Mikroanjiopatik hemolitik anemi
Hemoliz eritrositlerin damarların daralan yerlerinden geçerken fiziksel travmaya uğraması nedeniyle gelişir. Sıklıkla aşağıdaki durumlarda görülür:
• Dissemine intravasküler koagülasyon: küçük kan damarlarında biriken fibrin iplikleri nedeniyle eritrositler hasar görür.
• Hemolitik üremik sendrom
‘ Trombotik trombositopenik purpura (TTPPeriferik yaymada şiztositler (schistocytes), miğfer hücreleri (helmet cells), çentikli hücreler (crenated cells) görülür.
Eritrositlere mekanik travma
Kırmızı kürelerin mekanik travmaya uğraması ömürlerinin kısalmasına ve hemolize neden olur.
Çok sayıda mekanik hemoliz hastalığı grubu vardır:
Otoimmün hemolitik anemi
En sık görülen hemolitik anemi çeşididir. Konağın kendi antikorlarının kendi eritrositlerini immün olarak yıkmasına bağlıdır, idiopatik olabileceği gibi başka hastalıklara sekonder veya ilaçlarla ilişkili olarak gelişebilir.
Hemolitik reaksiyonların meydana geldiği sıcaklığa göre iki ana gruba ayrılır.
‘Sıcak’ antikor tipi
Otoantikor IgG’dir ve en fazla 37°C’de reaktiftir. Mikrosferositlere ve kronik anemiye yol açar. Kırmızı küre yıkımı dalakta meydana gelir.
Klinik [...]
Yenidoğanın hemolitik hastalığı
Rhesus negatif annelerden anti-rhesus IgG antikorların plasenta yoluyla geçerek rhesus pozitif fetüsün eritrositlerini hemolize uğratmasıyla gelişir. Özellikle rhesus kan grubunun D antijeniyle ilişkilidir.
Patogenez aşağıdaki şekildedir:
• ilk gebelik: antikorları olmayan Rh negatif annenin, Rh pozitif fetüsü sağlıklı olarak doğar. Ancak, eğer fetal kırmızı küreler plasental bariyeri aşarak annenin dolaşımına karışırsa (örn. doğum veya düşük sırasında), annede [...]
Antikor aracılı kırmızı küre yıkımı
İzoimmün
Kırmızı kürelerin bu antikor aracılı yıkımı aynı türden olan başka bir bireyin antikorlarıyla gelişir.
Uygunsuz ABO kan transfüzyonu
Kırmızı küre hemolizinin bu klasik örneği izoantikorlarla meydana gelir.
Örneğin, eğer vericinin kan grubu A ise (Yani hücrelerde A antijeni var) ve alıcının kan grubu O ise (hücreler A ve B antijeni içermez ancak plazmada anti-A ve anti-B antikorları bulunur), [...]
Paroksismal noktürnal hemoglobinüri
Bu nadir görülen genç erişkinlerin hastalığı, eritrositlerin klonal anormalliğine bağlıdır ve eritrositler kompleman sistemiyle parçalanmaya karşı aşırı hassas hale gelir. Bu tablo de novo gelişebileceği gibi bir aplastik anemi dönemini takiben de ortaya çıkabilir. Venöz tromboz sık bir komplikasyondur.
Hemosiderinüri tüm vakalarda dikkati çeker. Ancak, hemoglobinüri olsun olmasın noktürnal hemoliz vakaların sadece %25 kadarında görülür.
Stabil olmayan hemoglobinler
Globin zincirlerinin kalıtsal anormallikleri, hemoglobin molekülünün stabilitesini azaltarak değişik şiddetlerde hemolitik anemiye yol açar. Köln ve Zürich hemoglobinleri buna örnektir.
Orak hücreli anemi ‘krizleri’
Agregasyon ve hemolizin etkilerinin yanı sıra, orak hücreli anemi, 1-2 yaşlarından sonra HbF düzeylerinin düşmesiyle ve HbS oranının yükselmesiyle ortaya çıkan çeşitli krizlerle karakterizedir. Üç ana patern vardır:
• Sekestrasyon krizleri: Hastalığın erken dönemlerinde gelişebilen eritrositlerin dalakta aniden göllenmesi, hemoglobin konsantrasyonunda hızlı düşüşe neden olarak ölüme bile yol açabilir.
• infarktif krizler: Küçük [...]
Heterozigot ve homozigot durum
Heterozigot durum orak hücreli traitde (sickle celi trait), hemoglobinin sadece %30′u HbS şeklindedir bu yüzden önemli bir klinik anormalliğe neden olmaz.
