmayan-disi-lenfomalar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Jun 2009 09:16:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[İç Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Lenf Bezi Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilimi.com/?p=14031</guid>
		<description><![CDATA[Hodgkin olmayan (dışı) lenfoma, bazı lenfositler (kemik iliğinde ve lenf bezlerinde üretilen beyaz kan hücreleri), kanseröz (kanserleşmiş) hücrelere dönüştüğünde gelişen bir lenf bezi kanseridir.
Farklı Hodgkin olmayan (dışı) lenfoma türleri; düşük, orta ve yüksek gradiı olmak üzere anormal hücrelerin boyutuna, tipine ve yapısına (paternine) göre sınıflandırılır. Bunlar, mikroskop altında ve hücrelerin yüzeyindeki kimyasalları belirleyip boyayan testler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hodgkin olmayan (dışı) lenfoma, bazı lenfositler (<a href="http://www.saglikbilimi.com/kemik-iligi-nakli/">kemik iliği</a>nde ve lenf bezlerinde üretilen beyaz <a href="http://www.saglikbilimi.com/e/kan-hucreleri/">kan hücreleri</a>), kanseröz (kanserleşmiş) hücrelere dönüştüğünde gelişen bir <a href="http://www.saglikbilimi.com/e/lenf-bezi-hastaliklari/">lenf bezi</a> kanseridir.</p>
<p>Farklı Hodgkin olmayan (dışı) lenfoma türleri; düşük, orta ve yüksek gradiı olmak üzere anormal hücrelerin boyutuna, tipine ve yapısına (paternine) göre sınıflandırılır. Bunlar, mikroskop altında ve hücrelerin yüzeyindeki kimyasalları belirleyip boyayan testler ile gözlemlenebilir.</p>
<p>Düşük gradiı Hodgkin olmayan (dışı) lenfomanın, yüksek gradlı Hodgkin olmayan (dışı) lenfomanınkinden daha yüksek bir hayatta kalma oranı (insanların %75&#8242;i düşük gradiı Hodgkin olmayan (dışı) lenfoma tanısından sonra 5 yıl yaşar) vardır. Düşük gradiı tip yavaş gelişir ve semptomlara neden olmayabilir. Doktorunuz başlangıçta sizi periyodik olarak kontrol (muayene) eder fakat semptomlar görülünceye kadar tedavi uygulamaz.</p>
<p>Orta Hodgkin olmayan (dışı) lenfoma, en yaygın türdür ve tüm vakalann %65&#8242;ini oluşturur. Tüm yaş gruplarını etkiler; görülme sıklığı, büyük ölçüde immunodefisiter akiz sendromlu (AİDS) kişilerde yaygın olduğundan hızla artmaktadır.</p>
<p>Orta Hodgkin olmayan (dışı) lenfoması olan kişilerin hemen hemen yarısı, tedavi olmaksızın iyileştirilebilir. Ancak, tedavi tam bir remisyon (duraksama) yaratmazsa, ortalama hayatta kalma süresi 18 aydan kısa bir süreye düşer.</p>
<p>Yüksek gradiı Hodgkin olmayan (dışı) lenfoma nadirdir (bu hastalığa yakalanmış olan kişilerin %5&#8242;in daha azını etkiler) ve genellikle çocuklar ile genç yetişkinleri etkiler. Üç alt türü; genellikle genç erkekleri hedef alan lenfoblastik lenfomayı, her iki cinsiyetten genç yetişkinleri etkileyen Burkitt lenfomayı ve AIDS&#8217; li kişilerde daha yaygın olan bir yüksek gradiı Hodgkin olmayan (dışı) lenfoma türünü kapsar.</p>
<p>Hodgkin olmayan (dışı) lenfoma, Hodgkin hastalığından  daha yaygın ve daha ciddidir. (Onlu yaşlarında olan) gençlerin ve genç yetişkinlerin bazı nadir Hodgkin olmayan (dışı) lenfoma türlerine daha eğilimli olmasına rağmen, bu kanser 45 yaşın üzerinde en yaygındır ve bu hastalığa yakalanma olasılığı ilerleyen yaşlarda artmaktadır.</p>
<p>Hodgkin olmayan (dışı) lenfoma riski, bir <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/organ-nakli/">organ nakli</a>ni takiben immunosüpresif ilaçlar kullanan kişilerde ve insan immun yetmezlik virüsü (HIV) olan kişilerde olduğu gibi bağışıklığı düşmüş (azalmış) kişilerde de hatırı sayılır derecede artmaktadır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>SEMPTOMLAR</strong></span><br />
