<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlık,estetik, diyet, zayıflama, tüp bebek, lazer epilasyon, saç ekimi &#187; Patoloji</title>
	<atom:link href="http://www.saglikbilimi.com/k/patoloji/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.saglikbilimi.com</link>
	<description>Estetik, Tüp Bebek, saç ekimi, lazer epilasyon, zayıflama</description>
	<lastBuildDate>Sun, 18 Jul 2010 16:20:32 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Çocuklarda Kraniofaringeoma</title>
		<link>http://www.saglikbilimi.com/cocuklarda-kraniofaringeoma/</link>
		<comments>http://www.saglikbilimi.com/cocuklarda-kraniofaringeoma/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Oct 2009 16:24:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenanpediatri</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kas-İskelet Sisteminin Patolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Haberleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilimi.com/?p=20592</guid>
		<description><![CDATA[


 Çocuklarda nadir olma­yan ve hipotalamo-hipofizer sistem fonksiyonla­rını etkileyebilen bu beyin tümörleri, iştah ile ilgili hipotalamik merkezlerde harabiyete veya ön hipofizden büyüme hormonu ve TSH salgıla­rında azalmaya yol açarak şişmanlığa neden olabilir. Bazı vakalarda tümör sinsi olarak ge­lişir ve başlangıçta şişmanlık ilk dikkati çeken bulgu olabilir.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="float: left;margin: 4px;"><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-4516003464451362";
/* 468x15, oluşturulma 14.06.2009 */
google_ad_slot = "1543211595";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 15;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p> <p>Çocuklarda nadir olma­yan ve hipotalamo-hipofizer sistem fonksiyonla­rını etkileyebilen bu beyin tümörleri, iştah ile ilgili hipotalamik merkezlerde harabiyete veya ön hipofizden büyüme hormonu ve TSH salgıla­rında azalmaya yol açarak şişmanlığa neden olabilir. Bazı vakalarda tümör sinsi olarak ge­lişir ve başlangıçta şişmanlık ilk dikkati çeken bulgu olabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilimi.com/cocuklarda-kraniofaringeoma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Cushing sendromu</title>
		<link>http://www.saglikbilimi.com/cocuklarda-cushing-sendromu/</link>
		<comments>http://www.saglikbilimi.com/cocuklarda-cushing-sendromu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Oct 2009 16:23:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenanpediatri</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kas-İskelet Sisteminin Patolojisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilimi.com/?p=20590</guid>
		<description><![CDATA[


  Bu vakalar boyun kısa olması, ayrıca yağ toplanmasının tipik olarak gövde3â tutması özellikleri ile basit obesiteden kolaylıkla ayırt edilir. Giükokortikoid hormon­ların lipolitik ve antilipojenik etkili olmalarına karşm Cushing vakalarında aşırı yağ depolan­ması, bu hormonların glükoneogenetik etkileri sonucu insulin salgısının artması ile açıklanır.
Sürrenal kortikosteroidleri ile uzun süre te­davi edilen çocuklarda da Cushing hastalarına benzer [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em> </em>Bu vakalar boyun kısa olması, ayrıca yağ toplanmasının tipik olarak gövde3â tutması özellikleri ile basit obesiteden kolaylıkla ayırt edilir. Giükokortikoid hormon­ların lipolitik ve antilipojenik etkili olmalarına karşm Cushing vakalarında aşırı yağ depolan­ması, bu hormonların glükoneogenetik etkileri sonucu insulin salgısının artması ile açıklanır.</p>
<p>Sürrenal kortikosteroidleri ile uzun süre te­davi edilen çocuklarda da Cushing hastalarına benzer bir şişmanlık gelişir. Bu hormonların far­makolojik dozlarda iştah açısı etkileri de şiş­manlığın gelişmesinde rol oynar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilimi.com/cocuklarda-cushing-sendromu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Tiroid hormonu eksikliği</title>
		<link>http://www.saglikbilimi.com/cocuklarda-tiroid-hormonu-eksikligi/</link>
		<comments>http://www.saglikbilimi.com/cocuklarda-tiroid-hormonu-eksikligi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Oct 2009 16:07:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenanpediatri</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kas-İskelet Sisteminin Patolojisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilimi.com/?p=20587</guid>
		<description><![CDATA[Bazal metaboliz­ma düşük, aktivite azdır. Enerji gereksinimi azalmış olduğundan alınan kalori tüketilenden fazladır ve şişmanlık gelişir. Genellikle obesite aşırı değildir. Dokuların miksödemi nedeniyle çocuğun şişman görünümü daha belirgin olur. Çoğu kez şişmanlık boy kısalığı ile birliktedir. Özellikle edinsel hipotiroidi vakalarında boy kısalığı ve hipotiroidinin diğer klinik bulguları belirgin olmayabilir. Şişman çocuklar hipoti­roidi yönünden incelenmelidir. Bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bazal metaboliz­ma düşük, aktivite azdır. Enerji gereksinimi azalmış olduğundan alınan kalori tüketilenden fazladır ve şişmanlık gelişir. Genellikle obesite aşırı değildir. Dokuların miksödemi nedeniyle çocuğun şişman görünümü daha belirgin olur. Çoğu kez şişmanlık boy kısalığı ile birliktedir. Özellikle edinsel hipotiroidi vakalarında boy kısalığı ve hipotiroidinin diğer klinik bulguları belirgin olmayabilir. Şişman çocuklar hipoti­roidi yönünden incelenmelidir. Bu vakalarda ti­roid hormonu verilmesiyle miksödem çözülür, aktivite artar ve tartı kısa sürede normale iner.</p>
