İnfeksiyon Hastalıkları

Komplike üriner sistem infeksiyonlarının tedavisi

Üriner sistem infeksiyonlarının tedavisinin en problemli olan kısmını, taş, sonda gibi yabancı cisimler ya da nörojenik mesane gibi fonksiyonel bozukluklar olduğu durumlarda gelişen infeksiyonlar oluşturur. înfeksiyona yatkınlık sağlayan bu nedenler ortadan kaldırılmadan antimikrobiyal tedavide başarı sağlamak oldukça zordur. Bu nedenle tedavinin bir prensibi mümkün olduğunca olayı komplike hale getiren sebebin [...]

Üst üriner sistem infeksiyonları

Üst üriner sistem infeksiyonu olan hastalarda her zaman gramnegatif sepsis riski (% 15-20) vardır. Bu nedenle tanı konur konmaz aktif, hızlı ve uygun tedavi gerekir. Tercihan hastaneye yatırılarak takip ve tedavi edilmelidirler. İdrar kültürü alındıktan sonra, empirik antibiyotik tedavisi verilebilir. Her bölgenin , her hastanenin kendi flora ve antibiyotik duyarlılık  [...]

Alt üriner sistem infeksiyonları

Daha önce belirtildiği gibi, üriner sistem infeksiyonlarının en sık olanıdır. İnfeksiyon alt üriner sisteme lokalizedir. Bu bölgede verilen antibiyotikler idrarda konsantre olmakta ve kolaylıkla etkili düzeylere ulaşabilmektedir. Bu esastan hareket ederek tek doz kısa süreli antibiyotik tedavisi kavramı geliştirilmiştir.
Tek doz-kısa süreli antibiyotik tedavisinin diğer antibakteriyel tedavi rejimlerine göre bazı [...]

İnfeksiyon yerinin lokalizasyonu

İnfeksiyon yerinin lokalizasyonu tedavi yönteminin seçimi ve prognoz açısından oldukça önemlidir. Ancak bugüne kadar kesin ve zararsız bir yöntem geliştirilememiştir. Kullanılan pek çok yöntemler vardır.
1. İndirekt Yöntemler:
Sintigrafik çalışmalar hariç bu testlerin hepsi oldukça duyarlılıkları düşük ve nonspesifik testlerdir.
a. İdrar konsantrasyon testi: Üst üriner sistem infeksiyonlarında idrar konsantrasyon yeteneğinin [...]

Radyografik Tetkikler

Üriner sistem infeksiyonu ile beraber vezikoüreteral reflü, taş ve diğer obstrüksiyon yapan nedenler olduğu durumlarda gerekli ve faydalıdır. Çocuklar ve erkeklerde ilk üriner sistem infeksiyonunda, kadınlarda ise tekrar eden üriner sistem infeksiyonlarında mutlaka ultrasonografık inceleme yapılıp, intravenöz pyelografi çekilmeli ve işeme sonrası radyogramlar alınmalıdır

İdrar Kültürü

Üriner sistem infeksiyonu kesin tanısı idrar kültürü ile konur. Kültür için idrar örneği, orta akım idrar, kateter ve, suprapubik aspirasyon yöntemleri ile alınabilir. Pratikte en çok kullanılan orta akım örneğidir. Gerekli temizlikten sonra, kişi bir miktar idrarı dışarı yapar. Takiben orta akımdan idrar kültür tüpüne alınır. Bu teknikle suprapubik aspirasyon [...]

Renal Fonksiyonlarda Değişiklik

Üst üriner sistem infeksiyonlarının seyri sırasında özellikle idrar konsantrasyon yeteneğinde bozulma meydana gelir. Böbreklerdeki inflamasyon ve prostaglandin sentezinin artması ile ilgilidir. Geri dönüşlüdür. Bu geri dönüş antimikrobiyal tedavi ve prostaglandin sentez inhibitörleri ile çok daha çabuk meydana gelmektedir.
Komplike vakalarda, özellikle obstrüksiyon olduğu durumlarda tekrarlayan infeksiyonlarla böbreklerde kalıcı hasar ve [...]

Mesanenin tam boşalmaması

Mesane boynu obtrüksiyonu, üretral valv ve strüktürler, prostatik hipertrofî, mesane prolapsusu, poliomyelit, diabetik veya diğer nöropatiler ve medülla spinalis zedelenmeleri buna neden olabilir. Bu hastalarda mesane distansiyonu meydana gelir. Bu mesane kanlanmasını bozarak savunma sisteminde bozukluklara yol açar. Ayrıca boşaltılamayan idrarın üreme ortamı teşkil etmesi ve sık sonda takılma ihtiyacı [...]

