Kapalı travma tizmalar yani ezikler
Kapalı travma tizmalar yani ezikler:
Travmatizmaya sebep olan faktör cildin bütünlüğünü bozma-mıştır fakat deri altı dokusu ve diğer dokularda harabiyete sebebiyet vermiştir. Ezik yaralarda ağrı ve kanama vardır. Kanama, ciltte çık yara bulunmadığından dışarıya olmamakta, sadece doku içine olmaktadır. Deri altındaki önemsiz kanamalar ekimoz ismi ile anılır. Bir süre sonra ekimoz renk değişikliklerine uğrayarak kaybolur. Önemli [...]
TRAVMATİZMALAR
TRAVMATİZMALAR
Harici mekanik etkilerle dokuların bütünlüğünün kaybolması travmatizma olarak tarif edilir. Doku bütünlüğünün kaybolma derecesi dış etkenin yani travmanın şiddetine, yönüne, etki şekline ve nihayet mesafesine bağlıdır. Travmanın etkisi ile doku kesilir, yırtar, ezilir veya kopar. Dokudaki bu harabiyet travmanın şiddet, doğrultu ve şekli kadar dokunun direnci ile de ilgili olarak değişir.
Genellikle travmatizmalar:
a) Açık travmatizmalar
b) [...]
KOMA
KOMA
Tamamen şuur kaybı ile karakterize olup genellikle ağır bir hastalığın terminal safhasıdır. Hastada şuurla birlikte hissiyet ve harekiyette kaybolmuştur. Fakat vejetatif fonksionlar, dolaşım ve solunum devam etmektedir. Koma şu hastalıkları esnasmda görülür: Diabet, üremi, beyin kanaması, epilepsi, menenjit, kafa travmaları, alkol zehirlenmesi, barbitüriklerle zehirlenmeler, morfin ve türevleri ile zehirlenmeler, bromürlerle zehirlenmeler, karbon mohoksit zehirlenmesi, beyin [...]
Sirkülatuvar sebepler
Sirkülatuvar sebepler:
Sirkülatuvar sebepleri periferik vaskuler yetersizliğe bağlı olanlar ve primer kalp yetmezliğine bağlı olanlar diye ikiye ayırıp tetkik etmek gerekir. Günlük pratikte görülen periferik dolaşım yetmezliğine bağlı olan senkoptur. Bunlar da vazomotor merkezler ya konstitüsyonel olarak veya sekonder olarak zayıftır. Konstitüsyo-nal şekle nörovejetatif distonili şahıslarda rastlanır. Bunlar zayıf astenik kişilerdir. Anemi, üzüntü, açlık, zihni ve [...]
Serebral sebepler
Serebral sebepler:
Serebral sebepler arasında kafa travmalarını, bulbusun komp-resyonunu, epilepsi, katalepsi ve norkolepsiyi ve serebral arteryosk-lerozu saymak mümkündür
SENKOP SEBEPLERİ
SENKOP SEBEPLERİ:
Beyin ve bulbusun ani anoksisine bağlı bir birim olarak tarif ettiğimiz senkobun sebeplerini şu şekilde sıralayabiliriz.
a — Serebral sebepler
b — Sirkülatuvar sebepler
SENKOPTAN KORUNMA
SENKOPTAN KORUNMA:
Senkop oldukça dramatik bir tablo arzeder. Senkobun tedavisini bilmek kadar, bunun zuhuruna meydan verilmemesini temin eden tedbir ve çarelerini almak ve bilmekte önemlidir. Senkobun zuhuruna meydan vermemek için iyi bir anamnez almak ve iyi bir premedikasyon yapmak zaruridir.
Anamnezde, hastanın yaşı, öz ve soy geçmişi titizlikle tesbit edilmelidir. Hastanın allerjik durumu, kardiovaskuler, solunum ve üri-ner [...]
Kalbin elekteki defibrilasyonu
Kalbin elekteki defibrilasyonu: Kalbin elektriki olarak uyarılması esasına dayanır. Özel aletleri gerektirir.
Kalp durmasında yapılacak tıbbi tedavi:
1— Adrenalin 1 mgr veya
2— Noradrenalin 16-40 mgr (Ticari ampuller 4 mgr dır) veya 3—• Metaraminol (Aramine) hipotansiyona karşı
veya
4— İsoproteranol (İsuprel, Aluedrine) 5—■ Kalsium tuzları İntrakardiak veya intrevenöz olarak
6— Lidocain (Xylocaine) Ventrikuler taşikardi ve fibrilasyonda
7— Prednizon [...]