Kalıcı (sürekli), ağrısız şişmiş bezlere (genellikle koltuk altı, boyun ya da kasıkta) ek olarak, Hodgkin olmayan (dışı) lenfomalı kişilerde enfeksiyon olmaksızın gelişen açıklanamayan ateş, sini sıklam eden (aşırı) gece terlemeleri, diyet (perhiz) yapmadan meydana gelen kayda değer <a href="http://www.saglikbilimi.com/e/kilo-verme/">kilo kaybı </a>ya da gastrointestinal rahatsızlığı içeren genel semptomlar da gelişebilir. Bu semptomlardan herhangi birini yaşarsanız, doktorunuzu görünüz. İleri Hodgkin olmayan (dışı) lenfomalı bazı kişiler kendilerini iyi hissederler.<br />
<strong><br />
<span style="color: #ff0000;">TEDAVİ SEÇENEKLERİ</span></strong><br />
Doktorunuz ya da hematologunuz, detaylı bir muayene gerçekleştirecektir. Hodgkin olmayan (dışı) lenfomadan şüphelenirse, bir sonraki adım; bulunan habis hücreler hakkında olabildiğince çok bilgi elde etmek için bir lenf bezi örneği almaktır.</p>
<p>Ayrıca radyoloji testleri, hangi lenf bezlerinin etkilendiğini ortaya koyacaktır.Patolojistin yaptığı iş, büyük önem taşımaktadır. Hastalığın seyri, kanser hücrelerinin boyutunu ve tipini bir mikroskop aracılığıyla inceleyerek ve bir lenf bezinin normal yapısını ne ölçüde değiştirmiş oldukları belirlenerek önceden kestirilebilir.</p>
<p>Hücreler küçük olduğunda ve bezin iç yapıları bozulmamış olduğunda hastalık seyri, hücrelerin büyük ve yok edilmiş normal sınırlan olduğundakinden genellikle daha iyidir.</p>
<p>Kanseröz (kanserleşmiş) lenfositler küçük olduğunda, kanser genellikle yavaş gelişir ve hastalık, 15 yıldan fazla bir sürede bir görünüp bir kaybolan belirtilerle artıp azalabilir.Lenfositler büyük olduğunda, kanser daha agresiftir ve tedavi başarılı olmazsa insanlar genellikle birkaç yıl içinde ölürler.</p>
<p>Hodgkin hastalında olduğu gibi, şişmiş lenf bezleri vücut içinde olabilir; röntgen ve bilgisayarlı tomografi  taraması gibi görüntüleme teknikleriyle görülebilirler.</p>
<p>Etkilenen lenf bezi sayısı, hastalığın şiddetini gösteren güvenilir bir işaret değildir. Lenf bezleri tek bir organ sistemi oluşturduğundan, hastalık, karaciğer, deri ya da akciğerler &#8216; gibi diğer yapılara yayıldığında daha ciddi bir hal alır.Genel sağlığınız ve direnciniz, tedavi seçimini etkiler. Fiziksel kondisyonu iyi olan yaşlı bir kişi, tedavinin zorluklarına katlanabilir.</p>
<p>Tedavi, Hodgkin hastalığı için uygulanan tedaviye benzerdir. <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/kemoterapi/">Kemoterapi</a> , standart tedavidir ve genellikle bir remisyon (duraksama) yaratır.</p>
<p>Bu yaklaşım işe yaramazsa, ya da hastalık yinelenirse (nüksederse), kemoterapinin dozu ya da tipi arttırılabilir. Düşük gradlı Hodgkin olmayan (dışı) lenfomalı bir kişi, teşhisten sonra ortalama 6 ila 8 yıl yaşar.Çelişkili (paradoksikal) bir şekilde, erken ölüme yol açabilmesine rağmen agresif orta lenfomanın tamamen iyileştirilme olasılığı, daha az agresif olan bazı lenfomalarınkinden daha yüksektir. Bir kemik iliği nakli  yapılabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilimi.com/hodgkin-olmayan-disi-lenfomalar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hodgkin Hastalığı</title>
		<link>http://www.saglikbilimi.com/hodgkin-hastaligi-2/</link>
		<comments>http://www.saglikbilimi.com/hodgkin-hastaligi-2/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Jun 2009 09:04:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[İç Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Lenf Bezi Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilimi.com/?p=14029</guid>
