Gastrointestinal Sistem Patolojisi

Psödokist

Nekrotik inflamatuar debris ve sıvı koleksiyonu pankreas içinde veya daha sık olarak komşu dokuda lokalize olmuştur. Gerçek kist değillerdir (epitelyal döşemesi yoktur), inflamatuar granülasyon dokusu alanı ile çevrelenmiştir ve pankreatik kanal sistemi ile bağlantılıdır. Hem akut hem kronik pankreatitde görülebilir.

Kronik pankreatit

Pankreasın relaps ve remisyonla giden kronik inflamasyonu ve fibrozisidir.
Rölatif olarak nadir bir hastalıktır fakat alkol tüketi­mindeki artan insidans neticesinde kronik pankreatit insidansı da artmaktadır. Tipik olarak 35 ile 45 yaşları arasında meydana gelir, erkeklerde daha sıktır.
Etiyoloji: Kronik pankreatitin ana sebepleri  gösterilmiştir.
Patogenezin akut pankreatitdeki mekanizmalara benzer olduğu düşünülmektedir. Fakat, fonksiyonda kalıcı bozukluklar vardır.
Morfolojik özellikler:
• Kronik [...]

Gastrointestinal komplikasyonlar:

• Kanama: mide ve duodenum erozyonları
• intestinal ileus: Pankreatik enzimlerin sebep olduğu lokal inflamasyon sonucu ileus gelişir.
• Duodenal obstrüksiyon: Pankreatik kitle ile duodenumun komprese olması
Sistemik komplikasyonlar:
• Peritonit
• Şok: Litrelerce ekstrasellüler sıvının barsakta, peri­tonda, retroperitonda tutulması veya kanama sonucu gelişir.
• Adult respiratuar distres sendromu (ARDS)
• [...]

Direk asinüs hasarı

Pankreatitin daha seyrek sebepleri, mesela virüsler, ilaçlar, travma direk asinüs hasarı yapabilirler. Pankreatik nekrozun 3 paterni vardır:
• Periduktal nekroz: Kanallara komşu asinüs hüc­relerinde nekroz. Tipik olarak kanal obstriksüyonuna bağlıdır. Genellikle alkol ve safra taşı nedenlidir.
• Perilobüler nekroz: Lobüllerin periferinde nekroz. Şok ve hipoterminin sonucu olarak perilobüler bölgede vasküler perfüzyon azalır.
• [...]

EGZOKRIN PANKREAS BOZUKLUKLARI

Pankreatit
Akut pankreatit
Pankreasın bu akut inflamasyonu pankreatik asinilerinden salgılanan enzimlerin yıkıcı etkileri sonucu olur. Batı toplumlarında yaklaşık yılda 100.000′de 5-10 kişiyi etkiler. Şu ana kadar akut pankreatitin en sık sebebi safra taşlan (vakaların %50’si) ve alkol (vakaların %20’si)’dür.

Safra kesesi karsinomu

Genellikle adenokarsinomdur, hemen her zaman safrataşı ve kronik kolesistit ile ilişkilidir. Vakaların çoğu 70 yaşını geçmiş bayanlardır. Karaciğer invazyonu nedeniyle prognozu kötüdür.

Mukosel

Safra kesesi boynunun taşlı steril obstrüksiyonudur. inflamasyonun yokluğu safra kesesinin genişleme­sine izin verir.

Kronik kolesistit

Sebep her zaman safra taşlarıdır, safra kesesi duvarı kalınlaşmıştır, fibrozis nedeniyle serttir. Mukozada ve submukozada değişen derecede kronik inflamatuar infiltrasyon vardır. Kalınlaşmış duvar sinüsler içere­bilir (Aschoff-Rokitansky sinüsleri).Hartmann poşu, artmış intraluminal basınç veya taş sonucu safra kesesinin boynunda oluşan patolo­jik genişlemedir.

Akut kolesistit

Safra kesesinin bu akut inflamasyonu kese içindeki konsantre statik safranın kimyasal etkileri sonucu başlar. Tipik olarak safra taşlarının safra kesesinin çıkışını tıkaması sonucu oluşur. E.coli gibi enterik organizmalarla sekonder infeksiyon sonucu egzajere olabilir.
Ciddi vakalarda, lümen püyle dolar ve perforasyon ve peritonit riskini artırır. Ampiyem, inflame, püyle aşırı miktarda genişlemiş safra kesesidir.

Kolesistit

Safra kesesinin inflamasyonudur. Etiyoloji hemen hemen her zaman safra taşlarıyla ilişkilidir, iki tipi vardır, akut ve kronik.

