Somatostatinoma
Bu somatostatin yapıcı tümörler pankreatik-6 hücrelerinden köken almıştır ve diabetes mellitus, kolelitiazis ve steatore yapar.
Glukagonoma
Bu glukagon salgılayıcı tümörler pankreatika hücrelerinden köken alır ve sekonder diabet (genelde hafif), nekrolitik migratuar eritem (deri döküntüsü) ve üremi yapar.
Vipoma
Bu vazoaktif intestinal peptid (VIP) salgılar, sulu diare, hipokalemi ve aklorhidri (WDHA) ile sonuçlanır.
Zollinger Ellison Sendromu
Bu sendrom gastrik hipersekresyon, multipl peptik ülserler ve diare ile karakterizedir ve pankreatik G hücrelerinin gastrin salgılayıcı (gastrinoma) tümörüne bağlı oluşur. Vakaların %50’sinde tümörler multipldir ve sıklıkla maligndir, %10-20 diğer bölgelerde ie/duodenum, görülür.
Diğer endokrin bezlerde adenomlarla birlikte menvin bir parçası olabilir.
İnsulinoma
En sık ada hücresi tümördür, pankreatik p hücrelerinden köken almıştır;
• insulin hipersekresyonuna bağlı hipoglisemiye neden olur.
• Kalıcı beyin harabiyeti yapabilir.
• Çoğunluğu soliter, metastaz yapmayan lezyonlardır (%10 multiple ve %10 maligndir).
Adacık hücresi tümörleri
Ekzokrin pankreasla kıyaslandığında bu tümörler nadirdir ve en sıklıkla 30-50 yaş grubunda görülür.
DM’de yaklaşım
Tedavinin primer amacı her zaman normal veya normale yakın kan şekeri seviyesinin sağlanmasıdır. Kan şekeri normale ne kadar yakın olursa, vücudun total metabolik profili o kadar normal, vasküler hastalık insidansı o kadar düşük olur. Etiyolojiden bağımsız olarak, gerekli tedavinin tipi dolaşımdaki (plazma) insulin konsantrasyonu ile belirlenir.
Tedavinin üç metodu:
• Sadece diyet: Diabetik hastaların %50’sinde.
• [...]
Diabetli Hastalarda Hedef Organlar
Diabetli hastalar infeksiyonlara, özellikle de bakteriyel veya fungal hastalıklara yatkındırlar. Temel hedef organlar:
• Deri: Follikülit, erizipel, selulit ve yüzeyde fungal infeksiyonlar.
• Oral ve genital mukoza: Özellikle candida ile.
• idrar yolları: Akut pyelonefrit sıktır, sıklıkla beraberinde rekürrens alt idrar yolu infeksiyonuda vardır.
Diyabet ve Göz Hastalığı
Batı dünyasında diabet edinilmiş körlüğün en sık sebebidir ve gözleri 5 temel yoldan etkiler:
• Zemin retinopatisi: Retinada küçük damar anormalliklerine bağlı eksuda, kanama ve mikroanevriz-malar. Genellikle keskinliği etkilemez.
• Proliferatif retinopati: Retinada çok fazla yeni kapillerin oluşması. Oluşan yeni damarlardan veya retinal dekolmandan dolayı vitröz hemorajiye yani görme bozukluğuna neden olabilir.
• Makulopati: Ödem, [...]
Diabetik nefropati
Diabet artık böbrek yetmezliğinin en sık sebebi durumundadır. Böbrek hastalığı 3 şekildedir:
• Diabetik vasküler hastalığın komplikasyonu; arteroskleroz (aorta uç renal arterleri etkileyen atherom iskemi); diabetik mikroanjiopati (glomerüler kapiller basement membran kalınlaşması [hyalin arterioskleroz] iskemik glomerüler değişiklikler).
• Diabetik glomerüloskleroz (difüz ve nodüler tip): Plazma proteinlerinin kapillerlerden glomerüler filtrata artmış geçişi -» proteinüri [...]
Vasküler Hastalık
Ateroskleroz: Diabetikler de aynı yaş ve cinsiyetteki nondiabetiklere oranla daha çok ateroskleroz görülür, muhtemelen plazma kolesterol ve trigliserid
seviyelerindeki artışa bağlı.
