İnfeksiyon Hastalıkları

GRANÜLOMA İNGUİNALE KLİNİK BULGULAR

İnkübasyon süresi birkaç gün ile birkaç ay arasındadır. İlk klinik belirti genital bölgede hızla ülsere olan bir papüldür. Ülser kenarları düzensiz, çentikli ve deriden kabarıktır. Tabanı kirli kırmızı renkte ve kaldırım taşı görünümündedir. Ülser ağrılıdır, pürülan olmayan bir akıntısı vardır. Ülserin yanında yine inguinal bölgede deriden kabarık, yuvarlak şişlikler mevcuttur. [...]

GRANÜLOMA İNGUİNALE

Granüloma inguinale (GI) gramnegatif bakteri Calymmatobacterium granulomatis’in neden olduğu, esas olarak genital, inguinal ve anal bölge cilt ve ciltaltı dokusunu tutan, cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır.
Hastalık, Asya, Afrika ve Amerika’nın subtropikal bölgelerinde sıktır. Gelişmiş ülkelerde nadirdir. 1972 yılında İngiltere’den 5, ABD’den 168 vaka bildirilmiştir, sosyoekonomik durumu düşük olan toplumlarda, [...]

ULENFOGRANULOMA VENEREUM TEDAVİ

LGV tedavisi için Önerilen şemalar şunlardır:
Tetracycline günde 4 kere 500 mg, en az 2 hafta, PO.
Doxycycline günde 2 kez 100 mg, en az 2 hafta, PO.
Erythromycin günde 4 kere 500 mg, en az 2 hafta, PO.
Sulfamethoxazole günde 2 kez 1 gr, en az 2 hafta, PO.
Tetracycline ilk tercih edilmesi [...]

ULENFOGRANULOMA VENEREUM TANI

LVG tanısı ya lezyondan alınan materyalden kültürde Chlamydia’nın gösterilmesi ya da serolojik testlerle konur. Chlamydialar intrasellüler olarak üreyebilen ajanlar olduğundan kültür ya embrio sarıkesesi ya da doku kültürlerinde yapılabilir. İnfekte lenf bezlerinden aspirasyon ile elde edilen materyelde Chlamydlalan direkt olarak, Immunofloresans yöntemlerle de göstermek mümkündür. Ancak rutinde sık kullanılan [...]

ULENFOGRANULOMA VENEREUM KLİNİK BULGULAR

Inkübasyon süresi 5-21 gündür. Takiben gelişen klinik bulgular erkek ve kadınlarda değişiktir. Erkeklerde kuluçka dönemini takibeneksternal genital organlar üzerinde 1-3 mm çaplı, belli belirsiz, ağrısız bir papül gelişir. Genellikle fark edilmeden 1-2 günde kendiliğinden iyüeşir. 7-30 gün, bazen de aylar sonra bölgesel lenf bezlerinde tutulum meydana gelir. İnguinal ve femoral [...]

ULENFOGRANULOMA VENEREUM

Lenfogranuloma venereum (LGV), lenf kanallarını tutan, kadın ve erkekte değişik klinik bulgularla seyreden, Chlamydia cinsi mikroorganizmaların neden olduğu cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır.
Hastalık özellikle tropikal ve subtropikal iklimlerde olmak üzere tüm dünya ülkelerinde görülür. ABD ve Afrika ülkelerinde endemik olarak bulunur. Sosyoekonomik durumu düşük olan toplumlarda daha sıktır. 1972 yılında [...]

YUMUŞAK ŞANKR TEDAVİ

H. ducreyi’nin antibiyotik duyarlılığı bölgelere göre değişiklik göstermekle beraber önerilen şemalar şunlardır:
Erythromycin günde 4 kez 500 mg, 7 gün, PO.
Ceftriaxone 250 tek doz, İM.
TMP-SMX (160/800 mg) günde iki kez, 7 gün, 
TMP-SMX 640/3200 mg tek doz. PO.
Amoxicillin 500 mg clavulanic acid 125 mg günde 3 kez, 7 gün,
Cinsel partnerler de aynı şekilde [...]

YUMUŞAK ŞANKR AYRICA TANI

Yumuşak şankr lezyonlan, sifiliz, herpes genitalis, lenfogranuloma venereum, granuloma inguinale ve travmatik lezyonlardan ayrılmalıdır. Özellikle sifıliz ve herpes genitalis ile sık karışır. Bir arada oldukları durumlarda oldukça sıktır. Bu nedenle şüphelenildiğinde özellikle sifiliz için serolojik testler mutlaka yapılmalıdır.

