Vİral gastroenteritlerde patogenez
Rotaviruslar ince barsağın proksimal kısmında villus epiteîine invaze olarak gastroenterite neden olurlar. Rotavirus ile meydana gelen gastrointestinal infeksiyoniarda lamına propriada lenfositik infiltrasyon, epitelyal hücre harabiyeti, vilîuslarda kısalma, villus epitelinin kolumnar özelliğini kaybederek kuboidal ve yassı görünüm alması, ağır vakalarda vilîuslarda dökülme gibi patolojik değişiklikler görülür. Rotavirusların neden olduğu epitel [...]
C.Salmonella
nvaziv bir bakteriyel patojen olmasına karşılık aşırı miktarda intestinal ülserasyona neden olmaz. Bu mikroorganizma ince barsakların lanıina propriasına yerleşmesine karşılık genellikle yalnız inflamatuar reaksiyona neden olur. Salmonella typhosa’da görülen inflamatuar hücreler mononükleer olup bakte-riyemi gelişmesine karşı eğilim varken, nontifoid salmonellada polimorfönükleer cevap ve fagositoz görülür ve bu durumda bak-teriyemi [...]
İnvaziv bakteriler
Shigella, enteroinvaziv E.coli gibi bazı mikroorganizmalar mukozaya invaze olarak intestinal mukoza harabiyetine neden olurlar. Bu durumda meydana gelen mukoza ülserasyonlarına bağlı olarak tenesmus ve sık sık az miktarda mukuslu gaita çıkarma gibi semptomlar görülür.
Enterotoksijenik bakteriler
Enterotoksijenik E.coli, V.cholerae ve C.perfringens salgıladıkları enterotoksinin intestinal mukozaya bağlanması ile hastalığa neden olurlar. Bu enterotoksin bağırsak epitelinde intrasellüler adenozin 3′-5′ cyclic monofos-fat (cAMP) miktannm artmasına neden olur. Artmış cAMP elektrolitlerin intestinal lümen içersine aktif sekresyonuna neden olur. Enterotoksijenik bakterilerle meydana gelen gastrointestinal in feksiyonlarda intestinal mukozanın morfolojik görünümü [...]
AKUT GASTROİNTESTİNAL İNFEKSİYONLAR
İnsanlarda en sık görülen infeksiyonlarm başında yeralan gastrointestinal infeksiyonlar özellikle çocukluk çağında önemli bir sağlık sorunu oluştururlar. Halen gelişmekte olan ülkelerde yılda 3 ile 5 milyar gastroenterit vakası ve gastroenterite bağlı olarak yılda 5 ile 10 milyon çocuk ölümü görülmektedir. Üçüncü dünya ülkelerinde çocukların %15″İ üç yaşına varmadan gastroenteritten kaybedilir. [...]
Proflaksi
Endokarditi önlemede, oral hijyene dikkat edilmesi, dental işlem öncesi antibiyotik proflaksisinden daha fazla önem taşımaktadır. Son yıllarda infektif endokardit proflaksisinde önemli değişiklikler olmuş, parenteral aj anlara verilen önem azalmış ve proflaksi süresi kısalmıştır. Tablo Vde kardiyak lez-yonlann infektif endokardit gelişme riskine göre gruplandınlmalan sunulmuştur. Yüksek ve orta riskli gruplarda koruyucu [...]
İnfektif endokardltte cerrahi tedavi (33)
İnfektif endokarditte kesin acil cerrahi endikasyonlan; şiddetli kalp yetmezliği veya valvular obstrüksiyon nedeni ile hemodina-mik bozukluk; fungal endokardit, baktereminin devam etmesi, etkin antimikrobiyal ajan bulunmaması nedeni ile infeksiyonun kontrol altına alınamaması ve stabilitesini kaybetmiş protezdir.
Doğal kapak endokarditinde duyarlı streptokoklar dışında bir ajanın bulunması, uygun tıbbi tedaviden sonra relaps olması, infeksiyonun [...]
Kültür negatif endokarditler
Kullanılan antibiyotik rejimi enterokokları ve zor üreyen gram negatif basilleri kapsamalıdır. Penisilin veya ampicillin + aminoglikozid kombinasyonu kullanılabilir. Stafilokokal bir etken kuvvetle düşünülüyorsa (kalp cerrahisi sonrası veya ilaç alışkanlığı olanlar
gibi), penisilinaz rezistan penisilin veya sefalosporin bu antibiyotiklere eklenmelidir.
Fungal endokarditler
Fungal endokardit, Özellikle ilaç alışkanlığı olanlar, kalp cerrahisi sonrası, uzun süreli intravenöz geniş spektrumlu antibiyotik kullananlar ve immunkompromize konakçıda ortaya çıkmaktadır. Fungal endokardit tanısı konur konmaz kombine tıbbi ve cerrahi yaklaşım gereklidir(l). Amphotericin-B seçilecek ilaçtır.