<p><em>Büyüme hormonu eksikliği</em>. Tedavi edilme­yen büyüme hormonu eksikliği vakalarında okul yaşlarında şişmanlık gelişir. Yağ toplanması özellikle bol ve göğüs çevresinde görülür. Obe­site, alman kalorinin, büyüme durması nede­niyle azalmış olan enerji gereksiniminden fazla olmasına bağlıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilimi.com/cocuklarda-tiroid-hormonu-eksikligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>El Titremesi ve Tedavisi</title>
		<link>http://www.saglikbilimi.com/el-titremesi-ve-tedavisi/</link>
		<comments>http://www.saglikbilimi.com/el-titremesi-ve-tedavisi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Sep 2009 22:40:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinir Sistemi Patolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[El titremesi]]></category>
		<category><![CDATA[titreme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilimi.com/?p=21360</guid>
		<description><![CDATA[Titreme, istemsiz olarak tekrarlayan ince ritmik sarsılma hareketleridir. Vücudun her yanında görülebilmekle beraber en çok elleri ve başı tutar. Zaman zaman da ayak ve bacaklarda belirti verir. Ailevi olarak da görülebilen sebebi bilinmeyen tip titremeler, en sık karşılaşılan şekillerdir. Bu tür titremeler en çok bir bardak kaldırırken ya da el ile bir şeyi işaret ederken [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Titreme, istemsiz olarak tekrarlayan ince ritmik sarsılma hareketleridir. Vücudun her yanında görülebilmekle beraber en çok elleri ve başı tutar. Zaman zaman da ayak ve bacaklarda belirti verir. Ailevi olarak da görülebilen sebebi bilinmeyen tip titremeler, en sık karşılaşılan şekillerdir. Bu tür titremeler en çok bir bardak kaldırırken ya da el ile bir şeyi işaret ederken belirgin hale gelir. Hareket etmez iken ise titreme yoktur. Bu sırada baş ve ses de titreyebilir. Bazı ilaçlar ile fayda elde edilebilir. Günlük yaşamın çok zor olduğu şiddetli vakalarda cerrahi yöntemler de beyin cerrahlarınca uygulanabilmektedir.</p>
<p><strong>İlaçlar ve hastalıklar önemli sebepler</strong><br />
Merkezi sinir sistemini etkileyen ilaçlar ya da hastalıklar da titremelere yol açabilir. Bu hastalıkların başında ileri yaşlarda ortaya çıkan Parkinson hastalığı yer alır. Karaciğer yetmezliği, alkolizm, cıva ve kurşun zehirlenmesi de ciddi titremelere sebep olabilen hastalıklar arasındadır. Yine tiroit hormonunun kanda arttığı hipertiroidi hastalığının belirtileri arasında ellerde titreme sayılır. Lityum ve bazı depresyon ilaçları yan etki olarak bu belirtileri verir.</p>
<p>Gençlerde görülen titremelerin en sık görülen sebepleri ise stresli ruh hali, kafein ve alkol tüketimidir.</p>
<p><strong><a href="http://www.saglikbilimi.com/wp-content/uploads/2009/09/eltitremesi.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-21361" title="eltitremesi" src="http://www.saglikbilimi.com/wp-content/uploads/2009/09/eltitremesi.jpg" alt="eltitremesi" width="270" height="200" /></a>Titreme fark edildiğinde neler yapılmalı?</strong><br />
Titreme fark edildiğinde doktora gidilmeden önce şikâyetlerin ne zaman ve ne şekilde geldiğine dikkat edilmesi sebebin ortaya çıkarılmasına yardımcı olacaktır.</p>
<p><strong>Kendi başınıza evde yapabilecekleriniz aşağıda kısaca sıralanmıştır.</strong></p>
<p>- Strese sebep olan etmenlerin ortadan kaldırılması bazen titremenin azalmasına yardımcı olmaktadır.</p>
<p>- Kola ağır bir saat yada bilezik takılması veya elde bir cisim taşınması titremeleri azaltabilmekte ve daha iyi kontrol sağlamaktadır.</p>
<p>- Kazalardan kaçınmak için bir şey içerken bardağı yada fincanı yarım doldurmak veya kamış kullanmak güvenli bir yoldur.</p>
<p>- Yeterli uyku ve istirahat önemlidir, çünkü yorgunluk titremeleri arttırır.</p>
<p>- Kendi başına titremeye yol açabildiği için kahve, çay yada kolalı içecekler gibi kafeinden zengin gıdalardan uzak durmakta fayda vardır.</p>
<p>Kendi halinde düzenli bir ritim içerisinde süren titremeler birden şiddetlenir, ek olarak yanına başka belirtiler eklenir ya da günlük hayatla bağdaşmaz hale gelirse tekrar hekime başvurmakta tereddüt etmeyiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilimi.com/el-titremesi-ve-tedavisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaz Aylarındaki Sıvı Kaybı Kramplara Sebep Olabilir</title>
		<link>http://www.saglikbilimi.com/yaz-aylarindaki-sivi-kaybi-kramplara-sebep-olabilir/</link>
		<comments>http://www.saglikbilimi.com/yaz-aylarindaki-sivi-kaybi-kramplara-sebep-olabilir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 Aug 2009 11:17:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumagustos</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kas-İskelet Sisteminin Patolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı kaybı kramplara sebep olur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilimi.com/?p=16843</guid>
		<description><![CDATA[Yaz aylarında çok fazla su kaybı olur, yeterince su içildiği takdirde oluşabilecek sıvı kaybı oluşabilecek sıvı kaybını ve krampları önleyebilirsiniz.
