Kardiak Arrestin Tedavisi

Kardiopulmoner arrest düşünülen bir hastada bir taraftan yardım istenirken bir taraftan da hastayı yerinden kaldırmadan etkili bir takım önlemlerin derhal başlatılması gerekir. Sonuçlar, problemin süratle tanınması, iyi eğitilmiş bir canlandırma ekibinin performansı ile çok yakından ilgilidir. Canlandırma çalışmalarının inatla devamı teşvik edilmelidir. 80 den fazla depolarize edici şoktan ve 1 saatten fazla süren çabalardan sonra kurtarılabilen hastalar vardır.

Canlandırma aşağıdaki kademelerden meydana gelir:

A.Havayolu : Kardiak arrestin tedavisindeki ilk esas adım, hava yolunun açık tutulmasıdır. Bu genellikle, basitçe başı geriye doğru yatırarak ve alt çeneyi öne doğru çekerek yapılır. Eğer hava yolu hala kapalı ise, farinksten parmak yardımıyla çıkarılması mümkün yabancı cisimler, kusmuk, takma dişler v.b. çıkarılır. Havayolunu emniyete almak için dil dışarı doğru çekilir. Solunumu çok daha iyi kontrol etmek mümkün olduğu için endotrakeal bir tüp yerleştirilmesi tercih edilir.

B.Solunum: Endotrakeal tüp veya sıkıca yerleştirilmiş bir maske yardımıyla hastaya oksijen verilir. Eğer oksijen hemen temin edilemiyorsa ventilasyon ya direkt olarak ya da bir resusitasyon tüpü yardımıyla ağızdan ağıza yapılmalıdır.

C.Kalp Canlandırması : Derhal kapalı göğüs masajı başlatılmalıdır. Bu işlem sırasında hasta sert bir zemine yatırılmalı ve kesin olarak solunum temin edilmiş olmalıdır. Stemuma indirilen sert bir yumruk darbesi ile kalbin çalışması stimüle edilebilir. Eğer bu etkili olmazsa elin tabanı sternum alt ucuna yerleştirilir, yaklaşık olarak saniyede bir defa aşağıya, omurgaya doğru 4-5 cm. bastırılır. Bası sternumu yeterince çökertecek şekilde olmalı ancak kaburganın kırılmasına neden olacak şekilde olmamalıdır. Özellikle güçlü erişkin hastalarda kol hareketinden daha çok pozitif aksiyon gerekir. Bu durumda hekimin hastanın üzerine atabiner gibi diz çökerek hastanın üzerine omuzlarının ağırlığı ile bastırması tavsiye edilir. Her beş kalp kompresyonu arasında bir solunum siklusu olacak şekilde masajı solunum yardımı ile koordine etmeye gayret etmelidir. Palpe edilebilir bir nabız sağlamak için gerekli basıncı tespit etmek üzere karotis ve femoral nabız sık sık kontrol edilmelidir. Pupillerde devam eden dilatasyon yeterli ventilasyona ve perfüzyona ulaşılamadığının işaretidir.Aşırı şiddette bir kompresyon kosta veya kostal kartilajlarda kırıklara, hatta karaciğer ve dalak rüptürlerine neden olabilir. Akciğer,mide gibi diğer organların da yaralanmaları bildirilmiştir. Eğer yelken göğüs, bilateral pnömotoraks veya kalb laserasyonu ekstemal masajı imkânsız kılarsa, derhal torakotomi ve direkt kalb masajı gerekebilir.

D.İlaç Tedavisi: Bu dönemde dokulardan absorpsiyon sınırlı ve geç olduğu için ilaç ve elektrolitlerin hepsi intravenöz olarak verilmelidir. Devam eden ventriküler irritabilite 50-100 mg.lidocaine injeksiyonunu takiben, gerekirse bu ilacın İV drip halinde verilmesi ile tedavi edilmelidir. Eğer hipokaliemi şüphesi varsa potasyum chloride 10-20 meq. dozlarında verilebilir. Yetersiz perfüzyon metabolik asidoz ile sonuçlanacaktır. Bu durum gerekli dozlarda sodium bikarbonat enjeksiyonu ile düzeltilmelidir, (ampuller genellikle 44 meq. sodium bikarbonat içerir.). Ağır olmayan asidozlar çok zararlı değildir. Dikkatler nedene yönelmelidir.

İnotropik ilaçlar yeterli kardiak kontraksiyonu stimüle etmek için esas olabilir veya sistolik aktiviteyi başlatmak için gerekebilir. Yardımcı vazodilatatör aksiyonu nedeni ile isoproteranol tercih edilen ilaç ise de, epinef-rin önemli değerde bir diğer ilaçtır. îsoproterenolün dozajı 500 ml.0.5 N tuzlu su veya %5 dekstroz ve su içerisinde 2 mg. İV olarak dakikada 10-20 damla verilir. Bu dozun iki veya dört katı gerekli olabilir veya aksine ilaç ventriküler fibrilasyona neden olabilir ve kesilmesi gerekebilir.

E.Defibrilasyon: Eğer hasta ventriküler fibrilasyonda ise normal kalb ritminin restorasyonu esası teşkil ederse de, kalbe ve beyne etkili dolaşım sağlanıncaya kadar buna teşebbüs edilmemelidir. îskemik bir kalp ne defibrilasyona ne de inotropik ilaçlara cevap verecektir. İlk canlandırma çalışmaları sırasında dolaşım ve solunum desteklenirken hasta EKG ye bağlanabilir. Efektif intravenöz yollar ve arteriel basınç monitorizasyonu sağlanır. Ancak kalbe yeterli dolaşım desteği sağlandıktan ve kalbin fibrilasyonda olduğu tespit edildikten sonra defibrilasyon işlemi uygulanmalıdır. Defibrilatör elektrotlarına iletici jel sürülmeli veya üzerleri ıslak tuzlu bezle sarılmalıdır. Elektrotların bir tanesi sol alt kaburganın midaksiller çizgi ile kesiştiği yere, diğeri ise sternum üst kısmına yerleştirilir. Defibrilatör (bu sıklıkla bir kondensatör üzerinden boşaltma sistemidir) 200-400 watt-sn. arasında ayarlanmalıdır. Respiratuar destek şok esnasında geçici olarak durdurulmalı, onun arkasından durum değerlendirilirken hemen yeniden başlatılmalıdır. Volum kaybının, asidozun veya elektrolit dengesizliğinin düzeltilmesi için çalışmalara ara vermeden, defibrilasyon sadece bir veya iki kez uygulanmalıdır. Elektrotların bütün yüzeyleri iletici krem ile kaplanarak, vücut yüzeyi ile elektrotları tam bir temas haline getirilerek, kıvılcım için bir ara bırakılmadığından emin olmak suretiyle elektrotlar nedeniyle olan deri yanıkları minimale indirilmiştir. Diğer yandan macun iki elektrot arasında köprü oluşturup kısa devreye neden olacak şekilde sürülmemelidir.

F.Pacemaker: Bir asistolik kalp bloğu veya sinüs bradikardisi ısrar ederse elektriki pacing gerekli olabilir. Konvansiyonel elektrotlar İV yoldan, perkütan eletrotlar ise kalp apeksinden yerleştirilebilir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