Osteomiyelit

Osteomiyelit, kemik yapılarının iltihabi olayıdır. En sık 1-20 yaşları arasında görülür, erkekler kızlara göre 2.5 kez daha sık yakalanırlar.

Bugün için uygun medikal tedavi ve cerrahi yöntemlerle hastalığın morbidite ve mortalitesinin belirgin azalmasına karşın, halen gerek tanı gerekse tedavide bir takım sorunlar mevcuttur.

Tedavide gecikme infeksiyonun kronikleşmesine, kalıcı deformitelere ve önemli fonksiyon bozukluklarına yol açmaktadır.

Etiyoloji

Yaşa ve mikroorganizmanın vücuda giriş yerine göre farklılıklar gösterir. Tablo I’de yaşa göre osteomiyelite neden olan etkenler özetlenmiştir.

TABLO I. Osteomiyelit Etkenleri

Yaş

Etkenler

Yenidoğan

Infant

Çocuklar ve erişkin

Grup B streptokoklar

S. aureus

Enterob actericeae

N. gonorrhoea

Diğer etkenler

S. aureus

H. influenzae

Grup A ve B streptokoklar

S. pneumoniae

Diğer mikroorganizmalar

S. aureus

Enterobactericeae

Streptokoklar (A grubu)

Diğer etkenler

OSTEOMİYELİT

TABLO II. Mikroorganizmanın Giriş Terine Göre Osteomyelite Neden Olan Etkenler

Lokalizasyon Etken_

Yara S. aureus

Grup A streptococcus

S. aureus

Gram-negatif enterlik basiller

Orta kulak . Anaerobes

Slckle celi hemoglobinopatisi olanlarda salmonella, eroin alışkanlığı olanlarda, ayak yaralanmalarından ve ponksiyondan sonra pseudomonas, ağız içi foküslerden ve hayvan ısırmalarından sonra anaerobik organizmlere bağlı osteomyelit daha sık gelişir.

Komşu dokulardan ilerlemeyle oluşan osteomyelitlerde birden fazla mikroorganizma ile, immünokompromize kişilerde, hemodializ hastalarında ve eroin alışkanlığı olanlarda ise nadir organizmalar hastalığa neden olabilir.

Diğer etkenlerden virüsler, riketsialar, funguslar, mycobacteria’lar da osteomyelit yapabilirler.

Osteomyelit vücutta herhangi bir kemikte gelişebilir. Daha çok uzun kemiklerin metafizi tutulur. Mikroorganizmalar kemiğe üç yolla ulaşırlar:

1.  Septisemi veya bakteriyemiyi takiben (hematogen osteomyelit) gelişen ve en sık görülen şeklidir.

2.  Direkt inokülasyon, açık kırık, penetrasyon, ponksiyon ve cerrahi girişimlerden sonra ortaya çıkar.

3.   Komşu dokulardaki infeksiyonun kemiğe ilerlemesi ile gelişir.

Yenidoğan ve infantlarda kemik infeksiyonlarının çoğu hematojen yayılımla gelişir ve sıklıkla uzun kemiklerin metafizi tutulur. Metafizyel damarların anatomik yapısı ve kan akımının dinamizmi, bakterilerin bu bölgede yerleşip çoğalmasına müsaittir.

18 aya kadar olan bebeklerde, metafiz ve epifiz arasında arteyel beslenme yönünden bağlantı vardır. Kartilajinöz epifızyel büyüme tabakası, nütrient arterin metafizyel dalları ile kapiller pleksusundan diffüzyonla beslenir. Venöz kanallar büyüme tabakalarını delerek geçtiğinden infeksiyonun metafîzden epifize geçişi engellenemez. Epifizyel kartilaja komşu olan metafizyal sahada, nütrient arterin kapiller dağılımı ile sinüsoidal venler birleşip venöz drenajı sağlarlar. Bu bölge, kan akımının yavaş olması ve fagositik hücrelerin aktif olarak fonksiyon görmemeleri nedeniyle, konakçı müdafaasından korunan mikroorganizmaların çoğalmaları için uygun bir ortam teşkil eder. Ayrıca bu bağlantının iki önemli sonucu vardır:

1.Epifizyal büyüme tabakalarının harabiyeti, kemiğin büyümesini engellediğinden uzuvda kısalık veya deformitelerin meydana gelmesine yol açar.

2.  İnfeksiyonun metafizden laterale doğru yayılmasıyla komşu eklemde sıklıkla tutulur. Bu nedenle infantlarda, osteomyelitle birlikte septik artrit sık görülür. Özellikle metafızden eklem içine yayılma, metafizin üst kısmının kapsül içinde olmasından dolayı kalça ve omuz eklemlerinde meydana gelir.

Metafizde çoğalan bakteri eksudaya yol açar, basıncı arttırıp kan damarlarına baskı yapıp dolaşımı ve dolayısıyle bölgenin beslenmesini bozar. İnfeksiyon, Volkman ve Haversiyan kanalları ile ilerler. Korteksi geçer ve kaldırır. Çocuklarda metafizyel korteks erişkine göre daha incedir ve periost alttaki kortikal kemiğe daha gevşek yapışmıştır. Korteksten laterale doğru ilerleyen infeksiyon, periostu kaldırıp veya yırtarak periostal abse meydana gelir, periostun kemikten ayrılması, kortikal kanlanmaya mani olur, kemikte iskemi sonucu nekroz meydana gelir, bu ölü kemik dokusuna “Sequestrum” denilir, bu da infeksiyonun kronikleşmesine zemin hazırlar. İnfeksiyonun komşu adale dokusuna yayılmasıyla derin yumuşak doku abseleri oluşur. Deriden absenin akması ile kütanöz sinuslar meydana gelir. Bunlar daha çok kronik osteomiyelitte görülür. Bir süre sonra, ayrılan periost altında involukrura denilen yeni kemik teşekkülleri ortaya çıkar. 18 aydan 4 yaşma kadar, epifizyal büyüme tabakası teşekkül etmiştir. Korteks daha kalın ve yoğun olduğundan, infeksiyonun metafizden epifize yayılmasında fonsiyonel bir bariyer oluşturur. Aynca kemiğin bu iki bölgesindeki damarlar da ayrılmıştır. Nütrient metafizyel kapiller damarlar atrofıye uğramıştır. Bu nedenle avasküler epifizyel büyüme tabakası infeksiyonun epifîzden komşu ekleme yayılmasını engellemektedir.

4-16 yaş arasında ve erişkinlerde metafizyel korteks kalınlaşmış ve periost fibröz bir yapı halini almıştır. Patogenez bir önceki dönemdeki gibidir, ancak dıştaki kortikal lamellere rüptürü ve kortekse penetrasyonu nadirdir. Bu nedenle bulgu ve semptomlar fojtaldir.

Sipi’nin osteomyelitinde, sıklıkla intervertebral disk veya vertebra korpusları tutulur. Venöz sistemle komşu ligamentlere ve diğer vertebra korpuslarına yayılır. Bu nedenle birden fazla vertebra tutulumu görülür. Eksuda periost ve dura mater arasında birikip ekstradural abse meydana getirir, spinal kord basısına neden olur.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