Uzmanlar özellikle denizde ve havuzda yüzerken oluşabilecek kramplara karşı dikkatli olunması gerektiği uyarısında bulundu.

Ülkemizde batı ve güney sahillerinde yaz ortasında sıcaklıkların giderek arttığını, buna bağlı olarak sıcak krampları, sıcak bitkinliği ve sıcak çarpması vakalarının sıkça görüldüğüne [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında çok fazla su kaybı olur, yeterince su içildiği takdirde oluşabilecek sıvı kaybı oluşabilecek sıvı kaybını ve krampları önleyebilirsiniz.</p>
<p>Uzmanlar özellikle denizde ve havuzda yüzerken oluşabilecek kramplara karşı dikkatli olunması gerektiği uyarısında bulundu.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-16849" title="kramp" src="http://www.saglikbilimi.com/wp-content/uploads/2009/08/kramp2.jpg" alt="kramp" width="367" height="219" /></p>
<p>Ülkemizde batı ve güney sahillerinde yaz ortasında sıcaklıkların giderek arttığını, buna bağlı olarak sıcak krampları, sıcak bitkinliği ve sıcak çarpması vakalarının sıkça görüldüğüne dikketi çekiliyor. Sıcak krampları vücuttaki aşırı terleme ve buna bağlı tuz kaybı nedeniyle oluşur. Genellikle bacaklarda ve karın bölgesinde kasılmalar, kan basıncının düşmesi, bulantı, ve nabız artışı şeklinde belirtiler gösterir. Bu da  vücuttaki sodyum kaybı sebebiyle ortaya çıkar.</p>
<p>Bu sorunlar olduğunda, hastayı serin ve gölge bir ortama almak gerekir. Hasta sırt üstü yatırılmalı. Bulantısı fazla değilse, içebilecek durumdaysa bir veya iki bardak tuzlu sıvı verilebilir. Ağızdan sıvı alamayacak kadar bulantısı varsa serum tedavisi uygulanmalı” dedi.</p>
<p>Kramp giren ve ona yardımcı olan kişinin çok sakin ve sabırlı olması gerekiyor. Heyecan, kas krampını 5 kat artırır. Eğer suda yalnızsanız durum biraz daha ciddidir. Bundan dolayı hemen sırt üstü uzanıp kramp girmiş baldırı ters yönde yavaş yavaş germelisiniz. Bu esnada kollar yanlarda, yelpaze hareketiyle sırt üstü yüzerek sakin sakin kıyıya ulaşmaya çalışmalısınız. Kramp girmiş kasa asla masaj yapılmaması gerekiyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilimi.com/yaz-aylarindaki-sivi-kaybi-kramplara-sebep-olabilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaşlılarda Cilt hastalıkları</title>
		<link>http://www.saglikbilimi.com/yaslilarda-cilt-hastaliklari/</link>
		<comments>http://www.saglikbilimi.com/yaslilarda-cilt-hastaliklari/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Jul 2009 09:55:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenanfoto</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deri Patolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[cildiye]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[Cilt Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Deri]]></category>
		<category><![CDATA[Deri Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Hasta Ve Yaşlı Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlı İnsan Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlılar]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlılarda Sağlık Sorunları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilimi.com/?p=15410</guid>
		<description><![CDATA[Yaşlanan cilt gençliktekine kıyasla daha ince, kuru, daha kırışık ve daha az elastik bir hale gelir. Eğer daha önce güneşe aşın maruz kalındıysa, bu durumların hepsi daha da kötü bir halde meydana gelir. Yaşlılarda sık görülen cilt hastalıklar şunlardır:

Seboreik dennatit (deri yangısı) Bu hastalık, yüz ve kafa derisi çizgilerindeki derinin pul pul dökülmesi ve kızarık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşlanan cilt gençliktekine kıyasla daha ince, kuru, daha kırışık ve daha az elastik bir hale gelir. Eğer daha önce güneşe aşın maruz kalındıysa, bu durumların hepsi daha da kötü bir halde meydana gelir. Yaşlılarda sık görülen cilt hastalıklar şunlardır:</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-15626" title="23" src="http://www.saglikbilimi.com/wp-content/uploads/2009/07/23.jpg" alt="23" width="300" height="224" /></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Seboreik dennatit (deri yangısı</span>)</strong> Bu hastalık, yüz ve kafa derisi çizgilerindeki derinin pul pul dökülmesi ve kızarık olması olarak tanımlanır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Rosacea</strong></span> Bu hastalık yanaklarda, burunda, çenede, alında ya da göz kapaklarında sürekli bir kızartıya neden olur.