Üreme Sistemi Patolojisi

Gonadoblastomalar

Sekskord stroması ve primitif germ hücrelerinin derivelerini içerirler. Nadir olarak karşımıza çıkarlar. Lezyonlar tipik olarak, gonadlarında Y kromozomu taşıyan fenotipik bayanlarda gelişmektedir. Germ hücre komponenti, disgerminom oluşturmak üzere malign dönüşüme uğrayabilir.

Sertoli-leydig hücreli tümörler (androblastomalar)

Seyrek olarak gözlenirler. Küçüktürler ve çoğunlukla överde sınırlıdırlar. Normalde testiste görülen hücre tiplerinin karışımı olarak karşımıza çıkarlar. Sekrete ettikleri hormonlara bağlı olarak maskulinizan etki­lerin ortaya çıkmasına sebep olabilirler.

Granüloza hücreli tümörler

Follikül kökenli granüloza hücrelerinden kaynaklanır­lar. Yaklaşık %75′i östrojen sekrete ederler ve hiperöstrojenizmin bulguları ortaya çıkar. Malignite potansiyeli olan bu tümörler eğer övere sınırlı kaldıysa oldukça iyi prognoza sahiptirler.

Endodermal sinüs (yolk kesesi) tümörleri

Nadir, yüksek derecede malign olan bu tümör; sıklık­la 30 yaş altındaki kadınlarda gözlenmektedir. Lez­yonlar tipik olarak AFP (alfa-fetoprotein) sekreteederler ve bu da kanda tümör belirleyicisi olarak kul­lanılabilir. Tedavi edilmezse prognoz oldukça kötüdür. Kombinasyon kemoterapisinin hastalığı daha iyi hale getirdiği tahmin edilmektedir.

Disgerminomlar

Nadir olarak ortaya çıkan bu malign tümör, testisteki seminoma benzer. Tümör, esas olarak genç bayan­larda gözlenmektedir. Etkilenmiş olan överde büyüme izlenir. Normal över dokusu, yüksek dere­cede radiosensitif olan beyaz, yumuşak tümör dokusu ile yer değiştirmektedir.

Teratomlar

Benign kistik teratomlar (överin dermoid kistleri)
Tüm över neoplazilerinin yaklaşık %10′una tekabül etmektedir.
Makroskopik olarak, tutulan överde, deri, deri ekleri ve özellikle saç tarafından sınırlanmış olan kistik yapıya değişim olmuştur. Diş, kemik, respiratuar kanal dokuları, matür nöral doku ve düz kas sık gözlenen diğer dokulardır.
Solid teratomlar
Nadir görülürler. Malignite potansiyeli olan tümör­lerdir. Skuamöz epitel, kıkırdak, düz kas, respiratuar [...]

Germ hücreli tümörler

Çocukluk çağından itibaren ortaya çıkan över neoplazilerinin %20’sini oluşturmaktadır. Benign ya da malign olabilirler.

Överin Brenner tümörleri

Üriner kanalın transisyonel hücreli epiteline benzer şekilde epitel yuvalarını içeren tümörlerdir, iğ hücreli stroma ile birliktedirler. Benign, borderline ya da malign olabilirler.
Makroskopik olarak lezyonlar, solid karakterdedir ve sert, sarı-beyaz kesit yüzüne sahiptirler.
Mikroskopik olarak, transisyonel hücreli epitel yuvalan, iğ hücreli stroma ile bölünmektedir.

Endometrioid tümörler

Endometrial differansiasyon gösteren över tümörleridir. Büyük çoğunluğu maligndir (endometrioid karsinom), tüm över kanserlerinin %20’sini oluşturmak fadırlar.
Şeffaf hücreli karsinom, endometrioid karsinomun bir varyantıdır. Hücreler berrak sitoplazmalıdır ve bol miktarda glikojen içermektedirler.
Prognoz-5 yıllık yaşam (tüm hastalarda) %40′dır

Müsinöz över tümörleri

Jelatinöz materyal içeren, endoservikal differansiasyona uğramış, multiloküler kistik över tümörleridir.
Benign (müsinöz kistadenom)
Makroskopik olarak, multiloküler kistik lezyonlar, yapışkan ve mukid materyal içermektedirler. Sadece %5 olguda bilateraldirler.
Mikroskopik olarak, kistler, tek katlı, müsin sekrete eden, düzgün nukleuslu, atipi ve mitoz göstermeyen kübik epitelle çevrelenmişlerdir.
Malign (müsinöz kistadenokarsinom)
Genç bayanlarda ortaya çıkmaktadır. Tanı anında ortalama yaş 35′tir.
Makroskopik olarak, benign müsinöz kistadenomlara [...]

