Solunum Sistemi Patolojisi

YARA TEDAVİSİ

YARA TEDAVİSİ:
Yaraların, özellikle maksillo-fasyal bölge yaralarının tedavisi:
a) Yaralanmadan sonra geçen zamana,
b) Yaranın derinlik ve genişliğine,
c) Varsa madde kaybının büyüklüğüne,
d) Yaranın yumuşak dokulardaki lokalizasyonuna,
e) Yaralanmanın kemikte de bulunup bulunmadığına göre de­ğişir.
Yüz yaralarının tedavisinde esas prensip, uzvun fonksionunu idame ve estetik görünüşünü temindir. Bu durumu temin için ba-zan cerrahi metotlar yetişmeyebilir. Bu [...]

Kapalı travma tizmalar yani ezikler

Kapalı travma tizmalar yani ezikler:
Travmatizmaya sebep olan faktör cildin bütünlüğünü bozma-mıştır fakat deri altı dokusu ve diğer dokularda harabiyete sebebi­yet vermiştir. Ezik yaralarda ağrı ve kanama vardır. Kanama, cilt­te çık yara bulunmadığından dışarıya olmamakta, sadece doku içine olmaktadır. Deri altındaki önemsiz kanamalar ekimoz ismi ile anı­lır. Bir süre sonra ekimoz renk değişikliklerine uğrayarak kaybo­lur. Önemli [...]

TRAVMATİZMALAR

TRAVMATİZMALAR
Harici mekanik etkilerle dokuların bütünlüğünün kaybolması travmatizma olarak tarif edilir. Doku bütünlüğünün kaybolma dere­cesi dış etkenin yani travmanın şiddetine, yönüne, etki şekline ve ni­hayet mesafesine bağlıdır. Travmanın etkisi ile doku kesilir, yırtar, ezilir veya kopar. Dokudaki bu harabiyet travmanın şiddet, doğrul­tu ve şekli kadar dokunun direnci ile de ilgili olarak değişir.
Genellikle travmatizmalar:
a) Açık travmatizmalar
b) [...]

KOMA

KOMA
Tamamen şuur kaybı ile karakterize olup genellikle ağır bir hastalığın terminal safhasıdır. Hastada şuurla birlikte hissiyet ve harekiyette kaybolmuştur. Fakat vejetatif fonksionlar, dolaşım ve solunum devam etmektedir. Koma şu hastalıkları esnasmda görü­lür: Diabet, üremi, beyin kanaması, epilepsi, menenjit, kafa trav­maları, alkol zehirlenmesi, barbitüriklerle zehirlenmeler, morfin ve türevleri ile zehirlenmeler, bromürlerle zehirlenmeler, karbon mohoksit zehirlenmesi, beyin [...]

Sirkülatuvar sebepler

Sirkülatuvar sebepler:
Sirkülatuvar sebepleri periferik vaskuler yetersizliğe bağlı olan­lar ve primer kalp yetmezliğine bağlı olanlar diye ikiye ayırıp tet­kik etmek gerekir. Günlük pratikte görülen periferik dolaşım yet­mezliğine bağlı olan senkoptur. Bunlar da vazomotor merkezler ya konstitüsyonel olarak veya sekonder olarak zayıftır. Konstitüsyo-nal şekle nörovejetatif distonili şahıslarda rastlanır. Bunlar zayıf astenik kişilerdir. Anemi, üzüntü, açlık, zihni ve [...]

Serebral sebepler

Serebral sebepler:
Serebral sebepler arasında kafa travmalarını, bulbusun komp-resyonunu, epilepsi, katalepsi ve norkolepsiyi ve serebral arteryosk-lerozu saymak mümkündür

SENKOP SEBEPLERİ

SENKOP SEBEPLERİ:
Beyin ve bulbusun ani anoksisine bağlı bir birim olarak tarif ettiğimiz senkobun sebeplerini şu şekilde sıralayabiliriz.
a — Serebral sebepler
b — Sirkülatuvar sebepler

SENKOPTAN KORUNMA

SENKOPTAN KORUNMA:
Senkop oldukça dramatik bir tablo arzeder. Senkobun tedavisi­ni bilmek kadar, bunun zuhuruna meydan verilmemesini temin eden tedbir ve çarelerini almak ve bilmekte önemlidir. Senkobun zuhuru­na meydan vermemek için iyi bir anamnez almak ve iyi bir preme­dikasyon yapmak zaruridir.
Anamnezde, hastanın yaşı, öz ve soy geçmişi titizlikle tesbit edil­melidir. Hastanın allerjik durumu, kardiovaskuler, solunum ve üri-ner [...]