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Pişik</span></strong> Deri büklüm yerle­rinde meydana gelen, genellikle meme altındaki bölgeyi ve karın kıvrımları ve kaşıklan etkileyen mantardan  kaynak­lanan iltihaplanmadır.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Zona </span></strong> Su çiçeği virüsünün yaptığı bir enfek­siyondur. Vücudunuzda ya da yüzünüzde bir sinir kökü boyunca şiddetli bir ağrı olması ve arkasından 4 ya da 5 gün süren su kabarcıklı bir döküntü geliş­mesi ayırt edici özellikleridir. Döküntü geliştikten sonra ağrı da olabilir. Zonayla birlikte ağrı olma riski yaşlılarda daha yüksektir ve erken bir önleyici tedaviyle azaltıla­bilir. Bu nedenle, zona hastalığınız olduğunu düşünüyorsanız doktoru­nuza başvurun.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Staz dermatiti </strong></span> Cildi, ülser ve bakteriyel enfeksiyona karşı dirençsiz bırakan, bacaklardaki kan dolaşımı bozukluğuna bağlı kronik kızarıklık olarak tanımlanır.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Yatak (Bası</span></strong>) yaraları  uzun süre yatağa bağlı olmanın yaptığı baskıdan kaynaklanan, yavaş iyileşen, nemli, açık ve son derecede rahatsız eden yaralardır. Genellikle kalçalar, kürek kemik­leri, dirsekler ve topuklar gibi vücut ağırlığının bindiği kısımları etkiler.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Cilt kanseri </span></strong> Yaşlılar güneşe maruz kalmaya bağlı her tür cilt kanserine karşı oldukça dirençsizdir ve güneşten kaçınma konusunda oldukça dikkatli olmalıdırlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilimi.com/yaslilarda-cilt-hastaliklari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadın Üreme Sistemi</title>
		<link>http://www.saglikbilimi.com/kadin-ureme-sistemi/</link>
		<comments>http://www.saglikbilimi.com/kadin-ureme-sistemi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Jul 2009 09:59:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Üreme Sistemi Patolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Üreme]]></category>
		<category><![CDATA[üreme sistemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilimi.com/?p=14228</guid>
		<description><![CDATA[Bir kadının üreme sistemi, vücudun hem iç hem de dış bölümlerinden oluşur. Kadın üreme sisteminin (vulvanın) dışardan bakıldığında görülebilen bölümleri şunlardan oluşur:
Venüs tepesi Kasık kemiğini örten deri ve dokudur. Ergenlik çağından sonra Venüs tepesi kıllarla kaplanır.
Labia majora (Dış/Büyük dudaklar) ve labia minora (iç/ küçük dudaklar) Labia Latincede &#8220;dudaklar&#8221; anlamına gelmektedir. Dış dudaklar, iç dudaklar ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/">kadın</a>ın üreme sistemi, vücudun hem iç hem de dış bölümlerinden oluşur. Kadın üreme sisteminin (vulvanın) dışardan bakıldığında görülebilen bölümleri şunlardan oluşur:</p>
<p>Venüs tepesi Kasık kemiğini örten deri ve dokudur. <a href="http://www.saglikbilimi.com/e/ergenlik-donemi-sorunlari/">Ergenlik çağı</a>ndan sonra Venüs tepesi kıllarla kaplanır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;">Labia majora (Dış/Büyük dudaklar) ve labia minora (iç/ küçük dudaklar) </span>Labia Latincede &#8220;dudaklar&#8221; anlamına gelmektedir. Dış dudaklar, iç dudaklar ve vajinayı çevreleyen dudağa benzer bir kıvrımdır. Çocukluk döneminde pürüzsüzdür. Ergenlik döneminden sonra kıllarla kaplanmaya başlar ve dudakların içinde yağ bezeleri oluşur. İç dudaklar vajinaya bitişik daha küçük bir deri kıvrımıdır. Cinsel uyarılma sırasında artan kan akışı genişlemelerine neden olur.</p>
<p>Klitoris Cinsel uyarılma sırasında sertleşen ve genişleyen küçük, yuvarlak bir bölgedir. <a href="http://www.saglikbilimi.com/e/klitorisin-uyarilmasi/">Klitorisin uyarılması </a>sonucunda orgazm meydana gelir.</p>
