Patoloji ve Fizyopatoloji

Mikroskopik olarak yanık yarasının patolojik özelliği esasen koagülasyon nekrozudur. Yanarak kömür haline gelmiş dokunun altında 3 ayrı bölge (zone) vardır. İlki, kalıcı irreversible koagulasyonun olduğu ve hiçbir kapiller kan akımının bulunmadığı “koagülasyon” bölgesidir. Ciddi şekilde harap olmuş bu bölgenin derinliği sıcaklık derecesine ve maruz kalma süresine bağlıdır. Bunun etrafı uyuşuk kapiller kan akımı ile karakterize staz bölgesidir. Hasar görmesine rağmen dokuda koagülasyon henüz olmamıştır. Staz erken veya geç olabilir. Ek bir ovalama işleminden veya dehidrasyondan kaçınarak staz değişikliklerinin artması önlenebilir. Venöz tıkanıklığının önlenmesi bu bölgede trambozis ve infarktüslere kadar ilerleyebileceğinden önemlidir. Üçüncü bölge hiperemi bölgesidir. Sağlıklı bir organizmanın letal olmayan yaralanmaya karşı olağan cevabı inflamatuar değişikliklerden doğar.

Isıyla yaralanmış kapillerden hızla sıvı ve protein kaybı olur. Endotelyal hücreler arasında fibrinojen gibi makromoleküllerin dahi interstisiyuma geçmesine izin veren geniş açıklıklar vardır. Total vücut alanının %40’nu tutan bir yanıkta başlangıçtaki intravasküler volüm kaybı 4,4 ml/kg/saat’ı aşacak düzeydedir. Volüm kaybı en fazla ilk 6-8 saatte olur. 18-24 saatte kapiller düzenlenim normale döner. Başlangıçta, vazoaktif mediatörlerin salınmasına bağlı olarak yanmamış dokularda da geçici vasküler permeabilite artışı olur. Akciğer mikrosirkülasyonu permeabilite değişikliği açısından ayrı tutuluyor görünmektedir. Doku perfüzyonunun erken dönemde azalması sonucu hücrelerdeki ATPase aktivitesinde ve membran potansiyelinde genel bir azalma olur. Bu durum ekstrasellüler sodyum ve suyun intrasellüler ortama geçmesine ve dolayısıyla da sıvı gereksiniminin artmasına sebeb olur. Yaralanmalarda, yaklaşık 24 saat içerisinde başlamak üzere hemodinamik dengenin sağlanmasıyla bu olaylar düzeltilir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