Lenfödem
Lenfatiklerin obstrüksiyonuna bağlı gelişen doku ödemidir.
Obstrüktif lenf ödem sebepleri:
• Tümörlerin metastatik yayılımına bağlı mekanik blokaj.
• Nodların cerrahi olarak çıkarılması.
• Post irradyasyon fibrozis.
• Filiariasis (elefantiazis): lenf nodlarının nematod infeksiyonu (en sık
Wuchereria Bancrofti olmak üzere); insana infekte sineğin ısırığıyla geçer.
• Post inflamatuar tromboz ve skarlaşma, örn lenfogranüloma venereum.
• Primer lenfatik bozukluklar (nadirdir).
Etkileri:
• Gözle görülür şişme.
• Lenfanjit [...]
Lenfanjit
Herhangi bir infeksiyon odağından drene olan lenfatik kanalların inflamasyonudur. Kanallar dilatedir ve inflamatuar hücreler içerir. Bazı vakalarda infeksiyonun yayılımına sebep olur, örn tüberkülozda
Variköz venlerin sekelleri
Sekelleri:
• Artmış hidrostatik basınca bağlı ödem (alt ekstremitelerde).
• Tromboembolizm: Tromboz sık olan bir komplikasyondur.
• Dermatit: hemosiderin depolanmasına bağlı pigmentasyonla variköz dermatit.
• Variköz ülserler: dermatit ülserasyona ilerleyebilir, bu çok yavaş iyileşir.
Sebepleri
Staza yol açan faktörler:
• Kalp Yetmezliği.
• Gebelik.
• Uzamış yatak istirahati.
• Immobilizasyon.
• Variköz venler.
Venlerde direk hasar veya infeksiyona yol açan faktörler, örn travma veya intravenöz kannülasyon.
Tutulan bölgeler
En [...]
Morfolojik değişiklikler
Morfolojik değişiklikler:
• Basınç artışı lümenin dilatasyonu ve duvarlardaki gerginliğin artmasıyla birlikte kasların ve elastik dokuların kompensatuar hipertrofisine yol açar.
• Basınç artışının uzaması kas ve elastik dokularda düzensiz atrofiyle birlikte fibröz replasmana dolayısıyla lokalize şişkinlik gösteren gergin tortuoz venlere yol açar.
Variköz Venler
Variköz venler diye devamlı olarak distandü alt ekstremite yüzeysel venlerine (Uzun ve kısa safen venler) denir. Kapak yetersizliği sonucunda yerçekiminin etkisiyle venlerin kanla dolmasından dolayı oluşur.
Epidemiyoloji Bu durum bazı yaşlarda genel nüfusun %10-20’sini etkiler. Yaşla birlikte insidans artar, en sık 50 yaşın üstünde görülür. Kadınları erkeklerden 4:1 oranında daha fazla etkiler.
Variköz venlerin anatomisi
Alt ekstremitede yüzeysel [...]
Anjiosarkom
Kan damarı endotelinin malign tümörüdür. En sık yaşlı insanların yüz ve skalp bölgesinde deriden kabarık mavimsi kırmızı yama olarak görülür.
Tümörün progresif genişlemesine ülserasyon ve sonra da bölgesel lenf nodlarına metastaz eşlik eder.
Yüzeysel ve derin venöz pleksuslar perforan venlerle birbirine bağlanmışlardır .
Patogenez Derin venlerden kan dönüşüne kalf ve uyluk kaslarının normal kasılması yardım eder. Eğer perforan venlerdeki [...]
Malign
Kaposi Sarkomu (KS)
Bu malign tümörün endotel hücrelerinden köken aldığı düşünülmektedir; hızla daha önemli hale gelmekte ve görülme sıklığı artmaktadır. Hastalığın dört şekli vardır:
• Endemik KS (Afrika’da görülür): çocuklarda çok malign (lenfatik yolla yayılır), erişkinlerde daha sessiz seyreder (kan yoluyla yayılır).
• Klasik KS: Derinin nadir görülen, düşük gradeli malign tümörüdür, yaşlı erkeklerin alt ekstremitelerinde gelişir; kan [...]
Telenjiektazi
Kapillerlerin dilatasyonu çoğu kez yaşlı insanlarda, irradie deride ve karaciğer yetmezlikli hastalarda (spider naevi) görülür. Damarlar dilatedir ama histolojik olarak normaldir.
Neoplastik Vasküler Hastalıklar Benign
Hemanjiomlar
Hemanjiomlar kan damarlarından köken alan dilate vasküler boşlukların oluşturduğu sık görülen gelişimsel malformasyonlardır. Üç tip hemanjiom vardır:
• Kapiller hemanjiomlar (strawberry naevi), küçük, kapiller benzeri damarlardan oluşmuşlardır.