Kalbin elekteki defibrilasyonu

Kalbin elekteki defibrilasyonu: Kalbin elektriki olarak uya­rılması esasına dayanır. Özel aletleri gerektirir.
Kalp durmasında yapılacak tıbbi tedavi:
1— Adrenalin 1 mgr veya
2— Noradrenalin 16-40 mgr (Ticari ampuller 4 mgr dır) veya 3—• Metaraminol (Aramine) hipotansiyona karşı
veya
4— İsoproteranol (İsuprel, Aluedrine) 5—■ Kalsium tuzları İntrakardiak veya intrevenöz olarak
6— Lidocain (Xylocaine) Ventrikuler taşikardi ve fibrilasyonda
7— Prednizon [...]

Kalbin şimik irritasyonu

Kalbin şimik irritasyonu: Kalbe endirekt veya direkt olarak Adrenalin veya kalsium klorür yapılması esasma dayanır. 0/001 lik adrenalin solüsyonundan 1 cc yani 1 mgr kalp adalesi içine yapılır. Olumlu netice alınmadığı takdirde bu doz bir kere daha tekrarla­nabilir.
Teknik: Kalbe yapılacak enjeksion ve müdahaleler için şüphesiz ki en iyi yol direkt yoldur. Kalp masajı, elektriki fibrilasyon [...]

Kalp masajı

Kalp masajı: Kalbin otonomisini kazanabilmesi için masajla stimüle edilmesi esasına dayanır. Bu iş vakanın ciddiyetine göre di­rekt veya indirekt olarak yapılır. Endirekt metotta toraks açılma­dan masaj yapılır. Kalp bölgesine hekim iki eli ile sıkıca bastırır ve kalbi kaburgalar ve omurgalar arasında sıkıştırmaya gayret eder, bu hareketi ritmik olarak tekrarlar. Bir diğer yol ise kaburgalar altı [...]

KARDİAK SENKOP

KARDİAK SENKOP
Beyaz senkop adı ile de anılır. Gerçekte total senkoptur. Tenef­füs ve kalp sistemi durmuştur. Senkop ya primerdir, kalp durmuş­tur ve sekoaderdir, solunum senkobunun devamı olarak ortaya çı­kar. Kalp durması tedrici, anoksinin terminal safhası olarak ortaya çıkar. Klinik belirtiler bir evvelkinde tarif edilenlere uyar. Ayrıca yüz soluk, kalp seslerinde duyulmayış, nabzın alınamaması ve tan-sion arterielin [...]

Ağız ağıza suni solunum

Ağız ağıza suni solunum: Sırt üstü yatırılmış hastanın ağız boğaz ifrazı aspire edilir. Baş ekstansiyon durumuna getirilir. Bir el alt çeneyi tutarken diğer el burun kanatlarını sıkıca kapar ve sonra hekim kendi ağzını hastanın ağzına kapar ve şiddetle nefes verir, sonra ağzını geri çeker. Aym ameliyeyi dakikada 15-20 defa tekrar­lar.
Aletle uygulanan suni solunum metotları: Aletsiz [...]

Sylvester metodu

Sylvester metodu: Hasta sırt üstü yatırılır. Hekim hastanın baş ucuna geçer. Hastanın kolları, dirsekleri hizasından tutulup, re­simde görüldüğü gibi yukarıya kaldırılır, bilahare vücuda paralel ha­le getirilir. Sonra kollar göğse yaklaştırılır ve göğüs kaidesi hizasın­da şiddetle tazyik edilir. Hareketin birinci safhası enspirasyonu, ikinci safhası ekspirasyonu temsil eder. Bu hareketlerin hekimin te­neffüs ritmine uyması iktiza eder. Hasta [...]

Schaffer metodu

Schaffer metodu: Hasta yüzü koyun, başı yana çevrilmiş ola­rak yatırılır. Hekim, hastanın sırtında ata biner gibi durur ve elle­ri ile göğüs kafesini her iki taraftan kavrar ve kuvvetle bastırır. Bastırma süresi 2 saniyedir. Bu müddetin sonunda tazyiki kaldırır ve 2 saniye bekledikten sonra ayni ameliyeyi aynı ölçülerle tekrar­lar. Daha iyisi hekimin bu hareketleri kendi solunum [...]

SOLUNUM SENKOBU

SOLUNUM SENKOBU
Lipotiminin daha ileri bir şeklidir. Teneffüste duraklama oldu­ğu için hasta az veya çok nisbette siyanotikdir. Bu bakımdan solu­num senkobu mavi senkop adı ile de adlandırılmaktadır. Dolaşımda duraklama yoktur. Lipotimide belirtilen klinik arazlarla birlikte ve­ya hemen onları takiben birkaç dakika içinde şuur kaybolur. Hasta siyanoza girer, yüz ve ekstremiteler morarır. Solunum başlangıçta yavaşlamış, sathi ve [...]