<p>İdrar deliği (Üretra) İdrarın geçtiği idrar yoluğu deliği. Klitorisin akında yer alır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Himen</strong></span> (Kızlık zarı) Vajina deliğinde bulunan ince mukoza zarıdır. Bu zar <a href="http://www.saglikbilimi.com/e/vajina/">vajina</a>yı korur, ancak sağlık açısından mutlaka varolması gerekmez. Himen ya da kızlık zarı bir kadının ilk cinsel ilişkisinde yırtılır. Ancak bazı <a href="http://www.kadinlarportali.com/">kadınlar</a>da egzersiz yaparken veya tampon ya da diyafram yerleştirirken de yırtılabilir. Daha sonraki yaşantıda genellikle görünmez.</p>
<p>Vajinal delik Bir kadının iç üreme organının girişidir; aynı zamanda adet kanının, vajinal akıntının ve <a href="http://www.gebenet.com/">doğum</a> sırasında da bebeğin çıkış kapısıdır.</p>
<p>Perine Vajina ve anüs arasındaki deri ve dokudur.</p>
<p>Kadın üreme sisteminin iç bölümleri şunlardan oluşur:</p>
<p>Vajina Vajinal delikten rahim ağzına, yani rahim girişine kadar &#8216;giden 7, 5 ila 12, 5 cm uzunluğundaki kaslı kanaldır. Vajina duvarları doğum sırasında bir bebeğin geçişini sağlayacak ölçüde esneyebilir. Bir miktar vajinal akıntı normaldir ve genellikle vajina duvarlarını kayganlaştıran salgılardan oluşur.</p>
<p>Akıntının yoğunluğu ve miktarı <a href="http://www.saglikbilimi.com/adet-dongusu/">âdet döngü</a>nüzün farklı evrelerinde bulunan hormonlara göre değişir. Bu nedenle beraberinde menopozu getiren hormonal değişiklikler, özellikle de düşük estrojen seviyeleri, vajinal kayganlaşmanın azalmasına da yol açabilir. Vajinal delik, güçlü, elastik kaslarla çevrilidir. Kegel egzersizleri  bu kasların bu kasları güçlendirmeye yardımcı olur.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Rahim ağzı</strong></span> Vajinanın devamında rahime açılan deliktir. Rahim ağzının kendisi küçük olup çapı yaklaşık 2, 5 cm. dir. Rahim ağzı deliği, rahim ağzının ortasında bulunan ve adet kanaması gibi sıvıların rahimden atılmasını sağlayan çok küçük yuvarlak bir deliktir; <a href="http://www.gebenet.com/">hamilelik</a>ten sonra, yaklaşık 0, 6 cm. lik bir açıklık gibi görünür. Rahim ağzı deliği doğum sancısı sırasında bebeğin çıkışına olanak vermek üzere 10 ila 12, 5 cm açılır.</p>
<p>Rahim Gelişen fetesu barındırmak için muazzam ölçüde esneyebilen armut büyüklüğünde kaslı bir organdır. Rahmin kalın iç zarı, yan endometriyum, adet döneminde her ay kanayan kan bakımından zengin süngerimsi bir dokudan oluşmuştur. Rahim, hamilelik sırasında fetusun gelişmesini sağlayacak ortamı oluşturur.</p>
<p>Fallop tüpleri Rahmi yumurtalıklara bağlayan spagetti inceliğindeki iki ince tüptür. Yumurtalık bir yumurta hücresi bıraktığında, fallop tüplerinin ucundaki parmağa benzer küçücük çıkıntılar, yumurta hücresinin tüpü yakalamasına ve tüpün içine süpürülmesine yardım eder. Fallop tüpleri üreme için kritik bir öneme sahiptir. Bu tüpler, yumurtalıktan bırakılan yumurta hücresinin rahime ulaşması için bir geçiş yolu sağlar; yumurta ile <a href="http://www.saglikbilimi.com/e/sperm/">sperm</a>in buluşma yeridir ve sürekli kasılmalarla döllenmiş yumurtayı rahime kadar götür.</p>
<p>Yumurtalıklar çapı yaklaşık 2, 5 cm kadar olan, hormon ve yumurta üreten oval biçiminde iki organdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilimi.com/kadin-ureme-sistemi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Glomerülit (Nefrit)</title>
		<link>http://www.saglikbilimi.com/glomerulit/</link>
		<comments>http://www.saglikbilimi.com/glomerulit/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Jun 2009 06:47:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Böbrek ve İdrar Yolları Patolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrek Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[nefrit]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilimi.com/?p=14134</guid>
		<description><![CDATA[Glomerül (nefrit diye de anılır) sıvı ve atıkların dışarı atılması için böbreklerde bulunan kanı süzen borucuk öbekleridir.