Kalbin şimik irritasyonu
Kalbin şimik irritasyonu: Kalbe endirekt veya direkt olarak Adrenalin veya kalsium klorür yapılması esasma dayanır. 0/001 lik adrenalin solüsyonundan 1 cc yani 1 mgr kalp adalesi içine yapılır. Olumlu netice alınmadığı takdirde bu doz bir kere daha tekrarlanabilir.
Teknik: Kalbe yapılacak enjeksion ve müdahaleler için şüphesiz ki en iyi yol direkt yoldur. Kalp masajı, elektriki fibrilasyon [...]
Kalp masajı
Kalp masajı: Kalbin otonomisini kazanabilmesi için masajla stimüle edilmesi esasına dayanır. Bu iş vakanın ciddiyetine göre direkt veya indirekt olarak yapılır. Endirekt metotta toraks açılmadan masaj yapılır. Kalp bölgesine hekim iki eli ile sıkıca bastırır ve kalbi kaburgalar ve omurgalar arasında sıkıştırmaya gayret eder, bu hareketi ritmik olarak tekrarlar. Bir diğer yol ise kaburgalar altı [...]
KARDİAK SENKOP
KARDİAK SENKOP
Beyaz senkop adı ile de anılır. Gerçekte total senkoptur. Teneffüs ve kalp sistemi durmuştur. Senkop ya primerdir, kalp durmuştur ve sekoaderdir, solunum senkobunun devamı olarak ortaya çıkar. Kalp durması tedrici, anoksinin terminal safhası olarak ortaya çıkar. Klinik belirtiler bir evvelkinde tarif edilenlere uyar. Ayrıca yüz soluk, kalp seslerinde duyulmayış, nabzın alınamaması ve tan-sion arterielin [...]
Ağız ağıza suni solunum
Ağız ağıza suni solunum: Sırt üstü yatırılmış hastanın ağız boğaz ifrazı aspire edilir. Baş ekstansiyon durumuna getirilir. Bir el alt çeneyi tutarken diğer el burun kanatlarını sıkıca kapar ve sonra hekim kendi ağzını hastanın ağzına kapar ve şiddetle nefes verir, sonra ağzını geri çeker. Aym ameliyeyi dakikada 15-20 defa tekrarlar.
Aletle uygulanan suni solunum metotları: Aletsiz [...]
Sylvester metodu
Sylvester metodu: Hasta sırt üstü yatırılır. Hekim hastanın baş ucuna geçer. Hastanın kolları, dirsekleri hizasından tutulup, resimde görüldüğü gibi yukarıya kaldırılır, bilahare vücuda paralel hale getirilir. Sonra kollar göğse yaklaştırılır ve göğüs kaidesi hizasında şiddetle tazyik edilir. Hareketin birinci safhası enspirasyonu, ikinci safhası ekspirasyonu temsil eder. Bu hareketlerin hekimin teneffüs ritmine uyması iktiza eder. Hasta [...]
Schaffer metodu
Schaffer metodu: Hasta yüzü koyun, başı yana çevrilmiş olarak yatırılır. Hekim, hastanın sırtında ata biner gibi durur ve elleri ile göğüs kafesini her iki taraftan kavrar ve kuvvetle bastırır. Bastırma süresi 2 saniyedir. Bu müddetin sonunda tazyiki kaldırır ve 2 saniye bekledikten sonra ayni ameliyeyi aynı ölçülerle tekrarlar. Daha iyisi hekimin bu hareketleri kendi solunum [...]
SOLUNUM SENKOBU
SOLUNUM SENKOBU
Lipotiminin daha ileri bir şeklidir. Teneffüste duraklama olduğu için hasta az veya çok nisbette siyanotikdir. Bu bakımdan solunum senkobu mavi senkop adı ile de adlandırılmaktadır. Dolaşımda duraklama yoktur. Lipotimide belirtilen klinik arazlarla birlikte veya hemen onları takiben birkaç dakika içinde şuur kaybolur. Hasta siyanoza girer, yüz ve ekstremiteler morarır. Solunum başlangıçta yavaşlamış, sathi ve [...]
Kemik iliği infiltrasyonu
Kemik iliğinin yaygın infiltrasyonu normal hemopoi
etik elemanların yok olmasına neden olabilir. Aşağıdaki nedenlerle meydana gelebilir:
• lösemiler
• myelofibrozis
• yaygın karsinomlar
• yaygın lenfomalar
Hastalarda, dolaşımda eritroblast ve öncü lökositlerin görüldüğü lökoeritroblastik anemi gelişir. Sıklıkla ekstrameduller hemopoez görülür.
