Renal fibroma veya hamartoma (Renomeduiler interstisyel hücre tümörü)
Spindle (iğsi) hücrelerden oluşan böbreğin en sık görülen benign tümörüdür.
Makroskopik olarak; medullada sert beyaz nodüllerden (tipik olarak 3-10 mm ebadında) oluşur.
Mikroskopik olarak; komşu tübülleri saran spindle (iğsi) hücrelerden oluşur.
Fonksiyonel veya klinik bir önemi yoktur.
Kortikal adenom
Bunlar renal tübüler paternden gelişen benign epitelyal tümörlerdir.
Makroskopik olarak; genellikle çapı 20 mm’den küçük ayrı ayrı yerleşmiş nodüllerdir, böbreğin korteksine yerleşmişlerdir.
Mikroskopik olarak; görünümeri renal hücreli karsinoma benzerlik gösterir, her ikisi de iyi diferansiye küçük nükleuslu geniş clear hücrelerden oluşmuştur.
Bu tümörler arasında ayrım yapmanın zorluğu 3 cm boyutunda küçük adenomlar ve tipik büyük karsinomiar arasında keyfi [...]
Böbreğin benign tümörleri
Bunlar her ne kadar nadiren klinik bir probleme neden olsalarda; postmortem inceleme tüm hastaların yaklaşık %20 sinde belli başlı insidental bulgulardır.
Orak hücre hastalığı nefropatisi
Orak hücre hastalığında; vasa rectaların vasküler oklüzyonu; papiller nekroza buda hematüri ve poliüriye neden olur.
Difüz kortikal nekroz
Renal enfartüsün bu nadir şekli ciddi hipotansiyon; en sık hipovolemik şok, ciddi sepsis ve eklampsi gibi durumlarla ilişkilidir.
Patogenez bilinmiyor; ama renal kan damarlarının difüz spazmının iskemik hasarı presipite etmede majör bir rol aldığı düşünülmektedir.
Makroskopik olarak; nekroz renal korteksin dış katında sınırlanmıştır. Akut evrelerde, soluk ve fokal olarak hemorajiktir.
Bu durum akut böbrek yetmezliği ile sonuçlanır; prognoz [...]
Embolik renal hastalık
Renal infarktlar; genellikle embolinin renal arter dallarından geçişinden oluşur. En sık nedenleri;
• Atheromatöz materyalin embolizasyonu,
• Kalbin sol tarafından kaynaklanan trombotik materyal,
• infektif endokarditte bakteriyel vejetasyon.
Sonuç olarak oluşan enfarktlar; klinik olarak sessiz olabilir veya hematüri ve böğür ağrısı yapabilir. Makroskopik olarak infarktüsler; soluk veya beyaz karakteristik apeksi hilusa doğru uzanan kama şeklindedir.
Renal infarktlar
Renal enfarktüs oluşumunun iki mekanizması vardır; embolik infarkt ve difüz kortikal nekroz.
Trombotik trombositopenik purpura (TTP)
TTP ve HUS aynı hastalık proçesi olarak düşünülmüşlerdir ama trombotik lezyonlar farklı lokalizasyon ve dağılımdadır. TTP’de; oklüzif tıkaçlar yaygın1 iskemik organ hasarına, özellikle beyin ve böbrekte; nörolojik anormallik ve progresif renal bozukluk oluşturur.
Yetişkin HUS
Çocukluk HUS’ndan daha sıklıkla fatal’dir ve aşağıdaki durumlarla ilişkilidir;
• Hamilelik; postpartum aylar sonra oluşur.
• Östrojen tedavisi; kontraseptifler veya erkekte prostat kanseri tedavisinde kullanılan östrojenler.
• Infeksiyonlar; mesela tifoid, virüsler ve şigellozis.
Sekonder HUS
Şunlarm komplikasyonu olarak gelişir;
• Malign hipertanisyon
• Progresif sistemik skleroz . SLE
• Transplant reddi
Patogenez: trombositler glomerüler kapillerleri içeren [...]
Çocukluk HUS
Genellikle 4 yaş altındaki çocukları etkiler. Etiyolojisi bilinmez, ama prognozu diğer iki tipten daha iyidir.
Klasifikasyon
HUS’ün 3 tane subtipi vardır; çocuklar, erişkin ve sekonder.
Trombotik mikrojiopatiler Hemolitik üremik sendrom (HUS)
Bozulmuş trombosit fonksiyonundan oluşan bu kompleks sendrom; trombositopeni, hemoliz ve akut böbrek yetmezliği ile karakterizedir.
Renai arter stenozu
Renal arterlerde daralmadır; tipik olarak jeneralize atheroskleroz sonucu oluşur ama nadiren arteriyel fibromuskuler displazi sonucunda gelişebilir.
Renal arterin atherosklerotik oklüzyonu genelde aortadan orjin aldığı bölgesinde en ciddidir. Bu noktadaki renal arter stenozu iki temel patolojik proçese neden olur.Etkilenen böbreğin kronik iskemisi: o taraftaki bütün nefronlardaki fonksiyon azalması, son dönem büzüşmüş bir böbreğin oluşmasına neden olur. Bununla [...]
Malign nefroskleroz
Böbrek hastalığı malign ve akselere hipertansiyonla ilişkilidir.Patogenez; akselere hipertansiyonda; kan başmandaki yükselme çok anidir,benign hipertansiyonda oluşandan farklı bir tipte renal hasar oluşur;
• Büyük müsküler damarlar intimada fibroelastik proliferasyona muskuler hipertrofi olmadan girerler.
