<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlık,estetik, diyet, zayıflama, tüp bebek, lazer epilasyon, saç ekimi &#187; Kan ve İmmün Sistem Patolojileri</title>
	<atom:link href="http://www.saglikbilimi.com/k/patoloji/kan-ve-immun-sistem-patolojileri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.saglikbilimi.com</link>
	<description>Estetik, Tüp Bebek, saç ekimi, lazer epilasyon, zayıflama</description>
	<lastBuildDate>Sun, 08 Jan 2012 16:24:47 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Von Willebrand Hastalığı</title>
		<link>http://www.saglikbilimi.com/von-willebrand-hastaligi/</link>
		<comments>http://www.saglikbilimi.com/von-willebrand-hastaligi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Jun 2009 15:05:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenanfoto</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kan ve İmmün Sistem Patolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[kan bozuklukları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilimi.com/?p=14052</guid>
		<description><![CDATA[Von Willebrand hastalığı, kalıtsal yolla geçiş gösteren en yaygın kanama bozukluğudur. Hastalık, plateletlerin (trombositlerin) iyi çalışması için gerekli olan bir pıhtılaşma faktörü olan Von Willebrand faktöründeki bir defekt (bozukluk) neticesinde ortaya çıkar.
Von Willebrand faktöründeki defekt (bozukluk), faktör VIII&#8217; i  de etkiler. Sonuç olarak, kanı pıhtılaştırmakla yükümlü olan mekanizma tahrip olur ve kanamayı kontrol etmek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Von Willebrand hastalığı, kalıtsal yolla geçiş gösteren en yaygın kanama bozukluğudur. Hastalık, plateletlerin (trombositlerin) iyi çalışması için gerekli olan bir pıhtılaşma faktörü olan Von Willebrand faktöründeki bir defekt (bozukluk) neticesinde ortaya çıkar.</p>
<p>Von Willebrand faktöründeki defekt (bozukluk), faktör VIII&#8217; i  de etkiler. Sonuç olarak, kanı pıhtılaştırmakla yükümlü olan mekanizma tahrip olur ve kanamayı kontrol etmek güç olabilir.</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-16512" title="resim1-" src="http://www.saglikbilimi.com/wp-content/uploads/2009/06/resim1--300x279.jpg" alt="resim1-" width="300" height="279" /></p>
<p>Hemofili gibi, von Willebrand  hastalığı da kalıtsaldır; hemofilinin tersine, erkekleri ve kadınları eşit derecede etkiler. Ailelerinde bu hastalığın olduğunu bilen kişiler, bir çocuk sahibi olmadan önce çocuğun bu geni alma riskinin ne olduğunun belirlenmesi için genetik bir test  yaptırmak isteyebilirler.</p>
<p>Kanama eğilimi, hemofilide olduğundan düşüktür. Von Willebrand hastalığı, ilk kez şiddetli burun kanamaları ve/veya aşın menstrüel (adet) kanamadan dolayı fark edilebilir. Kolay morarma, idrar ya da büyük abdestte kan ve cerrahiden sonra çok kanama, von Willebrand hastalığının diğer belirtileridir.</p>
<p>Doktorunuz von Willebrand hastalığını kan testleri, kanama zamanı testleri ve pıhtılaşma faktörlerinin yokluğu ile teşhis eder. Tedavi, hemofilininkine benzer kan damarlarını, von Willebrand faktörü salması için tetikleyen desmopresin asetat enjekte edilmesi; von Willebrand faktörü transfüzyonları (nakilleri) ve kendinizi yaralayıp kanayabileceğiniz temas sporlarından ya da diğer durumlardan kaçınma. Aynı zamanda, aspirin ve diğer steroid yapıda olmayan iltihap önleyici (antienflamatuar) ilaçlar gibi kanama eğilimini yükselten ilaçlardan da kaçınmalısınız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilimi.com/von-willebrand-hastaligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Trombositopeni</title>
		<link>http://www.saglikbilimi.com/trombositopeni/</link>
		<comments>http://www.saglikbilimi.com/trombositopeni/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Jun 2009 13:59:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenanfoto</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kan ve İmmün Sistem Patolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[kan bozuklukları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilimi.com/?p=14050</guid>
		<description><![CDATA[Trombositopeni, bir platelet (trombosit) eksikliğidir. Plateletler (trombositler), kanın pıhtılaşmasına yardımcı olan ve kanamayı kesen (durduran) hücre parçalarıdır. İki trombositopeni kategorisi vardır: idiyopatik ve sekonder.İdiyopatik trombositopeni aynı zamanda idiyopatik trombositopenik purpura ya da otoimmun veya immun trombositopeni olarak da adlandırılır.
İdiyopatik, nedenin bilinmediği anlamına gelmektedir; purpura ise, küçük kanama alanlarının neden olduğu cilt üzerindeki kırmızı &#8211; mor [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Trombositopeni, bir platelet (trombosit) eksikliğidir. Plateletler (trombositler), kanın pıhtılaşmasına yardımcı olan ve kanamayı kesen (durduran) hücre parçalarıdır. İki trombositopeni kategorisi vardır: idiyopatik ve sekonder.İdiyopatik trombositopeni aynı zamanda idiyopatik trombositopenik purpura ya da otoimmun veya immun trombositopeni olarak da adlandırılır.</p>
<p>İdiyopatik, nedenin bilinmediği anlamına gelmektedir; purpura ise, küçük kanama alanlarının neden olduğu cilt üzerindeki kırmızı &#8211; mor lekeler ile karakterize bir raş (döküntü) için kullanılan bir terimdir.<br />
İdiyopatik trombositopeniye sıklıkla, vücudun plateletlere (trombositlere) yanlışlıkla saldırdığı ve plateletleri (trombositleri) tahrip ettiği bir otoimmun yanıt  neden olur. Bu, çocuklarda bazen viral (virüsün yol açtığı) bir hastalıktan sonra oluşur. Sıklıkla geçicidir ve çocuklarda yetişkinlerde olduğa kadar ciddi değildir.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-16514" title="hucre" src="http://www.saglikbilimi.com/wp-content/uploads/2009/06/hucre.jpg" alt="hucre" width="176" height="141" /></p>
<p>Kadınlar bu duruma erkeklerden daha yatkınlardır ve trombositopeni, zaman içinde bir artıp bir azalarak kalıcı olma eğilimi gösterir. İmmunodefisiter akiz sendromuna (AİDS) neden olan insan immun yetmezlik virüsünden (HIV) enfekte olmuş kişilerin, aynı zamanda antikorlar tarafından yapılan bir saldırıdan dolayı, plateletleri (trombositleri) genellikle düşüktür.Sekonder trombositopeni, plateletler (trombositler) diğer kan hücrelerinin habis üretimi</p>
<p>tarafından rahatsız edilip uygun sayıda üretilmediğinde lösemi  gibi başka bir rahat¬sızlığın bir semptomu ya da komplikasyonu olarak gelişir. Diğer kişilerde sekonder trombositopeniye; antikanser ilaçları, sulfomamidler, heparin ve kinin gibi belirli ilaçlara gösterilen bir reaksiyon neden olur. Çok alkol kullanımı da plateletlerin (trombosiitlerin) üretiminde bir düşüşe yol açarak trombositopeni ile sonuçlanabilir.<br />
<strong><br />
<span style="color: #ff0000;">SEMPTOMLAR</span></strong><br />
Trombobositopenili çoğu kişinin semptomları yoktur. Platelet (trombosit) sayımı çok düşük olduğunda, tipik semptom; t sıklıkla ayak bileklerinizde ve ayaklarınızda oluşan deri üzerindeki ince kırmızı-mor lekelerden meydana gelen karakteristik bir raştır (döküntüdür). Trombobositopeni, burun kanamalarına, kolay morarmaya ve kadınlarda ağır periyodlara (adet dönemi) da neden olabilir. Kanama aşırı olabilir ve kanamayı kontrol etmek zor olabilir.</p>
<p>Platelet sayımınız çok düşükse -10, 000&#8242;in altındaysa beyninizin içine bir kanama ya da mide hemorajisi (kanaması) gibi ciddi iç kanamalar da meydana gelebilir. Normal bir platelet (trombosit) sayımı 150, 000 ila 400, 000 arasındadır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>TEDAVİ SEÇENEKLERİ</strong></span><br />
Anormal herhangi bir kanama fark ederseniz ya da cildinizde kırmızı-mor lekelerden meydana gelen raş (döküntü) gelişirse, doktorunuzu görünüz. Doktorunuz, platelet (trombosit) seviyenizi ve kan dolaşımınızdaki diğer kan hücrelerinin seviyelerini ölçmek için kan testleri yapabilir.</p>
<p>Birçok farklı ilaç bu duruma neden olabileceğinden, doktorunuz reçete edilmiş belirli ilaçlan kullanmayı bırakmanızı tavsiye edebilir.Hastalığa bağışıklık sisteminiz neden oluyor gibi görünürse, doktorunuz otoimmun yanıtı baskılamak (bastırmak) için kortikosteroid ilaçlar  reçete edebilir. Durumunuz ciddi ise ve ilaçlar yardımcı olmazsa, dalağınızın plateletleri (trombositleri) tahrip etmesini önlemek için splenektomiye (dalağın alınması) gerek duyabilirsiniz.</p>
<p>Sekonder trombositopeni için uygulanan tedavi, altta yatan nedeni çözmek ya da ilaç kullanı¬mını bırakmakla başlar.Çocuklarda genellikle olduğu gibi, semptomlar yoksa tedavi gerekli olmayabilir. Ancak, platelet (trombosit) sayımınız belirli bir seviyenin altın? düşerse, kanama riski çok yüksek olduğundan platelet (trombosit) transfüzyonlarına (nakillerine) gerek duyarsınız. Trombopoietin olarak adlandırılan daha yeni bir doğal madde, platelet (trombosit) sayımını yükseltir ve platelet (trombosit) transfüzyonlannın (nakillerinin) yerini alabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilimi.com/trombositopeni/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Porfiria</title>
		<link>http://www.saglikbilimi.com/porfirya/</link>
		<comments>http://www.saglikbilimi.com/porfirya/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Jun 2009 13:47:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenanfoto</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kan ve İmmün Sistem Patolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[kan bozuklukları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilimi.com/?p=14046</guid>
		<description><![CDATA[Porfiryalar; vücudun hemoglobinin oksijen taşıyan kısmı olan hemi yapmakta zorlandığı bir durum olan hemoglobin (kırmızı kan hücrelerindeki oksijen taşıyan protein) üretimindeki bir anormallikle karakterize bir grup nadir hastalıktır.
