Hastalıklar

LEGİONELLA PNÖMONİSİ

İlk defa 1976 yılında ABD’nin Philadelphia eyaletinde bir pnömoni salgını sırasında 182 vakalık bir seri olarak tanımlanan legionella pnömonisi değişik yayınlarda hastane dışında gelişen pnömonilerin %1-27’sini oluşturmaktadır(43). İlk tanımlanan etken olan L.pneumophila’nın 13 serotipi mevcuttur. İnsanda infek-siyon oluşturan 18 legionella türü saptanmıştır(44). Legionella esas olarak İntrasellüler yerleşim gösteren gram-negatif bir [...]

STAFÎLOKOKAL PNÖMONİ

Stafîlokokal pnömoni hastane dışında gelişen tüm bakteriyel pnömonilerin %5 kadarını oluşturur. Ancak yüksek mortalitesi (%30) nedeniyle önemli bir infeksiyondur. Etken genellikle S.aureus’tur. Normal kişilerde %10-15 oranında burun deliklerinde kolonize olan bakteri, özellikle insülin kullanan diabetikler, hemodializ hastalan, desenzitizasyon tedavisi görenler gibi kronik olarak injeksiyona maruz kalanlarda daha sık kolonizasyon [...]

BAKTEMYEL PNÖMONİLER AYIRICI TANI ÖZELLİKLERİ

A- HASTANE DIŞINDA GELİŞEN BAKTERİYEL PNÖMONİLER:
Bu grup içinde en sık infeksiyona neden olan bakteri S.pneumoniae (pnömokok) dir. Tüm bakteriyel pnömonilerin yaklaşık yansının etkenini oluşturan bu mikroorganizma, boyanmış preparatlarda gram-pozitif diplokok şeklinde görülür. Toplumda

%5-70 kişide üst solunum yollarının normal florasında bulunur (36) Normal konakçı büyük Ölçüde pnömokokal infeksiyona dirençlidir. Ancak [...]

BAKTEMYEL PNÖMONİLER LABORATUAR BULGULARI VE TANI YÖNTEMLERİ

Bakteriyel pnömonilerde saptanan nonspesifik laboratuar bulgularının başında lökositoz gelir. Periferik yaymada sola kayma ile birlikte, genellikle 15.000/mm3′ün üzerinde beyaz küre saptanır. Ciddi olgularda lökopeni de görülebilir ve bu durum genellikle kötü bir prognoza işaret eder.
Aşın terleme, kusma sonucu hipovolemi ve buna bağlı hiper-natremi, kan üre azotu(BUN) yüksekliği gözlenebiliri 13). Hiperbilirubinemi, [...]

BAKTEMYEL PNÖMONİLER KLİNİK BELİRTİ VE BULGULAR

Tüm bakteriyel pnömonilerde görülen ortak klinik belirtiler ateş, öksürük, pürülan balgam, göğüs ağnsı ve nefes darlığıdır. Daha önceden sağlıklı olan bir erişkinde, hastane dışında, başlangıçta basit bir üst solunum yolu infeksryonu gibi başlayan hastalık, titremeyle yükselen ateş, pürülan balgamla birlikte öksürük ve plöretik tipte yan ağrısıyla karakterize bir tablo ortaya [...]

BAKTEMYEL PNÖMONİLER MİKROBİYOLOJİK ÖZELLİKLER

Bir çok bakteri pnömonl etkeni olabilir. Bu bakteriler Tablo IU’de gösterilmiştir. Ancak klinikte gerek tanı, gerekse tedavi açısından daha yararlı bir gruplandırma, pnörnoninin hastane içinde ya da dışında oluşmasına göre yapılanıdır. Bakteriyel pnömonilerin bu tür etyolojik sınıflaması Tablo IV’de özetlenmiştir.
Tablo III. Bakteriyel Pnömoni Etkenleri
Sık
Streptococcus pneumoniae
Staphylococcus aureus
Haemophilus influenzae
Çeşitli anaeroblar
Bacterioides türü Fusobacterium türü [...]

BAKTEMYEL PNÖMONİLER

Gerek tanı yöntemlerinde, gerekse antibiyotik tedavisindeki gelişmelere karşın bakteriyel pnömoniler günümüzde hala önemli bir morbidite ve mortalite nedeni olmayı sürdürmektedirlerfl). Son 50 yıl içinde bu konuda çarpıcı değişmeler gözlenmiştir: 1930′lu yılların sonlarında sulfonamitlerin bulunması, bundan birkaç yıl sonra penisilinin yaygın olarak kullanım alanına girmesiyle bakteriyel pnömoni tedavisinde yeni bir çığır [...]