• Kavernöz hemanjiomlar, kavernöz, endotel döşeli boşluklardan (ven benzeri damarlar) oluşur.
• Sklerozan hemanjiomlar, kapiller hemanjiomun fibrozisi veya sklerozisi sonucu oluşan, demir pigmenti içeren fibröz nodüllerdir.
Poliarteritis Nodosa
Bu sistemik hastalık küçük ve orta çaplı arter duvarlarında inflamatuar nekrozla karakterizedir. Hastalık sistemik olsa da, tutulan arterlerin sadece bir kısımlarında yama tarzında fokal inflamasyona yol açar.
Epidemyoloji Nadir bir hastalıktır (çoğu toplumda senede yaklaşık milyonda 5-10) fakat herhangi bir yaş grubunda görülebilir; erkekleri kadınlardan 2:1 oranında daha fazla tutar.
Etyoloji Sebebi bilinmemektedir fakat antinötrofil sitoplazmik antikorların [...]
Dev Hücreli (Temporal) arteritis
Bu sistemik hastalık başlıca baş ve boyun bölgesindeki arterleri, özellikle temporal arterleri tutar (dolayısıyla bir diğer ismi temporal arterittir).
Epidemiyoloji-Hastalık nisbeten sık görülür, Avrupa genel nüfusunda, senede 100 000 kişiden 10′unu tutar, insidansı yaşla artar ve 50 yaşın altında nadirdir; kadınları 2:1 oranında daha fazla tutar.Damarların mikroskopik görünümü şu şekildedir:
• Kalınlaşmış nodüler damar duvarı.
• iç medianın [...]
İnfeksiyöz Vaskülit
Bu hastalıklar şunları içerir:
• Sifilitik Aortit: sifilizin üçüncü evresinde aort arkının tipik olarak çıkan ve transvers kısımları tutularak mediada inflamatuar harabiyet ve fibröz replasman görülür.
• Diğer infeksiyonlar: infekte trombuslardaki bakteriler damar duvarını harap ederek küçük sakküler dilatasyonlar ve mikotik anevrizmalar oluşmasına yol açarlar.
immün aracılıktı vaskülit
Patogenezi antijenlerle antikorlar arasında immün kompleks oluşumuna dayanır. İmmün kompleksler venül duvarlarında tutulur ve komplemanı aktive ederek lokal, akut inflamatuar cevapla nötrofil kemotaksisine yol açar. Nötrofiller damar duvarını yıkan enzimler salgılarlar.
İki ana tipi vardır:
• Hipersensitivite (nötrofilik) vaslüliti: kapillerleri ve venülleri en sık etkileyen tip; genellikle deride döküntü ile kendini gösterir, çoğunlukla ilaç allerjisidir, nadiren viremi [...]
İNFLAMATUAR VE NEOPLASTİK VASKÜLER HASTALIKLAR
Kavramlar ve Sınıflama
Vaskülitidler
Kan damarlarının duvarlarının inflamasyonuyla (vaskülit) karakterize bir grup hastalıktır. Vaskülitler kapillerleri, venülleri, arteriolleri, arterleri ve nadiren geniş venleri tutabilirler.
Etkisi
Etkileri:
• Hafif vakaları: damar duvarında geçici hasar, kırmızı kan hücrelerinin sızmasına neden olur.
• Ciddi vakalar: geri dönüşsüz damar duvarı harabiyeti, iskemiye ve ilgili sistemde organ haşarıyla birlikte bozukluklara yol açar.
Sınıflama
Vaskülitler tutulan damarın çapına göre veya [...]
Sifilitik (lüetik) anevrizmalar
Tedavi edilmemiş sifilizin kardiyovasküler komp-likasyonları başlangıç infeksiyonundan sonra bir veya üç dekad içinde oluşur ve şunları içerir:
• Arteriyei medianın inflamasyonu (aortit), öncelikli olarak çıkan aortada.
• Elastik fibrillerin bozulması ve medianın zayıflaması sonucu anevrizma oluşumu.
• Aort regürjitasyonu: Aort kökünün dilatasyonu aort kapak desteğini zayıflatır.
• inflamasyon neticesinde koroner arter ostiasının daralması [...]
Dissekan anevrizmaların tipleri
İki tipi vardır:
• A tipi (dissekan anevrizmaların %66’sı) çıkan aorta da oluşur, beraberinde inen aorta tutulumu olabilir.
• B tipi (dissekan anevrizmaların %33′ü) sol sub-klaviyen arterin çıkışının distalinde inen aortaya sınırlıdır.
Epidemyoloji-Birleşik Krallık’ta senede yaklaşık 600 vaka görülür, en sık 50 ile 70 yaşları arasında görülür, erkekleri kadınlardan daha fazla tutar.
Genellikle kistik medial dejenerasyonun [...]