Hem normalde kemik iliğinde ve karaciğerde üretilir. Ancak, porfiryada, bu işlem defek-tiftir (kusurludur). Sonuç olarak, porfirin olarak adlandırılan proteinler deri, beyin, sinir sistemi, karaciğer ve sindirim sistemine çöker [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Porfiryalar;</strong> vücudun hemoglobinin oksijen taşıyan kısmı olan hemi yapmakta zorlandığı bir durum olan hemoglobin (kırmızı kan hücrelerindeki oksijen taşıyan protein) üretimindeki bir anormallikle karakterize bir grup nadir hastalıktır.</p>
<p>Hem normalde kemik iliğinde ve karaciğerde üretilir. Ancak, porfiryada, bu işlem defek-tiftir (kusurludur). Sonuç olarak, porfirin olarak adlandırılan proteinler deri, beyin, sinir sistemi, karaciğer ve sindirim sistemine çöker ve bu da bu yapıların hasar görmesine ve bazen tahrip edilmesine neden olur. Porfirya geni taşıyıp taşımadığınızı ve bir fetusun (ceninin) etkilenip etkilenmediğini belirlemek için bir genetik test mevcuttur.</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-16516" title="2573_es" src="http://www.saglikbilimi.com/wp-content/uploads/2009/06/2573_es-300x221.jpg" alt="2573_es" width="300" height="221" /></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>SEMPTOMLAR</strong></span><br />
Birçok porfirya türü vardır ve semptomlar farklılık gösterir. Semptomlar mide bulantısı ve kusmayı; karın ağrısını; kas güçsüzlüğü ve kasılmasını (krampı); güneşe maruz kalan alanlarda kalıcı skarlaşmaya (yara izlerine) yol açan kaşıntı ve su kabarcıklarını ve depresyon  ya da psikoz  gibi psikolojik bozuklukları kapsayabilir.</p>
<p>Bazı kişilerin kol, el, yüz ya da bacaklarında aşırı kıllanma görülebilir. El ve ayak tırnakları deforme olabilir (tırnaklarının şekli bozulabilir). Güneş ışığı, belirli ilaçların (barbituratlar gibi) kullanımı, alkol alımı ya da gebelikte veya doğum kontrol hapları kullanırken meydana gelen dalgalı (dalgalanan) hormon seviyeleri semptomları başlatabilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>TEDAVİ SEÇENEKLERİ</strong></span><br />
Doktorunuz porfiryayı kan testiyle ya da dışkınızı ve idrarınızı test ederek belirleyebilir. Profiryanın çaresi yoktur. Semptomlar çocuklukta başlayabilir ve şiddetli olursa, çocuğu birkaç yıl içinde öldürebilir.Hastalık yetişkinlikte başladığında, genellikle daha hafiftir. Semptomlara neden olan maddelerden kaçınılarak semptomlar kontrol edilebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilimi.com/porfirya/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Agranülositoz</title>
		<link>http://www.saglikbilimi.com/agranulositoz/</link>
		<comments>http://www.saglikbilimi.com/agranulositoz/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Jun 2009 13:40:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenanfoto</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kan ve İmmün Sistem Patolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[kan bozuklukları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilimi.com/?p=14042</guid>
		<description><![CDATA[Agranülositoz; enfeksiyonla savaşan beyaz kan hücreleri olan nötrofıl sayısının kan dolaşımında çarpıcı bir şekilde düştüğü nadir görülen bir hastalıktır. Bu durum, kemik iliğinde nötrofillerin üretilmiyor olmasından ya da nötrofillerin kan dolaşımına salınmıyor olmasından kaynaklanır. Nötrofillerin koruması olmaksızın vücut bazı tür enfeksiyon türlerine karşı tamamen savunmasız kalır.
Agranülositoza, kanser hücrelerini tahrip ederken birçok faydalı kan hücresini de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Agranülositoz</strong>; enfeksiyonla savaşan beyaz kan hücreleri olan nötrofıl sayısının kan dolaşımında çarpıcı bir şekilde düştüğü nadir görülen bir hastalıktır. Bu durum, kemik iliğinde nötrofillerin üretilmiyor olmasından ya da nötrofillerin kan dolaşımına salınmıyor olmasından kaynaklanır. Nötrofillerin koruması olmaksızın vücut bazı tür enfeksiyon türlerine karşı tamamen savunmasız kalır.</p>
<p>Agranülositoza, kanser hücrelerini tahrip ederken birçok faydalı kan hücresini de tahrip eden kemoterapi  ile tedavi neden olabilir. Agranülositoz, vücudunuzun faydalı beyaz kan hücrelerini yanlışlıkla istilacı (saldırgan) olarak algılayıp tahrip ettiği bir otoimmun reaksiyonundan da kaynaklanabilir. Daha nadir olarak, penisilin ya da antienflamatuar (iltihap önleyici) ajanlar gibi ilaçlara bir reaksiyon olarak ya da çevresel kimyasallara, solventlere veya diğer tahriş eden maddelere maruz kalınması durumunda meydana gelir.</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-16518" title="boaziltihabns4" src="http://www.saglikbilimi.com/wp-content/uploads/2009/06/boaziltihabns4-300x223.jpg" alt="boaziltihabns4" width="300" height="223" /></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>SEMPTOMLAR</strong></span><br />
Polisitemi vera; baş dönmesine, baş ağrısına, başta bir ağırlık hissine ve kırmızımsı bir cilt rengine (benize) neden olabilir, bazı kişilerde yoğun kaşıntı gelişir. Artmış sayıdaki plateletler (trombositler), felci  de içeren ciddi komplikasyonlara neden olan kan pıhtılarına yol açabilir. Sekonder polisitemi ve stres polisitemisi nadiren semptomlara neden olur.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>TEDAVİ SEÇENEKLERİ</strong></span><br />
Polisitemi veranın tedavisi, kırmızı kan hücrelerinin sayısını azaltmayı; kanın viskozitesini (koyuluğunu) azaltmayı ve kan , pıhtıları ile felç riskinizi asgariye indirgemeyi amaçlar. Bunu gerçekleştirmek için doktorunuz, kırmızı kan hücreleri sayınızın ne kadar çabuk yükseldiğine bağlı olarak belirlenen bir program dahilinde düzenli olarak bir pint (yarım litre) kan alabilir. Bu tedavi, kırmızı kan hücreleri çok miktarda olmaya devam ettiği sürece devam eder.</p>
<p>Kan hücrelerinin üretimini kontrol etmek için tablet ya da enjeksiyon şeklinde ilaçlar da mevcuttur. Polisitemili birçok kişi, ilaç kullanarak bu hastalığı kontrol edebilir. Sekonder polisitemi ve stres polisitemisi, altta yatan nedeni çözerek tedavi edilir; hafifse, hiç tedavi gerektirmeyebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilimi.com/agranulositoz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kan Nakli</title>
		<link>http://www.saglikbilimi.com/kan-nakli/</link>
		<comments>http://www.saglikbilimi.com/kan-nakli/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Jun 2009 14:37:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenanfoto</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kan ve İmmün Sistem Patolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Bağışı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilimi.com/?p=14027</guid>
		<description><![CDATA[Kanınızda yeterli miktarda kırmızı kan hücresi, platelet (trombosit) ya da pıhtılaşma faktörü bulunmuyorsa, başka bir kişiden (ya da kişilerden) alınan kanın veninizdeki (toplardamarınızdaki) bir kateter aracılığıyla sizin kan dolaşımınıza aktarıldığı bir işlem olan transfüzyona (nakle) gereksinim duyabilirsiniz.
Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde her yıl 14 milyon ünite donör kan  hasta, yaralı ve/veya kanında kanın bir ya da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kanınızda yeterli miktarda kırmızı kan hücresi, platelet (trombosit) ya da pıhtılaşma faktörü bulunmuyorsa, başka bir kişiden (ya da kişilerden) alınan kanın veninizdeki (toplardamarınızdaki) bir kateter aracılığıyla sizin kan dolaşımınıza aktarıldığı bir işlem olan transfüzyona (nakle) gereksinim duyabilirsiniz.</p>
<p>Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde her yıl 14 milyon ünite donör kan  hasta, yaralı ve/veya kanında kanın bir ya da tüm bileşenleri eksik olan kişilere nakledilmektedir.Bağışlanmış kan ihtiyacı süreklidir. Sadece yarım litre kan bile birçok kişiye fayda sağlayabilir ve  hayat kurtarıcı olabilir. Kan verdiğinizde; kırmızı kan hücreleri bir kişiye, diğer bileşenler başka kişilere gidebilir.<br />
Kan vermek tamamen güvenidir. Ancak, kan almanın bazı riskleri mevcuttur fakat bu riskler çok küçüktür ve faydaları hemen hemen her zaman risklerden fazladır.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-16524" title="kan_merkezi33" src="http://www.saglikbilimi.com/wp-content/uploads/2009/06/kan_merkezi33.jpg" alt="kan_merkezi33" width="191" height="250" /><br />
<span style="color: #ff0000;"><strong><br />
KANIN BİLEŞENLERİ</strong></span><br />
Kanın birçok bileşeni vardır ve kan transfüzyonuna (nakline) gerek duyan kişilerin çoğu sadece belirli bileşenlere gerek duyarlar. Kanın farklı kısımlarının kullanımı ve ne kadar süre saklanabileceği farklılık gösterir:</p>
<p>Oksijeni taşıyan ve yaygın olarak aneminin tedavisinde kullanılan kırmızı kan hücreleri, en fazla 42 gün için soğutularak; 10 yıla kadar da dondurularak saklanabilir.</p>
<p>Plateleüer (trombositler), kanamayı kontrol etmek için gereklidir ve lösemili veya diğer kanser türlerine yakalanmış olan kişilere ya da kemoterapi alan kişilere verilir. Plateletler (trombositler) en fazla 5 gün saklanabilir.</p>
<p>Kanamayı kontrol etmek için kullanılan plazma, 1 yıla kadar dondurularak saklanabilir. Plazmadan çeşitli faydalı ürünler çıkartılabilir (ayrıştırılabilir). Albümin plazmadan çıkarılır ve şok tedavisinde kullanılır.</p>
<p>Plazmadan çıkartılan gama globülin, bazı hastalıklarda oluşan düşük dozdaki antikorları çoğaltmak için kullanılır ve böylelikle, enfeksiyonun engellenmesine yardımcı olur. Gama globülin aynı zamanda Guillain-Barre sendromu gibi nörolojik hastalıklarda olduğu gibi hastalığa neden olan antikorları engellemek için de kullanılır.</p>
<p>Pıhtılaşma faktörleri içeren kryopresipite (dondurarak çöktürülmüş) antihemofilik faktör,taze dondurulmuş plazmadan yapılır ve dondurularak 1 yıl saklanabilir.</p>
<p>Femo filisi ya da von Willebrand hastalığı olan kişilere nadiren verilir fakat bunun yerini büyük ölçüde çok daha iyi işlenmiş pıhtılaşma faktörleri ya da genetik olarak değiştirilmiş faktörler almıştır.Beyaz kan hücreleri bir zamanlar, kanında çok düşük sayıda beyaz kan hücresi bulunan insanlara nakledilirdi. Ancak şimdi doktorlar, kendi beyaz kan hücrelerinizin büyümesini teşvik eden ve büyüme faktörleri olarak adlandırılan doğal maddeler kullanmaktadırlar. Bu da başka bir kişinin beyaz kan hücrelerinin size nakledilmesini gereksiz hale getirmektedir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>OTOLOGÖZ KAN BAĞIŞI</strong>: <strong>KENDİNİZE KAN VERMEK</strong></span><br />
Ameliyattan önce birkaç litre kanınızın alınarak saklanması, otolögoz kan bağışı olarak adlandırılır. Amerika Birleşik Devletleri&#8217;ndeki kan transfüzyonlarının (nakillerinin) yaklaşık olarak %10&#8242;u otologöz transfüzyonlardır (nakillerdir).</p>
<p>Genellikle, tarihi belirlenmiş bir ameliyattan önce bir seferinde 1 pint (yarım litre) olmak üzere birkaç hafta kan verirsiniz. Bu işlem, gerekli olduğu takdirde size kendi kanınız nakledileceği için mükemmel bir eşleşme sağlar. Kanınızı bağışladığınız halde kendi kanınıza gereksinim duymazsanız, bu kanın genellikle başka kişiler tarafından kullanılması mümkün değildir çünkü kendinize bağışladığınız kana, enfeksiyonları önlemek için uygulanan sıkı korunma önlemleri uygulanmaz.</p>
<p><strong>SENTETİK KAN</strong><br />
Sentetik ikame kan ürünleri konusundaki araştırmalar yıllardır yoğun bir ilgi konusudur. İdeal  sentetik kan ürünü, herhangi bir kan grubundaki bir kişiye transfüzyon (nakil) yapılmasına müsaade eder; bağışıklık sistemi tepkisine neden olabilecek infeksiyöz ajanlar ya da maddeler içermeyen bileşenlerden oluşur; saklanırken bozulmaz ya da soğutulmasına gerek duyulmaz ve kolayca bulunabilen maddelerden oluşur. Birçok ürün, ümit vaat edici olmasına rağmen, bu ürünlerin tamamının ciddi yan etkileri olduğu görülmüştür.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Kan Transfüzyonlannın (Nakillerinin) Güvenliği: Dr Churchil Vin Tavsiyesi</strong></span><br />
Bu kadar çok insanın kendilerine kan transfüzyonu (nakli) yapılmasının güvenliği konusunda endişe duyduğunu görmek beni şaşırtıyor. Bugün bu ulusun kan tedariği, hiç olmadığı kadar güvenlidir. Size nakledilen her bir ünite kan hepatit B virüsü, hepatit C virüsü, insan immun yetmezlik virüsü (HIV), T hücre lenfotropik virüs tür 1 ve sifiliz (frengi) için test edilmektedir. Hiçbir şey mükemmel değildir; bu testlere rağmen, kanda hâlâ enfeksiyöz bir ajan bulunmasına dair küçük bir risk vardır. Anca bu risk, insanların düşünmeden kabul ettikleri ilaç tedavilerinin doğurduğu riskten çok daha düşüktür.</p>
<p>Örneğin; penisilinin ciddi, potansiyel olarak ölümcül olan bir yan etkiye neden olma olasılığı her 30, 000 kişide 1 iken, bir kan transfüzyonundan (naklinden) HIV kapma olasılığı yaklaşık olarak her 676, 000 ünite kanda 1&#8242;dir. Doktorunuz bir kan transfüzyonuna (nakline) gereksiniminiz olduğunu söyleyip bu gereksinimin neden kaynaklandığını açıkladığında, tereddüt etmeyiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilimi.com/kan-nakli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ateroskleroz Nasıl Oluşur?</title>
		<link>http://www.saglikbilimi.com/ateroskleroz-nasil-olusur/</link>
		<comments>http://www.saglikbilimi.com/ateroskleroz-nasil-olusur/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Jun 2009 11:20:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kan ve İmmün Sistem Patolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[Ateroskleroz]]></category>
		<category><![CDATA[Damar Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilimi.com/?p=13912</guid>
		<description><![CDATA[A Bu; düz, pürüzsüz bir intiması -bir arterin (atardamarın) en iç tabakası- olan normal bir arterdir (atardamardır). Sigara içmek, yüksek kan basıncı (tansiyon) ve (muhtemelen) enfeksiyon, intimaya mikroskobik hasar verir. Bu da intimayı, yağlı parçacıkların kana karışmasına daha yatkın bir hale getirebilir.