Bunun temel klinik sekelleri;
• Kalp iskemik kalp hastalığı
• Beyin serebral iskemi
• Bacaklar ve ayaklar -» gangren: Baş parmak ve topukta iskemi diabetik gangrenin karaktestik özelliğidir.
• Böbrek kronik nefron iskemisi, [...]
DM Akut Komplikasyonları
Diabetikler çeşitli koma tiplerine yatkındırlar. Azalan sıklıklarıyla bunlar;
• Hipoglisemi: insülin ile fazla tedavinin komplikasyonu.
• Ketoasidoz: Trigliseridierin î yıkımı nedeniyle tip 1 diabetiklerde sıktır -> T keton cisimleri yapımı ketaosidoz -> bozulmuş bilinç.
• Hiperasmolaritede (aketotik veya nonketotik kama): 1 plazma glukoz konsantrasyonu -> t plazma osmoloritesi -> serebralde hidratasyon ->• koma. [...]
DM Tanısı
Etyolojiden bağımsız olarak, DM tanısı hiperglisemi bulunmasına dayanır. Bununla birlikte, tüm populasyonlarda kan glukoz konsantrasyonu dağılım eğrisi unimodaldır, normal ve anormal değerler arasında kesin bir sınır yoktur.
Tanısal kriterler (Fig 11.19) bunun için diabet genel olarak şöyle belirlenir:
Ya-Açlık kan (venöz) şekeri seviyesi > 7.8 mmol/L.
ya da-Herhangi bir andaki kan (venöz) şekeri seviyesi > 11.1 mmol/L.
Açlık veya [...]
Tip 2 diabet mellitus
Etyoloji ve patogenez:
Kesin patogenez bilinmemektedir. Fakat aşağıdaki faktörlerin rol oynadığı düşünülmektedir:
• Genetik faktörler: Ailesel yatkınlık var, eş yumurta ikizlerinde konkordans oranı >%90 bununla birlikte, HLA ilişkisi yoktur ve kalıtımın poligenik olduğu düşünülmektedir.
• Relatif insülin eksikliği: ihtiyaç duyulan miktara oranla az salgılanması, muhtemelen yaşlanmaya bağlı.
• insülin resistansı: Dokular insüline cevap veremez, hedef hücrelerdeki [...]
TİP 1 diabet mellitus
Etyoloji ve patogenezi: Tip 1 diabet organ spesifik, otoimmun bir hastalıktır, pankreasın adacık hücrelerine endokrin hücre populasyonun antikor bağımlı yıkımı ile karakterizedir.
İki temel faktör otoimmüniteye yatkınlığa neden olur.
• Genetik yatkınlık: Tip 1 diabetli hastalar genellikle HLADR3 veya HLADR4 pozitiftirler; bu özellik diğer otoimmun hastalıklarda da gösterilmiştir.
• Viral infeksiyonlar: Viral infeksiyonlar otoimmun reaksiyonu tetikler belirtilen virüsler [...]
Sekonder DM
%5 hastada diabet aşağıdakilere sekonderdir:
• Pankreatik hastalıklar, ie (kronik pankreatit veya hemokromatozis.
• insülin etkisini antagonize edecek hormonların fazlaca alınması ie/cushing sendromunda glukokortikoidlere; akromegalide büyüme hormonu, feokrom-asitomada adrenalin.
Primer DM, diabetin en önemli nedenidir ve şöyle klasifiye edilir:
• Tip 1, ayrıca insülin dependent DM veya Juvenil diabet olarak da bilinir.
• Tip 2, [...]
Primer DM
insülin yapımının/etkisinin primer hastalığı, diabetik vakaların %95′inden sorumludur.
ENDOKRİN PANKREAS HASTALIKLARI
Diabetes Mellitus (DM)
Anormal metabolik durum ile bu multisistem hastalık, yetersiz insülin etkisi/yapımına bağlı hiperglisemi ile karakterizedir. DM primer ve sekonder olarak ayrılır.