Aort disseksiyonu
Aortun intimasının yırtılması sonucu mediaya kan girişini takiben geri kalan aort duvarından intima ‘flep’inin ayrılması. Genellikle medianın iç üçte ikisi ile dış üçte biri arasında yalancı bir lümen oluşup çifte namlulu (double barrelled) aorta görünümü oluşturur.
Acil ve Elektif Cerrahinin Mortaliteleri
Elektif cerrahi onarımın mortalitesi acil cerrahiden daha düşüktür ve bu yüzden çapı 5 cm’den büyük abdominal aort anevrizmalarının çoğunluğu, veya çapı senede 1 cm’den daha fazla büyüyen anevrizmalar için uygun görülmüştür. Abdominal anevrizmaların cerrahi onarımında mortalite torasik anevrizmalardan daha düşüktür.
Prognostik Faktörler
Transvers çapı 6 cm’den büyük abdominal aort anevrizmalarının yüzde ellisi eğer cerrahi olarak rezeke edilmezse iki sene içinde ruptüre olur. Çapı 6 cm’den küçük anevrizmalarda ruptüre olabilirse de daha az görülür.
Abdominal Aort Anevrizmaları (AAA)
AAA’lar özellikle 60 yaşının üstündeki erkeklerde daha sık görülür.
Etyoloji-Ateroskerozis abdominal anevrizmaların en sık görülen sebebidir. Ancak, bunlar aynı zamanda inflamasyon (vaskülit) veya infeksiyon (mikotik anevrizma) neticesinde oluşabilirler.
Yerleşim-Çoğunluğu renal arterlerin altından köken alır ve bu yüzden rezeksiyon ve graft replasmanı uygulanabilir.
Morfoloji-Aterosklerotik anevrizmalar duvarda fuziform dilatasyona yol açarlar.
Belirti ve Bulgular
Çoğunluğu asemptomatiktir, fakat nadiren hastalar pulsatil bir kitlenin [...]
Patogenez
Anevrizmaların çoğunluğu arter duvarının zayıflamasıyla elastisitesini ve kasılabilirliğini kaybetmesine bağlı gelişir. Duvar zayıflaması kademeli olarak ilerler. Bunun sebebi hemodinamik basınç kuvvetlerinin nihayetinde ruptüre olana kadar damarın incelmesine yol açmalarıdır.
Anevrizmal kese içinde biriken trombus tabakaları koruyucudur, fakat genellikle defekti tamir etmeye ve artere tekrar normal bir lümen oluşturmaya yeterli değildir.
Ana komplikasyonlar
Anevrizmaların ana komplikasyonları ruptür ve tromboza [...]
Anevrizma
Arterlerin anormal yerleşimli, kalıcı dilatasypnlarıdır.
• Gerçek anevrizmalar: anevrizma duvarı tutulan damarın bir veya daha fazla katmanından oluşur. Sakküler veya fuziform olabilirler.
• Yalancı anevrizmalar: Duvarı damarın bir parçası olmayan bağ dokusundan oluşmuştur; genellikle damarın travmatik veya infektif ruptürüne bağlıdır veçevreleyen dokunun sınırladığı kan dolu boşluk oluştururlar (genellikle organize bir hematom).
Gerçek anevrizmaların morfolojisi
Sakküler [...]
Perikardın Romatizmal Hastalığı
Streptokokal infeksiyonu takiben jeneralize pankardite neden olan akut perikardit formudur
Kronik perikardit
Adeziv perikardit
Herne kadar fibrinöz perikardit tam olarak çözülsede, nadiren fibrinöz adezyonlara ve hatta perikardial kesenin tamamen yokolmasına neden olur.
Konstriktif Perikardit
Perikardın gross fibrozisi ve kalsifikasyonu ventrikül-lerin dolmasını engeller ve ventriküllerin sistolünü bozar. Kalp çok etkin bir şekilde katı bir kabuk içine alınmış ve dolması bozulmuştur. Kalsifikasyon myokarda ilerleyerek myokard kasılmasını bozabilir
Bu durum çoğunlukla tüberküloz perikarditini takiben [...]
Kazeöz
Kökeni akciğer infeksiyonu, mediastinal lenf nodları veya kan olsun, tüberküloz infeksiyonu yüzünden olur. Granüiasyon dokusuyla fibrinöz bir eksuda ve perikardial yüzeyleri örten kazeasyon alanları vardır. Nadiren hemorajik olabilir ve mikroskopik olarak tüberküloz kazeasyonunu oluşturan dev hücreler görülebilir.
Süreç gross fibrozisle ve çoğunlukla takip eden kalsifikasyonla iyileşirek konstriktif perikardite yol açar.
Klinik özellikler
Akut perikarditin klinik özellikleri:
• Plöritik [...]