YUMUŞAK ŞANKR TANI

Yumuşak şankrda tanı lezyonun tipik görünümü, lezyondan yapılan direkt yaymalarda bakterinin gösterilmesi ya da kültürde üretilmesi ile konur. Tanı için cilt testi veya serolojik bir test yoktur. Kültür, lezyon üzerindeki nekrotik materyal serum fizyolojik ile yıkanarak kaldırıldıktan sonra kültür çubuğu lezyon kenarlarına sürülerek, ya da infekte lenf bezlerinden aspirasyon ile [...]

YUMUŞAK ŞANKR KLİNİK BULGULAR

İnkübasyon süresi genellikle 3-5 gündür. Bakterinin virulansına göre 2 ile 14 gün olabilir. Tipik lezyon sonraları vezikül, püstül sonuçta da keskin kenarlı, ağrılı bir ülser haline gelen inflamatuar bir makûldür. Ülserin tabanı, gri renkli bir eksuda ile kaplıdır, kaldırıldığında altından iltihabi granülasyon dokusu çıkar. Genellikle çevre cilt dokusu eritematözdür. [...]

YUMUŞAK ŞANKR

Yumuşak şankr gramnegatif basil Hemophilus ducreyi’nin neden olduğu cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır.
Afrika, Uzak ve Orta Doğu, orta ve güney Amerika’da sık görülür. Bu bölgelerde sifilizden daha yaygındır. Hijyenik şartları düzgün olan ülkelerde oldukça nadirdir. 1972 yılında İngiltere’den 49, A.B.D.’den 12987 vaka bildirilmiştir. Ülkemizde sıklığı ile ilgili yapılmış bir çalışma [...]

Gebelik ve sifiliz

Tüm gebe kadınlara ilk prenatal kontrolde nonspesifik serolojik testlerden biri yapılmalıdır. Sifiliz için riskli olan kişilerde test üçüncü trinestirde tekrar edilmelidir. Bebekler için ilerideki takiplerde başlangıç değer olmak üzere kord kanından da sifiliz antikorları mutlaka test edilmelidir.
Seropozitif hastalar hemen öykü, fizik muayene ile değerlendirilmeli, nonspesifik serolojik testler kantitatif olarak tekrar [...]

Geç Sifiliz

(Nörosifiliz hariç 1 yıldan daha uzun süredir devam eden her türlü sifiliz vakası) : Benzathine penicillin G haftada 1 kez 2.4 milyon ünite, İM, takip eden üç hafta süreyle. Tedavi süresi erken sifilizdeki gibi kesin değildir. Genel olarak daha uzun süredir devam etmekte olan vakalar, daha uzun süre tedavi gerektirirler. [...]

Erken Sifiliz

Primer, sekonder ve 1 yıldan daha kısa süreli latent sifiliz vakaları) : Benzathine penicillin G tek doz 2.4 milyon ünite İM ile tedavi edilir. Penicillin allerjisi olan kişilerde tercih edilecek ilaç: Tetracyclin HCI günde 4 kez 500 mg, 15 gün PO dir. Penicillin allerjisi olup, Tetracyclin tolere edemeyen hastalarda ise Erytromycin [...]

TPHA (Treponema pallidum hemagglutinasyon assay)

Treponemal antikorları göstermek için uygun bir testtir. Ancak FTH-ABS testinden daha az hassastır.
TPHA ve FTH-ABS testleri nonspesifik testleri teyit etmek amacıyla yapıldığında çok hassas testlerdir. Normal populasyonda tarama amacıyla kullanıldıklarında % 1 civarında falsepozitif sonuç verir.
Geç dönemdeki sifiliz hastalarında VDRL testi % 30 vakada negatiftir. Bu nedenle geç sifiliz vakalarında FTA-ABS [...]

Serolojik Testler

Sifiliz tanısı için serolojik testler infeksiyonun seyri sırasında gelişen iki tür antikorun gösterilmesi esasına dayanır. Bu antikorlar nonspesifik reaginik antikorlar ve spesifik antitreponemal antikorlardır.
Nontreponemal reaginik antikorlar T.pallidum ile konak hücreleri etkileşimi sonucu meydana gelen lipoidal antijenler ve mikroorganizmin kendi lipoidal antijenlerine karşı gelişmiş IgG ve IgM grubu antikorlardır. [...]