Polisitemi
Polisitemi (eritrositoz) eritrosit sayısının sürekli yüksek olması şeklinde tanımlanır. Buna genellikle hemoglobin konsantrasyonundaki ve hematokritteki artış da eşlik [...]
Hipoplazi
Bu anemi, kemik iliğinin eritrosit üretimindeki yetersizliğinden kaynaklanır.
Aplastik anemi
Bu ciddi, yaşamı tehdit eden hastalık kemik iliği kök hücrelerinin yetersizliğinden kaynaklanır ve pansitopeniyle karakterizedir. Kemik iliği hiposellülerdir ve yerini yağ dokusu almıştır, idiopatiktir veya aşağıdakilere sekonder olabilir:
• radyasyon
• antineoplastik kemoterapi
• ilaçlar: kloramfenikol, altın, NSAI ilaçlar
• toksinler: benzen
• virüsler: papovavirus, HIV-1
• [...]
Diseritropoez
Bu grup hastalıklar defektif eritrosit üretimiyle karak-terizedir. Patogenez çok az anlaşılmıştır.
Kronik hastalık anemisi
Kronik hastalıklar demir eksikliği anemisinden sonra aneminin en sık görülen nedenlerindendir.
Aşağıdaki hastalıklarla birlikte görülebilir:
• organa spesifik olmayan otoimmün hastalıklar: örn. romatoid artrit ve SLE
• kronik infeksiyöz hastalıklar: örn. tüberküloz, malaria, şiztosomiasis
• neoplaziler: lenfoma ve bazı karsinomalar
Periferik yayma-Başlıca normositer ve normo-kromiktir [...]
Demir eksikliği anemisi
Demir eksikliği anemi nedenleri arasında en sık görülendir.
Demir, et, sebze, yumurta ve süt ürünlerinde bol miktarda bulunur.
ihtiyaçlar:
• Erkeklerde ve postmenapozal kadınlarda 1 mg/gün
• Adet gören kadınlarda 2 mg/gün
• Gebelikte 3 mg/gün
Absorbsiyon duodenum ve üst jejenumdan ferröz (Fe+2) formda olur.
Demir eksikliği nedenleri şunlardır:
• kronik kan kaybı: en sık nedenidir (örn. gastrointestinal [...]
Folik asit
Kaynağı sebzeler, tahıllar, et ve yumurtadır.
Günlük ihtiyaç 50 mg kadardır ve sadece 50-100 günlük ihtiyaç depolanmıştır (özellikle karaciğerde).
Absorbsiyon – Folik asit jejenumdan emilir. Folik asit eksikliğinin nedenleri şunlardır:
• Malnutrisyon: Folik asit eksikliğinin en sık nedenidir, örn. anoreksi, alkolizm, yoksulluk, yemeklerin aşırı pişirilmesi…
• Malabsorpsiyon: örn. Çöliak hastalığı, Dermatitis herpetiformis, Crohn hastalığı…
• [...]
Megaloblastik anemi
Bu tip anemi, kemik iliği prekürsör hücrelerinde DNA sentez bozukluğunun bir sonucudur ve Vit B12 veya folik asit eksikliği nedeniyle olur.
Vitamin B12 veya folik asit eksikliği, kemik iliğinde anormal büyüklükte kırmızı küre prekürsörleri oluşmasına (megaloblastlar) ve bunlardan da anormal büyüklükte kırmızı küreler (makrositler) meydana gelmesine yol açar.
Kemik iliği megaloblastlarla hipersellüler hale gelir (böylece makrositer anemi, [...]
Hematinik eksikliği
Hem hemoglobin sentezi hem de eritrosit üretimi için gerekli olan diyetle alınan bazı faktörlerin eksikliği vardır.
Malaria (Sıtma)
Hemoliz sıtmada sık görülür. Plasmodium spp. eritrositlere girerek çoğalır ve oiguniaşarak şizontları oluşturur. Bunlar da, eritrositlerin parçalanmasıyla ortama dağılırlar. Sıklıkla dalak son derece büyüktür.
Splenik sekestrasyon
Eritrositlerin dalakta sekestre olması erken dönemde hemolize neden olarak hipersplenizmle sonuçlanır .
Makroanjiopatik hemolitik anemi
Yapay kalp kapaklarından geçerken eritrositlerin fiziksel travmaya uğraması nedeniyle gelişir. Kan yayması yukarıdaki gibidir.