Safra pigment taşları

Burada, taşların ana bileşeni safra pigmentidir (kalsiyum bilirubinat). Tipik olarak kronik hemolizisi olan hastalarda bilirubin yapımındaki artışa bağlı olarak bulunur, pigment taşları tipik olarak siyahtır. Batı Dünyasında pigment taşlarının en sık nedeni herediter sferositoz ve orak hücreli anemidir. Uzak Doğu’da, kahverengi pigment taşları biliyer para­zitlerle ilişkilidir.
Safra taşları asemptomatik (%80′inin semptomu yoktur), semptomatik (ağrı ve diğer [...]

Kolestrol taşları

Burada, taşın ana bileşeni, kolesteroldür. Patogenez:
• Kolestrol hipersekresyonu (en sık mekanizma)
• Defektif safra sentezi veya safra tuzlarının artmış intestinal kaybına bağlı azalmış safra tuzu sekres-yonu
• Anormal safra kesesi fonksiyonu
Kolestrol taşları için risk faktörleri  gös­terilmiştir.

Safra taşları

Safra taşlan (safra kesesinde oluşan taşlar) biliyer sistemdeki en sık hastalıktır. Erişkin popülasyonun %10′unda görülür. Kadınlarda erkeklere oranla 2,5 kat fazla görülür. Etkilenen kadınların %30′u 65 yaş ve üstündedir. Oluşan taş sayısı 1 ila 26.000 arasın­da değişir.
Safra taşı gelişiminin yüksek insidansına rağmen hastaların ancak %1′inde komplikasyon görülür.
Kolesterol (tüm taşların %80′i) ve pigment taşları (tüm taşların [...]

Primer sklerozan kolanjit

Kronik inflamasyon ve safra kanallarının striktür oluşumu ile giden fibrozisi progresif obstrüktif sarılık oluşmasına neden olur. Bu durum 100.000′de 1 kişiyi etkiler.etkilenenler daha çok 25 ile 40 yaşları arasın­dadır. Erkeklerde daha sık görülür. Etiyolojisi bilin­memektedir.
Aşağıda görüldüğü gibi ülseralif kolitle çok sıkı bir ilişki vardır:
• Primer sklerozan kolanjiti olan vakaların %60′ında ülseralit kolit vardır.
• [...]

Sekonder biliyer siroz

Karaciğerin dışındaki veya porta hepatisteki büyük safra kanallarındaki akımın uzamış mekaniksel obstriksyonu sonucu olarak oluşur. Sebepleri:
• Safra taşlan: Ana safra kanalında otururlar
• Tümörler: Safra kanalı karsinomu, pankreas karsinomu
• Striktürler: genellikle cerrahiyi takiben gelişir
• Konjenital hastalıklar: Koledok kisti, ekstrahepatik biliyer atrezi
• Parazitik obstrüksiyon (nadir)
Histoloji-Safra pigmenti hepatositlerde, genişlemiş biliyer [...]

Primer biliyer siroz

Bu tip siroz intrahepatik safra kanallarını kronik hasarı sonucu olarak ortaya çıkar (aynı zamanda kronik destriktif nonsüpüratif kolonjit olarak bilinir).
U.K.da her 100.000 kişiden 5′ini etkiler, tipik olarak orta yaşlı populasyonda görülür. Kadınlar 10 kat fazla etkilenirler.
Etyolojisi bilinmemekle birlikte immün mekaniz­maların rolü olduğu düşünülmektedir. Vakaların %90′ından fazlasında antimitokondriyal antikor sap­tanmıştır.
Sıklıkla diğer otoimmün hastalıklarla (Romatoid artrit, tiroidit, [...]

Sekonder tümörler

Karaciğer malign tümörlerinin çoğunluğunu metasta­tik tümörler oluşturur.
En sık karaciğer metastazı yapan tümörler; akci­ğer, meme, kolon ve mide karsinomlarıdır. Daha bir çok tümör karaciğere yayılım gösterir (lenfoma, melanoma, lösemiler, vs.) ancak bunlar çok daha nadirdir.
Yayılma şekli, kan akımı yoluyladır. Portal ven yoluyla (GİS tümörleri) ve sistemik sirkülasyon (diğer tümörler) yoluyla olur.
Kliniğinde karaciğer büyümüştür, palpasyonda sert olarak [...]

