Porfirin Metabolizması Bozuklukları ve Tedavisi

PORFİRİN METABOLİZMASI BOZUKLUKLARI

SINIFLAMA
Porfirialar 2 ana gruba ayrılır: a) Hepatik, b) Eritropoetik.

Hepatik porfirialar da 1. Akut intermittan porfiria, 2. Variegat porfiria

(akut form+deri belirtileri), 3. Herediter porfiria, 4. Porfiria kutanea tarda olmak üzere dörde ayrılır.

Eritropoetik porfirialar ise 1. Konjenital porfiria, 2. Eritropoetik protoforfiria olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

Hepatik porfiriada aşırı porfirin yapımı karaciğerde, eritropoetik porfiriada ise kemik iliğinde olmaktadır.

ww

AKUT İNTERMİTTAN PORFİRİA

Otozomal dominant kalıtımla geçen ve ülkemizde nisbeten sıkça rastlanan bir hastalıktır. Bizim, akut porfiria tanısıyla tedavisine çalıştığımız vak’a sayısı 1956 dan 1990 yılma kadar 50 yi geçmiştir. Hastalık, çocukluk yaşlarında gizli kalmaktadır. Ancak püberte yaşlarında ve daha ziyade 20 yaştan sonra ortaya çıkabilmektedir. Aile etütlerimizde en erken olarak belirtilerin 24 yaşında ortaya çıktığını gözlemledik.

Klinik tablo: Hastalık, adındaki intermittan sözcüğünden de anlaşılacağı üzere, akut nöbetlerle seyreder. Nöbetlerin arası çok değişiktir. Bazı vak’alarda ayda 1-2, bazılarında yılda 1, diğerlerinde ise yaşam süresince 1-2 nöbet görülmektedir. Nöbetler son derece ağrılıdır. En önemli yakınma şiddetli karın ağrısıdır. Yayılmayan bu sancıları hafifletmek için hastalar ellerini karınları üzerinde tutarlar, ya da karınlarını kalorifer radyatörlerine dayarlar. Bunun teşhiste değeri vardır.

Kolikler esnasında kusmalar, inatçı konstipasyon, subfebril ateş, iştahsızlık, başağrısı, baş dönmesi ile birlikte psişik ve nörolojik belirtiler de dikkati çeker. Bunlar hiperestezi, psödoparaliziler ve psişik bozukluklardır. İlk bakışta kolikler nedeniyle akla ileus veya renal kolik tablosu gelirse de kas defansının bulunmayışı ileus teşhisinden bizi uzaklaştırır. Lökositoz bulunmaz. İdrarda eritrosit görülmeyişi de renal koliğin aleyhinedir. Bu durumda, böyle bir tablo ile ilk defa karşılaşan bir hekim, akut porfiria olasılığını hatıra getirmezse tanıya varamaz.

Birkaç gün içinde nevraljiler, psikotik reaksiyonlar, psödoparaliziler ortaya çıkar. Landry tipi yükselen paralizler kuadropleji halini alabilir. Ölüm, solunum felci ile olur.

Laboratuar bulguları: Krizler esnasında idrar koyu kırmızı renkte gelir. Ağzı açık kavanozda bekletilen idrarın rengi esmer-koyu kırmızı renge dönüşür. Bunun nedeni, idrardaki porfobilinojen ve koproporfırinojenin okside olmasıdır. Krizler süresince idrarda porfobilinojen, koproporfirin III ve delta aminolevülinik asit artmış bulunur.

Profilâksi

Akut intermittan porfiria genini taşıyanlarda akut krizlerin ortaya çıkmasında bazı etkenlerin rolü olduğu bilinmektedir. Açlık ve bazı enfeksiyonlardan başka bir çok kimyasal madde ve ilâçlar nöbetleri davet edici etki göstermektedirler. Hastaların bu etkenlerden uzak durmaları kendilerine öğretilmeli ve nüfus cüzdanlarına birTıste halinde iliştirilmelidir.