Malign mezotelyoma

Plevranın bu primer neoplazmı asbestozu takiben gelişen durumlar hariç, çok nadirdir ve genelde 50 yıla kadar uzayabilen bir latent periyod sonrası ortaya çıkar.
Makroskopik olarak tümörler ileri derecede maligndir ve plevral kavite ve perikardiyuma lokal olarak yayılabilir. Ancak hematojen/lenfatik metastaz nadirdir.
Mikroskopik olarak, mezotelyomalarda ig hücreleri ve glandüler patern vardır.
Klinik özellikleri arasında göğüs ağrısı ve nefes darlığı [...]

Metastatik neoplasmlar

Plevral tümörler içinde en sık olanıdır. Herhangi bir malign tümörden köken olabilmekle beraber en sık olarak akciğerler ve memeden köken alır. Sıklıkla yüksek proteinli eksüda ile ilişkilidir

PSevranın neoplazileri Plevral fibroma

Submezotelyal bağ dokusunun benign tümörüdür. Sebepleri bilinmemektedir ve asbestosla ilişkisi yok­tur. Tümör iyi sınırlı ve lokalizedir ve bir pedinkülle plevral yüzeye bağlıdır. Histolojik olarak bolca kollajen lif ve fibroblast benzeri hücrelerden oluşur.

Non-inflamatuar plevral efüzyon

Hidrotoraks
Bu düşük proteinli (< 30 gr protein/L; transüde) sıvı birikimi fazla sıvının normal damar duvarları içinden hareketine bağlı olarak gelişir. En sık sebepleri:
• Kalp yetmezliği (en sık): plumoner hipertansiyon­daki artmış hidrostatik basınç.
• Hipoalbuminemi: azalmış onkotik basınç.
• vena kaval obstrüksiyon: azalmış onkotik basınç.
Efüzyonlar sıklıkla bilateraldir ve plevral yüzey nor­mal görülür. Sıvı saman rengindedir ve tek tük [...]

Hemorajik pievrit

Kanlı eksüdanın birikimiyle giden plevranın bu akut inflamasyonu, sıklıkla tümör veya pulmoner infarkt sonucu gelişir.

Süpüratif plevrit (Ampiyem)

Plevral kavitede pü birikimiyle giden pelevranın akut inflamasyonudur. tipik olarak pulmoner infeksiyon sonucu oluşur (örneğin pnömoni, tüberküloz, akciğer absesi); torasik cerrahi veya penetran göğüs duvarı yaralanmalarının komplikasyonu olarak da gelişe­bilir.
Sık görülen sekeller arasında septisemi (infeksiyonun diğer organlara hematojen yayılımı) ve atelek­tazi (kompresyona bağlı olarak akciğerlerde koliaps) görülür.

Serofibrinöz plevrit

Plevranın bu akut inflamasyonuna plevral yüzler arasına fibrinojen/fibrin içeren yüksek proteinli (>30 gr protein/L; eksüda) bir sıvının birikimi eşlik eder.
Bu durum sıklıkla infeksiyon, infarkt veya tümöre bağlıdır.
Patogenezefüzyon hasarlı damar duvarlarından dışarı sıvı hareketi sonucudur.
Efüzyon tipik olarak unilateraldir ve plevral yüzeyler fibrinöz bir eksudayla kaplıdır. Sıvı saman rengindedir ve mezotelyal hücreler, lenfositler ve polimorflar içerir. Neoplastik [...]

Akciğer transplantları

Kalp-akciğer transplantasyonları genellikle pulmoner vasküler hipertansiyonla ilişkili kardiak problemler için gerçekleştirilirler.
Bazı akciğer transplantları ise kistik fibrosis veya pulmoner fibrosis için gerçekleştirilebilir. Rejeksiyonu önlemek için tüm transplant hastalarında ömür boyu immün süpresyon gerekir.

Radyoterapi komplikasyonları

Akut radyasyon pnömonisi
Radyasyona fazla maruziyet diffüz alveoler hasara neden olur ve ARDS’un tespit edilmiş nedenlerindendir.
Kronik radyosyon pnömonitisi
Daha uzun bir süre içinde daha az şiddetli bir maruziyet progresif pulmoner fibrosise neden olur, bu da pulmoner fonksiyondaki tipik restiktif defektle beraber gider.

Sayfa 1 of 512345»