Gram-negatif endokarditler
Gram-negatif basiller ilaç alışkanlığı olanlarda ve erken prostetik kapak endokarditlerinde karşımıza çıkmaktadırlar. Bu grupta her ajana invitro duyarlılık testi uygulanması optimal tedavi için gereklidir. Başta Pseudomonas ve Serratia olmak üzere, sol kalbi tutulan hastalarda sıklıkla cerrahi gerekmektedir (1). P.aeruginosa ile gelişen endokarditlerin tedavisinde bir aminoglikozid ve bir antipseudomonal penisilin veya [...]
Stafîlokokal endokardit
S.aureus sıklıkla akut endokardite neden olurken, S.epidermidis de prostetik kapak endokarditinde çok önemli rol oynamaktadır. Bakterinin metisiline duyarlı olup olmadığı ve prostetik kapak tutulumu sonucu etkileyen en önemli faktörlerdir. S.aureus’a bağlı endokarditlerde kombinasyon tedavisinin rolü çok net olmamakla birlikte, bazı gruplar tedaviye ilk 3 gün gentamisin eklenmesini tercih etmektedirler (30). [...]
Enterokokal endokardit
Enterokoklar penisiline daha yüksek konsantrasyonlarda duyarlı ve sefalosporinlere tümüyle dirençli olduklarından ve son
yıllarda yüksek düzeyde aminoglikozid rezistansı (MIC > 2000 u.g/ mi) göstermeleri nedeni ile tedavileri özellik, arzetmektedir(29).
Genellikle bütün antibiyotikler enterokoklara karşı bakteriyos-tatiktir ve yalnız başına kullanılmamalıdır. Hücre duvarına aktif antibiyotikler ve aminoglikozid kombinasyonları enterokoklann çoğuna karşı [...]
Streptokokal endokardit
Viridans streptokoklar, nonenterokokal D grubu streptokoklar (S.bovis) ve nütrisyonel defekti olan streptokoklar bu grupta ele alınabilirler. Penisilin, sıklıkla streptomisin veya gentamisinle kombine olarak tedavide kullanılmaktadır. Bu grup, penisilin
MlC’leri < 0,1 Hg/ml olursa tedavi uygulamasında penisiline duyarlı, MlC’leri 0,1 -0,5 Mg/ml arasında ise relatif dirençli olarak ayrılmaktadır. Penisiline streptomisin veya gentamisin [...]
Antibiyotik Tedavisi
Doğal kapak endokarditlerinin yaklaşık %75-8O’i gram pozitif mikroorganizmalarla gelişmektedir, gram negatif ve diğer ajanlara ise daha az sıklıkta rastlanmaktadır Kültür negatifliğinin en sık nedenleri ise daha önce antibiyotik kullanımı, üremesi güç mikroorganizmalar, sağ kalp endokarditi ve noninfektif endokardittir.
İNFEKTİF ENDOKARDİT TEDAVİSİ
IE tedavisinde, organizmalar kullanılan antibiyotiklere duyarlı olmasına rağmen, tam eradikasyon haftalar alabilmekte ve relaps görülebilmektedir. Laboratuvann tanı, tedavi ve takipte çok önemli olduğu ve son yıllarda cerrahinin tedavinin de önemli yer tutmaya başladığı infektif endokardit izlemmde bazı genel prensiplere uyulması gereklidir (25,26).
Genel Prensipler:
1 – Ekip izlemi: Hastalar hızla kardiyovasküler cerrahi [...]
INFEKTIF ENDOKARDIT TANI YÖNTEMLERİ
Kan kültürleri infektif endokarditte tek ve en önemli tanı yöntemidir (1,7). Hastalarda düşük düzeyde devamlı bir bakteriye-mi mevcut olduğundan herhangi bir zamanda alınan kan kültürlerinde etyolojik ajan gösterilebilir. Daha önceden antibiotik almamış kişilerde başvuru sırasında alman iki kan kültürünün pozitif olma şansı % 90 civarındadır (16). Bu nedenle hastalardan ilk [...]
INFEKTIF ENDOKARDIT LABORATUVAR BULGULARI
İE’lerde saptanan laboratuvar bulguları Tablo-ITde gösterilmiştir. Anemi hemen tüm hastalarda değişmez bir bulgu-
Tablo-II. İnfektlf Endokardltte Laboratuvar Bulguları
Laboratuvar bulgusu ‘ ‘ Saptanma sıklığı (%)
Hematolojik değişiklikler _
Anemi
Lökositoz
Lökopeni
Trombositopeni
Sedimentasyon yüksekliği
Romatoid faktör pozitifliği
HipergamaglobuÜnemi
Hipokomplemantemi
Kriyoglobulin pozitifliği
Dolaşan tmmun kompleksler
İdrar bulguları
Proteinurl
Mikroskopik hematüri Eritrosit silendirler!
dur. Kronik hastalık anemisi karakterinde, normokrom normositerdir. Lökositoz akut endokardit vakalarında daha belirgin olup, [...]
