İnfeksiyon Hastalıkları

Fronkül ve karbonküller tedavi

Fronkül vakalarının çoğunda sıcak tatbiki ve drenaj yeterlidir. Ateş ve lezyon etrafında sellülit olan vakalarda lokal tedavi yeterli değildir. Sistemik antibiyotik tedavisi gerekir. Antistafilokokal penisilinlerden biri tercih edilmelidir. Flucloxacillin 50 mg/kg/gün 4 dozda, nafsilin veya oxacilin 6-10 gr/gün 4-6 dozda, PO, verilebilir. Penisilin allerjisi olan hastalarda birinci kuşak sefalosporin, [...]

Fronkül ve karbonküller laboratuvar bulguları

Yaygın fronkül ve karbonkûl varlığında, özellikle açılmamış lezyonlar fazla ise lökositoz vardır. Lezyondan alınan yayınların gram boyama incelemesinde S.aureus’un gösterilmesi ve kültürlerinde üretilmesi mümkündür.

Fronkül ve karbonküller klinik bulgular

Lezyonlar özellikle sürtünme ve terlemenin fazla olduğu boyun, yüz, aksilla. kalça gibi bölgelerde meydana gelir. Bit, uyuz lezyonların ya da travmatize deri gibi lokal predispozan faktörlerin üzerinde gelişebilirse de, lezyonlar sıklıkla sağlam deri üzerinde görülmektedir. Hastalığa predispozisyon sağlayan daha ziyade sistemik faktörler vardır. Şişmanlık, bazı kan hastalıkları, lökosit fonksiyon [...]

Fronkül ve karbonküller patoloji

Fronkülde olay daha yüzeyseldir. Lezyon kesitlerinde cilt tamamen polimorf nüveli lökositlerle infıltredir. Karbonkülde gene cilt ve cilt altı yağ dokusu tamamen aynı tür lökositler ile infiltredir. Bağ dokusu trabekülleri ile ayrılmış multipl abseler mevcuttur.

Fronkül ve karbonküller

Fronkül genellikle saç diplerinde, o bölgede daha önceden var olan yüzeysel bir lezyonu takiben gelişen, derin, yuvarlak inflamatuar bir yapıdır. Karbonkül ise, kalın elastik olmayan deri üzerinde gelişen, daha yaygın, daha derin, deri altı yağ dokusunun da katıldığı infiltre bir lezyondur. Etken hemen daima S. aureus’tur.

Derin Follikülitis

Vakaların hemen hepsinde sorumlu ajan S. aureus’tur. İnfeksiyon follikülün içine doğru uzanmıştır. Superfisial follikülden daha fazla inflamasyon ve ilave olarak perifollikülit hali vardır. Üç gruba ayrılır.
a- Sycosis barbae: Sakal bölgesinin follikülit ve perifollikülitidir. Erkeklerde görülür. Genellikle bir travma sonucu, otoinokülasyonla meydana gelir. Traş yayılımı kolaylaştırır. Bazen etrafında vejetasyon ve [...]

Yuzeysel Follikülîtis

Folliküler impetigo, Bockhart impetigo gibi isimler de verilir. Sıklıkla çocuklarda saçlı deri, kıl follikülleri ağzında, küçük, kubbe şeklinde püstüller şeklindedir. Etiolojik ajan S.aureus’tur. Aynca P. aeruginosa ile meydana gelmiş yüzeyel follikülitis vakaları da bildirilmiştir. Bunlar genellikle P.aeruginosa serotip 11 ile meydana gelmiş, bulaşan bu bakteri ile kontamine yüzme havuzlarında olduğu [...]

Follikülitis

Follikülitis kıl köklerinde meydana gelen bir pyodermidir. Lezyonlar eritematöz, ortası püstüle papüllerdir. Bazen kaşıntılıdır. Hastalık yüzeysel ve derin olmak üzere iki kısımdır.

Patogenez ve Patoloji

İmpetigo olan hastaların %30′unda klinik bulgular yokken bile boğaz kültüründen streptokok izole edilmiştir. Deriye bakterinin esas geliş yeri hastanın kendi boğaz florasıdır. Aynı evde yaşayan diğer kişilerden de gelebilir. Derideki minör travmalar buna predispozisyon sağlar.
İmpetigo’da inflamatuar olay yüzeyseldir. Genellikle kıl kökler yakınlarında uniloküler vezikülopüstüller meydana gelir.
Klinik Bulgular: Kalabalık [...]