Homozigot durum- Hemoglobinin %80′den fazlası HbS şeklindedir, geri kalanı ise HbF ve HbA2′dir, Bu durum ağır klinik ve patolojik tablolara yol açar.
Orak hücreli aneminin patogenezini ve klinik özelliklerini göstermektedir.
Orak hücreli anemi (Sickle celi disease)
P globin genindeki bir nokta mutasyon (glutamat yerine valin geçmesine neden olarak) anormal bir hemoglobin olan HbS (a2ps2) üretimine yol açar.
Hastalık batı ve orta Afrika’da, Akdeniz ve Ortadoğu’da yaygındır.Gen taşıyıcılığı falsiparuma bağlı malariaya karşı bir miktar korunma sağlayabilir.
HbS düşük oksijen saturasyonlarında polimerize olarak eritrositlerde anormal bir deformasyona ve rijiditeye neden olur, eritrositler böylece orak şekli [...]
Hemoglobin anormallikleri (hemoglobinopatiler)
Hemoglobinopati nedenleri:
• anormal hemoglobin sentezi: örn. orak hücreli anemi, stabil olmayan hemoglobinler
Hemoglobinopatilere bağlı anemiler genellikle hem dishemopoez hem de hemolizin etkisiyle olur.
Talasemiler
Normal erişkin hemoglobini (HbA) iki a-globin ve iki P-globinden oluşur(a2p2)- Talasemilerde, a veya p globin zincir sentezinden sorumlu bir ya da daha fazla gende anormallik vardır ve etkilenen zincire göre a veya p talasemi [...]
Hekzoz monofosfat şant enzimlerinin eksiklikleri
En sık görülen eksiklikler glukoz-6-fosfat dehidroge-naz (G6PD) ve glutatyon sentetaz eksiklikleridir. G6PD eksikliği X’e bağlı resesif bir hastalıktır ve özellikle siyah ırkta sık görülür. NADPH/NADP oranındaki azalmaya bağlı olarak glutatyon indirgenmesinde bozukluk meydana gelir ve oksidatif strese karşı hassasiyet ortaya çıkar.
Spontan anemi seyrektir ancak infeksiyoniar, bakla yenmesi veya bazı ilaçların alınması (kinin, fenasetin, aspirin…) hemolitik [...]
Glikolitik enzimlerin defektleri
Piruvat kinaz eksikliği, nadir görülen, konjenital kronik hemolitik anemiye neden olan otozomal resesif bir hastalıktır. Eritrositler, azalmış ATP üretimi nedeniyle bükülmez, sert hale gelir ve dalak tarafından ortadan kaldırılırlar.
Anemi genellikle hafiftir, ancak kan yaymasında artmış poikilositoz ve düzensiz şekilli dikensi (prickle) hücreler görülür.
Klinik olarak sarılık görülür ve safra kesesi taşları sıktır.
Başka glikolitik enzimlerin de çok [...]
Enzim eksiklikleri
Eritrositlerde glukozun %90′ı Embden-Meyerhof glikolitik yoluyla anaerobik olarak laktata yıkılır (bildiğimiz glikolizden farkı son ürünün piruvat değil laktat olmasıdır), glukozun %10′u ise glutatyonun indirgenmesi için gerekli olan NADPH miktarını artırmak için hekzoz monofosfat şantında (pentozfosfat yolu) kullanılır, indirgenmiş glutatyon hemoglobini indirgenmiş (ferröz) şekilde tutmak için gereklidir
Herediter sferositoz ve herediter eliptositoz
Herediter sferositoz Birleşik Krallık’ta en sık görülen herediter hemolitik anemi nedenidir. Hücre iskeletiyle ilişkili bir membran proteini olan spektrinin anormalliğine bağlı otozomal dominant bir hastalıktır.
Hücreler küre şeklindedir, deforme olabilme yetenekleri azalmış ve bu nedenle frajiliteleri artmıştır.
Deforme olabilme, bükülebilme yetenekleri azalmış olan bu küre şeklindeki hücreler, dalaktaki mikrodolaşımda takılarak glukoz eksikliği ve asidoz nedeniyle metabolik strese [...]