B Bu aşamada, onlu yaşların sonunda ve erken yetişkinlikte, kandan gelen yağlı parçacıklar intimaya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff0000;"><strong>A </strong></span>Bu; düz, pürüzsüz bir intiması -bir arterin (atardamarın) en iç tabakası- olan normal bir arterdir (atardamardır). Sigara içmek, yüksek kan basıncı (tansiyon) ve (muhtemelen) enfeksiyon, intimaya mikroskobik hasar verir. Bu da intimayı, yağlı parçacıkların kana karışmasına daha yatkın bir hale getirebilir.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">B</span> </strong>Bu aşamada, onlu yaşların sonunda ve erken yetişkinlikte, kandan gelen yağlı parçacıklar intimaya nüfuz edip yerleşir ve yağlı bir çizgi (plak) oluşturur.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>C</strong> </span>Yağ birikimi yıllarca devam eder ve ateroskleroz plağı büyür. Plaktaki yağ birikintisini lifsi kapak olarak adlandırılan bir doku sarar. Plak, kanın aktığı açık kanala doğru çıkıntı yapmaya başlar. Arter (atardamar) duvarı kalınlaşır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>D</strong> </span>Bu süreç, kanalı gittikçe daraltarak devam edebilir. Bir noktada kan akışı engellenir ve kalbin bu arter (atardamar) tarafından beslenen kısmı çok fazla çalışmak zorunda kalırsa, anjinanız (göğüs ağrınız) olur.E Bazen lifsi kapak yırtılır ve kanaldan geçen kan hücreleri plağın yağlı iç yüzeyine maruz kalır. Bu, yırtığın olduğu yerde bir kan pıhtısının oluşmasına neden olur. Bu değişiklik çok ani oluşabilir ve birçok kalp krizinin sebebidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilimi.com/ateroskleroz-nasil-olusur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Damar Sertliği</title>
		<link>http://www.saglikbilimi.com/damar-sertligi/</link>
		<comments>http://www.saglikbilimi.com/damar-sertligi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Jun 2009 10:56:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenanfoto</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kalp Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Kan ve İmmün Sistem Patolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[Damar Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilimi.com/?p=13904</guid>
		<description><![CDATA[Ateroskleroz (damar sertliği), arterlerin (atardamarların) içinde kan damarlarını daraltan ve kan akışını yavaşlatan yağ birikintilerinin oluşmasıdır. Koroner arter hastalığının en yaygın tümdür. Vücuttaki her bir organ ve dokunun taze, oksijen açısından zengin kana ihtiyacı vardır.
Kan, arter (atardamar) olarak adlandırılan tüplerden vücudun tüm bölgelerine pompalanır. Hayatta kalmanız için bu kan damarlarının iyi bir şekilde çalışıyor olması [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ateroskleroz (damar sertliği), arterlerin (atardamarların) içinde kan damarlarını daraltan ve kan akışını yavaşlatan yağ birikintilerinin oluşmasıdır. Koroner arter hastalığının en yaygın tümdür. Vücuttaki her bir organ ve dokunun taze, oksijen açısından zengin kana ihtiyacı vardır.</p>
<p>Kan, arter (atardamar) olarak adlandırılan tüplerden vücudun tüm bölgelerine pompalanır. Hayatta kalmanız için bu kan damarlarının iyi bir şekilde çalışıyor olması çok önemlidir.<br />
Sağlıklı bir arter (atardamar), temiz. Düz bir kılıfı vardır ve kan akışını engelleyen blokajlar bulunmaz.</p>
<p>Ateroskleroz (damar sertliği), arter duvarlarının iç kılıfında mikros¬kobik hasarlar olarak başlar. Yüksek kan basıncı (tansiyon), sigara içmek, diyabet (şeker hastalığı), yüksek kolesterol ve trigliserid, muhtemelen yüksek homositein, kanın daha kolay pıhtılaşmasına neden olan durumlar, kokain gibi maddeler ve androjenler ve muhtemelen arterlerin (atardamarların) iç kılıflarının enfeksiyonu gibi birçok şey bu hasara neden olabilir.</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-16526" title="bolum22_9" src="http://www.saglikbilimi.com/wp-content/uploads/2009/06/bolum22_9-300x270.gif" alt="bolum22_9" width="300" height="270" /></p>
<p>Hasarın ilk belirtileri, arterlerin (atardamarların) duvarında görülen ve plak olarak adlandırılan yağlı çizgilerdir. Bu yağlı çizgiler erken yaşlarda başlar ve genç yetişkinler de bile görülebilir.</p>
<p>Başlangıçtaki hasara ne neden olursa olsun, sonuç; kan akımından gelen trombositlerin o alanda toplanması ve kısa bir süre sonra yulaf çorbasına benzer bir yağ, kalsiyum birikintileri ve hücre parçalarından oluşan bir karışımla birleşmesidir.</p>
<p>Yavaş yavaş arter (atardamar) duvarından hücreler bu karışımı çevreler. Arter (atardamar) duvarında iltihaplanma vardır; bağışıklık sistemi akyuvar hücreleri harekete geçer, hızla zarar görmüş bölgeye ilerler ve, başarısızca, bunu iyileştirmeye çalışırlar.</p>
<p>Yağ birikintisinin üzerinde lifsi bir kapak oluşur. Bu birikinti gittikçe kan akışını engelleyerek ve sonunda da göğüste bir ağrıya (anjina) neden olarak büyüyebilir. Lifsi kapak yırtılabilir ve böylece de bir kalp krizine neden olur.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>SEMPTOMLAR</strong></span><br />
Daha fazla materyal (madde) biriktikçe bir ateroskleroz plak büyümeye devam eder ve sonunda arterden (atardamardan) kan akışını engeller. Kan akışı belirli bir kritik noktanın ötesinde engellendi¬ğinde, semptomlar görülür.</p>
<p>Ateroskleroz arterlerde (atarda¬marlarda) oluşursa, göğüs ağrınız (anjina) olabilir ya da kalp krizi geçirebilirsiniz. Beyni kanla besleyen arterlerdeki (atardamarlardaki) blokajlar (engeller), felce neden olabilir. Bacakları kanla besleyen arterler deki (atardamarlardaki) blokajlar (engeller), intermitan klodikasyon olarak adlandırılan ağrılı bir hastalıkla sonuçlanabilir.</p>
<p>Kalp de sürekli olarak oksijen ve diğer besinlere gereksinim duyar. Kalbi besleyen kan damarları koroner arterlerdir. Çok sıra dışı durumlar haricinde, koroner arterler kalbin gereksinim duyduğu oksijen açısından zengin kanı karşılayabilir. Maraton koşusu gibi aşırı eforun sarf edildiği zaman dilimlerinde bu arterler normal kan akışlarının beş katma kadar fazlasını kaldırabilirler.<br />
Kalp kası, gereksinim duyulan çabaya yanıt vermek için ihtiyaç duyduğu kanı aldığında, vücut çalışması gerektiği gibi çalışır; kas, daha çok çalışıyor fakat daha fazla enerji yakıyordur fakat kandan sürekli bir yeni enerji (şeker ya da oksijen gibi) alıyordur.<br />
Ancak kan, kalp kasının gereksinimlerini karşılayacak kadar yeterli enerji sağlayamadığında kötü şeyler olabilir. Kalp kası gerilebilir (bu da göğüs ağrısına neden olur), daha az etkin bir şekilde pompalama yapabilir, kalp ritmi bozuklukları oluşabilir ve hatta aniden kan pompalamayı kesebilir, ki bu kardiyak arresttir (kalbin durmasıdır).</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>TEDAVİ SEÇENEKLERİ</strong></span><br />
Aterosklerozla savaşmada ilk adım, hastalığın gelişimini engellemektir. Bunu, az yağ içeren bir diyet (beslenme), sigarayı bırakmak, yüksek kan basıncını (tansiyonu) kontrol altında tutmak, diyabeti (şeker hastalığını) tedavi etmek ve düzenli egzersiz yapmak gibi yaşam tarzınızda yapacağınız değişikliklerle gerçekleştirebilirsiniz.</p>
<p>Aynı zamanda, günde bir aspirin almak da (çünkü bu kanın pıhtılaşma olasılığını azaltır) koroner arter hastalığı olan kadın ve erkeklerde ve hatta koroner arter rahatsızlığı olmayan fakat önemli kardiyak risk faktörleri bulunan kişilerde kalp krizi olasılığını büyük bir ölçüde azaltabilir.</p>
<p>Doktorunuza, günde bir aspirin almanın sizin için iyi bir fikir olup olmadığını sorunuz. Bir kalp krizi geçirmişseniz, tüm bu önlemler çok daha önemlidir; başka bir kalp krizi geçirme ve vaktinden önce ölme olasılığınızı azaltabilirler. Arterlerinizdeki (atardamarlarınızdaki) blokajlar (engelleyici şeyler) ilaç kullanmanıza rağmen zayıflatıcı semptomlarınızın olmasına neden olan bir noktaya eriştiyse -ya da bir kalp krizi geçirme riskiniz ciddiyse anjiyoplasti ya da ameliyat olmanız gerekebilir.</p>
<p>Koroner arter bypass ameliyatı , kalbin kan akımından mahrum kalmış bölgelerine yeniden kan akışını sağlar. Kalbe, hastalanmış arterlerdeki engelin çevresinden kan taşıması için damar grefti yapılır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilimi.com/damar-sertligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atardamarlar Hastalığı</title>
		<link>http://www.saglikbilimi.com/atardamarlar-hastaligi/</link>
		<comments>http://www.saglikbilimi.com/atardamarlar-hastaligi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Jun 2009 10:28:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenanfoto</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kalp Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Kan ve İmmün Sistem Patolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[Damar Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilimi.com/?p=13897</guid>
		<description><![CDATA[Koroner arter hastalığı, kalbin arterlerinde (toplardamarla­rında), yani koroner arterlerde, görülen bir hastalıktır. Amerika Birleşik Devletleri ve dünyanın gelişmiş milletlerinde görülen en yaygın ölüm sebebidir. Koroner arter hastalığı, gelişmekte olan ülkelerde bile büyük (majör) ve artmakta olan bir sorundur.