		<description><![CDATA[Hodgkin hastalığı, lenfoma (lenf bezi kanseri) türlerinden biridir. Her yıl, Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde 7, 000&#8242;den fazla kişiye Hodgkin hastalığı tanısı konulur. En sık 15 ila 34 yaş arası kişiler ile 55 yaş üzerin¬deki kişilerde gelişir. Çocuklarda da gelişebilir. Hodgkin hastalığı tipik olarak bir lenf bezinde başlar ve lenfatik damarlar aracılığıyla düzenli olarak komşu bezlere yayılır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hodgkin hastalığı, lenfoma (<a href="http://www.saglikbilimi.com/e/lenf-bezi-hastaliklari/">lenf bezi kanseri</a>) türlerinden biridir. Her yıl, Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde 7, 000&#8242;den fazla kişiye Hodgkin hastalığı tanısı konulur. En sık 15 ila 34 yaş arası kişiler ile 55 yaş üzerin¬deki kişilerde gelişir. Çocuklarda da gelişebilir. Hodgkin hastalığı tipik olarak bir lenf bezinde başlar ve lenfatik damarlar aracılığıyla düzenli olarak komşu bezlere yayılır. Hodgkin hastalığı, <a href="http://www.saglikbilimi.com/hodgkin-olmayan-disi-lenfomalar/">Hodgkin olmayan (dışı) lenfomalar</a>dan  daha kolay iyileştirilir.</p>
<p>Hodgkin hastalığı, tedavi ve hastalık seyrini belirlemek için tiplerine göre sınıflandırılır ve evrelere ayrılır. Biyopsi örneğinin mikroskop altında nasıl göründüğüne göre sınıflandırılan dört tip Hodgkin hastalığı vardır.</p>
<p>Nodüler skleroz (tip) Hodgkin hastalarının %80&#8242;i kadarında bu tip görülür ve genellikle genç kadınları etkiler. En sıklıkla boyun ve göğüs alanını (kalbin yanında akciğerler arasındaki bölgede bulunan timus (özden), lenf bezleri ve bağ dokuları kapsar) etkiler. Prognoz, genellikle oldukça iyidir.</p>
<p>Lenfositten zengin (tip) Biyopsi örneğinde görülen hücrelerin çoğunluğu, normal görünümlü lenfositlerdir. En ender görülen fakat prognozu en iyi olan tiptir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Karma (mixt) sellüler (tip)</strong></span><br />
Çoğunlukla erkeklerde gelişen yaygın bir lenfomadır ve Hodgkin hastalığının üçüncü en yaygın tipidir. Prognoz, iyicedir.</p>
<p>Lenfositten fakir (tip) Bu nadir tip, bezde normal beyaz kan hücrelerinin eksikliği ve birçok anormal hücrenin varlığı ile karakterizedir. Prognozun en kötü olduğu tiptir. Teşhis sırasında hastalık genellikle yayılmıştır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>SEMPTOMLAR</strong></span><br />
Hodgkin hastalığının seyri genellikle erken teşhis ve tedavi ile büyük oranda iyileşir (düzelir). Aşağıdaki semptomlardan birini yaşarsanız, hemen doktorunuzu görünüz: </p>
<p>Koltuk altı, <a href="http://www.saglikbilimi.com/boyun/">boyun</a> ya da kasıkta ağrısız, şiş bezler;  raş (<a href="http://www.saglikbilimi.com/e/dokuntu/">döküntü</a>) olmaksızın sürekli kaşıntı yapan cilt; diyet (perhiz) yapmadan kilo kaybı ya da sürekli halsizlik. Doktorunuz, başka testlere gerek olup olmadığını değerlendirecektir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>EVRELER</strong></span><br />
Size Hodgkin hastalığı teşhisi konulduğunda, hematologunuz röntgen ve <a href="http://www.saglikbilimi.com/bilgisayarli-tomografi/">bilgisayarlı tomografi</a> taramalarınızı  inceleyecek ve genellikle, <a href="http://www.saglikbilimi.com/kanser-nedir/">kanser</a> hücreleri içeren lenf bezlerini belirleyen ve galyum taraması olarak adlandırılan bir test isteyecektir.</p>
<p>Bazı vakalarda, abdominal (karın bölgesinde bulunan) lenf bezlerinde ve dalakta kar.ser hücrelerinin olup olmadığını belirlemek için cerrahi gerekir. Bu bilgi; uygulanacak olan tedavi türünü, farklı kemoterapi kombinasyonlarını ve radyoterapiye gerek olup olmadığını gösteren hastalık evresinin belirlenmesi için önemlidir. Bu testler, tedavinizin gidişatını değerlendirmek için periyodik olarak tekrarlanır.</p>
<p>Evre I Kanser, tek lenf nodu (düğümü) bölgesiyle sınırlıdır. Evre II <a href="http://www.saglikbilimi.com/diyafram/">Diyafram</a>ın (göğsü karından ayıran kas yumağı) aynı tarafında iki ya da daha fazla lenf nodu (düğümü) bölgesinde kanser gelişir.</p>