Bu etkenleri sıralayalım: Barbitüratlar, pirazolonlar (piramidon), anestezikler (prokain, novokain, Penthtal sodium), sülfonamitler, alkol, griseofulvin kesinlikle yasaktır. Ayrıca şu maddelerin de etken olabileceği bildirilmektedir: Klorokin (Resochin, Plaquinol), pentazosin, petidin (Dolantin), izöniazit, kloramfenikol, pirazinamid, tetrasiklin, oral antidiabetikler, meprobamat, klordiazepoksit (Librium, Elibrin), uretan, imipramin (Tofranil), hidantoin (Epanutin, Epdantoin), oral antikoagülanlar, ergo preparatları, östrojenler, progesteron, 6-merkaptopurin, metildopa, amfetaminler, tiamazol, ağır metaller.

Tedavi

Akut krizlerde enerjik bir tedavi uygulanmalıdır. Bazı vak’alarda krizler 3-7 günde atlatılabildiği halde bazılarında 2-3 ay sürebilir.

Bol sıvı ve karbonhidrat verilmesi: Günde 3 litre su, meyva suyu v.s. içirilmelidir. Kusmalar nedeniyle ağızdan sıvı verilemediği takdirde i.v. enfüzyon halinde günde 2-3 litre % 5 lik dekstroz ve 1 litre fizyolojik NaCl lü serum verilmelidir. Bu sayede hem hastanın beslenmesi, hem de toksik porfirin ürününün dilüsyonu ve idrarla çabuk atılması sağlanmış olur.

Beta blokerler (Betadol, Dideral, Trasicor retard, Lopresor, Visken): Akut krizi bazan tümüyle giderebilmektedir. Dozun yüksek tutulması gerekir.

Hematin (Panhematin): Delta-aminolevülinik asit sintetaz enzimini inhibe edici bir maddedir. Porfirin prekürsörü olan bu madde ve diğerleri idrarla kolay atılabilmektedir. Türkiye’de preparatı yoktur. Deneme numunesi elde ederek kullanan klinikler vardır.

Dozaj: Günde 3-4 mg/kg lık dozu i.v. olarak 3-13 gün süreyle verilmesini tavsiye edenler olduğu gibi, 3 gün için günde 4 mg/kg verilmesini önerenler de vardır. Yavaş verilmesi gerekmektedir, i.v. olarak 20-30 dakikada verilmelidir.

Yan etkileri: Tromboflebit, pıhtılaşma bozuklukları.

Riboflavin (Riboflavin fort ampul): Bir B2 vitamini olan riboflavin’in i.m. zerklerinden iyi sonuç aldığımız izlenimini taşımaktayız.

Dozaj: Günde 1 ampul i.m.

Kolik tedavisi: Şiddetli karın sancılarına karşı Papaverin ampul O,05 g i.v. veya i.m. günde 2 defa, Atropin sülfat 1/2 mg i.m. günde 2 defa, klorpromazin (Largactil ampul) günde 2 defa i.m. ve ağız yoluyla aspirin verilebilir. Bu tedavi ile bulantı ve kusmalar da giderilmiş olur.

Ajitasyona karşı: Klorpromazin (Jjargactil) i.m. verilir. Haloperidol (Haldol, Norodol, Neptol) günde 2 defa 10 damla veya 2 defa birer tablet, ağır vakalarda ise günde 1-2 defa birer ampul i.m. verilir. Ayrıca rezerpin (Serpasil) tablet veya ampul formu da ajitasyon tedavisinde kullanılabilir.

Dozaj: Günde 2 defa birer tablet veya günde 1 ampul i.m.

Hemargînat (Normosang): Yeni bir ilâç olarak Almanya’da kullanılmaktadır.

Dozaj: 4 gün müddetle günde 3 mg/kg i.v. verilir. Beraberinde 150 g glükoz içeren bir serum tedavisi de gereklidir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