ÖKSÜRÜK
Öksürük, akciğerin hastalıklar sırasında meydana gelen patolojik ürünleri dışan atmak için kullandığı önemli bir savunma mekanizmasıdır.
Birbirinden uzun ya da kısa aralıklarla ayrılmış şekilde tek, tek ya da aralıksız üst üste olabilir. Bu ikinci tip öksürükte hasta uzun süre inspirasyon yapmadan, ciğerindeki hava bitene kadar öksürür. Siyanoz meydana gelir. Kan [...]
BOĞAZ AĞRISI
Bir çok hastalıkta boğazda az veya çok bir reaksiyon vardır. Bazı infeksiyonlarda iltihabi reaksiyon tonsiller üzerinden etrafa yayılıp, tonsillofarenjit tablosu ile şiddetli boğaz ağrıları ve hatta yutma güçlüklerine neden olabilir. Bir diğer yayılım yeri de östaki tüpü yolu ile orta kulaktır. Burada orta kulak iltihaplarına yol açıp kulakta ağrı [...]
SOLUNUM SİSTEMİ
Solunum sistemi pek çok infeksiyon hastalığı için giriş yeridir. İnfeksiyon hastalıkları seyrinde solunum sistemi ile ilgili en sık görülen semptomlar boğaz ağrısı, nezle ve öksürüktür.
OLİGÜRİ
İnfeksiyon hastalıkları seyri sırasında gelişen hipotansiyon, özellikle şok meydana gelmiş ise, renal kan akımında azalmaya, dolayısı ile oligüriye neden olabilir.
AZOTEMİ
Pek çok infeksiyon hastalığı, özellikle de intrasellüler mikroorganizmlerin neden olduğu infeksiyonlann seyri sırasında katabolizmanın artması nedeni ile böbreklere gelen yıkım ürünleri miktarı artar. Bunun renal fonksiyonları normal olan kişilerde önemi yoktur. Ancak daha önceden renal problemleri olan kişilerde bu faktör renal dekompansasyona yol açabilir.
GLUKOZÜRİ
İnfeksiyon hastalıklarında infeksiyonun konakçıda yarattığı stres nedeni ile, nonspesifik olarak glukoz tubular reabsorbsiyon kapasitesinde azalma meydana gelebilir. Ancak glukoz metabolizması normal olan kişilerde bu nedenle meydana gelen glukozüri hiç bir zaman önemli boyutlarda değildir.
PROTEİNÜRİ
Sağlıklı kişilerde belli bir miktar plasma proteini glomerülden filtre olmaktadır. Ancak bunun önemli kısmı proksimal tubuluden reabsorbe edilir. Günde 200 mg kadar az bir miktar da idrarla atılmaktadır.
Ateşi olan kişilerde doku yıkımının artması nedeni ile günlük filtre olan protein miktarı artar. Bu artış proksimal tubul protein reabsorbsiyon kapasitesini aştığında [...]
HİPOTANSİYON
Hipotansiyon ciddi infeksiyonların seyri sırasında oldukça sık meydana gelir. Bakteremi sırasında meydana gelir. Şok habercisidir. Ayrıca aspirin gibi antipiretiklerin verilmesinden sonraki ateş düşme döneminde de meydana gelebilir.
DOLAŞIM SİSTEMİ NABIZ
İnfeksiyon hastalıklarının önemli belirtilerinin biri de ateş nabız sayısı ilişkisidir. Daha önce de belirtildiği gibi vücut ısısının normal değerler üzerinde her VC artışında nabız sayısında 10-20 atım/dk artış meydana gelir. Bu artış, kalbe ait bir defekt olduğunda ya da viral hastalıklar, intrakranial basınç
artışı meydana gelmiş bakteriel menenjitler, mycoplasma pnömonisi tüberküloz, [...]