İmpetigo Kontagioza

Çok bulaşıcı bir hastalıktır. Yaz sonu, sonbahar başı en sık görüldüğü zamanlardır. Özellikle okul öncesi çocuklarda görülür. Vakaların büyük bir kısmında sorumlu ajan A grubu streptokoklardır. Nadiren S. aureus ile meydana gelebilir. A grubu dışındaki streptokoklarda çok nadiren etken olabilir. Bunlar arasında B grubu streptokoklar özellikle yenidoğanlarda etken olarak [...]

Mikroorganizmanın patojenik özellikleri

Bakterinin hastalık yapma yeteneği genel olarak:
a- Antifagositik yüzeysel yapılar gibi invazyon potansiyeli sağlayan özellikleri,
b- Toksijenik yapılan; gibi faktörler ile değerlendirilir. Bakteriyel deri infeksiyonlarına en sık neden olan ajanlar streptokok ve stafilokoklardır.
Şimdi bu iki bakterinin patojenik özelliklerini kısaca gözden geçirelim.

Streptokoklar mukoz membranlar, bağırsak ve cilt florasında yaygın bir şekilde bulunurlar. [...]

Primer deri bakteriyel infeksiyonları

Derinin infeksiyonları oldukça sık rastlanan infeksiyon haslalıklarındandır. Bunların da önemli kısmını bakteriel kökenli olanlar oluşturur. Hastane polikliniklerine başvuran hastaların %2’sini sadece cilt abseleri oluşturmaktadır.
Deri bakteriyel infeksiyonları primer ve sekonder olmak üzere iki şekilde görülür.Ayrıca sistemik infeksiyonların seyri sırasında meydana gelen deri tutulumları da mevcuttur.
1. Primer Deri infeksiyonları (Pyodermiler): Normal [...]

Opiat antagonistleri

Son yıllarda endojen opiatların şokun fîzyopatolojisinde rol oynadıklarının gösterilmesinden sonra saf bir opiat antagonisti olan nalokson’un iv. olarak verilmesi ile deneysel olarak endotoksin ve hipovoleminin yaptığı şokun ortadan kaldırılabildiği gösterilmiştir. Naloksonun şokun erken döneminde verilmesinin daha yararlı olduğu ileri sürülmektedir. Etkisinin tam olarak açıklanamamasına karşın c-AMP’yi arttırarak dolaylı olarak hücresel [...]

Kortikosteroidler

Sepsis veya septik şokta yüksek doz kortikosteroidlerin kullanımı tartışmalıdır. Hayvan deneylerinde bakteriyemi öncesi veya mümkün olan en erken dönemde verilmesi ile yararlı etkiler elde olunmuştur. Bu olumlu etkiler hemodinamiden çok yaşam üzerinde olmuştur. Shumer 30 mg/kg vücut ağırlığı dozunda metilprednizolon veya 3 mg/kg deksametazon’un plaseboya göre mortaliteyi önemli oranda azalttığını [...]

Sepsis hastalarında Solunum desteği

Sepsis hastalarında ölüm nedeni çoğunlukla pulmoner yetmezlik olduğundan hastaların geçici ventilasyon desteğine gereksinimleri olur. Bu en uygun respiratörlerinin kullanımı daha uygundur. En sık ventilatör tedavisi endikasyonu hipoksemi ve hiperkarbidir. Pozitif end ekspiratuvar basınçlı solunum (PEEP) veya sürekli pozitif basınçlı solunum (CPAP) hipokseminin daha hızlı düzeltilmesinde yardımcı olur.

Septik şokta Sıvı tedavisi

Septik şokta hemen her zaman hipovolemik komponent olduğundan volüm replasmanı (preload’ın düzeltilmesi) önemlidir. Uygun sıvı tedavisinin göstergeleri yeterli idrar volümü ve iyi bir periferik perfüzyonun sağlanmasıdır. Bu hastalar hemodinamik açıdan santral venöz basınç ve/veya pulmoner arter kama basıncı Ölçümü ile izlenmelidirler. Hemodinamik izlem açısından pulmoner arter kama basıncı ölçümü, santral [...]

Septik şokta tedavi

Septik şokta mortalite oranı oldukça yüksek olduğundan tedavisi hemen yapılmalıdır. Tedavide sıvı resusitasyonu, uygun antibiyotiklerin kullanımı ve cerrahi drenaj esastır.