Borderline seröz tümörler

Makroskopik olarak, %30 olguda bilateraldir. Kistik ya da solid-kistik mikst olabilir.
Mikroskopik olarak, seröz kistadenokarsinomlara benzerler. Ancak, över stromasına invazyon izlenmemekle birlikte hücresel atipi mevcuttur.
Prognoz-10 yıllık yaşam (tüm hastalarda) %75′tir.

Malign (seröz kistadenokarsinom)

Över karsinomlarının en sık görülen formunu oluşturur.
Makroskopik olarak, yaklaşık %50 olguda bilateral olarak izlenir. Kistik olabileceği gibi, solid-kistik mikst olabilir ya da büyük çoğunluğu solid olarak gözlenir.
Mikroskopik olarak, kistik kaviteler, silindirik ve kübik hücreler tarafından sınırlandırılmıştır. Bu kübik ve silindirik hücrelerde ve solid alanlarda papiller proliferasyona rastlanmaktadır. Hücreler pleomorfiktir, mitoz izlenebilir. Över stromasına invazyonun göste­rilmesi, [...]

Benign (seröz kistadenom)

Makroskopik olarak, ince duvarlı, unilokuler kistik tümördür. Yaklaşık %10 olguda bilateral olarak karşımıza çıkmaktadır. Mikroskopik olarak, düzgün küboidal epitel tarafından sınırlandırılmıştır.

Överin seröz tümörleri

Tübal diferansiasyon ile meydana gelen överin bu kistik tümörü, berrak sıvı içermektedir. Büyük çoğun­luğu (%70) benign karakterdedir

Yüzey epiteline ait tümörler

Epitelyal tümörler, överin tüm tümörlerinin yaklaşık %70′ini, tüm malign tümörlerinin ise %90′ını oluştur­maktadır. Tipik olarak erişkin yaşamda karşımıza çık­maktadırlar.
Etiyoloji kesin olarak belli değildir, ancak yüksek sosyal seviyedeki bayanlarda insidans daha yüksek olarak karşımıza çıkmaktadır. Gebelik ve oral kontraseptiflerin kullanımı ile riskin azaldığı bilinmektedir.
Tipler-Epitelyal tümörler, orijinini embriyonal kölomik epiteden almış olan, yüzey epitelinden köken alırlar. Bu [...]

Överin neoplastik hastalıkları

Över kanserleri diğer jinekolojik malignitelerle karşılaştırıldığında daha yüksek ölüm oranına sahip olmaktadır; çünkü hastalık yakalandığında büyük ihti­malle ileri evre olarak karşımıza çıkmaktadır.
Primer över kanserleri, kadınlardaki tüm malignitelerin yaklaşık %5′lik kısmını oluşturmaktadır. Birkaç değişik tipi mevcuttur

Fallop tüplerinin kistleri

Sıklıkla benign kistlerine rastlanılır, iki ana grupta incelenir:
• Fimbrial kistler: oldukça sıktır. Küçük, temiz sıvı içeren bu kistler benign karakterlidir. Unioküler olan bu kistler, tipik olarak tübün fimbrial sonlanış kısmın­da yerleşirler.
• Morgagni kistleri (paratubal kistler): failop tüp­lerinin fimbrial sonlanış kısımlarına bitişik yerleşim gösterirler. Wolf kanalı artıklarından geliştiği düşünülmektedir.

Över kistleri

Çoğu kadın hayatının bir döneminde yumurtalıklarında kist problemi ile karşı karşıya gelebilir. Yumurtalıklardaki kistler genellikle belirti vermeyip, çoğu zaman rutin jinekolojik kontroller sırasında fark edilir.
Genellikle masum olan ve herhangi bir tedavi dahi gerektirmeyen bu problemler, yanlış inanışlarla halk arasında kansere meyilli bir durum olarak görülerek korku yaratmaktadır.
Yumurtalıklar embriyolojik orijinleri açısından çok değişik türdeki hücreleri bünyelerinde [...]