Vesikoüreteral reflü

Sürekli olarak bakterilerin üremesine uygun bir ortam sağlayarak üriner sistem infeksiyonunu kolaylaştırıcı etkisi vardır. Ayrıca reflü olan sistemlerde infeksiyon kolaylıkla böbreklere ulaşır. Bu bölgedeki sık infeksiyonun özellikle çocuklarda böbrekte skarlar, kronik değişikliklere yol açtığını gösterir çalışmalar vardır. Reflünün kendisinin mekanik ve immun mekanizmalarla böbreklerde kronik değişikliklere yol açtığı, infeksiyonun [...]

İdrar akımının obstrüksiyonu

Perineumdan böbreklere kadar tüm seviyelerde olabilir. En önemli predispozan nedendir. Obstrüksiyon idrar akımını bozarak bakteri üremesi için iyi bir ortam teşkil edecek idrar birikimine neden olur. Ayrıca aynı mekanizma ile idrarın mekanik yıkayıcı etkisi de engellenir. Obstrüksiyon nedeni ile intrarenal basınç artar. Bu renal kanlanmanın bozulmasına, böylece koruyucu elemanların [...]

Mikroorganizmaların Özelllikleri

Bakteri sayısı: Sayı arttıkça infeksiyon meydana gelmesi kolaylaşır. İnfeksiyonun meydana geldiği yere göre bakteri sayısı önem kazanır. Örneğin böbrek medullasında osmalitenin yüksek, pH’nin düşük, amonyum konsantrasyonunun fazla olması nedeni ile kompîeman ve lökosit fonksiyonları bozuktur. Ayrıca bu bölgenin kanlanması diğer yerlere göre daha azdır. Bu sebeplerle medullada infeksiyon kortekse [...]

PATOGENEZ

Üriner sistem infeksiyonunda bakteri sisteme esas olarak üç yolla gelebilir. Bunlardan lenfatik yolla infeksiyon meydana geldiğine dair belirgin bir kanıt yoktur. Hematojen yolla nadir olarak staphylococcus sepsisi sırasında staphylococcus ile üst üriner sistem Infeksiyonu ve bazı candida infeksiyonlan meydana gelmektedir^
Üriner sistem infeksiyonlarının çok önemli bir kısmı asendan yol ile meydana [...]

EPROEAOYOLOJI VE ETKENLER

Üriner sistem infeksiyonu görülme sıklığını belirleyen pek çok faktör vardır. Bunlardan hastanın yaş ve cinsi, altta yatan hazırlayıcı faktörlerin varlığı, hastanın bulunduğu ortam önemli olanlarıdır.
Hastalık yeni doğan döneminde ortalama % 0.5 oranında görülür. Erkek ve kız çocuklarda eşittir. Okul öncesi dönemde kız çocuklarda daha sıktır, % 3-5 oranında görülür. Bu dönemde [...]

URINER SİSTEM İNFEKSÎYONLARI

Üriner sistem İnfeksiyonlan özellikle genç kadınlar ve yaşlılarda olmak üzere, infeksiyon hastalıkları içerisinde en sık görülen hastalıklardandır. Önemli derecede tanı ve tedavi masrafları, iş gücü kaybına neden olur ve topluma önemli maddi yük getirirler. Ayrıca yine yaşlı hastalarda diğer bazı hastalıkların üstüne eklenerek mortaliteyi arttıran önemli bir faktördür. Son yıllarda [...]

DERECELENDİRME YÖNTEMLERİ VE PROGNOZ

Günümüzde İA infeksiyonları derecelendirmede APS (acute physiology score), APACHE I (acute physiology and chronic health evaluation) APACHE II, SSS (septic severity score), SİS (sepsis in-dex of survival), MPI (Mannheim peritonitis index), SISS (surgical infection stratiiîcation system), PIA II (peritonitisindexAltona II) gibi bir çok sistem kullanılmaktadır. Tedavi ile ilgili faktörlerin derecelendirildiği [...]

FİBRONEKTİN

Fibronektin ise normalde organizmada bulunan, kuvvetli opsonik bir alfa-2-glikoproteindir. Hayvanlarda ve insanlardaki çalışmalarda ağır travma, İA infeksiyon ya da sepsiste 1 saat içinde fibronektin düzeylerinde hızlı düşüşler gösterilmiştir. Bu nedenle sepsiste görülen azalmış fagositozdan opsonik proteinlerin düzeyindeki azalmanın sorumlu olabileceği düşünülmüştür. Yanık ya da sepsis oluşturulduktan sonra görülen akut serum [...]

İNTERLEUKIN

înterleukin 2 (İL-2) ise lenfosit kökenli bir mediyatördür (lenfokin) ve konakçının özgül hücresel ve hümoral yanıtı üzerindeki etkileri bir çok araştırmaya konu olmaktadır. Bir çalışmada farelere rekombinan insan IL-2’sinin intraperitoneal verilmesinden 18 saat sonra E.coli intraperitoneal injekte edildiğinde, kontrol grubunda sağkalım 0 iken ,IL-2 verilenlerde sağkalım %90 olmuştur. Aynı çalışmada [...]