Koroner arter hastalığı, birçok kişide mevcuttur fakat bu kişilerde semptomlar görülmemektedir (fakat ileride semptomlar görüle­bilir). Semptomlar görülmeye başlandığında, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Koroner arter hastalığı, kalbin arterlerinde (toplardamarla­rında), yani koroner arterlerde, görülen bir hastalıktır. Amerika Birleşik Devletleri ve dünyanın gelişmiş milletlerinde görülen en yaygın ölüm sebebidir. Koroner arter hastalığı, gelişmekte olan ülkelerde bile büyük (majör) ve artmakta olan bir sorundur.</p>
<p>Koroner arter hastalığı, birçok kişide mevcuttur fakat bu kişilerde semptomlar görülmemektedir (fakat ileride semptomlar görüle­bilir). Semptomlar görülmeye başlandığında, bu semptomlar hafif olabilir ve hemen göze çarpmayabilir ya da ani ve tahrip edici olabilir.</p>
<p>Koroner arter hastalığı, anjina olarak adlandı­rılan göğüs ağrısına, anormal kalp ritmine kalp krizine , konjestif kalp yetmezliğine ve kardiyak arreste (kalp durmasına)  neden olabilir.</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-16528" title="raynaud" src="http://www.saglikbilimi.com/wp-content/uploads/2009/06/raynaud-300x225.jpg" alt="raynaud" width="300" height="225" /><br />
Hemen hemen tüm koroner arter hastalıkları; sadece kalp arter Koroner arter hastalığı, kalbin arterlerinde (toplardamarlarında), yani koroner arterlerde, görülen bir hastalıktır. Amerika Birleşik Devletleri ve dünyanın gelişmiş milletlerinde görülen en yaygın ölüm sebebidir. Koroner arter hastalığı, gelişmekte olan ülkelerde bile büyük (majör) ve artmakta olan bir sorundur.</p>
<p>Koroner arter hastalığı, birçok kişide mevcuttur fakat bu kişilerde semptomlar görülmemektedir (fakat ileride semptomlar görüle­bilir). Semptomlar görülmeye başlandığında, bu semptomlar hafif olabilir ve hemen göze çarpmayabilir ya da ani ve tahrip edici olabilir.</p>
<p>Koroner arter hastalığı, anjina olarak adlandı­rılan göğüs ağrısına, anormal kalp ritmine  kalp krizine , konjestif kalp yetmezliğine ve kardiyak arreste (kalp durmasına)  neden olabilir.Hemen hemen tüm koroner arter hastalıkları; sadece kalp arter arter hastalığına yakalanma riskini arttırdığına dair bazı kanıtlar mevcuttur. Depresyonda olan kişilerin bir kalp krizinden kurtulma olasılıkları da daha düşüktür ve kalp krizi nedeniyle (vaktinden önce) ölme riskleri daha büyüktür.</p>
<p>Bazı kişiler, hatalı bir şekilde, koroner arter hastalığının sadece erkekleri etkilediğini düşünürler. Adet gören kadınlar da, muhtemelen daha yüksek estrojen hormonu seviyeleri olduğu için, aynı derecede korunmaktadır.</p>
<p>Ancak, kadınların koroner arter hastalığına yakalanma riski menopozdan sonra hızla artar. Koroner arter hastalığından, herhangi başka bir hastalıktan olduğundan daha çok kadın ölmektedir. Koroner arter hastalığından, göğüs ve akciğer kanse¬rinden olduğundan çok daha fazla menopoz dönemi sonrasında olan kadın ölmektedir.</p>
<p>Kadınlarda koroner arter hastalığının semptomlarını fark etmek daha zor olabilir. Bir kadına koroner arter hastalığı teşhisi ilk konulduğunda, hastalık bir erkeğe teşhis konulduğunda olduğundan daha şiddetli olma eğilimi gösterir. Kadınların kalp krizinden kurtulma olasılıkları da erkeklerinkinden daha azdır.</p>
<p>Ayrıca, anjiyoplasti koroner bypass ameliyatı  ve reperfüzyon terapisi gibi tedaviler kadınlarda erkeklerde olduğundan daha çok komplikasyona neden olabilir ve bu tedaviler kadınlara hastalığın seyrinde erkeklere olduğu kadar erken önerilmez.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilimi.com/atardamarlar-hastaligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yüksek Tansiyon ( Kan Basıncı )</title>
		<link>http://www.saglikbilimi.com/yuksek-tansiyon-kan-basinci/</link>
		<comments>http://www.saglikbilimi.com/yuksek-tansiyon-kan-basinci/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Jun 2009 10:08:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenanfoto</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kan ve İmmün Sistem Patolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp]]></category>
		<category><![CDATA[tansiyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilimi.com/?p=13895</guid>
		<description><![CDATA[Yüksek kan basıncı (tansiyon), yada hipertansiyon, arterlerdeki kan basıncının çok yüksek olmasıdır. Hem çok yaygın olduğundan hem de kontrol edilmezse kalp krizi ve felç (inme) gibi tahrip edici komplikasyonlara yol açtığından, dünyanın gelişmiş milletlerinde kamu sağlığını tehdit eden en büyük etkenler biridir.
Yüksek kan basıncı (tansiyon) genellikle vücuda kayda değer miktarda bir hasar verene kadar semptomlara [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yüksek kan basıncı (tansiyon)</strong>, yada hipertansiyon, arterlerdeki kan basıncının çok yüksek olmasıdır. Hem çok yaygın olduğundan hem de kontrol edilmezse kalp krizi ve felç (inme) gibi tahrip edici komplikasyonlara yol açtığından, dünyanın gelişmiş milletlerinde kamu sağlığını tehdit eden en büyük etkenler biridir.</p>
<p>Yüksek kan basıncı (tansiyon) genellikle vücuda kayda değer miktarda bir hasar verene kadar semptomlara neden olmaz ve bu nedenle de &#8220;sessiz katil&#8221; olarak bilinir. Yapabileceğiniz en önemli şeylerden bir tanesi, doktorunuzu düzenli ziyaretleriniz esnasında tansiyonunuzu ölçtürmektir.</p>
<p>Kan basıncı (tansiyon), kalp daha fazla bir güçle pompa­lama yaptığında ya da arteriyoller daralarak dolaşan kana karşı daha fazla direnç gösterdiğinde yükselir.</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-16530" title="286520" src="http://www.saglikbilimi.com/wp-content/uploads/2009/06/286520-232x300.jpg" alt="286520" width="232" height="300" /></p>
<p>Arteriyollerin daralmasının kan basıncını (tansiyonu) ne şekilde etkileyebileceğini anlamak için bir diş macunu tüpünü sıktığı­nızı hayal ediniz. Eğer tüpün normal genişlikte bir deliği varsa, tüpü normal derecede bir basınç uygulayarak sıkmanız gerekir ve diş macunu delikten kolayca ve kontrollü bir şekilde çıkar.</p>
<p>Ancak, delik bir iğne başı büyüklüğünde olursa, diş macununu delikten çıkarabilmek için tüpü çok daha fazla sıkmanız gerekir.</p>
<p>Yüksek kan basıncı (tansiyon), vücudun kana ve kan besinle­rine olan ihtiyacı arttığında göster­diği normal bir tepki olabilir. Egzersiz yaptığınızda, kalp hızınız artar ve kalbiniz daha kuvvetlice kasılır. Egzersizin zirve noktasında, kan basıncınız (tansiyonunuz) en yüksek seviyesindedir.</p>
<p>Beyniniz sürekli olarak kan basıncınızı (tansiyonunuzu) algılar. Beyniniz, vücudunuzun kan basın­cınızı (tansiyonunuzu) düşürmesi ya da yükseltmesi gerektiğine karar verdiğinde, otonom sinir sisteminizdeki sinirler aracılığıyla mesajlar yollar.</p>
<p>Bu mesajlar, arteriyollerin duvarlarındaki kaslara kasılmala­rını ya da gevşemelerini ve aynı zamanda kalbe de yavaşlamasını ya da hızlanmasını söyler. Birçok hormon da, vücuttaki kan mikta­rını ve arteriyollerin neden olduğu direnci etkileyerek kan basıncını (tansiyonu) etkiler.</p>