Filtreler etkili çalışamadığı takdirde, protein ve kırmızı kan hücreleri idrara karışır. Kan dolaşımından eksilen protein vücudun bacaklar, yüz ve eller dahil her yerinde ödeme sebep olur. Bu nefrotik sendrom  olarak adlandırılır ve yetişkinlerden ziyade çocuklarda görülür.Glomerülonefrit&#8217;in iki ayrı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Glomerül (nefrit diye de anılır) sıvı ve atıkların dışarı atılması için böbreklerde bulunan kanı süzen borucuk öbekleridir.</p>
<p>Filtreler etkili çalışamadığı takdirde, <a href="http://www.saglikbilimi.com/protein-gereksinimi/">protein</a> ve kırmızı kan hücreleri idrara karışır. <a href="http://www.saglikbilimi.com/kan-dolasimi/">Kan dolaşımı</a>ndan eksilen protein vücudun bacaklar, yüz ve eller dahil her yerinde ödeme sebep olur. Bu nefrotik sendrom  olarak adlandırılır ve yetişkinlerden ziyade çocuklarda görülür.Glomerülonefrit&#8217;in iki ayrı formu vardır: Akut ve kronik. Akut glomerülonefrit, ani ve ciddi semptomlar ortaya çıkarır ve acil tedavi gerektirir.</p>
<p>Kronik form aylarca süren bir süreç sonunda yavaş yavaş ortaya çıkar.<a href="http://www.saglikbilimi.com/kronik-glomerulonefrit/"> Kronik glomerülonefrit</a> gelip gider, kademeli olarak kötüleşir ve nihai olarak böbrek yetmezliğine sebep olur.</p>
<p><a href="http://www.saglikbilimi.com/rapidly-progresif-glomerulonefrit-rpgn-cresentic-glomerulonefrit/">Glomerülonefrit</a>&#8216;in pek çok farklı sebebi vardır. Streptokoklara bağlı, özellikle deri veya boğaz enfeksiyonu  ve glomerülonefrite götürecek immün reaksiyon, hastalığı tetikleyebilir.</p>
<p><a href="http://www.saglikbilimi.com/savunmanin-ilk-hattibagisiklik-sistemini-guclendirme/">Bağışıklık sistemi</a>nde anormalliklere sebep olan <a href="http://www.saglikbilimi.com/k/hastaliklar/">hastalıklar</a> lupus  ya da bakteriyal endokardit,  gibi glomerülonefrite sebep olabilir. <a href="http://www.saglikbilimi.com/hepatit-b/">Hepatit B</a> ve <a href="http://www.saglikbilimi.com/hepatit-c/">hepatit C</a> de glomerülonefrite neden olabilir.</p>
<p>Bunlara ek olarak hem glomerülonefrite hem de akciğerlerde kanamaya sebep olan birbirinden farklı koşullar da mevcuttur. Glomerülonefrit, başka bir hastalık olmaksızın ya da bilinen sebepler gerçekleşmeksizin de ortaya çıkabilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>SEMPTOMLAR</strong></span><br />
Ciddi akut glomerülonefrit, idrarın kırmızı veya duman rengi (hasar görmüş glomerüller yüzünden idrara karısan kırmızı kan hücrelerine bağlı olarak) olmasına, gribe benzer hissiyata, <a href="http://www.saglikbilimi.com/bulanti-ve-kusma/">bulantı</a>ya, <a href="http://www.saglikbilimi.com/bulanti-ve-kusma/">kusma</a>ya ve yetersiz idrar üretimine neden olur. Vücut önce alt bacak ve bileklerde olmak üzere su toplar (nefrotik sendrom).</p>
<p>Daha hafif olan kronik glomerülonefritte hiç sendrom ortaya çıkmayabilir. Doktorunuz, başka sebeplerle istediği idrar testinizde, yüksek protein değeri bulabilir. Diğer insanlar, ise ürünlerindeki kanın sebep olduğu kırmızı ve duman rengi ürinin araştınlması sırasında teşhis edilirler.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>TEDAVİ SEÇENEKLERİ</strong></span><br />
Eğer kendinizde yukanda bahsi geçen semptomları görüyorsanız, doktorunuza başvurun. Doktorunuz, protein değerlerine ve kırmızı kan hücrelerine bakmak suretiyle idrar testi yapacaktır.</p>
<p>Eğer doktorunuz glomerülonefritten şüphelenirse sizden böbrek ujtrasonu, bilgisayarlı tomografi taraması  veya damariçi piyelografisi isteyebilir. Pek çok vakada, teşhis için böbrek biyopsisi  gerekir.</p>
<p>Akut glomerülonefritin tedavisi sebebine göre değişir. Bazen tedavi sadece tuzlu yiyecekler yemekten kaçınmaktan ve yiyeceklere tuz eklememekten, ürinasyonu düşürmek için diüretik ilaçlar almaktan ibaret olabilir.</p>
<p>Daha ciddi rahatsızlıklarda enflamasyonu, diüretikleri ve yüksek kan basıncından ve kansızlıktan kaynaklanan komplikasyonları azaltmak için kullanılan ilaçlan dengelemek için kortikosteroid tedavisi uygulanır. Bağışıklıkla ilgili  çıkmasına engel olan ilaçlar da yazılabilir.<br />
Kronik glomerülonefritin tedavisi, altında yatan her rahatsızlığın teşhis ve tedavi edilmesiyle başlar. Hastalığa eşlik eden yüksek kan basıncı ve kandaki protein kaybı için ilaç kullanılabilir.</p>
<p><a href="http://www.saglikbilimi.com/yuksek-tansiyon-kan-basinci/">Yüksek kan basıncı</a> için antihipertansiyon ilaçları, sıvı akümülasyonunu ve şişliği azaltmak için diüretikler, enflamasyonu azaltmak için ise kortikosteroid veya bağışıklıkla ilgili reaksiyonların ortaya çıkmasına engel olan ilaçlar alınabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilimi.com/glomerulit/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Von Willebrand Hastalığı</title>
		<link>http://www.saglikbilimi.com/von-willebrand-hastaligi/</link>
		<comments>http://www.saglikbilimi.com/von-willebrand-hastaligi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Jun 2009 15:05:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenanfoto</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kan ve İmmün Sistem Patolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[kan bozuklukları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilimi.com/?p=14052</guid>
		<description><![CDATA[Von Willebrand hastalığı, kalıtsal yolla geçiş gösteren en yaygın kanama bozukluğudur. Hastalık, plateletlerin (trombositlerin) iyi çalışması için gerekli olan bir pıhtılaşma faktörü olan Von Willebrand faktöründeki bir defekt (bozukluk) neticesinde ortaya çıkar.