BASKILAYICI T-HÜCRE FAKTÖRÜ

Deneysel modellerde organizmanın İA abseye immün yanıtından, hümoral sisteme ek olarak T hücrelerinin de sorumlu olduğu gösterilmiştir. B.frajilis kapsül polisakkaridi ile immünize farelerin splenik T hücrelerinden elde edilen supresor T hücre faktörü ve B. fragilis 24 saat ara ile farelere verildiğinde hayvanlarda abse formasyonu %87.5 oranında engellenmiştir.

Mikrobiyoloji ve antimikrobiyal tedavi

Gastrointestinal yada jinekolojik kaynaklı, üst ya da alt İA in-feksiyonlar, bilindiği gibi polimikrobial infeksiyonlardır. Stone ve ark. bir çalışmasında İA infeksiyonlarda hasta başına ortalama 1.8 aerobik ve 2.4 anaerobik, Lorber ve Swenson’un çalışmasında hasta başına 1.3 aerobik ve 2.6 anaerobik mikroorganizma izole edilmiştir. İA abselerin % 60′ında yalnız ya da [...]

YÖNLENDİRİLMİŞ VE YÖNLENDİRİLMEMİŞ İKİNCİL AMELİYATLAR

Yönlendirilmiş abdominal eksplorasyon yakın geçmişte yapılmış abdominal eksplorasyon varsa, radyolojik ve/veya radyoizotopik incelemeler sonucunda ÎA infeksiyon için kuvvetli kuşku varsa yapılmaktadır. Hastanın klinik gidişi ekstraabdominal bir nedenle açıklanamıyorsa, somut bir ÎA nedenin de gösterilemediği durumlarda yapılan eksplorasyon ise yönlendirilmemiş eksplorasyondur. Mortalitesl çok yüksek olan yönlendirilmemiş eksplorasyonlar yerine, bakteriyemi ya [...]

KARIN KAPATMA TEKNİKLERİ VE PLANLI TEKRAR AMELİYATLAR

aygın peritonitli hastalarda bazı merkezlerde karın ya hiç kapatılmamakta ve açık tedavi uygulanmakta ya da kann kapatılması sırasında yama kullanılmaktadır. Her iki yöntemin avantajları ve dezavantajları mevcuttur.

İA infeksiyon tedavisinde programlı tekrar ameliyatlar (etappenlavage) da uygulanmaktadır. Kann kapatılması sırasında fermuar kullanımı ile uygulamada kolaylık sağlanan bu tür ameliyatlar ile 24 [...]

PERİTONEAL LAVAJ

Peritoneal lavaj teknikleri ise yine tartışmalı bir konudur. DüTüz peritonitlerde intraperitoneal antibiyotiklerle lavaj birçok klinik ve deneysel çalışmada denenmiş, ek bir yarar genellikle sağlanamamıştır. Bazı klinik ve deneysel araştırmalarda diffüz peritonitlerde ameliyat sonrası intraperitoneal drenler yoluyla dengeli tuz solüsyonları ya da serum fizyolojik ile sürekli peritoneal lavajın mortalite ve morbiditeyi [...]

Radikal peritoneal debridman

Ameliyat sırasında radikal peritoneal debridmanın gerekli olup olmadığı halen kesinliğe kavuşmamış bir konudur. İA infeksiyonlarda peritoneal kavitede kalan, rezidüel bakteriyle yüklü İîbrinöz eksudanm bakteriyal proliferasyon ve devam eden invaziv infeksiyon için kaynak olabileceği düşünülmüştür. Deneysel çalışmalarda bu fibrinöz eksudaların debridmanının yararlan gösterilmişse de Poîk ve ark.’ nın karşılaştırmalı klinik [...]

PERKÜTAN DRENAJ CERRAHI TEDAVİ

A infeksiyonlarda cerrahi tedavi uygulandığı durumlarda İse kann kapatma teknikleri, ameliyat sonrası peritoneal irrigasyonlar ve reoperasyon tartışmaları gündeme gelmektedir. Bütün bunlar peritoneal kavitenin yeterli drenajının sağlanması için düşünülmektedir. John Yates’In 1905′te ortaya attığı “peritoneal kavitenin drenajının fizik ve fizyolojik olarak olanaksızlığı” fikri halen geçirliliğini korumakta ve tartışmaların temelini oluşturmaktadır.

PERKÜTAN DRENAJ

errahi ve radyoloji departmanlarının İA infeksiyon düşünülen hastalara entegre, kombine yaklaşımı hasta bakımı ve sağaltımı açısından ilerlemeleri beraberinde getirmiştir. USG ya da BT’nin yol göstericiliğinde İA abselere uygulanan perkûtan drenaj geçici

palyasyon ya da kür amacıyla kullanılmaktadır.
BT ile abselerin perkütan aspirasyonunu ilk kez tanımlayan Haaga ve ark. ve diğer bazı yazarlar, intraabdominal [...]

Sayfa 10 of 16« İlk...«6789101112131415»...Son »