Pelvik inflamatuar hastalık (PID)

Tipik olarak ascendan infeksiyon sonucunda ya da daha az sıklıkta olmak üzere postoperative infeksiyona bağlı olarak fallop tüpleri, överler ve peritonun kombine infeksiyonudur. Predispozan faktörler, süpüratif saipenjitte olduğu gibidir.
Pelvik abselerde sıklıkla anaerob organizmalar bulunmasına rağmen PID’de en sık karşılaşılan orga­nizmalar Neisseria gonorrhoea ve Chlamydia trachomatis’tir.Inflamasyon akut olarak başlar, tedaviye çabuk başlanmaz ise kronik PID’ye ilerleme [...]

Tüberküloz salpenjit

Fallop tüplerinin tüberküloz infeksiyonudur.
Etyolojide, Mycobacterium tuberculosisin genital bölgenin dışarısından hematojen yayılımı söz konusu olmaktadır.
Tüp mukozası ve duvarında çok sayıda granülom gelişmekte ve bunlar komşu organlarla yapışıklıklara sebep olmaktadır (özellikle överler), ilerlemiş olgular­da, tüplerde kazeifiye nekrotik materyalle dolu kavite gelişimi olabilmektedir.

Över ve Fallop Tüplerinin Hastalıkları

Salpenjit
Fallop tüpünün(lerinin) inflamasyonudur.
Süpüratif salpenjit
Etyoloji-Hemen daima uterin kaviteden kaynaklanan ascendan infeksiyonla oluşmaktadır.
Predispozan faktörler:
• Gebelik ya da endometritin devamı.
• Rahim içi araç (RİA) kullanımı.
• Cinsel temas yoluyla bulaşan hastalıklar (Mycoplasma, Chlamydia ve gonokoklar).
• Actinomyces: RİA kullanımı ile birlikte genital traktusta kolonize olurlar.
Makroskopik olarak, tüpler şiş ve konjesyonedir.
Vasküler dilatasyona bağlı olarak serozal yüzey [...]

Hiperöstrojenik olmayan tümörler

Yaşlı postmenopozal kadınlarda ortaya çıkan bu durum, büyük sıklıkta kötü prognozlu olmaktadır. Östrojenik stimülasyonla ve endometrial hiperplazi ile birliktelik mevcut değildir.
Makroskopik olarak:
• Küçük tümörler: endometriumda diffüz, solid alan­lar ya da polipoid lezyonlar şeklinde olmaktadır.
• Büyük tümörler: Endometrial kaviteyi dolduran ve genişleten yumuşak, beyaz ve gevrek doku varlığı mevcuttur.
Mikroskopik olarak:
• Hiperöstrojenik [...]

Hiperöstrojenik tümörler

Menopoza yakın olan hastalarda, endometriumun anormal östrojenik uyarımıyla ve endometrial hiperplazi ile birlikte karşımıza çıkmaktadır. Genel olarak iyi prognozludurlar. Tümörlerin çoğunluğunu endometrioid adenokarsinomlar oluşturmaktadır (%60). Tümörün glandüler ve solid patterninin mik­tarına göre gradelendirilirler . Yüksek grade, kötü prognozla birliktelik göstermektedir

Fibroidler (leiomyomalar)

Uterusun kas duvarından gelişen, benign, düz kas tümörleridir. En sık görülen pelvik tümörlerdir, genel­likle 30 yaşın üzerindeki kadınların yarısı etkilenmek­tedir. Menopoz öncesi dekatta semptomatik hale gelmektedir. Sebebi bilinmemektedir, ancak risk fak­törleri şöyle sıralanabilir:
• Yaş: 30 yaşın altında nadir.
• Irk: Afrika-Caribbean populasyonunda daha sık.
• Parite: nullipar ve az çocuklularda daha fazla.
• [...]

Neoplastik hastalıklar Benign Endometrial polipler

Tipik olarak perimenopozal çağda görülen, lokalize olarak endometrial bez ve stromanın aşırı büyüme­sine bağlı olarak meydana gelmektedir. Östrojen stimülasyonuna yanıt olarak, bezlerde aşırı çoğalma sonucunda oluştuğu düşünülmektedir.
Makroskopik olarak, uterusun fundusunda yer­leşim gösterirler; boyutları değişken olmakla birlikte, genellikle 1-3 cm çaplıdırlar. Sert ve düzgün yüzey­lidirler. Endometrial kavitede nodüler görünüşe sebep olurlar, fakat bazen de servikal orifisten [...]

Sayfa 3 of 5«12345»