INFEKSIYON HASTALIKLARININ GENEL BELİRTİ VE BULGULARI
Tüm dünya ülkelerinde, özellikle gelişmekte olan ülkelerde diareal hastalıklar ve akut solunum yolu infeksiyonlan başta olmak üzere infeksiyon hastalıkları en sık görülen hastalıklardır. Yine gelişmekte olan ülkelerde bu hastalıklar en sık mortalite nedenleri arasında da yer alırlar. Amerika Birleşik Devletleri gibi sağlık ölçütleri üst düzeylere ulaşmış bir ülkede bile pnömokokal [...]
Otopsi materyellerinin mikroskopik incelenmesi
Kan kültürü için kalbin ön cidarı veya büyük damarların cidarı, yakılmış bir spatülle dağlandıktan sonra, dağlanan bölgeden girilen bir enjektörle kan alınır.
Organ ve dokulardan materyel almak için, spatülle dağlanan bölgelerden, 1 cm2 büyüklüğünde bir pencere açılarak ve buradan içeri girilerek, derinden doku ve organ parçası alınır. Alınan parça steril bir [...]
VÜCUD SIVILARININ MİKROBİYOLOJİK İNCELENMESİ
Eksuda olduğundan şüphe edilen tüm sıvılar bakteriyolojik incelemeye tabi tutulmalıdırlar. Berrak sıvılar, 3000 rpm. de 10 dakika santrifüj edildikten sonra çöküntüden mikroskopik inceleme ve kültür yapılır. Pürülan sıvılardan direkt olarak mikroskopik inceleme ve kültür yapılır. Şüphe edilen etkene göre değişik besiyerleri kullanılır. Sinovial ve eklem sıvıları gonokok yönünden, plöral, perikardial [...]
KULAKTAN ALINAN MATERYELIN MİKROBİYOLOJİK İNCELENMESİ
Kulaktan alınan materyel hekim tarafından, kulak zan perforasyonlanndan sonra veya parasentezden sonra eküvyonla alınır. Dışkulak yolu infeksiyonlarında ise dışkulak yolu bir dezenfektan ile temizlendikten sonra yine eküvyonla materyel alınır.
Etken olan mikroorganizmalar, stafilokoklar, streptokoklar, psödomonas, hemofllus, enterik bakteriler, sporsuz anaerob bakteriler, aspergülus ve candida gibi mantarlardır. Nadir olarak difteri, aktinomiçes, [...]
GÖZDEN ALINAN MATERYELLERİN MİKROBİYOLOJİK İNCELENMESİ
Göz yaşının antibakteriel etkisi ve devamlı olarak gözü yıkaması nedeni ile bazı göz infeksiyonlannda ya hiç veya çok az bakteri izole edilebilir. Aşikar pürülan bir infeksiyonun olduğu
vakalarda ise bakteriyi izole etmek şansı artmaktadır.
Göz infeksiyonlanndan genellikle izole edilebilecek bakterileri şöyle özetliyebiliriz; stafilokoklar, hemofıluslar, streptokoklar, gonokok, moraksella, acinetobakter, bazı enterik bakteriler, psödomonas, [...]
YARA VE APSE MATERYELLERININ MİKROBİYOLOJİK İNCELENMESİ
Yara infeksiyonları ve apseler, cerrahi müdahalelerin ve traumalann bir komplikasyonu olarak veya herhangi bir infeksiyon hastalığının, cilt, mukoza doku ve organlara bulaşması sonucu oluşurlar. Genellikle yara ve apselerdeki etkenler, bulundukları bölgelerdeki flora ile çok yakından ilişkilidir.
Yara ve apselerde etken olarak çok geniş bir mikroorganizma topluluğu söz konusudur; koklar, enterik bakteriler, [...]
Genital enfeksiyonlarda mikrobiyolojik incelemeler
Genital bölge erkeklerde uretranın meatustan itibaren başlangıç bölgesi, kadınlarda uretranın aynı bölgesi ve vulva, genellikle ciltteki bakterilerden oluşan bir flora ihtiva eder. Bunlar staf.epidermidis, mikrokoklar, corynebakteriler ve anaerob sporsuz bakteriler olarak belirlenebilir.