• Afferent arterioller sıklıkla nekroza, hasar gören duvarlarında fibrin birikimine (fibrinoidnekroz) giderler. Bunlar ani yüksek basıncı takiben olur.
• Glomerüler kapiller ağ; [...]
RENAL KAN DAMARLARININ HASTALIKLARI
Benign nefroskleroz
Böbreğin hyalin arteriosklerozudur; benign hipertansiyonla ilişkilidir.
Bu durum; uzun süren benign hipertansiyonunun önemli bir komplikasyonudur; kronik böbrek yetmezliği majör sekellerinden birisidir.
Nefropatinin en sık görülen şeklidir, otopsilerin yaklaşık %75′inde 60 yaşın üstünde görülür.
Uzun süren benign hipertansiyonda; glomerüle gelen kan akımında; sıralanmış olan vasküler değişiklikler nedeni ile azalma vardır:
• Renal Arter Dalları; fibroelastik intimal proliferasyon, elastik [...]
Multipl myeloma
Myelom’un bazı tiplerinde; prolifere olan plazma hücreleri monoklonal serbest hafif zincirler üretir; bunlar idrara geçebilecek kadar küçüktür ve “Bence Jones” Proteinleri olarak bilinirler. Tübüllerden geçişleri sırasında bu proteinler presipite olurlar sonuç olarak tübüllerde oluşan fiziksel obstrüksiyon; tübüler epitel hücrelerinde hasara neden olur.
Ayrıca; kapillerlerden geçen hafif zincirler; amiloid (AL tipi)’e dönüştürülebilir glomerüllerde ve myelom heperkalsemi ile [...]
Hiperkalsemi ve nefrokalsinozis
Persistan hiperkalsemi renal parankimin kalsifikasyonuna neden olur; bir miktar tübüler bazal membranda kalsifiye olur ve tübüler hasar ile daha sonra fibrosis (nefrokalsinoz) oluşur. Sonuç olarak tübüler fonksiyon azalır ve poliüri gelişir.
Ürat (GUT) nefropatisi
Hiperürisemili hastaların küçük bir kısmını etkiler. Böbrek toplayıcı kanallarında ürat kristallerinin prespitasyonu tübüler hasara, inflamasyona ve daha sonra da skarlaşmaya neden olur.
Kronik interstisyel nefrit
Morfolojik görünümler; interstisyel fibrosis, kronik inflamasyon ve tübüllerde atrofidir. Tipik olarak bu durum kronik böbrek yetmezliği ile prezente olur. Nedeni ortaya çıkarmak genellikle çok zordur.
Prognoz: irreversible kronik böbrek yetmezliği.
Akut interstisyel nefrit
Morfolojik görünümü; interstisyumun lenfositik ve eozinofilik inflamatuar infiltrasyonuyla beraber olan ödemidir. Tübüller epitel dejenerasyonu ve nekroz gösterebilirler.
Klinik görünüm; neden olan ajanla karşılaşmadan 2-3 hafta sonra ortaya çıkar, ateş, hematüri, proteinüri ve artmış kan üresini içerir. Bazı vakalarda akut böbrek yetmezliği gelişir.
Prognoz: neden olan ajanın ortadan kaldırılması ile genelde iyileşme sağlanır.
Toksin ve ilaçların neden olduğu tübülointerstisyel nefrit
Bu grup bozukluklar renal interstisyum ve tübüllerin inflamasyonu ile karaktezedir. Çok sayıda neden vardır; en temel alanlardan biri ilaç maruziyeti özellikle bazı analjezik ve antibiyotiklerdir. Daha nadiren radyasyon gibi fiziksel ajanlar tübülointerstisyel hasara neden olur.
iki tip nefrit vardır; akut intestisyel ve kronik interstisyel.
Reflü kronik pyelonefrit
Mesaneden üretere olan idrar reflüsü rekürren inflamasyonlara predispozisyon hazırlar. En sık çocukluk çağında rastlanır; erkeklerde ve genç erişkinlikte daha sıktır.
Normalde üreter mesaneye oblik olarak girer sonuçta; işeme esnasında mesane duvarının kotraksiyonu üreter orifisini kapar. Vezikoüreteral reflülü hastalarda; üreterin son kısmı kısadır ve makozal yüzeyde 90°’lik açı yapar. Mesane kontraksiyonunda üreterik orifis açık kalır ve idrar [...]
Obstrüktif kronik pyelonefrit
Pelvikalikseal sistemin obstrüksiyonu rekürren infeksiyon epizodlarıma neden olur.
Kronik pyelonefrit
Tübüllerin ve intrestisyumun kronik inflamasyonu; nefron yıkımı ve ciddi böbrek skarlaşması ile ilişkilidir, iki tipi vardır (obstrüktif ve reflü ile ilişkili olan) aşağıda açıklanmıştır.
Tübülointerstisyel nefrit
İdrar yolu infeksiyonu ve piyelo nefrit
Akut pyelonefrit
Tübül ve interstisyumun inflamasyona bakteriyel infeksiyon neden olur. 3 yaş grubunda pik yapar.
Çocukluk, hamilelik ve yaşlılık, yaşlara göre olan değişiklikleri.
• infantlarda anatomik anomalilere bağlı olarak erkeklerde daha sık görülür.
• Puberteden-orta yaşa kadar: üretral travma ve hamileliğe bağlı olarak bayanlarda bu dönemde daha sık.
• 40 [...]