Direkt İmmunofloresans

Yukarıda sözü edilen lezyonlardan aynı yöntemle alınan örnek lam üzerine yayılır. Üzerine fioresein ile konjüge edilmiş antiTreponema pallidum antikoru ilave edilir. Eğer örnekte Treponema pallidum varsa antikor ona yapışır. Ultraviole ışıkta immunfloresan mikroskopta görünür hale gelir. Örnek alınan yerde bu inceleme yapılamıyorsa materyel lama yayılıp kurutularak incelemenin yapılacağı merkeze [...]

Karanlık Alan İncelemesi

Örnek alınacak yara serum fizyolojik ile temizlenir. Temizlikte başka maddelerin kullanılması organizmanın görülme şansını azaltır, kurulanır. Eldiven giymiş olarak kenarlarından sıkılır. Genellikle bir iki dakikalık manüplasyonla yeterince sızıntı mayii elde edilir. Bu materyel lam lamel arasında karanlık alan mikroskobunda incelenir. Yeterli sızıntı mayii alınamazsa, yaranın üzeri kazınarak elde [...]

Mikroorganizmin Gösterilmesi

Sifiliz etkeni Treponema pallidum, T. pertenue ve T. carateum ile beraber patogenik spiroketlerdendir, ince heliksiel bir yapısı vardır. Etrafında 6-14 spiral bulunur. Gramnegatif bakterilerin genel yapısal özelliklerini taşır. Ancak gram boyası ile gösterilemeyecek kadar incedir. Mikroaerofilik, aerofiliktir. İnvitro kültürde üretmek mümkün değildir. Tavşanlara inokülasyon ile virulansını kaybetmeden pasajlar yapılabilir. Treponema [...]

Genel Parezi tanı

Sifilizin tüm dönemlerinde kesin tanıya mikroorganizmanın kendinin canlı olarak gösterilmesi ya da hasta serum, beyin omurilik sıvısında spesifik antikorların bulunması ile konur.

Genel Parezi

Tipik olarak primer infeksiyondan 10 ile 20 yıl sonra meydana gelen, progresif olarak kortikal fonksiyonların bozulması ile seyreden kronik bir meningoensefalittir. Başlangıçta irritabilite, baş ağrıları, unutkanlık, kişilik değişiklikleri gibi bulgular vardır. Giderek hafıza bozuklukları, konfüzyon ve derin bir depresyon gelişir. Paralizi ve afazi olabilir. Beyin omurilik sıvısında VDRL testi [...]

Meningovasküler Sifiliz

Primer süîlizin seyri sırasında herhangi bir zaman, genellikle bir yıl içerisinde akut veya subakut bir menenjit tablosu meydana gelir. Genellikle beyin tabanını tutar. Tek ya da iki taraflı kranial sinir felçleri ile seyreder. Beyin omurilik sıvısı incelemesinde VDRL testi hemen daima pozitiftir. Protein düzeyi yüksek, şeker düzeyi düşüktür, Lenfositik pleomorfizm [...]

Asemptomatik Nörosifiliz

Nörolojik semptom ve bulgular olmadan beyin omurilik sıvısında VDRL testinin pozitif olması halidir. False pozitif sonuçlar travmaya bağlı meydana gelebilir, ancak nadirdir. Beyin omurilik sıvısında genellikle protein düzeyi yüksektir. Lenfositik pleositoz vardır. Beyin omurilik sıvısında FTA-ABS testi de yapılabilir. Ancak bu test beyin omurilik sıvısı için hem iyi standardize [...]

Nörosifiliz

Nörosifiliz 4 şekilde olabilir. Asemptomatik, meningovasküler, tabes dorsalis, genel parezi. Klinik ayırım çok kesin değildir. Birbiri içine geçmiş klinik tablolar olabilir.

Gommatöz Sifiliz

Geç benign sifîliz de denir. Sifilizin en sık rastlanan komplikasyonudur. Primer sifilizden 1 ile 10 yıl sonra gelişir. Tüm organları tutabilir. Tuttuğu organda çabuk hasar meydana getirir. Ancak tedaviye çok iyi cevap verdiğinden benign gidişli kabul edilir. Gom kesitlerinde, ortada bir nekrotik alan, etrafta fibroblastlar, epiteîoid hücreler ve nadiren dev [...]

Sayfa 5 of 16«12345678910»...Son »