Akut epıglottıt Korunma

Epiglottit’li hasta ile ev içi teması olan 4 yaşından küçük çocuklara profilaktik amaçla rifampicin 4 gün süre ile günlük tek dozda 20 mg/kg [maksimum 600 mg/kg/günî verilmelidir. H.influenzae ile epiglottit geçiren hastalarda kapsüler polisakkarit antijenine karşı yüksek litrede antikor oluştuğu için bu hastaların ikinci bir atak geçirmeleri son derece nadirdir.

Akut epıglottıt Tedavi

Bu hastalarda öncelikle yeterli solunumu sağlamak gerekir. Bu nedenle solunum sıkıntısı fazla olan hastalara deneyimli kişilerce nazotrakeal intubasyon uygulanabilir.
Hayatı tehdit eden bir hastalık olması nedeniyle vakit geçirmeden intravenöz antibiyotik tedavisine başlanılmalıdır. Epiglottit ampicilline rezistan H.influenzae suşları ile de meydana gelebileceğinden etken olan mikroorganizma üretilinceye ve antibiyotik hassasiyeti elde edilinceye [...]

Akut epıglottıt Ayırıcı tanı özellikleri

Epiglottit özellikle viral krup’tan ayırt edilmelidir. Klinik ve laboratuvar bulglan ayırıcı tanıyı mümkün kılar. Krup’tan farklı olarak bu hastalarda ses kısıklığı yoktur. Difteri, yabancı cisim aspirasyonu gibi nedenler de ayırıcı tanıda düşünülmelidir.

Akut epıglottıt Tanı Yöntemleri

Şüpheli durumlarda tanı epiglottis’in görülmesi ile teyit edilebilir. Böyle bir muayene hasta oturur durumda iken, kardiyopulmoner resusitasyon için gerekli bütün ekipmanın mevcudiyetinde tecrübeli kişilerce yapılmalıdır. Laringoskopik muayene ile de epiglot görülebilir.
Lateral boyun grafisinde; epiglottis büyük, ödemlidir. Normalde epiglot ya boyun grafisinde erişkin bir kişinin serçe parmağı görünümünde iken, bu hastalarda [...]

Akut epıglottıt Laboratuvar bulguları

Beyaz küre sayısı genellikle artmıştır ve 15.000′nin üzerindedir. Periferik yaymada sola kayma vardır.

Akut epıglottıt Klinik belirti ve bulgular

Epiglottit boğaz ağrısı ve ateş ile ani başlangıç gösterir. Semptomlar hızlı seyir gösterir. Disfaji nedeniyle hastanın sekresyonlan ve tükrüğü ağzından dışarı akar, solunum sıkıntısı ve stridor belirginleşir. Göğüs duvarında retraksiyon sıklıkla görülür. Tipik olarak çocuk oturur pozisyonda durur, başını öne eğer, ağız açık, dili dışarı sarkmıştır. Fizik muayenede, farinks ödematöz [...]

AKUT EPIGLOTTIT

Akut epiglottit epiglot ve bunu çevreleyen dokunun şiddetli inflamasyonu ile karakterize akut bir hastalıktır. En sık görülen etken H.influenzae tip b’dir. Çok hızlı ilerlemesi ve ölümle sonuçlanabilmesi nedeniyle hızla tanı konulması, viral krup ile dlspne ve stridor’a neden olan diğer hastalıklardan ayırt edilmesi gerekir. Epiglottit’in nadir görülen diğer etkenleri Haemophilus
parainfhıenzae [...]

Patogenez Tedavi

Akut larenjit ve laringotrakeobronşitte tedavinin esası hipoksinin düzeltilmesi ve solunum yolunun nemîendirilmesidir. Hipoksemik hastalara muhakkak oksijen verilmelidir. Solunum yollarının nemlendirilmesi için buhar verilebilir. Özellikle laringotrakeobronşitte ev tipi vaporizer kullanıldığında bunların meydana getirildiği buhar partikulleri büyük boyda olduğundan alt solunum yollarına ulaşmayabilir. Bu nedenle ultrasonik nebulizör’ler tercih edilmelidir.
Nebulizör ile rasemik [...]

Patogenez Ayırıcı tanı özellikleri

Ayırıcı tanıda “Krup” deyimi ile ifade edilen, inspiratuvar stridor, öksürük ve boğuk sese neden olan diğer sebepleri düşünmek gerekir.
Difterik krup’ta; aynı klinik bulgular vardır. Farenks muayenesinde tipik gribeyaz renkte membran görülür. Tanıda şüphe olduğunda laringoskopik inceleme yapılmalıdır. Retrofarenjial ab-sede solunum zorluğu, disfaji vardır. Hasta başını geriye doğru atar. Lateral boyun [...]

Patogenez Tanı Yöntemleri

Larenjit ve îaringotrakeobronşit’in tanısı genellikle karakteristik klinik tablo ile konur. Posteroanterior boyun grafisinde subglottik bölgede hava görünümünde daralma (kalem ucu manzarası) vardır. Spesifik etkeni belirlemede resplraluvar sekresyonlardan virüs kültürü yapılabilir. Laringoskopik inceleme yapılırsa vokal kordlarda ve subglottik bölgede ödem görülür.