<p><strong>Kan basıncınız (tansiyonunuz)</strong>, stres ya da fiziksel güç harcama düzeyiniz değiştikçe gün içinde normal olarak iner ve çıkar. Bu nedenle, doktorlar genellikle ortalama kan basıncınızı (tansi­yonunuzu) belirlemek için birkaç ölçümün ortalamasını alırlar.</p>
<p>Bazı kişiler bir doktorun muayenehanesinde ya da bir hastanede endişelenirler ve kan basınçları (tansiyonları) tipik düzeyinin üzerine çıkar. Doktorlar bunu &#8220;beyaz gömlek hipertansi­yonu&#8221; olarak adlandırırlar çünkü kişinin kan basıncı (tansiyonu) tıbbi bir ortamda bulunmaktan kaynaklanan endişe nedeniyle yükselmiştir.</p>
<p>Bu tür bir stres yaşayan bir kişinin sağlık durumunu teşhis ve tedavi etmek zordur. Doktorlar, kan basıncı (tansiyonu) muayene­deyken yükseliyor gibi görünen bir kişiden, evde kullanılan tansiyon aletiyle tansi­yonunu birkaç kez ölçüp bunları kaydetmesini isteyebilir.</p>
<p>Yüksek kan basıncı (tansiyon) için tedaviye başlama kararı asla (kan basıncı (tansiyon) tehlike yaratacak kadar yüksek olmadığı sürece) bir muayenehane ya da hastanede yapılan tek bir ölçümle verilmez.</p>
<p>Mecazi anlamda kullanıldı­ğında &#8220;gerilim&#8221; anlamına gelen &#8220;tansiyon&#8221; kelimesi, &#8220;hipertan­siyon&#8221; olarak kullanıldığında aşırı gergin olduğunuz anlamına gelmez. Kan basıncının (tansiyonun) endişe ve diğer güçlü duygular nedeniyle yükselme eğilimi gösterdiği doğru olsa da, yüksek kan basıncı (tansiyonu) olan birçok insan aşırı derecede stresli değildir.<br />
Yüksek kan basıncı (tansiyon) vakalarının büyük bir kısmının (yaklaşık %95) bilinen bir nedeni yoktur.</p>
<p>Bu durum, primer ya da esansiyel (birincil) yüksek kan basıncı (tansiyon) (hipertansiyon) olarak adlandırılır.</p>
<p>Yüksek kan basıncı (tansiyon) her yaşta başlayabilir ancak genel­likle orta yaşlarda başlar. Primer (birincil) yüksek kan basıncının (tansiyonun) (hipertansiyonun) nedenini belirleyebilmek için, elde edilecek bilginin bu hastalığın yeni ve daha iyi tedavi yöntemle­rine yol açacağı umuduyla, yoğun araştırmalar yapılmaktadır.</p>
<p>Primer (birincil) yüksek kan basıncı (tansiyon) (hipertan­siyon) ailevi bir özellik göstere­bilir (ailede birkaç kişide görülebilir). Irksal farklılıklar da söz konusudur. Afrika kökenli Ameri­kalılar, beyaz Amerikalılardan daha erken bir yaşta yüksek kan basıncına (tansiyona) yakalanma eğilimi gösterirler. Aynı zamanda, yüksek kan basıncı (tansiyon) Afrika kökenli Amerikalılarda daha şiddetli olma eğilimi de gösterir.</p>
<p>Yüksek kan basıncı (tansiyon) vakalarının geri kalan %5&#8242;i başka bir tıbbi nedenden kaynaklanır; bu da sekonder (ikincil) yüksek kan basıncı (tansiyon) (hipertansiyon) olarak adlandırılır.</p>
<p>Doktorunuz yüksek kan basıncınız (tansiyonunuz) olduğuna karar verirse, kan basıncınızdaki (tansiyonunuzdaki) yükselmeye başka bir hastalığın neden olup olmadığını belirlemek için genellikle size sorular soracak, fiziksel bir muayene ve laboratuar testleri yapacaktır. Bkz. Sekonder Yüksek Kan Basıncının (Tansiyonun) (Hipertansi­yonun) Nedenleri,</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">YÜKSEK KAN BASINCININ (TANSİ­YONUN) VÜCUDA VERDİĞİ ZARARLAR</span></strong><br />
Kalp hasarı Yüksek kan basıncı (tansiyon), birçok değişik şekilde kalp ve kan damarları hastalık­larına yol açar. İlk olarak, kalbin daha çok çalışması gerekir çünkü sürekli olarak normalden daha yüksek düzeyde bir basınca karşı kan pompalamaktadır.</p>
<p>Aynı, bir ağırlık kaldırdığınızda kolunuzdaki kasların şişip gelişmesi gibi, kalbin kas duvarı, özellikle sol ventrikul (karıncık), daha güçlü pompala­madan dolayı kalınlaşır.</p>
<p>Ancak, kol kaslarınızdan farklı olarak daha kalın olan kalp kası ille de daha güçlü değildir. Aslında, kalbin kan miktarı genel­likle kasla aynı düzeye yükselme­diğinden kalp uzun yıllar süren yüksek kan basıncı nedeniyle daha da güçsüz bir hale gelir. Bu da sonunda kalp yetmezliğine  yol açabilir. Ateroskleroz (damar sertliği/ tıkanıklığı) Yüksek kan basıncı (tansiyon), ateroskleroza  yol açan bir durum olan arterlerin (atardamarların) iç duvarlarının tahrip olmasının başlangıçtaki nedenlerinden biridir. Yükselen kan basıncı, arterlerin (atardamarların) iç kılıflarında mikroskobik çatlaklara neden olur. Bu çatlaklar, yağ birikintile­rinin oluşmasına elverişli bir zemin hazırlar. Sonunda da bu blokajlar (tıkanıklıklar), kanın oksijen ve besinlerle beslenen kaslara oksijen ve besin taşımasını engeller.</p>
<p>Bu şekilde yüksek kan basıncı (tansiyon), kalp için çift tehdit oluşturur. İlk olarak, kalp kasının iş yükünü arttırır ve bu da kalbin oksijen ve besinlere duyduğu gereksinimi arttırır. İkinci olarak da, kroner arterlerin (atardamar­ların) aterosklerozuna (tıkanmasına) katkıda bulunarak kalp kasının oksijen ve besin miktarını düşürür. Bu kombinasyon, kalp krizi ve kalp yetmezliği oluşma olasılığını arttırır.</p>
<p>Böbrek hasarı Yüksek kan basıncı (tansiyon) aym zamanda diğer organları besleyen arterlerin (atardamarların) aterosklerozuna (tıkanmasına) da katkıda bulunur. Eğer bu organlar gereksinim duydukları oksijen ve besinlerden mahrum kalırsa, ciddi sonuçlar doğabilir.Böbrekleri besleyen arter­lerin (atardamarların) daralması, böbreklerin işlevlerini gerektiği gibi yerine getirememesine neden olabilir. Böbreklere giden kan miktar azaldığında, vücut arteriyollerin daha fazla kasılmasına neden olan bir dizi kimyasal reaksiyon başlatan ve renin olarak adlan­dırılan bir hormon üretir. Sonuç, böbrek hasara yol açan yüksek kan basıncıdır (tansiyondur) ve bu da daha yüksek bir kan basıncına (tansiyona) neden olur.</p>
<p>Anevrizma (Torbalaşma) Yüksek kan basıncı (tansiyon), kan damar­larının duvarlarını güçsüzleştirerek ve gererek de arterlere (atardamar­lara) hasar verir. Bu, anevrizma olarak adlandınlan balon şeklinde çıkıntıların oluşma­sına neden olabilir.Balonlar gibi anevrizmalar da çok fazla basınca maruz kaldıklarında parlarlar. Genellikle beyin, göz ya da böbreklerdeki küçük arterlerde (toplardamarlarda) ya da aort gibi daha büyük kan damar­larında oluşurlar. Küçük göz arterlerindeki (toplardamarlarındaki) bir anevrizmanın patlaması göz (görme) bozukluğuna ve hatta körlüğe yol açabilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Felç (inme)</strong></span> Tedavi edilmeyen yüksek kan basıncı (tansiyon), beyni kanla besleyen arterlerin (atardamarların) aterosklerozuna (tıkanmasına) neden olarak felce (inmey) yol açabilir. Sonuç olarak görülen daralma, kan akışını sınırlandırabilir ve beyni gereksinim duyduğu oksijen ve besinlerin bir kısırımdan mahrum bırakabilir. Bu, iskemik felç olarak adlandırılır.<br />
Yüksek kan basıncı (tansiyon) aynı zamanda beyindeki kan damarlarının yırtılmasına neden olarak bir beyin hemorajisine de (kanamasına da) yol açabilir.  Hemoraji (Kanama), yüksek kan basıncı (tansiyon) beyindeki arterlerin (atardamarların) duvarlarını güçsüzleştirdiğinde meydana gelir.</p>