INFEKTIF ENDOKARDIT
İnfektif endokarditte (İE) klinik belirtiler çok çeşitli olup, hemen hemen tüm organ sistemlerine ait patolojik değişiklikler söz konusu olabilir (1). Gerek klinik, gerekse laboratuvar bulguları, sistemik intravasküler infeksiyonla buna karşı konakçının gösterdiği fizyolojik ve immünolojik reaksiyon sonucu gelişir. IE’nin akut ya da subakut seyirli oluşu klinik belirti ve bulgularda bazı [...]
C- ASPİRASYON PNÖMONİLERİ KORUNMA
Bugün için pnömoniler içinde sadece S.pneumoniae ile gelişene karşı etkili bir aşı mevcuttur(60). 65 yaş üzerindeki sağlıklı kişilere ve daha genç olmakla birlikte ciddi diabet, kardiopulmo-ner hastalık ve konakçı savunmasında bozukluğa yol açan diğer kronik hastalıkları olan kişilere yapılması önerilmektedir(l,61). Tablo Vl’da aşım endike olduğu durumlar özetlenmiştir. 23
TABLO VI. Pnömokok [...]
C- ASPİRASYON PNÖMONİLERİ TEDAVİ
Bakteriyel pnömonilerin tedavisinde gözönüne alınması gereken önemli noktalar şunlardır(13): Etken olan bakteriye yönelik, en ucuz, en güvenilir, etki süresi uzun antibiyotik, etkili dozda ve yeterli sürede verilmelidir. Ciddi pnömonisi olan kritik hastalarda antibiyotik intravenöz (iv.) yolla verilmelidir. Kullanılan antibiyotik, direnç gelişimini ve fırsatçı infeksiyonlarm ortaya çıkmasını engellemek için mümkün olan [...]
C- ASPİRASYON PNÖMONİLERİ
Bu tip pnömoniler hastane dışında veya yoğun bakım üniteleri dışındaki hastane bölümlerinde geliştiğinde etken olan bakteriler başlıca orofaringeal bölgede kolonize olan anaeroblardır(56). Bu grup hastada başlıca dört klinik tip izlenir: Basit pnömoni, nekrotizan pnömoni, akciğer apsesi ve ampiyem. Buna karşın yoğun bakım ünitelerinde gelişen aspirasyon pnömonilerinde başlıca etkenler gram-negatif bakteriler [...]
B- HASTANEDE GELİŞEN (NOSOKOMİAL) PNÖMONİLER
Nosokomial pnömoni hastanede gelişen infeksiyonlar içinde sıklık bakımından üriner infeksiyonlardan sonra ikinci sırayı almaktadır(50). Etkenlerin başında P.aeruginosa, Enterobacteria-ceae ve S.aureus gelir. Legionella ile giderek artan sayıda nosokomial pnömoni bildirilmektedir(4,46). Ayrıca S.pneumoniae ve anaeroblarm da etken olabileceği gösterilmiştir(5l). Hastaneye yatan hastaların büyük çoğunluğunda kısa sürede gram negatif basillerle kolonizasyon görülmektedir(18). [...]
DİĞER NADİR RASTLANAN PNÖMONİLER
Son yıllarda Branhamella catarrhalis özellikle immunosupresif hastalarda, yaşlı ve KOAH’ı olan kişilerde pnömoni etkeni olarak tanımlanmaya başlanmıştır(49).
Erişkinde B grubu streptokoklara bağlı pnömoni son derece nadirdir ve daha çok yaşlılarda görülür. Hastaların %60-80′inde ampiyemle seyreder. Tanı kan ve plevral sıvıdan bakterinin elde edilmesiyle konur(38).
Bacillus anthracis sporlarının inhalasyon yoluyla alınması sonucu, [...]
K. PNEUMONIAE PNÖMONİSİ
Daha önceden normal sağlıklı bir erişkinde klebsiella pnömonisi son derece nadirdir. Ancak yaşlı, diabetik, alkolik ya da alta yatan kronik hastalığı olan kişilerde görülebilir. K.pneumoniae diabetik ve alkoliklerin normal orofaringeal florasında bulunabilir. Akciğer grafisinde infiltrasyona daha çok sağ üst lobda rastlanması bu pnömoninin patogenezinde aspirasyonun önemli rol oynadığına İşaret etmektedir. [...]
H.İNFLUENZAE PNÖMONİSİ
Haemophilus iniluenzae pnömonisi genellikle KOAH’ı olanlarda veya yaşlı alkoliklerde görüîür(48). Klinik belirtilerinin diğer bakteriyel pnömonilerden pek farkı yoktur. Diffüz bilateral bronkopnömoni şeklinde seyreder. Plevral effüzyon sık görülür. Tanı; özel besiyerlerine alınan trantrakeal aspirasyon materyeli, plevral sıvı ve kan kültürlerinden mikroorganizmanın üretilmesiyle konur. H.influenza tip b ve f suşlarıyla olan [...]