Patogenez Laboratuvar Bulguları

Beyaz küre sayısı genellikle normal sınırlardadır. Streste olan çocuklarda ve hipoksemili hastalarda beyaz küre sayısında artma görülebilir. Hastaneye yatırılan laringotrakeobronşitli çocukların %80′inde akciğer parankiminin tutulmasına bağlı olarak hlpoksemigörülür.

Patogenez Klinik belirti ve bulgular

Larenjit genellikle ani olarak boğuk ses, inspiratuvar stridor, havlar tarzda öksürük ile ortaya çıkar. Bazı çocuklarda birkaç gün öncesinden, boğaz ağrısı, burun akıntısı, ateş, öksürük gibi üst solunum yolu infeksiyonu belirtileri olabilir. Boğuk sesin derecesi larenksteki ödem ve spazmın derecesine göre değişiklik gösterir. Klinik seyir genellikle hafiftir. Şiddetli seyir gösteren [...]

Patogenez

Etken olan virüsler önce burun boşluğu ve nazofarenksi etkileyerek burada inflamasyona neden olur. Daha sonra aşağıya doğru yayılırlar. Akut larenjitte infiamasyon, ödem ve obstrüksiyon en fazla larinkste belirgin iken laringotrakeo bronşitte subglottik seviyededir. Soluk alma sırasında havanın daralmış solunum yolundan geçmesi stridor’a neden olur. Çocukların neden larenjit ve laringotrakeobronşit’e eğilimli [...]

Akut sinüzite korunma

Akut sinüziti önlemede etkili bir koruma yöntemi yoktur. Sekonder bakteriyel infeksiyonu önlemek için sinüzit gelişmesini kolaylaştıran primer hastalıklar etkili bir şekilde tedavi edilmelür.
Akut viral larenjit boğuk ses ile karakterize, afebrü ve kendiliğinden iyileşen bir hastalıktır. Larenks’in ödemli ve eritematöz görünümde olmasına karşılık farenks genellikle normal görünümdedir. Akut viral larenjit izole [...]

AKUT SİNÜZİT TEDAVİSİ

edavide en sık kullanılan antibiyotikler ampicillin ve amoxicil-lin’dir. 10 günlük tedaviyi takiben kür oranı %80′dir. Penicillin’e allerjisi olan hastalarda trtmetoprimsulfamethoxazole veya cefa-
clor kullanılabilir. {Mactamaz üreten suşlara bağlı infeksiyon düşünüldüğünde TMP-SMZ, cefaclor veya Amoslcillin  clavulanate, Ampicillin  sulbactam kullanılmalıdır. Antibiyotik tedavisine 10 gün devam edilmelidir.
Uygun tedavi ile 48 saatte yanıt alınır, burun [...]

Akut sinüzitte klinik özellikler

“Devam eden” solunum semptomları
- Burun akıntısı
ve/veya
-10-30 gündür klinik düzelme olmaksızın süren gündüz öksürüğü
- Gözlerde şişme
- Ağız kokusu (5 yaşın altındaki çocuklarda)
“ŞİDDETLİ” solunum semptomları
- Yüksek ateş (39°C den fazla)
- Pürülan burun akıntısı
- Gözlerde şişme
- Baş ağnsı
Laboratuvar Bulguları:
Spesifik laboratuvar bulgusu yoktur. Lökositoz saptanabilir.
Tanı Yöntemleri:
A.Kültür: Nazal swab ile kültür tamda yardımcı değildir. Çünkü izole edilecek mikroorganizma sinüzite neden olan [...]

Akut sinüzit Klinik belirti ve bulgular

Viral üst solunum yolu infeksiyonlarının seyri esnasında yüzde ağn, ateş ve inatçı pürülan nazal akıntının görülmesi akut sinüziti düşündürmelidir. Baş ağrısı, nazal obstruksiyon ve koku alma hissinde azalma olabilir.
Çocuklarda öksürük ve nazal akıntıya sık rastlanır. Ateş her zaman bulunmayabilir. Yüzde ağn ve şişme görülebilir.
Büyük hastalarda en belirgin semptom yüz ve baş [...]

AKUT SİNÜZİT

Akut sinüzit paranazal sinüslerin infeksiyonu olup, sıklıkla rinit ve diğer viral üst solunum yolu infeksiyonlarının seyri esnasında ortaya çıkar. Nadiren dental infeksiyonlar ile birlikte görülür.
Erişkin hastalarda akut sinuzit’in en sık etkeni Streptococcus pneümoniae ve H.influenzae’dir. Hastaların %6’smda anaerobik bakterilerin eşlik ettiği mikst infeksiyon şeklinde görülür. Bu durum genellikle dental [...]