Von Willebrand faktöründeki defekt (bozukluk), faktör VIII&#8217; i  de etkiler. Sonuç olarak, kanı pıhtılaştırmakla yükümlü olan mekanizma tahrip olur ve kanamayı kontrol etmek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Von Willebrand hastalığı, kalıtsal yolla geçiş gösteren en yaygın kanama bozukluğudur. Hastalık, plateletlerin (trombositlerin) iyi çalışması için gerekli olan bir pıhtılaşma faktörü olan Von Willebrand faktöründeki bir defekt (bozukluk) neticesinde ortaya çıkar.</p>
<p>Von Willebrand faktöründeki defekt (bozukluk), faktör VIII&#8217; i  de etkiler. Sonuç olarak, kanı pıhtılaştırmakla yükümlü olan mekanizma tahrip olur ve kanamayı kontrol etmek güç olabilir.</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-16512" title="resim1-" src="http://www.saglikbilimi.com/wp-content/uploads/2009/06/resim1--300x279.jpg" alt="resim1-" width="300" height="279" /></p>
<p>Hemofili gibi, von Willebrand  hastalığı da kalıtsaldır; hemofilinin tersine, erkekleri ve kadınları eşit derecede etkiler. Ailelerinde bu hastalığın olduğunu bilen kişiler, bir çocuk sahibi olmadan önce çocuğun bu geni alma riskinin ne olduğunun belirlenmesi için genetik bir test  yaptırmak isteyebilirler.</p>
<p>Kanama eğilimi, hemofilide olduğundan düşüktür. Von Willebrand hastalığı, ilk kez şiddetli burun kanamaları ve/veya aşın menstrüel (adet) kanamadan dolayı fark edilebilir. Kolay morarma, idrar ya da büyük abdestte kan ve cerrahiden sonra çok kanama, von Willebrand hastalığının diğer belirtileridir.</p>
<p>Doktorunuz von Willebrand hastalığını kan testleri, kanama zamanı testleri ve pıhtılaşma faktörlerinin yokluğu ile teşhis eder. Tedavi, hemofilininkine benzer kan damarlarını, von Willebrand faktörü salması için tetikleyen desmopresin asetat enjekte edilmesi; von Willebrand faktörü transfüzyonları (nakilleri) ve kendinizi yaralayıp kanayabileceğiniz temas sporlarından ya da diğer durumlardan kaçınma. Aynı zamanda, aspirin ve diğer steroid yapıda olmayan iltihap önleyici (antienflamatuar) ilaçlar gibi kanama eğilimini yükselten ilaçlardan da kaçınmalısınız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilimi.com/von-willebrand-hastaligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Trombositopeni</title>
		<link>http://www.saglikbilimi.com/trombositopeni/</link>
		<comments>http://www.saglikbilimi.com/trombositopeni/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Jun 2009 13:59:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenanfoto</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kan ve İmmün Sistem Patolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[kan bozuklukları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilimi.com/?p=14050</guid>
		<description><![CDATA[Trombositopeni, bir platelet (trombosit) eksikliğidir. Plateletler (trombositler), kanın pıhtılaşmasına yardımcı olan ve kanamayı kesen (durduran) hücre parçalarıdır. İki trombositopeni kategorisi vardır: idiyopatik ve sekonder.İdiyopatik trombositopeni aynı zamanda idiyopatik trombositopenik purpura ya da otoimmun veya immun trombositopeni olarak da adlandırılır.