<p>Evre HL Kanser, diyaframın her iki tarafındaki lenf nodu (düğümü) bölgelerine, <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/gogus/">göğüs</a> ve karındakiler gibi, yayılmıştır ve dalağa yayılmış ya da yayılmamış olabilir. Evre IV Kanser, kemik iliği ya da karaciğer gibi lenfatik sistem dışındaki organlara yayılmıştır ve yakındaki lenf bezlerine de yayılmış olabilir ya da olmayabilir.</p>
<p>Bu evreler, Romen rakamlarından sonra büyük harfler kullanılarak (örneğin; evre IA ya da evre IB gibi) alt evrelere ayrılır. &#8220;B&#8221; kategorisi; ateş, kilo kaybı ve geceleri yoğun terleme gibi ilgili semptomların görüldüğü anlamına gelmektedir. Evre IIIA&#8217; da, kanser diyaframın üstünde ve altında mevcuttur fakat hiç semptom görülmez. Evre IIIB&#8217; de de, kanser diyaframın üstünde ve altında mevcuttur ve kişide ateş, kilo kaybı ve gece terlemeleri gibi semptomlar görülür.<br />
<strong><br />
<span style="color: #ff0000;">TEDAVİ SEÇENEKLERİ</span></strong><br />
Tedavi ve iyileşme olasılığı, hastalığın ne kadar yayılmış olduğuna ve genel sağlığınıza bağlıdır. Hodgkin hastalığının tüm evreleri; ya erken evrelerde radyasyon terapisi  ile, ya kemoterapi  ile ya da her ikisi ile tedavi edilebilir. Kemoterapi ya da radyasyon terapisinden sonra yinelenmelerin (nükslerin) görüldüğü kişiler için kemik iliği naklinin  kullanımı giderek artmaktadır.</p>
<p>Göreceğiniz tedavi türü, sizin durumunuza göre özel olarak düzenlenecektir. Hematologlar, hastalığın evresini belirleme konusunda çok dikkatli davranmakta; bazen evreyi en doğru şekilde belirlemek için cerrahi kullanmaktadırlar.</p>
<p>Evreniz için en güçlü (etkili) tedaviyi uygulamak önemlidir fakat tedavinin kendisinden kaynaklanan diğer kanser türlerinin gelişme riski yüksek olduğundan tedavinin süresini sınırlandırmak da önemlidir.</p>
<p>Evre I ya da II aşamasında teşhis ve tedavi edilen Hodgkin hastalığına yakalanmış olan kişilerin %80 O a %90&#8242;ı tamamen iyileşir. İlerlemiş  kanser hastası olan kişilerin bile S iyi prognozu vardır. Tedaviden 10 yıl sonra, iyileşmiş (hastalıktan kurtulmuş) olan kişilerin °/650 ila %80&#8242;ı sağlıklı kalır (bu hastalığa tekrar yakalanmaz).</p>
<p>Radyasyon terapisi; hastalığın erken, az ilerlemiş evrelerinde ya da kanser üst bedeni etkilendiğinde yalnız başına uygulanabilir. Kemoterapi yalnız başına ya da radyasyon terapisi ile birlikte kullanılabilir. Kemoterapi genellikle, kanserin vücudun birçok bölgesine yayılmış olduğu daha ileri vakalarda reçete edilir.</p>
<p>Her iki tedavi türünden sonra da başka bir kemoterapi türü ile tedavi edilebilen yinelemeler (nüksler) meydana gelebilir. Bu işe yaramazsa, bir <a href="http://www.saglikbilimi.com/kemik-iligi-nakli/">kemik iliği nakli</a> ya da kök hücre nakli yapılabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilimi.com/hodgkin-hastaligi-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kalp Ve Kan</title>
		<link>http://www.saglikbilimi.com/kalp-ve-kan/</link>
		<comments>http://www.saglikbilimi.com/kalp-ve-kan/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Jun 2009 17:44:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenanfoto</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Kan ve İmmün Sistem Patolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[İç Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilimi.com/?p=13881</guid>
		<description><![CDATA[Kanınız, besin maddelerini vücudunuzdaki her bir hücreye taşır ve aynı zamanda hücreler tarafından üretilen atık maddeleri de taşır. Bu görevi yerine getirmek için  kanın sürekli olarak dolaşması gerekir. Karın vücutta dolaşmasından kalp ve kan damarları sorumludur.