Akciğer Yanıtı

Septik şoktan etkilenen diğer bir organ da akciğerlerdir. Akciğerlerde oluşan hemodinamik değişiklik pulmoner hipertansiyon gelişmesidir. Bu hipertansiyon pulmoner vasküler dirençteki artışa bağlı olup hipoksi veya asit baz dengesizliği ile açıklanamaz. Şok durumunda alveoler-kapiller membran etkilenerek proteinden zengin bir sıvının intravasküler aralıktan interstisyuma ve daha sonra da alveoler aralığa geçmesine [...]

Dolaşım Yetmezliği

Kalp debisinin düşmesi sonucunda sistemik oksijen tüketimi de etkilenir. Oksijen dağılımında yetersizlik olmasına karşın oksijen tüketiminin sağlanması lokal vazodilatasyon ve humoral olarak sağlanan vazokonstrüksiyona bağlıdır. Oksijen taşınmasındaki artışa paralellik gösteren oksijen tüketimi artışı gerek hipodinamik gerekse hiperdinamik şokta arteriyel laktat düzeyini düşürür. Cerra ve arkadaşları da septik şokta [...]

Hemodinamik Yanıt

Klasik olarak sepcis veya septik şoka hemodinamik yanıt -hiper ve hipodinami var- olarak sınıflandırılır. Temel olay miyokardın yetersiz perfüzyonunun yetersiz perfüzyon ya yetersiz kan hacmi veya düşük kalp debisi ya da kalp debisinin yanlış kullanımı ve oksijen tüketiminin doğru kullanılmamasına bağlıdır. Kardiovasküler yanıt etken olan mikroorganizmaya, uygulanan tedaviye, kardiak [...]

Fizyopatoloji

Sepsise yanıt, neden olan mikroorganizmanın tipine bağlı olmaksızın konakçı tarafından belirlenen bir olaydır. Uyarı ne olursa olsun belli metabolik bozukluklar oluşarak mortaliteye neden olabilir. Genelde bakteriyemi sağlıklı kişiler tarafından kolaylıkla ortadan kaldırılır. İleri yaş, karaciğer hastalığı, uzamış bakteriyemi ve immün yetmezlik bu sorunu zorlaştırır.
Septik süreci başlatan uyarının da ne olduğu [...]

Sepsisin klinik evreleri

Sepsisin ilk dönemi preşok evresi olarak isimlendirilir. Bu dönem ateş, hiperventilasyon ve respiratuar alkaloz ile karakterizedir. Preşok dönemine girme ve bu dönemin klinik belirti vermesi değişik konakçı ve tedavi faktörlerine bağlıdır.
Tablo I. Preşok dönemini belirleyen faktörler
Konakçı faktörleri:
1.  Eşlik eden hastalığın ciddiyeti
2. Yaş
3.  Diabetes mellitus
4. Kalp, böbrek ya da karaciğer [...]

Sepsis ve septik şok

Sepsis, infeksiyon ve inflamasyona olan sistemik bir yanıttır. Genellikle ateş ya da hipotermi, taşikardi, takipne ve mental bozukluklar ile karakterize toksik bir klinik tablodur.
Sepsis tüm dünyada önemli bir sorun olmayı sürdürmektedir. Agressif cerrahi tedavi, özgül antibiyotik ve diğer farmakolojik ajanlara karşın halen %30-90 arasında mortalite oranlan bildirilmektedir. Şok, sepsisteki hastaların [...]

septik artrik Antibiyotik tedavisi

Eklem sıvısında gram yaymada görülen etkene, etken saptanamamışsa o yaş için muhtemel patojene göre ayarlanmalıdır.Tedavi Tablo III’de özetlenmiştir.
Tablo III: Septik Artritde Antibiyotik Tedavisi

Sinovlyal Sıvının Gram
Boyaması Sonucu

Gram (+) koklar
Gram M koklar
Gram M basiller

a-Streptokok (A grubu)
Gonokokal enfck.
Yenldoğan ve
3 yadından büyük

Penis il iıttAminogl ikozld
Penicillin
Immunokomprom.
Sickle-CeU

Ampicillin±+aminogükozid
50.000 U/kg/gün
konakçı
hcmogk>binop«ti

(B grubu)
7 gün veya

b-Stafllokok – .

3 yaşından küçük

çocuklarda
1 -Chloramphenicol

-Penisilliıiaz-rezistant
Amoxicillin
-geniş spektrumlu
100 mg/kg/gün [...]

septik artrik tedavi

Septik artrit tıbbi ve cerrahi yönden acil tedavi gerektirir. Tanı konulur konulmaz intra artiküler cerrahat boşaltılmadıkça ve etkin antibakteryal ajan verilmedikçe irreversibl eklem harabiyeti gelişir.

Sayfa 8 of 16« İlk...«45678910111213»...Son »