İdiyopatik, nedenin bilinmediği anlamına gelmektedir; purpura ise, küçük kanama alanlarının neden olduğu cilt üzerindeki kırmızı &#8211; mor [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Trombositopeni, bir platelet (trombosit) eksikliğidir. Plateletler (trombositler), kanın pıhtılaşmasına yardımcı olan ve kanamayı kesen (durduran) hücre parçalarıdır. İki trombositopeni kategorisi vardır: idiyopatik ve sekonder.İdiyopatik trombositopeni aynı zamanda idiyopatik trombositopenik purpura ya da otoimmun veya immun trombositopeni olarak da adlandırılır.</p>
<p>İdiyopatik, nedenin bilinmediği anlamına gelmektedir; purpura ise, küçük kanama alanlarının neden olduğu cilt üzerindeki kırmızı &#8211; mor lekeler ile karakterize bir raş (döküntü) için kullanılan bir terimdir.<br />
İdiyopatik trombositopeniye sıklıkla, vücudun plateletlere (trombositlere) yanlışlıkla saldırdığı ve plateletleri (trombositleri) tahrip ettiği bir otoimmun yanıt  neden olur. Bu, çocuklarda bazen viral (virüsün yol açtığı) bir hastalıktan sonra oluşur. Sıklıkla geçicidir ve çocuklarda yetişkinlerde olduğa kadar ciddi değildir.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-16514" title="hucre" src="http://www.saglikbilimi.com/wp-content/uploads/2009/06/hucre.jpg" alt="hucre" width="176" height="141" /></p>
<p>Kadınlar bu duruma erkeklerden daha yatkınlardır ve trombositopeni, zaman içinde bir artıp bir azalarak kalıcı olma eğilimi gösterir. İmmunodefisiter akiz sendromuna (AİDS) neden olan insan immun yetmezlik virüsünden (HIV) enfekte olmuş kişilerin, aynı zamanda antikorlar tarafından yapılan bir saldırıdan dolayı, plateletleri (trombositleri) genellikle düşüktür.Sekonder trombositopeni, plateletler (trombositler) diğer kan hücrelerinin habis üretimi</p>
<p>tarafından rahatsız edilip uygun sayıda üretilmediğinde lösemi  gibi başka bir rahat¬sızlığın bir semptomu ya da komplikasyonu olarak gelişir. Diğer kişilerde sekonder trombositopeniye; antikanser ilaçları, sulfomamidler, heparin ve kinin gibi belirli ilaçlara gösterilen bir reaksiyon neden olur. Çok alkol kullanımı da plateletlerin (trombosiitlerin) üretiminde bir düşüşe yol açarak trombositopeni ile sonuçlanabilir.<br />
<strong><br />
<span style="color: #ff0000;">SEMPTOMLAR</span></strong><br />
Trombobositopenili çoğu kişinin semptomları yoktur. Platelet (trombosit) sayımı çok düşük olduğunda, tipik semptom; t sıklıkla ayak bileklerinizde ve ayaklarınızda oluşan deri üzerindeki ince kırmızı-mor lekelerden meydana gelen karakteristik bir raştır (döküntüdür). Trombobositopeni, burun kanamalarına, kolay morarmaya ve kadınlarda ağır periyodlara (adet dönemi) da neden olabilir. Kanama aşırı olabilir ve kanamayı kontrol etmek zor olabilir.</p>
<p>Platelet sayımınız çok düşükse -10, 000&#8242;in altındaysa beyninizin içine bir kanama ya da mide hemorajisi (kanaması) gibi ciddi iç kanamalar da meydana gelebilir. Normal bir platelet (trombosit) sayımı 150, 000 ila 400, 000 arasındadır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>TEDAVİ SEÇENEKLERİ</strong></span><br />
Anormal herhangi bir kanama fark ederseniz ya da cildinizde kırmızı-mor lekelerden meydana gelen raş (döküntü) gelişirse, doktorunuzu görünüz. Doktorunuz, platelet (trombosit) seviyenizi ve kan dolaşımınızdaki diğer kan hücrelerinin seviyelerini ölçmek için kan testleri yapabilir.</p>
<p>Birçok farklı ilaç bu duruma neden olabileceğinden, doktorunuz reçete edilmiş belirli ilaçlan kullanmayı bırakmanızı tavsiye edebilir.Hastalığa bağışıklık sisteminiz neden oluyor gibi görünürse, doktorunuz otoimmun yanıtı baskılamak (bastırmak) için kortikosteroid ilaçlar  reçete edebilir. Durumunuz ciddi ise ve ilaçlar yardımcı olmazsa, dalağınızın plateletleri (trombositleri) tahrip etmesini önlemek için splenektomiye (dalağın alınması) gerek duyabilirsiniz.</p>
<p>Sekonder trombositopeni için uygulanan tedavi, altta yatan nedeni çözmek ya da ilaç kullanı¬mını bırakmakla başlar.Çocuklarda genellikle olduğu gibi, semptomlar yoksa tedavi gerekli olmayabilir. Ancak, platelet (trombosit) sayımınız belirli bir seviyenin altın? düşerse, kanama riski çok yüksek olduğundan platelet (trombosit) transfüzyonlarına (nakillerine) gerek duyarsınız. Trombopoietin olarak adlandırılan daha yeni bir doğal madde, platelet (trombosit) sayımını yükseltir ve platelet (trombosit) transfüzyonlannın (nakillerinin) yerini alabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilimi.com/trombositopeni/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