<p>Hem isemik felçler hem de beyin hemorajileri (kanamaları) kalıcı konuşma, güç, algılama ve his kaybına neden olabilir. Aynı zamanda koma ve ölümle de sonuçlanabilirler.Kronik yüksek kan basıncının (tansiyonun) 65 yaş üzeri kişilerde beyin dokusunun büzülmesine de neden olduğu görülmüştür.</p>
<p>Yüksek kan basıncının (tansi­yonun) neden olduğu hasarları kötüleştiren diğer hastalıklar Yüksek kan basıncının (tansi­yonun) kalp, beyin ve diğer organlara hasar verme olasılığı, kardiyovasküler sistemi (kalp ve damar sistemini) etkileyen diğer hastalık­larınız varsa daha olasıdır. Bu risk faktörleri diyabet (şeker hastalığı), sigara içme, yüksek kolesterol düzeyi ya da ailede kalp hastalığı öyküsünü içerir.</p>
<p>Eğer bu hastalıklardan biri ya da daha fazlası sizde bulunuyorsa, yüksek kan basıncını (tansiyonu) teşhis ve tedavi etmek özellikle büyük önem taşır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>SEMPTOMLAR</strong></span><br />
Birçok ciddi hastalık gibi yüksek kan basıncı (tansiyon) da, çeşitli organlara yavaşça ve sessizce zarar verene kadar semptom göstermez ve bu organlar daha sonra fonksiyonlarını düzenli olarak yerine getirememeye başlarlar.Birçok insan, hiçbir semptom görülmeksizin yıllarca yüksek kan basıncı (tansiyon) ile yaşar. Bu kişilerin yüksek kan basınçları (tansiyonları) olduğunu öğrenme­lerinin tek yolu, kan basınçlarını (tansiyonlarını) ölçtürmeleridir.</p>
<p>Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde yaşayan tahmini 50 milyon kişinin yaklaşık olarak üçte biri, yüksek kan basınçları (tansiyonlar) olduğunu bilmemektedirler ve sonuç olarak da tedavi görme­mekte; ciddi hastalıklara yakalanma riski altında bulunmaktadırlar.Yüksek kan basıncının (tansi­yonun) neden olduğu en yaygın semptomlar; baş ağrısı (özellikle sabah uyandığınızda genellikle baş arkasında), baş dönmesi ya da sersemlik halini içerir. Ancak, bu baş ağrıları genellikle hafif olduğundan göz ardı edilir.<br />
Yüksek kan basıncı (tansiyon) şiddetli bir hal aldığında, semptomlar görülebilir. En şiddetli semptomlara genellikle kan basıncının (tansiyonun) 210/120 milimetre cıvadan (mmHg) yüksek olduğu hipertansif kriz neden olur.</p>
<p>Bu krizin semptomları şiddetli baş ağrısı, çift görme, burun kanaması, hızlı kalp atışı, kulaklarda çınlama ve kas çekilmesini kapsar. Bulantı, kusma ve zihin bulanıklığı da meydana gelebilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>TEDAVİ SEÇENEKLERİ</strong></span><br />
Yüksek kan basıncı (tansiyon) kronik (süreğen) bir durum olduğundan, tedavi görüyor olsanız bile kan basıncınızın (tansiyonu­nuzun) düzenli olarak kontrol edilmesi gerekir. Doktorunuzu her ziyaret ettiğinizde ölçülmelidir. İnsanlar, giderek artan bir şekilde evlerinde kan basınçlarını</p>
<p>(tansiyonlarını) kontrol etmektedirler. Kan basıncınızı (tansiyonu­nuzu) bir doktorun yaptığı gibi, bir manşon ve stetoskop kullanarak, nasıl ölçebileceği­nizi öğrenebilir ya da evde kulla­nılan bir tansiyon aleti kullanabilirsiniz.</p>
<p>Bu aletler genellikle doğru sonuç verirler. Ama belirli aralık­larla (periyodik olarak) kontrol edilmeleri gerekir. Aleti, dokto­runuzun muayenehanesine görürünüz ve doktorunuzun ölçtüğü kan basıncı (tansiyon) değerinizle, kendi makinenizin ölçtüğü değeri karşılaştırınız. Kan basıncını (tansiyonu) parmaktan ölçen makineler koldan ölçen makinelerden daha rahattır fakat daha az doğru sonuç verir.</p>
<p>Doktorunuz, yüksek kan basın­cınızın (tansiyonunuzun) şiddetine göre size bir tedavi süreci tavsiye edecektir. Daha hafif vakalarda (evre 1), sorunu kontrol altında tutmak için yaşam tarzında değişik­likler yapmak yeterli olabilir.</p>
<p>Yüksek kan basıncınız (tansi­yonunuz) daha şiddetli vakaları içeren kategorilerden biline denk geliyorsa, muhtemelen ilaç kullan­manız gerekecektir. Ayrıca, kalp ve damarların hasar görme riskini (kardiyovasküler risk faktörleri) arttıracak herhangi bir başka hasta­lığınız varsa, doktorunuz kan basıncınızı (tansiyonunuzu) muhte­melen daha agresif bir şekilde ve daha erken tedavi edecektir.Yüksek kan basıncı (tansiyon) için ilaç alıyor olsanız bile; egzersiz ve sebze ile meyve açısından zengin fakat az tuz içeren bir diyet (beslenme) gibi farmokolojik olmayan önlemler yine de faydalı olabilir. Bu yaşam tarzı değişiklik­lerini yapmak , almak zorunda kalacağınız ilaç miktarını azaltmanıza müsaade edebilir.</p>
<p>İlaç gerekli olduğunda, ilaç seçimi sıklıkla yaşmıza, ırksal ve genetik geçmişinize, böbrekle­rinizin ve diğer organlarınızın hasar görüp görmediğine, yan etki risklerine ve mevcut diğer hastalık­lara göre yapılır.<br />
Tek bir ilaç herkes için ideal olamaz; herkesin kan basıncı (tansiyon) kontrol programı, kişiye özgü olarak düzenlenmelidir. İlaçların, kan basıncını (tansiyonu) düşürme şekilleri farklıdır ve her bir kişinin özelliklerine bağlı olarak potansiyel istenmeyen yan etkileri açısından da farklılıklar gösterirler.</p>
<p>Evre 1 ya da 2 yüksek kan basıncı (tansiyon) (hipertansiyon) için, doktorlar tedaviye genel­likle tek bir ilaçla başlarlar. Daha şiddetli vakalarda tedaviye iki ya da üç ilaçla başlanabilir. Eğer başlangıç stratejisi arzulanan etkiyi yaratmazsa, doz arttırılabilir ya da kullanılan ilacın ya da ilaçların yerine farklı bir ilaç ya da ilaçlar verilebilir. Eğer kan basıncınız (tansiyonunuz) şiddetli bir şekilde yükselmişse (evre 4), hastaneye yatırılabilirsiniz ve size sürekli intravenöz ilaç verilebilir. Gözlemleme de gereklidir.</p>
<p>Doktorlar bir zamanlar 60 yaş üzerinde olan kişilerin yüksek kan basıncını (tansiyonunu) tedavi etmenin işe yaramayacağını, hatta zararlı bile olabileceğini, düşünür­lerdi. Bu teori, arterleri (toplardamarlar) daha sert olduğundan dolayı yaşlı kişilerin daha yüksek bir kan basıncına (tansiyona) gereksi­nimleri olduğuydu. Bazı doktorlar, yaşlı kişilerin kan basıncını (tansi­yonunu) genç insanlarda normal sayılan seviyelere düşürmenin felce ya da böbrek yetmezliğine neden olabileceğinden korkarlardı.<br />
Şimdi bir hayli araştırma, 60 yaş üzerindeki kişilerin de yüksek kan basıncı (tansiyon) tedavisinden aynı ölçüde, hatta daha bile fazla, fayda sağladıklarını göstermiştir. Uygun bir tedavi uygulandığında, yaşlı kişilerde kalp yetmezliği görülme ve yaşlı kişilerin felç ve kalp krizi geçirme olasılığı daha düşüktür.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilimi.com/yuksek-tansiyon-kan-basinci/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şok</title>
		<link>http://www.saglikbilimi.com/sok-3/</link>
		<comments>http://www.saglikbilimi.com/sok-3/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Jun 2009 19:36:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kenanfoto</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kan ve İmmün Sistem Patolojileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikbilimi.com/?p=13891</guid>
		<description><![CDATA[Vücutta, hücrelerinizin hayatta kalmak için gereksinim duyduğu oksijen ve besin maddelerini sağla­yacak kadar yeterli kan dolaş­mazsa, bu durum şok olarak adlan­dırılan ve hayatı tehdit eden bir sağlık sorununa neden olur. Eğer durum hemen tedavi edilmezse, şoka giren kişiler ölebilirler.