Extraadrenal paraganglia tümörleri
Nöroblastom
Bu nadir tümörler nöroblastlardan köken alır. Etkilenmiş bölgeler adrenal medulla, mediasten (genellikle sempatik zincir ile ilişkili) ve çölyak pleksusdur.
Hemen tamamen çocuklara has tümördür, fakat 5 yaşın üzerinde oldukça nadirdir, yine de erişkin vakalar nadiren olur. Tümör oldukça malign ve genellikle inoperabldır.
Ganglionörom
Sempatik sinirlerden köken alan benign bir tümördür, en sık arka mediastende olur, fakat %10 adrenal [...]
Adrenal medulla
Feokromasitoma
B adrenal meduiların adrenalin ve norodrenalin salgılayan hücrelerin (kromoffin hücreleri) nadir bir tümörüdür.
Sekonder adrenokortikal yetmezlik
Bu adrenokortikal yetmezlik aşağıdakilere sekonder adrenal atrofi ile olur:
• Hipotalamik veya pituiter hastalık (tümör veya cerrahi yıkım), düşük ACTH’ya neden olur ve düşük endojen glokokortikoid ve aldosteron ile sonuçlanır.
• Glukokortikoid terapisi, düşük ACTH (supresyon) ya neden olur ve düşük endojen glukokortikod ve aldesteron ile sonuçlanır.
Primer Akut Adrenokortikal Yetmezlik (Adrenal Kriz)
Bu durum aşağıdaki nedenlerle olur:
• İatrojenik: Uzun süreli yüksek doz terapötik kortikosteroidin ani kesilmesi (uzun süre kortikosteroid terapisi düşük endojen steroid yapımına neden olur, bu da adrenal kortekste atrofiden olur).
• Bilateral adrenal kanama: Gram negatif (genellikle meningokoksal) septisemi (Waterhause-Friderichsen sendromu) ve retroperitoneal hemorojiye sekonder adrenalven trombozuna bağlı olur.
• Kronik adrenal yetmezlik [...]
Adrenal korteksin hipofonksiyonu Addison hastalığı
Bu nadir kronik adrenal yetmezliği glukokortikorid ve mineralo kortikoidlerin eksikliğinden olur. Gelişmiş ülkelerde tahmini prevelansı 100000′de 0.8′dir.
Etyoloji: Addison hastalığının en sık sebebi her iki adrenal korteksin otoimmün harabiyetidir. Sıklıkla otoimmun tiroid hastalığı, otoimmün gastrit ve diğer endokrin organ otoimmun hastalıklarıyla beraberdir.Adrenal yetmezlik AİDS hastalarında iyi bilinen bir komplikasyondur ve birçok sebebe bağlı oluşabilir. Bunlar bilateral [...]
Konjenital Adrenal Hiperplazi
Bu nadir, otozomal resesif hastalık hem kortizol hem aldesteron sentezinde gerekli 21 hidroksiloz enzim eksikliğinden olur. Kortizol yapımı yetmezliği artmış ACTH salınımına ve adrenal korteksin hiperplazisine neden olur.
Androjenlerin yapımı 21 hidroksilazı gerek-tirmediğniden, adrenal hiperplazi fazla androjen salınımına ve kadınlarda maskulinizasyona ve erkeklerde prekok puberteye neden olur. Ayrıca, aldosteron eksikliği çok ciddidir, replasman terapisi verilmez ise [...]
Hiperaldosteronizm
Adrenal korteksin zona glomerüloza tabakasının fazla aldesteron salgılaması, artmış Na tutulumu ve artmış K+ atılımı (kaybı) ile birliktedir.
Etiyoloji aşağıdaki gibidir:
• Primer hiperaldosteronizm: Aldesteronun otonom hipersekresyonu, hemen tamamen adrenal kortikal adenom tarafından (Conn’s sendromu).
• Sekonder hiperaldosteronizm: Renin anjiotensin sistemi aktivasyonunu takiben anjiotensinli yapımının artmasına sekonder aldosteron hipersekresyonu. Konjestif kalp yetmezliği, siroz, nefrotik sendrom, hipertansiyon [...]