Kolanjiokarsinom

İntrahepatik safra yolları epitelinden köken alan bir adenokanserdir. Primer karaciğer tümörlerinin %5-10′unu oluşturur. Predispozan Faktörler:
• intrahepatik safra ağacının kronik inflamatuar hastalığı, özellikle sklerozan kolanjit
• Karaciğer parazitlerinin neden olduğu hastalık
Bu lezyonlarda prognoz çok kötüdür. Birçok hastada Tanıdan sonra 6 aydan uzun sağ kalım görülmez.

Malignansiler Primer

Hepatoselüler karsinom (HCCa) HCCa, karaciğerin en sık primer tümörüdür. U.K.da sık görülmemekle birlikte (yaklaşık 10000′de bir) Afrika ve Uzak Doğuda 100 kat daha sıktır. Muhtemelen hepatit B insidansı yüksekliği ve mikotoksinlerin kontaminasyonu bunda rol oynar. Erkekler kadınlardan 8 kat daha fazla etkilenirler.
Predispozan faktörler siroz (hangi nedenle olursa olsun), kronik taşıyıcı düzeyde hepatit B infeksiyonu ve [...]

Safra yolları adenomu

Kollajenöz stroma içinde anormal safra kanallarından oluşan çoğunlukla karaciğer kapsülü altında küçük beyaz nodüller olarak izlenen sık bir lezyondur. Laparatomide metastatik tümör odaklarıyla karıştırabilirler,
Hemangiom
Kollajenöz stromada içinde anormal vasküler kanal­lardan oluşan sık görülen bir hamartomdur. Otop­silerde %2-5 oranında rastlanır, tipik olarak kapsül altında (genellikle 2-3 cm çapında) koyu renkli lezyonlar şeklinde görünürler.

Karaciğerin Neoplazileri

Benigin tümörler Hepatik adenom
Bunlar tipik olarak premenapozal kadınlarda görülür ve östrojen içeren oral kontraseptifler predispozan faktörlerdendir.Makroskopik görünüm 20 cm boyuta kadar olan iyi sınırlı nodüllerdir.
Mikroskopik görünüm portal yapıların görülmemesi haricinde normal karaciğer dokusuna yakın benzerlik gösterir.
Komplikasyonlar-Lezyonların çoğu asemptomaktir ancak yırtılmaları sonucunda karın içinde kanamaya kadar giden problemlere neden olurlar.

Hamilelikte İntrahepatik kolestaz

intrahepatik nedenler sonucu oluşan kolestaz hamileliğin ikinci veya üçüncü trimestirinde görülür. Hamilelik boyunca devam eder ve doğumdan sonra 2-4 hafta içinde düzelir.
Etyolojisi net olmamakla birlikte hasta karaciğer hücrelerinde östrojene kalıtımsal bir duyarlılık olması muhtemel nedendir.
Bazen oral kontraseptifler de bu duruma neden olabilir.
Semptomları; sarılık (hastaların yaklaşık yarısında görülür) ve kaşıntıdır (hemen her zaman 3. trimestinde başlar [...]

Hamilelikte akut yağlı karaciğer

Bu önemli fakat nadir tablo tüm gebelerde 4000′de 1 oranında görülürken üçüncü trimestirde fulminan hepatit semptomlarıyla kendini belli eden (sarılık, kusma, karın ağrısı ve bazen komaya neden olabilir).
Etiiyopatogenezi bilinmiyor ancak hepatositlerde yaygın sentrilobular mikroveziküler yağlı değişim vardır.
Tedavi edilmeyen vakalarda yüksek fetal maternal mortalite vardır. Erken tanı ve sezeryan sonuçları olumlu etkilemiştir.

Eklampsi

Preeklampsili bir kadında epilepsi veya beyin ödemi benzeri bir hastalık olmaksızın bir veya daha fazla konvülziyon görülmesidir. Beraberinde ciddi epigastrik ağrı, bulantı, kusma ve ciddi karaciğer hasarı vardır. Bebek ve anne ölebilir.
Karaciğer histolojisinde iskemik nekroz vardır.

Hamilelikte hepatik hastalıklar

Pre-eklampsi ve eklampsi
Pre-eklampsi
Daha önceden normal kan basıncı olan bir kadında hamilelikle birlikte yüksek tansiyon (> 140/90 mmHg) gelişmesidir.Hamileliklerin yaklaşık %10′da görülür.
HELLP Sendromu
Hemoliz, yükselmiş karaciğer testleri ve düşük trombosit ile giden bu sendrom preeklampsili hamilelerin %10′unda görülür. Karaciğer DIC nedeniyle tamamen harab olmuş olabilir. Bitişik portal damarlarda fibrin trombüs depo­laması sonucu düzensiz nekroz alanları oluşur.
• [...]

Sayfa 4 of 9«123456789»