Kanın pompalanması Kalp bir pompadır ve sadece bir yumruk büyüklüğünde olmasına rağmen, kayda değer bir kuvveti ve dayanıklılığı vardır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kanınız, besin maddelerini vücudunuzdaki her bir hücreye taşır ve aynı zamanda hücreler tarafından üretilen atık maddeleri de taşır. Bu görevi yerine getirmek için  kanın sürekli olarak dolaşması gerekir. Karın vücutta dolaşmasından kalp ve kan damarları sorumludur.</p>
<p>Kanın pompalanması Kalp bir pompadır ve sadece bir yumruk büyüklüğünde olmasına rağmen, kayda değer bir kuvveti ve dayanıklılığı vardır. Kalp, dört odacıktan oluşan bir kastır. Vücut venlerinden (toplardamarlanndan) geri dönen oksijeni tükenmiş kan, sağ üstteki odacığa (sağ atrium (kulakçık)) girer ve alttaki odacığa (sağ ventrikül (karıncık)) damlar; buradan da pulmoner arterler (akciğer atardamarlan) aracığıyla akciğerlere pompalanır.</p>
<p>Kan akciğerlerden geçerken oksijen alır ve karbondioksit bırakır. Kan daha sonra pulmoner venlerden (toplardamarlardan) akciğerlere geri döner; kalbin sol üst tarafındaki odacığa (sol atrium (kulakçık)) girer; alttaki odacığa (sol ventrikül (kanncık) damlar; buradan da vücuttaki en büyük arter (atardamar) olan aort aracı­ğıyla tüm vücuda pompalanır.</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-15938" title="kalp1" src="http://www.saglikbilimi.com/wp-content/uploads/2009/06/kalp1-300x267.jpg" alt="kalp1" width="300" height="267" /></p>
<p>Ventriküller (karıncıklar) vücudunuza dakikada 5 quart (yaklaşık 5 litre) kan pompalar. Kan, tüm dokulara ulaşmak için 60,000 millik kan damarla­rını dolaşır. Uyuyor da olsanız, uyanık da olsanız kalbiniz her zaman atar ve 80 yaşınıza geldi­ğinizde yaklaşık olarak 2 ila 3 milyar kez atmış olacaktır.</p>
<p>Kalp ritmi Kalbin pompalama ritmi, kalp kasında bulunan ve sinoatriyal düğüm (SA) olarak adlandırılan küçük bir grup uyarı doğuran (pacemaker) hücre tarafından başlatılır.<br />
SA düğümü, sağ artriumda (kulakçıkta) bulunur. Kendi kendine (otomatik olarak) atar fakat beyinden de emirler alır. Beyin sürekli olarak fiziksel güç harcama seviyesini, kandaki oksijen mikta­rını ve arterlerdeki (atardamarlar-daki) baskıyı gözlemler. Beyin, kalp hızının arttırılması ya da düşürül­mesi gerektiğini hissederse, sinir­lerden SA düğümüne ulaşan bir sinyal gönderebilir.<br />
Örneğin; dinlenir bir pozisyon­dayken çok ani bir şekilde ayağa kalkarsanız, kan basıncınız (tansi­yonunuz) hızla düşebilir ve bu da başınızın dönmesine neden olur. Kan başmandaki (tansiyondaki) bu düşüş, arterlerdeki (atardamarlardaki) sinir uçları tarafından algılanır. Bu sinir uçlan, bu bilgiyi beyne iletirler. Sonra beyin, sinirler aracılığıyla SA düğümüne bir mesaj gönderir ve SA düğümü, kalbe hızlanmasını söyler.<br />
Kalbin atmasını sağlamak için SA düğümü önce altlarındaki ventriküllere (karıncıklara) kanı pompalayan iki atrianın büzülme­sini sağlayan bir elektrik sinyali gönderir. Sonra bu sinyal, atriyoventriküler (AV) düğüm olarak adlandırılan ikinci bir grup özel hücreye ulaşır.Buradan, özel lif demetleri (demet dallan olarak adlandırılır) sinyali sol ve sağ ventriküllere (karıncıklara) taşır ve ventriküllere kasılıp kanı kalpten dışarı pompa­lamasını söyler.</p>
