Epitelyal hiperplazi
Duktuslar ya da lobüllerdeki epitel hücrelerinin proliferasyonunu tanımlar (duktal hiperplazi ve lobüler hiperplazi). İki tipi vardır:
• Olağan tipte hiperplazi: sitoloji normaldir ve doku yapısında malignite işaretine rastlanmamaktadır.
• Atipik hiperplazi: sitoloji/yapı ve carsinoma in-situ
Florid olağan hiperplazide sonradan invaziv meme kanseri gelişme riski artmıştır, atipik hiperplazide risk daha da artmış olarak karşımıza çıkar ancak carcinoma [...]
Basit fibrokistik değişiklik
Memede karsinomu taklit eden düzensiz kitle oluşturan ve birarada olan çok sayıdaki benign lezyonun jenerik adıdır. Pik insidans menopoz civarındadır. Etyoloji bilinmemektedir.
Histolojik değişiklikler:
• Kistler: mikroskopik olabilecekleri gibi 1-2 cm çaplı palpabl lezyonlar da olabilirler. Karsinomlardan ayırd edebilmek için aspire edilen sıvıda sitolojik inceleme yapmaya ihtiyaç vardır.
• Apokrin metaplazi: hiperplastikduktuslardaki epitel hücreleri normal apokrin bezler [...]
Yağ nekrozu
Genellikle sebebi travmadır. Histolojik olarak, nekrozla birlikte multinükleer dev hücreler ve geç fibrosis gözlenmektedir. Karsinomu taklit eden düzensiz kitle oluşturabilir.
Duktal ektazi
Büyük meme kanallarının anormal, ilerleyici dilatasyonudur ve dilate olmuş kanallarda sekresyonlar birikmektedir. Etyoloji bilinmemektedir ve yaşlı kadınlar (perimenopozal çağ) etkilenmektedir. Hastaların memelerinde karsinomu taklit edebilecek, sert bir şişlik gelişebilir. Ayrıca hastalarda kanlı meme başı akıntısı da ortaya çıkabilir.
Meme Hastalıkları
İnflamatuar hastalıklar ve infeksiyonlar
Akut mastit ve meme absesi
Ender olarak rastlanılır. Genellikle laktasyonun komplikasyonu olarak izlenirler. En sık rastlanan organizma Staphylococcus aureus’tur. Organizmanın giriş yolu, meme başı ve areoladaki çatlak ve fissürlerdir. Eğer direnaj yetersizse, abse gelişimi olabilmektedir.
Plasental site trofoblastik tümör
Nadirdir. Doku yığını oldukça az sayıda villus içeren koryonik epitelden ibarettir. Tipik olarak benigndir, ancak malign dönüşüm olabilir.
Koryokarsinomlar
Trofoblastik dokudan kaynaklanan bu malign tümörlerin, damar duvarlarına yayılmaya meyillidirler. Hematojen metastazlar erken safhada, özellikle akciğer ve beyin olmak üzere, pek çok alana olmaktadır.
Birleşik Krallık (UK) ve ABD’de nadirdirler (her 50000 gebelikten 1 tanesi), fakat Asya, Güney Amerika ve Afrika’da daha sık olarak karşımıza çıkarlar.
Etyoloji-Yaklaşık %50’si hidatidiform molden kaynaklanırlarken, %20 kadarı da normal bir gebelik [...]
İnvasiv mol (koryoadenoma destruens)
Hidatidiform molün kan damarlarıyla birlikte desiduadan myometriuma doğru ilerlemesidir. Uterus perforasyonu ortaya çıkabilir ve parametrium invazyonu ile sonuçlanabilir. Malign transformasyon nadirdir.
Hidatidiform mol
Gestasyonel trofoblastların, koryonik villuslardan köken alan kistik veziküllerin benign kitle oluşturmak üzere, anormal gelişmesi hadisesidir.
Etiyopatoloji bilinmemektedir. Klinik özellikler:
• Amenoreyi takip eden sürekli ya da aralıklı vajinal kanama.
• Gebeliğe ait diğer semptomlar: kusma, preeklampsi.
• Büyümüş, yumuşak uterus (haftasina göre beklenenden daha büyük).
Tanı, idrarda artmış koryonik gonadotropin atılımı (tipik olarak normal gebeliklerden daha yüksek), [...]
Eklampsi
Preeklamptik bir bayanda, epilepsi ya da serebral kanama gibi durumların haricinde, bir ya da daha fazla konvülsiyon gelişmesidir.
Nadirdir; sadece hastaların küçük bir kısmında şiddetli preeklampsi eklampsi geliştirmektedir.
Klinik özellikler, şiddetli sistemik karışıklıktan ibarettir, örneğin frontal başağrısı, hızlı ve sürekli olarak kan basıncında artma, şok, anüri ve nöbetler.
Yaygın kan damarı oklüzyonu ile birlikte yaygın damar içi pıhtılaşma [...]
Preeklampsinin etkileri
Azalmış olan plasental kan akımı, geç gebelikte, özellikle doğum süresince, perinatal mortaliteye sebep olmakla birlikte, fetal hipoksi riskinde de artışa sebep olmaktadır. Fetuste ayrıca intrauterin gelişme geriliği olmakta ve düşük doğum ağırlığına sahip olmaktadır.