Kırmızı kürelerin herediter defektleri
Kırmızı kürelerin herediter defektleri şu şekilde sınıflandırılabilir:
• hücre membranı defektleri: herediter sferositoz ve herediter eliptositoz
• enzim eksiklikleri: glikolitik enzimlerin veya hekzoz monofosfat şant enzimlerinin eksiklikleri
• hemoglobinopatiler: örn. talasemiler ve orak hücreli anemi
Hemolitik anemiler
Tüm hemolitik anemilerdeki temel patolojik değişiklik, artmış yıkım (hemoliz) nedeniyle kırmızı kürelerin ömürlerinin kısalmasıdır. Hemolizdeki artışın etkileri:
• Anemi: kanda artmış retikülosit sayısıyla birlikte normositer anemi
• Kemik iliğinin eritroid hiperplazisi
• Splenomegali
• Unkonjüge hiperbilirubinemi: pigmentli safra taşlarına ve sarılığa neden olabilir (yenidoğanda kernikterusa neden olabilir)
• Hemoglobinüri: böbrekte tübüler hasara neden [...]
Kronik kan kaybı
Demir eksikliği anemisinin en sık sebebi kronik kan kaybıdır. Kronik kanamanın başlıca nedenleri:
• gastrointestinal sistem hastalıkları: özellikle peptik ülser, mide karsinomu ve kolon karsinomu
• menoraji
• üriner sistem lezyonları
Açıklanamayan demir eksikliği anemisi olan hastaların, gizli bir kan kaybı nedeni için çok dikkatli araştırılmaları gerekir.
Kan kaybı
Akut kan kaybı
Akut kan kaybının ardından kardiyovaskuler kollaps gelişebilir ve şok sendromu en baskın tablodur.
Kanamanın durdurulması halinde plazma hacmi yerine koyulmaya başlar ve anemi belirgin hale gelir.
Kan tablosu şöyledir:
• normositer ve normokromik anemi
• artmış hemopoezi gösteren polikromatik eritrositler ve retiküiositier
• geçici lökositoz ve trombositoz
Plazma proteinleri ve diğer biyokimyasal bileşenler hızlı bir [...]
Anemi
Anemi, kan hemoglobin düzeyinin hastanın yaşına ve cinsiyetine göre normal dağılımın altında olmasıdır. Erkekler için normal hemoglobin düzeyi 15.5 g/dl ± 2.5, kadınlar için ise 14.0 g/dl ± 2.5′tir.
Anemi (Kansızlık) hemoglobin miktarının yaş ve cinsiyete göre dünya sağlık örgütü tarafından kabul edilen kriterlerin altında kalmasıdır. Bu kriterler erişkin erkeklerde 13 g/dL, kadınlarda 12 g/dL nin [...]
Eritrositlerin boyut ve şekil anormallikleri
Birçok hematolojik ve sistemik hastalıkta özgül eritrositlerin şekil (anizositoz) ve/veya boyutunda (poikilositoz) anormallikler vardır.
Malign timomalar
Timomaların yaklaşık %10-20 kadarı maligndir ve komşu dokulara invazyon yapar, iki tipi vardır:
• Tip 1: histolojik olarak benign timomalardan ayrılamaz ancak komşu dokulara (örn. perikard, akciğerler, plevra) invazyon yapar. Nadiren toraksın dışına yayılır.
• Tip 2: nadiren görülür, histolojik olarak benign ve tip 1 timomalardan ayırtedilebilen timomalardır, örn. skuamöz hücreli karsinom, oat celi karsinoma. [...]
Benign timomalar
Timomaların büyük çoğunluğu (%80-90) benign, iyi sınırlı, kapsüllü ve lobüle tümörlerdir. Çoğu asemptomatiktir ancak bir kısmı komşu mediastinal yapılara baskı yaptıkları için farkedilirler:
• solunum yolları: dispne ve öksürük
• özofagus: disfaji
• büyük venler: yüzde siyanoz ve ödem
Geri kalanlar otoimmün hastalıklarla birlikte saptanır. Tam bir cerrahi eksizyon kür sağlar.
Timomalar
Bu nadir tümörler, timusun epitelyal hücrelerinden köken alırlar ve benign veya malign olabilirler. Çoğu timusun içinden gelişir ancak bazen ektopik timomalar boynun yumuşak dokusu içinde, akciğer hilusunda ve mediastenin diğer bölgelerinde ve nadiren de tiroidde gelişebilir.
Histolojik olarak, timomalar reaktif lenfoid hücreler ile değişik oranlarda karışmış birbirine benzer epitelyal hücrelerden oluşur.
Timomolar myastenia gravis ve organa özgül [...]
Timus hiperplazisi
Timus hiperpiazisi, timus medullasında B lenfositler içeren ienfoid folliküllerin gelişmesiyle oluşan nadir bir durumdur. Timus boyutlarında sıklıkla büyüme olur ve otoimmün hastalıklarla ilişkilidir, özellikle myastenia gravis ile. Bazı vakalarda otoantikorların lenfoid doku tarafından üretildiği düşünülmektedir.