<p>Çok çeşitli anormallikler kalp ritmini etkileyebilir. Bu aanormal-liklerin bazılan çok ciddi olabilir; diğerleri ise zararsızdır ve tedavi gerektirmez.<br />
Kalp kapaklan Kalpte, kam kalpten doğru bir şekilde akması için yönlendiren dört önemli kapak vardır. Mitral kapak, sol atrium (kanncık) ve sol ventrikül (kulakçık) arasında; triküspit kapak da sağ ventrikül (kulakçık) ve sağ atrium (kanncık) arasında bulunur.<br />
Bu kapaklar, atria ve ventriküller (kulakçıklar) arasında kapı görevi görürler kanın atriadan ventriküllere (kulakçıklara) pompalanmasına izin vermek için açılırlar ve ventriküller (kulak­çılar) kanı pompaladığında kanın atriuma geri akmasına engel olmak için de kapanırlar.</p>
<p>Aort kapağı, sol ventrikül (karıncık) ile aort arasında; pulmonerik kapak da, sağ ventrikül (karıncık) ile pulmoner arter (akciğer atardamarı) arasında bulunur. Bu kapaklar, kanın kalpten dışarı pompalanma­sına müsaade ederler ve kanın kalbe geri akmasını önlerler. Bu kapaklar hasar gördüğünde, kalp normal fonksiyonunu yerine getiremeyebilir.<br />
Kalbin örtüsü Kalp, perikar-dium olarak adlandırılan ince bir kılıfla kaplıdır. Perikardiyal kese, kalbi sarar ve korur. İltihaplandı­ğında, kalbin pompalama hareke­tini engelleyerek göğüs ağnsına neden olur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilimi.com/kalp-ve-kan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İç Organların Fiziksel Muayenesi</title>
		<link>http://www.saglikbilimi.com/ic-organlarin-fiziksel-muayenesi/</link>
		<comments>http://www.saglikbilimi.com/ic-organlarin-fiziksel-muayenesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 May 2009 15:59:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumtanesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[İç Hastalıklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilimi.com/?p=13256</guid>
		<description><![CDATA[Doktorlar, karın bölgeme baskı uygularken neyi anlamaya çalışıyorlar?
Cevap: Organlardaki, özellikle de karaciğer, dalak ve böbreklerdeki genişlemeye bakıyorlar. Ayrıca, kist veya kanser habercisi olabilecek, olağandışı herhangi bir şişlik olup olmadığına da bakıyor olabilirler. Geniş kan damarlarındaki anomaliler de, doktor tarafından anormal nabız atışı olarak yorumlanabilir. Son olarak, bir sağlık sorununun habercisi olabilecek hassasiyetler olup olmadığına da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Doktorlar, karın bölgeme baskı uygularken neyi anlamaya çalışıyorlar?</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Cevap:</strong></span> Organlardaki, özellikle de <a href="http://www.saglikbilimi.com/karaciger-absesi/">karaciğer</a>, <a href="http://www.saglikbilimi.com/dalak-rupturu/">dalak</a> ve <a href="http://www.saglikbilimi.com/bobrekler-ve-su-elementi/">böbrekler</a>deki genişlemeye bakıyorlar. Ayrıca, kist veya <a href="http://www.saglikbilimi.com/e/kanser-hastaliklari/">kanser</a> habercisi olabilecek, olağandışı herhangi bir şişlik olup olmadığına da bakıyor olabilirler. Geniş kan damarlarındaki anomaliler de, doktor tarafından anormal nabız atışı olarak yorumlanabilir. Son olarak, bir sağlık sorununun habercisi olabilecek hassasiyetler olup olmadığına da bakıyor olabilirler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilimi.com/ic-organlarin-fiziksel-muayenesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