Maternal problemler daha az sıklıktadır, büyük çoğunlukta şiddetli pre-eklampsi çerçevesinde olmaktadır.
Preeklampsi ve eklampsi
Daha önceden kan basıncı normal olan bayanda, gebelik boyunca gelişen, kan basıncının yükselmesi
(>140/90 mmHg) hadisesidir. Tüm gebelerin yaklaşık %10′unda ortaya çıkmaktadır. Etiyoloji bilinmemektedir. Risk faktörleri:
• Parite.
• Diabet.
• Hipertansiyon.
• Çoğul gebelikler.
• Primigravid.
• 35 yaşın üzerindeki bayanlar.
Plasentanın kısıtlı olan spiral arterlerinden, düşük rezistanslı vasküler sinuslara olan değişimdeki [...]
Rekürren abortus
Ard arda üç (3) kere spontan düşük oluşumunu ifade etmektedir.
Missed abortus
Uterusta embriyonun gelişimi gerçekleşmemiş ya da ölmüştür, fakat konsepsiyon ürünleri dışarı atılmamıştır. Mevcut gebelik yavaş yavaş absorbe olmaktadır ve genellikle olay jinekolojik açıdan, açıklanamayan amenore şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Yaklaşık 12 haftadan sonra, karnöz mol oluşumu (yaprağımsı kan pıhtısının oluşmuş lobüle kitle) muhtemeldir ve genellikle 18 haftadan sonra masere olmuş fetusun dışarı atılması gerçekleşmektedir.
Komplet abortus
Konsepsiyon ürünlerinin vagina aracılığıyla dışarı geçişi sağlanmıştır ve uterus boştur. Hafif kanama vardır. Uterus küçüktür ve serviks kapalıdır.
Spontan düşük tipleri
Düşük tehdidi
Plasental sahadan kanama mevcuttur ancak, gebeliğin terminasyonuna sebebiyet verecek kadar şiddetli değildir. Serviks kapalıdır, fakat hafif ağrılı uterus kontraksiyonları ortaya çıkabilmektedir. Gebelik devam edebilir.
Kaçınılmaz düşük
Kanama hafiftir, ancak serviks genellikle açıktır. Klinik olarak hastalar düşük tehdidi gibi belirti verir, fakat kanama retroplasentaldir ve fetus zaten ölmüştür. Ara sıra konsepsiyon ürünlerine servikal kanalda rastlanabilmektedir.
İnkomplet abortus
Fetus ve [...]
Spontan düşük
Çok sayıda fertilize olmuş ovum implantasyonu başarı ile tamamlayamamaktadır. Tüm konsepsiyonların %40′ından fazlasının gebeliğe dönüşmesinin başarısızlıkla sonuçlandığı tahmin edilmektedir.
EtiyoiiSpontan düşük sebepleri, gebeliğin değişik evrelerine göre farklılık göstermektedir
Rüptür tipleri
• Fallop tüpünün lümeni içine: sıklıkla ampuller bölge gebeliğinde olmaktadır. Gebelik, tüpün fimbrialı son kısmına karşı gelişir. Peritoneal kaviteye hafif kanama gelişimi olurken, Douglas poşunda pıhtı toplanması olabilir.
• Peritoneal kavite içine: büyük sıklıkta tüpün istmus kesiminde gerçekleşir. Spontan olarak veya bası sonucunda (örneğin; ıkınma, koitus ya da pelvik muayene). Kanama, şiddetli [...]
Plasentaya ve Gebeliğe Ait Hastalıklar AİT HASTALIKLAR
Ektopik gebelikler
Fertilize olmuş ovumun uterin kavite dışında implante olmasıdır. Yaklaşık 300 gebelikten 1 ‘inde görülmektedir. Fallop tüpü (özellikle ampulla kısmı) olayın en sık görüldüğü bölgedir. Diğer anormal implantasyon bölgelerine oldukça nadir olarak rastlanır; bunlar, peritoneal kavite, över ve servikstir.
Etyoloji kesin olarak bilinmemektedir, ancak ektopik gebelik, muhtemelen fallop tüplerindeki birtakım yapısal anormallik neticesinde meydana gelmektedir, örneğin: [...]
Malign
Faliop tüplerinin malign tümörleri:
• Primer: adenokarsinomlar; tipik olarak postmenopozal kadınlar etkilenmektedir. Geç belirti vermelerinden dolayı prognoz kötüdür.
• Sekonder: endometrial tümörler tüp lümeni aracılığı ile yayılabilir ayrıca pelvik peritondaki metastatik hastalık tüp serozasını tutabilir.
Benign Adenomatoid tümörler
Tipik olarak mezosalpinks tümörleridir.
Failop tüplerinin tümörleri
Fallop tüplerinin tümörleri oldukça nadirdir. Benign veya malign olabilirler.
Krukenberg tümörü
Överin büyümesine sebep olan, metastatik “signet ring” adenokarsinomdur.
Metastatik
Tipik olarak meme ve gastrointestinal kanal kaynaklı olmak üzere, överler sık rastlanan metastaz bölgeleridir.
Steroid hücre tümörleri
Nadir olarak gözlenen, benign tümörlerdir. Bol miktarda lipid içeren adrenal korteks benzeri hücrelerden oluşurlar. Tümörler sıklıkla, androjen yapımına bağlı virilizasyon semptomları ile karşımıza gelirler.