Normal bir kadındaki vagen florasına gelince, bu flora kadının üretkenlik çağına göre değişmektedir. Sağlıklı bir kadında vagende, predominant [...]
GAİTANIN MİKROBİYOLOJİK İNCELENMESİ
Sindirim sistemi doğumdan itibaren kısa sürede oluşan bir bakteri florası ihtiva eder. Bu floranın %99.9′unu anaerobik bakteriler teşkil eder. Florayı teşkil eden bakteriler, yukardan aşağıya doğru gittikçe artan bir sayıda olmak üzere yerleşmişlerdir. Duodenum bölgesinde 102-103 /mi. olan bakteri miktarı, ileumun son kısmında 106-107/ml. ve kolonda ise İO11-lO12/gr civarında [...]
İDRARIN MİKROBİYOLOJİK İNCELENMESİ
Sağlıklı bir insanda böbrekler, ureter, idrar kesesi ve uretramn büyük bir kısmı bakteri yönünden steril bir bölgedir. Gerek kadınlarda ve gerekse erkeklerde uretra, orifîsten itibaren 1.5-2 cm. içeriye kadar bir bakteri florası ihtiva etmektedir. Normalde, yukarıdaki steril bölgelerden gelen idrar, uretramn bu bölgesinden geçerken daima az veya çok kontamine olmaktadır. [...]
merkezi sinir sistemindeki bakteriel ve fungal infeksiyonların mikrobiyolojik incelenmesi
Merkezi sinir sistemi (MSS) duramater, araknoid ve piamater-den oluşan meninks ismini verdiğimiz bir zarla örtülmektedir. Kafatası ve vertebralardaki omurilik kanalı içine yerleşmiş olan MSS beyin-omur ilik sıvısı (BOS) ile hidrolik ve koruyucu bir yastık gibi her tarafından sarılmıştır. BOS ventriküller içindeki pleksus koroideus ismi verilen özel bir doku tarafından devamlı [...]
KANIN MİKROBİYOLOJİK İNCELEMESİ
Kan mikrobiyolojik incelemeler için kullanılan en önemli materyellerden biridir. Kan steril bir ortam olduğu için, kanda bulunabilecek her mikroorganizma, geçici bakteriemiler haricinde daima aktif bir infeksiyonun bulunduğuna işaret eder.
Enfeksiyon haftalıklarının teşhisinde kan, üç ayrı mikrobiyolojik yöntemle incelemeye tabi tutulur.
8 [...]
SOLUNUM SİSTEMİNİN MİKROBİYOLOJİK YÖNDEN İNCELENMESİ
Burun ve ağızdan başlayıp, alveollere kadar uzanan solunum sisteminin, topografik olarak üst ve alt solunum bölgeleri diye ikiye ayrılması, mikrobiyolojik yönden büyük bir önem taşır. Zira üst solunum bölgesini teşkil eden burun, ağız boşluğu ve farenks-de, normal olarak doğumla birlikte başlayıp, bir hafta gibi çok kısa bir sürede oluşan bir bakteri florası teşekkül etmektedir. Halbuki [...]
Klinikle ilişkili Mikrobiyolojik İşlemler
Klinik mikrobiyoloji laboratuarının görevi, infeksiyon hastalıklarının teşhis ve tedavisinde klinisyene yardımcı olmaktır. Bu yardım işlemi, infeksiyonu oluşturan mikroorganizmanın izolasyon ve idantifıkasyonuyla veya mikroorganizmaya ait antijenlerin veya mikroorganizmaya karşı oluşan antikorların serolojik yöntemlerle tespiti ile yapılmaktadır. Klinik mikrobiyoloji laboratuarında yapılan bu işlemlerin, klinisyene süratli ve doğru olarak eriştirilmesi şarttır.
Klinik mikrobiyoloji laboratuarı sadece infeksiyon hastalıklarının teşhisinde değil, [...]