Şok, aşın derecede düşük kan basıncından (tansiyondan) kaynak­lanır. Bazen kalp kasının vücudu beslemek için yeteri kadar pompa­lama [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Vücutta, hücrelerinizin hayatta kalmak için gereksinim duyduğu oksijen ve besin maddelerini sağla­yacak kadar yeterli kan dolaş­mazsa, bu durum şok olarak adlan­dırılan ve hayatı tehdit eden bir sağlık sorununa neden olur. Eğer durum hemen tedavi edilmezse, şoka giren kişiler ölebilirler.</p>
<p>Şok, aşın derecede düşük kan basıncından (tansiyondan) kaynak­lanır. Bazen kalp kasının vücudu beslemek için yeteri kadar pompa­lama yapmasına engel olan bir kalp hastalığı, arterlerde (atarda­marlarda) böyle bir basınç eksikli­ğine neden olabilir.</p>
<p>En yaygın örnekler, kalp krizi  ve sol ventrikülün (karıncığın) yeterince pompalama yapmasına engel olan ciddi ritim bozukluklarıdır. Bazen düşük kan basıncı tansiyon), kan miktarının yeterli olmamasından kaynaklanır. Bunun genel bir nedeni, kandaki sıvı oranının azalmasına neden olan dehidrasyondur (su kaybıdır).</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-16532" title="Resim1" src="http://www.saglikbilimi.com/wp-content/uploads/2009/06/Resim1-300x112.png" alt="Resim1" width="300" height="112" /></p>
<p>Uzun süreli kusma, ishal ya da yetersiz sıvı alımından kaynaklanan dehidrasyon (su kaybı), düşük kan (D basıncına (tansiyona) neden olur.Bir diğer neden, vücut kanının %20&#8217;sinden fazlasının kaybına neden olan ağır kanamadır. Bu miktarda bir kan kaybı, ciddi bir  yaralanmanın sonrasında ya da mide veya bağırsaklardaki bir kanama sonucu oluşabilir.</p>
<p>Bir torasik aort anevrizması ya da abdominal aort anevrizmasının yırtılması da hızla şoka yol açabilir. Şiddetli enfeksiyonların neden olduğu toksinler nedeniyle de hızla şok gelişebilir. Damar­ların genişlemesine (açılmasına) ve sıvı sızdırmasına neden olan ve anaflaksi olarak adlandırılan bir şok türüne, şiddetli bir alerjik reaksiyon da neden olabilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>SEMPTOMLAR</strong></span><br />
Şok, düşük kan basıncı (tansiyon) (özellikle normal kan basıncı­nıza (tansiyonunuza) kıyasla) ve vücutta beyin ile diğer organ­ları besleyecek yeterli kan akışı olmadığını gösteren semptom­ların kombinasyonuyla açıklanır. Semptomlar zihin bulanıklığını; soğuk, nemli cildi ve düşük idrar üretimini kapsayabilir.</p>
<p>Kan testleri, özellikle karaciğer ve böbrekler olmak üzere belirli organların normal olarak işlevle­rini görmediğini gösterebilir. Hızlı nabız, yüzeysel soluma ve bilinç kaybı da şoka eşlik edebilir.</p>
<p><strong>Şok</strong> ,(Bütün merkezi sinir sistemi ödevlerinin ani ve şiddetli düşme­si) olarak tarif edilen şof büyük travmalarda sıklıkla rastlanan önemli bir komplikasyondur. Ciddi ve hayati önem taşıyan şok deği­şik yazarlar tarafından nisbeten değişik bir şekilde tarif edilmekte­dir.</p>
<p>Şoku, Romberg «Yaralanma sonucu meydana gelen dolaşım if­lası», Aschoff «Hayat için önemli vejetatif sistem fonsionlarmm refleksle durması», Coenan «Sinir sisteminin şiddetli tembihi sonu­cu bütün dolaşım sisteminin veya splanknikus gibi büyük bir dola­şım sahasının refleksle meydana gelen felci» olarak tarif etmekte­dir.</p>
<p>Şok yalnız travma sonucu meydana gelmez. Psikolojik travma, kanama, allerjik reaksıonlar, yanıklar, cerrahi müdahaleler, toksemi, ileus, gastro entestinal perforasyonlar ve ağrı gibi sebeplerle de meydana gelir. O takdirde travmatik şok, kanama şoku, anaflaktik şok, toksik şok, yanık şoku, enfeksıon şoku gibi isimler alır. Şokun patojenezi, «travmanın uyandırdığı refleksin bulbusta inhibisyon yapması» veya «travmatizma odağından kana kansan proteolitik maddelerin etkisi» ile izaha çalışılmaktadır. Şokun sebep ve pato-joenezini aşağıdaki tablo çok güzel bir şekilde açıklamaktadır.</p>
<p>Belirtiler: Hastanın yüzü soluk, bazan siyanozedir. Alında so­ğuk ter vardır. Ekstremiteler soğuktur. Bakışlar donuk, pupilla ref­leksleri tembeldir. Şuur yerindedir. Solunum sathidir. Nabız süratli bazan filiformdur. Arteriel tansion düşüktür. Duygu azalmıştır. Ateş normalin altındadır. Nadiren eksitasyon müşahade edilir. Yü-zeyel venler hemen hiç gözükmez.</p>
<p>Şoktan korunma: Hastayı heyecandan, heyecanlandıracak va­sattan uzak tutmalı, ağrı varsa ağn dindirici ilaçlar kullanmalı, var­sa kanama dindirilmeli, anemi, desidratasyon süratle giderilmpM, fazla terlemenin önüne geçilmelidir.</p>
<p>Bir infeksiyon hastalığının seyri sırasında, hipotansiyon, akut dolaşım yetmezliği, hipoperfüzyon meydana gelmiş ise buna “septik şok” denir. Şok nedeni ile ölümlerde, kardiojenik şoktan sonra ikinci sırayı alır.</p>
<p>Septik şok patogenezinde esas önemli faktör, infeksiyonun konakçı tarafından sınırlandırılamamasıdır. Kanda bulunan granınegatif bakterilerin endotoksinleri, grampozitif bakterilerin peptidoteichoic asid kompleksleri ve mantarların hücre duvarı yapıları adrenokortikotropik ve endorfln hormonların salınımını stimüle eder.</p>
<p>Bu hormonları salınımı ile meydana gelen koagülasyon ve kompleman sistemlerinin aktivasyonu, vasodilatasyon, hipotansiyon ve hipoperfüzyonla biriken toksik ürünler bir kısır döngü içerisinde şok tablosunu meydana getirirler. Septik şokların genellikle 2/3′ü gramnegatif bakterilerle, 1/3 kısmı ise gram-pozitif bakterilerle meydana gelir. Ayrıca riketsial, viral, chlamidial, protozoal ve fungal infeksiyonîann seyri sırasında da septik şok görülebilir.</p>
<p>Septik şok genellikle sepsis sırasında görülürse de bu faktör tek şart değildir. Clostridial ve difterial toksinler, vital organların direkt invazyon ve hasan (viral myokardit, adrenal bez tüberkülozu gibi), vital organların obstrüksiyon ve iskemisi (akut piyojenik perikardit sonucu kardiak tamponat gibi), akut sistemik hipersensitivite reaksiyonu (ekinokok kist rüptürü gibi} gibi olaylar neticesinde de şok meydana gelebilir.</p>
<p>Septik şokun prognozu genellikle kötüdür. Özellikle gramnegatif bakterilerle meydana gelen septik şokta mortalite %50 ile %8O oranlarına kadar yükselmektedir.</p>
<p><strong>Tedavi </strong></p>
<p>Şokun sebebi süratle belirlenmelidir.<br />
1 — Mutlak yatak istirahati, şoklu hasta başka yere nakledil-memelidir. Ayaklar yukarı pozisyonda yatırılmalı.<br />
2 ;— Hasta ısıtılmalı, battaniyelere sarılmalı, mümkünse ter­mofor konmalı. Hissiyat eksikliği sebebiyle yanıklara sebebiyet ve­rilmemeli, fazla terlememeli.<br />
3 — Kan veya serum nakledilmeli.<br />
4 — Varsa ağrıya karşı, morfin atropin zerk edilmeli (Morfi­nin solunum depresyonu yaptığı dikkate alınmalıdır).<br />
5 — Tansionu yükseltici ilaçlar, Adrenalin ağır vakalarda her yarım saatte bir ampul (iki üç saat devam etmek kaydıyla) sympa-tol yapılmalıdır.<br />
6 — Kardıotonikler, cafein, kardiazol, koramin, veritol ve ben­zerlerinden herhangi birinden 2-3 saatte bir ampul yapılmalı.<br />
7 — Oksijen tedavisi yapılmalı<br />
8 — Şokun sebebini ortadan kaldırmayı hedef tutan tedavi pro-sedeleri tatbik edilmeli.<br />
9 — İntra venöz olarak Percortene hydrosoluble veya cortige-ne veya cortidine günde 2-3 defa yapılmalıdır.<br />
10 — Ağızdan hiçbir şey vermemeli. Kusulan gıda maddelerinin aspirasyonunu önlemek için, baş yana çevrilmiş bir şekilde tutulma­lıdır.<br />
11 — Taze kan olmadığı takdirde, plasma olmadığı takdirde se­rumlar verilmelidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikbilimi.com/sok-3/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

