LEGİONELLA PNÖMONİSİ

İlk defa 1976 yılında ABD’nin Philadelphia eyaletinde bir pnömoni salgını sırasında 182 vakalık bir seri olarak tanımlanan legionella pnömonisi değişik yayınlarda hastane dışında gelişen pnömonilerin %1-27’sini oluşturmaktadır(43). İlk tanımlanan etken olan L.pneumophila’nın 13 serotipi mevcuttur. İnsanda infek-siyon oluşturan 18 legionella türü saptanmıştır(44). Legionella esas olarak İntrasellüler yerleşim gösteren gram-negatif bir basildir. Bulaşma başlıca solunum yoluyla bakterinin alınması sonucu oluşur. Aerosol oluşturan havalandırma-ısıtma sistemleri konta-mine olarak bakterinin çoğalıp yayılmasına ve hastalığın ortaya çıkmasına neden olabilirler. 2-10 günlük bir prodromal dönem sonrasında halsizlik, şiddetli baş ve adale ağrıları, boğaz ağrısı, başlangıçta kuru, takiben az miktarda sulu, nadiren pürülan olabilen balgamla birlikte öksürük görülmesi karakteristiktir. Hastaların üçte birinde az miktarda da olsa hemoptizi görülebilir ve özellikle plöretik tipte bir ağrıyla birlikte olduğunda yanlışlıkla pulmoner emboli tanısı konulmasına neden olabilir{43,45). Titremeyle yükselen veya sürekli yüksek seyreden ateş gözlenebilir. Üçte iki hastada relatif bradikardi ortaya çıkar. Bulantı, kusma, diare, şiddetli başağnsı, myalji, mental değişiklikler hastaların çoğunda klinik tabloya eşlik eder. Akciğerlerin fizik incelemesinde hastalığın erken dönemi dışında konsolidasyona ilişkin bulgular saptanır(43,45). Diğer bakteriyel pnömonilerde olduğu gibi hipo-natremi hipofosfatemi, anormal karaciğer fonksiyonları, pro-teinüri, mikroskopik hematüri gözlenebilir.

Akciğer grafisinde legionella pnömonisine özgül bir görünüm mevcut değildir. Yamalı tarzda, lober, segmental infiltrasyonlar tek taraflı veya bilateral olarak gözlenebilir. Hastaların %24-63’ünde plevral effüzyon görülür(45). Uygun tedavi verilmeyen hastalarda konsolidasyon komşu bölgelere ve diğer akciğere atlar (43).

Yüksek ateş, multisistemik tutulum, pürülan balgamın olmayışı ve radyolojik olarak pnömonik inftltrasyonun görülmesi halinde İegionella pnömonisi düşünülmelidir(4).

Gram negatif bir basil olmasına karşın zayıf boya alması nedeniyle legionella Gram boyasıyla boyanan preparatlarda görülmez. Tanı; özel besiyerlerinde mikroorganizmanın üretilmesi, direkt immunofloresan (DFA) boyamayla klinik preparatlarda bakterinin gösterilmesiyle konabilir. Her iki yöntemin de özgüllüğünün çok yüksek olmasına karşın, sensitivitesi %50 civarındadır(46). Ancak monoklonal antikor yöntemiyle boyamada DFA testinin duyarlılığı artar. Transtrakeal aspirasyonla alınan balgamda duyarlılık %90 civarındadır(46). İdrarda iegionella antijeni aranması yüksek sen-sitivite ve spesifiteye sahiptir; fakat geçirilmiş hastalığı ekarte ettirmez{45). Serolojik tanı; pozitif cevap için haftalar geçmesi gerektiğinden ancak retrospektif olarak hastalığın tanınmasında işe yarayabilir(45). Klinik materyel içinde legionella’nın ribosomal RNA’sı ile hibridizasyon veren gen problan son yıllarda ticari olarak geliştirilmiştir(47). Bu testin de duyarlılığı DFA düzeyindedir. Uygun tedavinin erken dönemde başlanmadığı hastalarda mortalite %5-25 arasında olup, immunosupresif kişilerde %80’e varabilir(43).

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